Ocağı yananlar, gemisi su alanlar, genç çiftlere mutluluklar

Kolaj: Evrensel

Çok büyük saçmalıkların, akla sığmaz kararların, hukuka uymaz uygulamaların, insanlığa yakışmaz kötülüklerin ve zekaya hakaret davranışların ortasında kaldık.

Bizim bir haftada yaşadıklarımızı yabancı kanallar 10 yıllık dizi senaryosu yapıyor.

Birlikte yaşıyoruz bu cehennemi, hepimizi bir köşesinden yakıyor.

Yangın, yasaklar, tehditler, kadın cinayetleri, salıverilen suçlular, tekrarlanan suçlar bir de tatildeki meclis...

Biz artık bir afet durumunda neyle karşılaşacağız az çok biliyoruz:

-Devletimiz güçlüdür, her şey kontrol altında.

-Kontrol altında değil diyenler terörist, dış güçlerin emrinde.

-Konvoylar-çakarlar-afet bölgesindeki çalışmaların kilitlenmesi

-Siyasi rantın sırası değil açıklamaları

-Halkımızın cömertliğine güveniyoruz: SMS-IBAN

-Bu konuyu artık kapatın, soruşturma açarız, suç duyurusunda bulunuruz; açtık-bulunduk.

Bizi neyin beklediğini de biliyoruz:

-Olması gereken yapılmayacağı için alternatif çözüm araştır.

-Tüm bilgileri teyitle.

-Gönüllü grupları kur.

-İhtiyaç tespit et, listele.

-Toplanan yardımları istifle, kategorize et, dağıt.

-Moral ver, kendini motive et, umut devşir, dayanış, kaynaş.

-Emeğini, dayanışmanı sahada, tepkini sosyal medyada göster.

-İfade vermeye çağrıl.

Deprem, sel, salgın, kriz, yangın işleyiş aşağı yukarı böyle.

Her seferinde günlerce uykusuz kal, işi gücü bir kenara bırak, aklını kaçıracak gibi ol, neye üzüleceğini şaşır, gözyaşların bir öyle aksın bir böyle.

Yaşanan acıdan bihaber davrananlara öfkelen, görmek bile isteme.

Sosyal medyada hayatını normal devam ettirenlere katlanama.

Her afet sonunda üzülmekten manen, koşturmaktan fiziken, dayanışırken madden bitik düş yine de yaşatabildiğin her canlı için gururlan, yaşama tutun.

Ülkenin akciğeri sönmüş, insanlar ölmüş, yangın durdurulamamış, bir yanda da sel felaketi var.

Halk seferber olmuş bakayım dedim vekiller ne yapıyor:

AKP Kocaeli Milletvekili, AKP Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı ve İçişleri Komisyonu Üyesi Cemil Yaman, Gebzeli bir firma sahibi genç çiftin evine misafir olmuş, onu paylaşıyor. Bir de Dilovası Belediye Başkanı’nın yeğenleri evlenmiş, düğüne gidememiş. “Orada olmak isterdim” demiş.

Kocaeli Milletvekili, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma, Turizm Komisyon Üyesi; AKP 6.Kongre dönemİ Parti İçi Demokrasi Hakem Kurulu Başkan Vekili İlyas Şeker de Cemil Bey’in katılamadığı düğüne katılabilmiş neyse ki. Oradan fotoğraf paylaşıyor.

Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep Milletvekili, TBMM MHP Grup Yönetim Kurulu Asil Üyesi, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Ali Muhittin Taşdoğan düğüne gitmiş.

Genç çifte mutluluklar diliyor.

Ak Parti Mersin Milletvekili, AKP Grup Disiplin Kurulu Üyesi, TBMM Anayasa Komisyonu Kâtip Üyesi Zeynep Gül Yılmaz ise Tarsus›ta bir düğün davetine icabet etmiş.

AK Parti Niğde Milletvekili; TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Üyesi Selim Gültekin de memleketinde düğünde, genç çifte ömür boyu mutluluklar dilemekte.

62. Hükümetin Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı, 27.Dönem AKP Sakarya Milletvekili, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi Çiğdem Erdoğan Atabek de düğünde, iki cihan saadetleri diliyor.

Ondan önce de “Seyyid Osman Adapazârî Divanı ve Bestelenmiş İlahileri” programına katılım sağlamışlar.

Boşa konser iptali istediniz yani müzisyenlerden, ilahiler, düğünler devam ediyor.

Hani AKP Büyükçekmece Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Bahadır Eser, şişme bottaki keyif fotoğrafını “Fethiye yangın yeri” yazıp paylaştı diye öfkelendiniz ya, aslında kıdem olarak tavşanın suyunun suyu kalıyor.

Empati yoksunluğu huy olmuş, sirayet etmiş bir kesime, yas bir tek bizi bağlıyor, ateş bizim ocağımıza düşüyor.

Gelip kayısıyı yerinde yiyin diyen mi ararsınız, önünde karpuz tabağıyla fotoğraf paylaşan mı..!

Sair insana sözüm yok ama bu insanlar bir partiyi, iktidarı temsil ediyor. İsimlerinin yanında satırlarca titrleri yazıyor.

Bu koşullarda acımızı anlatmaya çalışmak insanın zoruna gidiyor. Bir evin tapu değerinden çok daha büyük anlamı olduğunu, içindeki eşyanın değil anıların ederinin derdinde olduğumuzu, ormanın arazi anlamına gelmediğini, hayvanları al-sat için değil sevdiğimizden besleyebildiğimizi, çocuklarımıza çocukluğumuzdan kalan bir yer, bir şey bırakabilme arzumuzu, bu hayatta insan olarak kapladığımız alanın seçmen olarak kapladığımızdan çok daha büyük olduğunu anlatmak insanın zoruna gidiyor.

Yanan benim ev değil, o ormana daha önce hiç girmemiş, o dağa hiç çıkmamıştım, ben değilim dumandan zehirlenen, hiç tilki kucaklamadım, hiç evde kirpi beslemedim ama ağlıyorum çünkü bu memleket bizim, empati duygum da var benim desek yanıtı belli: ölenlere rahmet kalanlara baş sağlığı, ev için kredi de vereceğiz zaten, hayvanın da kilosunca bedelini. Daha da kurcalama işte gerisini.

Balta girmemiş ormandaki ilkel bir kabileye dijital okur yazarlık dersi vermeye çalışmak gibi.

Biz ihaleye girmiyoruz diye, biz fabrikalara çökmüyoruz diye, biz ultra lüks otellerde ağırlanmıyoruz diye, bizim kurşun geçirmez son model araçlarla ilgimiz yok diye sanıyorlar ki bilmiyoruz biz yaşamın anlamını.

Asıl biz sağaltıyoruz bu hayatı.

Gerçeği tek nefeste söyleyivermek, birinin içten teşekkürü, elinden geleni yapmış olduğunu bilmenin huzuru, bir hayvanın kucağına uzanması, koynuna sokulması, bir ağacın gölgesinde kimseden çekinmeden uzanıp uykuya dalıvermek, tek başına yürüyebilmek ve kalabalıklar içinde yalnız hissetmemek birinci sınıf mermerle kaplı metrekarelerce salonlardan daha iyi serinletir bir insanı.

Bir hata yaptım, birinden bari bekledim; “Süreçte sıkıntılar var, özeleştiri vermemiz lazım” açıklamasını.

Dedim bir kişi bari çıkar en kötü ihtimal, bir kişi bari kendi partisinden olmasa da afet bölgesindeki belediye başkanını arar, yanında durur, reflektörlü yeleği giyer, aynı kareye girer.

Olmadı.

Sonra işte nerede bu insanlar diye bakınca gördüm, ekseriyetle düğündelermiş, hepsini yazıya sığdıramadım, çoktular. Yangınla düğünlerin sezonu maalesef aynı.

Öfkeliyiz, haksızlık yorgunuyuz, bir afeti daha sırtlanacak gücümüz kaldı mı emin değilim.

Ama dayanışmanın büyüttüğü bir his de gurur. Bu kaçıncı afetten omuz omuza çıkabilmekten gururluyuz.

Gurur çok güzel bir his. Satın alınamaz bir hürmetle birlikte gelir.

Denemek isterseler diye bir öneri: “Kararnamede öyle yazılmış olsa da kimseden af istemedim, nedenlerimi belirterek istifamı istedim” ne güzel bir cümledir.

Bizim ocağımız yandı, onların gemisi su aldı.

Gemiyi terk ederken bari başı dik tutmak iyidir, insanların yüzüne bakabilmek için yatırım tavsiyesidir.

Bütün vekillerin katıldıkları tüm düğünlerdeki genç çiftlere ömür boyu mutluluklar diler, çocuk yapmayı düşünen herkese önce yeterli oksijenimiz, suyumuz, ekonomimiz kaldı mı diye kontrol etmelerini salık veririm.

TİP meclisin açılması için dilekçe verip çağrı yaptı. Yurttaşın üstü başı is kokarken muhalefetin bari düğünlere mazeret belirtip işinin başına dönmesini umut ederim.

Bu yazı Evrensel'den alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR