Dünyanın yeni bir medeniyete ihtiyacı var... Yeni bir medeniyetin bayrağını kim taşıyacak? (4)

Karbon salınımının özelliği bütün bir kürenin iklimini bozma potansiyeli taşıyor olmasıdır.

Endüstriyel şirketlerin, orduların, türlü güvenlik kuvvetlerinin ve benzeri diğer kurumların, arabaların, uçakların yani fosil yakıt üretimine dayalı bütün birimlerin karbon salınımı dünyayı bozuyor ve zehirliyor.

Kapitalizm öncesinde bu özellikte bir zehirlenme yoktu.

O dönemde henüz fosil yakıtı keşfedilmemişti çünkü.

Hatırlanırsa kapitalizmin şafağında en önemli keşiflerden biri buharlı gemi idi.

Uluslararası ticaret ve taşımacılıkta esaslı bir rol oynamıştı buharlı geminin keşfi.

Fosil yakıtlara dayalı taşımacılık, üretim araçları, çeşitli araç ve edevat üretimi kapitalizmin emperyalizme doğru evrim geçirme sürecinde tarih sahnesine çıkacaktı.

Kapitalist üretim ilişkileri dünyayı sardıkça yoğun bir şekilde fosil yakıt kullanılacaktı.

Kapitalist emperyalizm çağı bir bakıma fosil yakıtı çağı, yani petrol medeniyeti çağı olarak tezahür edecekti.

 
Bir zamanlar ormanlar…

Kapitalizmin ilk/ilkel döneminde doğal olarak ormanlar güçlü bir şekilde var idi ve bunun karbon salınımın hafifletmesi gibi bir sonucu vardı.

Emsal olsun Amazon ormanları tarihin bir zamanlarında karbon salınımı hafifletme rolü oynarken, günümüzde bırakalım hafifletmeyi, ormanlara müdahalenin sürekliliği, müdahalede fosil yakıtın kullanımı ve başka teknik nedenlerle ormanlar karbon salınımı yapacak noktaya geldi.

Çok radikal tedbirler gerekiyor ama…

2015'de Paris'te önemli bir toplantı yapıldı.

Bu toplantıda 2050'ye kadar karbon salınımının sıfıra indirilmesi kararı alındı.

Bu hedefe ulaşılabilmesi için de küresel ısınmanın 1,5 - 2 dereceyi aşamaması gerektiği kararı da alındı.

Ancak kararların alınması yetmiyor.

Toplantıya katılan toplum ve devlet temsilcilerinin toplumu aydınlatmaları, kamuoyu baskısı yaratmaları, devletlerin ikna etmeleri gerekiyordu.

Bunun yetersiz kaldığını artık biliyoruz: Şöyle ki 9 Ağustos'ta İPCC'nin son raporu yayımlandı.

Bu raporun en önemli bulgularından biri 2030 başlarında ısınmanın 1,5 gerçekleşeceği idi.

Yani Paris konferansında koyulan 2050 hedefine daha 2030'da varılmış olacak!

Çok radikal tedbirler gerekiyor.

Kapitalizm buna mecbur edilebilecek mi, göreceğiz.

Hem de bunun için fazla beklemek de gerekmiyor. İki ay kadar sonra Glasgow'da bir konferans toplanacak. Devletlerin ve şirketlerin üst düzey yöneticileri orada olacaklar.

Bakalım, her sene daha korkutucu bir hal alan yangınlar ve sellerden sonra, İPCC'nin bu bahsettiğim raporundan sonra ne yapacaklar göreceğiz ama...

Maalesef ekolojik krizle mücadeleyi gerekli hız ve kapsamda taşıyabilecek bir özne yok.                   

 
Küresel ısınma

İşte son iki yılda Amerika'da ve Avustralya'da yangınlar, Avrupa'da sel felaketleri ortaya çıkıyor…

Çok uzağa ve uzak bir tarihe gitmeye de gerek yok, işte Türkiye'de yaşanan yangınlar, Kastamonu da yüzlerce can kaybına ve yıkıma yol açan sel felaketi…

Bütün bu yangın ve sel felaketlerinin temel nedeni küresel ısınmadır…

Küresel ısınmanın nedeni de karbon salınımı oluyor.

Karbon salınımının güçlü bir şekilde gerçekleşmesinin nedeni de hiç şüphesiz fosil yakıtı medeniyetidir.

Fosil yakıtı, karbon salınımı, Küresel ısınma ve yangınlar arasındaki ilişkinin kısa anlatımını yaptık.

Karbon salınımı ile sel felaketleri ilişkisini de açıklamak gerekiyor.

Karbon salınımının güçlü gerçekleşmesi sonucu hava da o kadar çok buhar damlacıkları birikiyor ki bir nokta geliyor bu şiddeti yağmurlara ve bunun sonucu sel felaketlerine dönüşüyor.

 
İnsan şovenizmi ile yüzleşme ihtiyaç mı?

Karbon salınımı yanı sıra metan gazı salınımı var.

Metan gazı salınımının kaynağı son derece yaygın olan küresel hayvancılık, inekler vb. etsiz yaşam, et üretimine son verilmesinin güncelleşmesi gerekebilir.

Bu beraberinde insanlığı hayvanları öldürme hakkıyla ve insanı şovenizmine varan bir insanı üstün görme anlayışı ile yüzleşmeye götürebilir.  

 
Felaket kapitalizmi

Bütün bu olumsuzlukların iki sebebi var.

Doyumsuz kar peşinde koşan kapitalist şirketler ve devletler.

Tek kelimeyle de kapitalizm.

Kapitalist şirketler, hammadde kaynaklarını devşirmek için devasa kıyım makinaları ve gelişmiş teknikle ormanlara dalıyorlar…

Bunun sonucu binlerce virüs dünyaya yayılıyor. İşte Kovid-19…

Fosil yakıtına dayalı sanayiler havayı zehirliyor. Sanayi üretiminde kullanılan Kimyasal maddeler, dereleri, nehirleri, denizleri, okyanusları zehirliyor. 

Kapitalist şirketler, kapitalist üretim ilişkilerinin mevcut biçimi ve fosil yakıt, yani petrol medeniyetidir dünyayı bu hale getiren.

Hızla petrolden başka enerjilere yönelmek gerekiyor.

Petrol şirketlerini ve bu yönlü çıkar gruplarını aşmak gerekiyor. 

Petrol şirketleri her yıl lobilere verdiği 200 milyon dolar üzerinden ilgili politikacıları satın alıyorlar, propaganda yaptırıyorlar, her koşulda ve neye mal olursa olsun süregelen üretim daha bir yoğunlaşarak sürsün istiyorlar...

Buna tavır almak gerekiyor. 

Kapitalist üretim ve emperyalist politikaları aşmak gerekiyor.

 
Başka bir dünyaya geçmek!

Fosil yakıt dünyasından başka bir dünyaya geçmek gerekiyor.                                          

Denebilir ki rüzgâr ve güneş enerjisi…

Rüzgâr türbini hava akımlarını değiştirmiyor; İklimi değiştiriyor, köylülerin hayatını zorluyor.

Güneş panellerinden sonuç almak için de o kadar çok yapmak gerekir ki bu amaçla kullanım nedeniyle tarım arazilerinin azalması gibi bir sonucu var. Köylülerin hayatını zorluyor. Dengeli yapılabilir ama bu durumda da yetmiyor.

Bütün bunlar yerele dönme gibi bir tartışmayı getiriyor.

Fosil yakıta dair bütün üretim araçlarından, taşımanın yansıra kullanılan bütün araç ve edevattan vazgeçmek gerekiyor.

Böylesine radikal vazgeçişin fosil yakıtsız bir yaşam biçimi kurma gibi temiz bir yaşam kurma gibi bir sonucu varsa da bunun en azından günümüz koşullarında, hatta orta dönem planlamasında bu ne kadar mümkün?

  
Gezegen elden gidiyor, bu işin şakası yok!

Ancak… Eko sosyalizm vb. konuları yoğun olarak tartışmak gerekiyor.

Bu bütünlük içinde temiz bir dünyanın yaratılmasını önüne koyan, ekolojik krize son vermeyi hedefleyen bir sosyalizm anlayışını tartışmak gerekiyor.

Mevcut karbon salınımının düzeyi, küresel ısınma, yangınlar, seller, yangınlar, küresel ekolojik krizin sonucudur.

Okyanusların asitlenmesi, ormansızlaşma, dünyanın zehirlenmesi, Fosil yakıt medeniyetinin, tek kelimeyle petrol medeniyetinin sonucudur.

Dünyanın yeni bir medeniyete ihtiyacı var.

Yeni bir medeniyetin bayrağını kim taşıyacak?

En azından şimdilik ufukta ümit bağlayabileceğimiz böyle bir hareket göremiyoruz.

Böyle bir hareket hızla ortaya çıkmadığı takdirde şirketlerin, devletlerin eğer varsa, sağduyusuna kaldık, demektir.

Yani, yaşanmakta olanlara bakacaklar, bilim insanlarının raporlarına bakacaklar ve "gezegen elden gidiyor, bu işin şakası yok" deyip radikal tedbirleri kendileri alacaklar.

Önümüzdeki yaz yangınlar ve seller daha büyük çapta olacak.

Bu da yetmezse "Allah sonumuzu hayır" etsin. 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR