'Şebeklik' dönemi ekonomisi

Eski Bakan Erdoğan Bayraktar'ın açıklamaları elbette malumun ilamıdır. Lakin dahası da vardır.

Bayraktar, çok önemli bir vurgu yaptı: Artık yağcılık döneminin kapandığını, şebeklik döneminin başladığını söyledi.

Daha iyi tabir bulunabilir miydi, bilemiyorum. Lakin uzun süredir Türkiye'de bambaşka bir "dönem" yaşandığına hepimiz tanıklık ediyoruz.

Ülkemizde saçma sapan işler oluyor.

Meşhur 128 milyar dolar tartışmasının almış olduğu halin farkındasınız değil mi?

Daha önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası'nın 128 milyar dolarlık döviz rezervinin "ekonominin aktörleri ve vatandaşımız arasında dolaşıma girdiğini, yani yer değiştirdiğini" söylemişti.

Geçen hafta ise yine aynı Erdoğan, Merkez Bankası döviz rezervinin 109 milyar dolar olduğunu, kısa süre içinde 115 milyar dolara yükseleceğini ilan etti.

Evet, IMF'den gelen 6,3 milyar doları da eklediğimizde 109 milyar dolar 115 milyar dolara çıkıyor.

Peki, bu para ne?

Bu para, SWAP anlaşmalarıyla borç alınmış para ve altın rezervlerinin tamamı.

20 Ağustos'ta Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 813 milyon dolar artışla 68 milyar 170 milyon dolara çıktığını açıkladı.

Borç parayı çıkardığımızda ne oluyor?

Merkez Bankası'nın net döviz rezervi ise yine bankanın verilerine göre eksi 40 milyar dolar.

İktidarın eski ekonomi yöneticisi ve şimdiki Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, geçtiğimiz haziranda, "Merkez Bankası'nın tam 130 milyar dolarlık döviz rezervini cayır cayır satarak şu anda eksi 60 milyar dolara indirdiler" sözlerini sarf etmişti.

Uzun lafın kısası, memleketin kaç parası var, ne kadar borcu var, tam olarak bilemiyoruz.

Herkes başka bir laf ediyor.

Peki, bu acayiplik halka nasıl yansıyor?

Tayyip Erdoğan'a 115 milyar dolar döviz rezervimiz olduğunu söyleten ekonomi bürokrasisi, Türkiye İstatistik Kurumu'nun da büyük katkısıyla, vatandaşın sofrasındaki "porsiyon"u giderek küçültüyor.

Vatandaşın temel yaşamsal giderleri giderek büyüyor, faturalara inanılmaz zamlar yapılıyor, geçen yıl 1 liraya satılan pet şişe su bu sene 1,5, hatta kimi yerlerde 2 liraya satılıyor.

Emeklinin, memurun, işçinin maaşı eridikçe eriyor.

Vatandaş et alamıyor, çocuklar meyve yiyemiyor, sebze fiyatları uçmuş gidiyor. Deniz ürünlerini hiç konuşmayalım, yıllardır süren şuursuz balıkçılık politikaları denizlerimizi bitirdi…

Anlayacağınız, ortalama vatandaş bu sene daha fazla tarhana, daha fazla bulgura mahkumdur.

Peki, "şebeklik" tüm bunların neresinde?

Biz bu ekonomik gerçekleri tüm köşeleri iktidar yanlılarınca tutulmuş olan büyük medyada asla işitemiyoruz. 

Mahkum edildiği medya kanallarından başka şeyi takip edemeyen milyonlar, üzerlerine boca edilen yalanlardan başka bir şey duymuyor.

Korkunç bir dalkavukluk çarkı kurulmuş. Adalet, denetim, hesap sorma mekanizmalarımız yok.

Sonra, Türkiye "Dünya Mutluluk Endeksi"nde niye hızla dibe doğru ilerliyor diye soranlar çıkıyor.

Şebekler cehenneminde topluca bunalıyoruz da ondan…

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR