160 binden çok daha fazla öğrenci okulu terk etmiş olabilir

AA (Arşiv)

1,5 yılı aşkın süredir devam eden pandemi nedeniyle okul terkinin artmış olma riski üzerinde duruluyor.

Bu risk, uzaktan ve hibrit eğitim için olanakları sınırlı olan ve artan yoksulluktan etkilenen kırılgan gruplardaki çocuklarda daha yüksek görülüyor.

DYA: DERİN YOKSULLUK YAŞAYAN HANELERDEKİ ÇOCUKLARIN YÜZDE 11,3'Ü OKULA DEVAM ETMEYECEK

Derin Yoksulluk Ağı'nın (DYA) 2020 verilerini baz alarak gerçekleştirdiği, "Pandemi Döneminde Derin Yoksulluk ve Haklara Erişim Araştırması" da benzer bir tehlikeye dikkati çekiyor.

İstanbul'da derin yoksulluk yaşayan hanelerle yapılan anket çalışmasında, salgın öncesinde okula giden çocukların yüzde 11,3'ünün yeni dönemde okula devam etmeyeceği tahmin ediliyor.

TÜSİAD-ERG: YAKLAŞIK 160 BİN ÖĞRENCİNİN OKULU TERK ETME RİSKİ BULUNUYOR 

Türk Eğitim Derneği Düşünce Kuruluşu'nun (TEDMEM) 2020 Eğitim Değerlendirme Raporu da okulu terk etme riski bulunan öğrencilerin durumunu ele aldı.

Bu riski taşıyan öğrenci oranlarının okul öncesi dönemde yüzde 2,8, ilköğretimde yüzde 0,27, ortaöğretimde de yüzde 1,48 olduğuna yer verildi. 

Temel eğitim ve ortaöğretimin toplamında yaklaşık 160 bin öğrencinin okulu terk etme riski bulunduğuna dikkat çekildi.

Bu bilgiler, TÜSİAD-ERG işbirliğinde hazırlanarak geçen günlerde açıklanan "Covid-19 Etkisinde Türkiye'de Eğitim" raporunda da yer buldu. 

UNICEF ve ILO çalışmalarına da atıfta bulunulan raporda, kırılgan gruplar arasında mevsimlik tarım işçilerinin çocukları, mülteci çocuklar, özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar, salgın sürecinde ebeveynleri işlerini ve gelirlerini kaybetmiş çocuklar ve sosyal çevresinden baskı görebilecek, özellikle ergenlik çağı kız çocuklara işaret edildi.

Independent Türkçe'nin görüş aldığı uzmanlara göre ise salgın döneminde okulu terk eden öğrenci sayısı 160 binin çok üzerinde.

'YAŞ ARTTIKÇA OKULLAŞMA ORANINDA AZALMA OLDU'

Çeşitli çalışmalardaki verilerin 2019-2020 eğitim yılı baz alınarak yapıldığını belirten VU Amsterdam Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Okul Sağlığı Çalışma Grubu Üyesi Dr. Tomris Cesuroğlu, söz konusu dönemde okulların 3 ay kapalı kaldığını, 2020-2021 yılında ise bir yıla yakın süre yüz yüze eğitim yapılmadığı gerekçesiyle sayının yükseleceğini öne sürdü.

'EN AZ YÜZDE 10'LUK KAYIP OLACAĞINI TAHMİN EDİYORUZ'

Ebola virüsü sürecinde Afrika'da ya da öğretmen grevleri döneminde Fransa, Arjantin'deki eğitimin kesintiye uğramasının okullaşma oranını azalttığından örnek veren Cesuroğlu, tahminlerinin en az yüzde 10'luk kayıp şeklinde olduğunu söyledi.

Yaş arttıkça okullaşma oranında azalma olduğuna da dikkati çeken Dr. Cesuroğlu, okul terklerinin genel olarak 13 yaşında başlayıp, 16 yaşında yüzde 5'e kadar çıkabildiği uyarısı yaptı.

'KAYBIN BOYUTUNU BİLMEK İÇİN SAHA ÇALIŞMASI ŞART'

Ortaokuldan liseye geçişlerdeki kayıpların kayıt taşıma sayesinde görüldüğünü ancak diğer dönemlerde bunu kontrol etmenin güç olduğunu ifade eden Tomris Cesuroğlu, kaybın tespit edilememesinin tehlikesine dikkati çekerek acil saha çalışması çağrısı yaptı.

'BU ÇOCUKLAR NEREDE? EVDE Mİ, SANAYİDE Mİ, EVLENDİRİLDİLER Mİ?'

Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) seslenen Tomris Cesuroğlu, "Bu çocuklar nerede? Evde mi, sanayide mi, evlendirildiler mi? Okula dönüş oranı ne kadar? Dönmeyenler neden dönmedi ve onlar için neler yapılabilir?" şeklindeki soruların yanıtlanmasını istedi. 

Yüz yüze eğitimden mahrum kalan çocukların pandemi nedeniyle yalnızca ders kayıpları değil, bilişsel zeka (IQ), fiziksel, sosyal, analitik ve muhakeme becerilerinde de gerileme yaşandığını dile getiren Tomris Cesuroğlu, "Çocuklar koşmayı bile unuttu" yorumunu yaptı.

'BEDEN EĞİTİMİ, RESİM GİBİ DERSLERE GEREKEN ÖNEM VERİLMİYOR'

Çocukların genel olarak psikososyal ve fiziksel gelişimlerinin takip edilerek kayıp telafisi yoluna gidilmesi gerektiğini aktaran Cesuroğlu'na göre en büyük hatalardan biri, pek çok ailenin beden eğitimi, resim gibi derslere gerektiği önemi vermemesi.

Öğretmenlerin her çocukla ilgili genel anlamda eksiklikleri görüp, ona özgü bir yol haritası çizmesi gerektiğini ifade eden Cesuroğlu, "Öğrenci çırak verildiyse nasıl geri alınacak? Evlendirildiyse ne yapılacak? Bu noktada Sosyal Hizmetler'in de devreye girmesi gerekli. 'Okula gelen çocuklar bizimdir, gelmeyenlerin kendi sorunudur' gibi bir düşünce kabul edilemez. Onların hepsi bizim çocuğumuz, toplumun çocukları" diye konuştu. 

1,5 yılık uzaktan eğitim sürecinde maddi-manevi imkanları daha fazla olduğundan çocuğu daha az zarar görmüş ailelere de seslenen Cesuroğlu, "Ülke 30 yıldan geriye gitmişken sizin çocuğunuzun ileri gitmesi mümkün değil. Sadece kendi çocuğunu kurtarma çabası yanıltıcı" değerlendirmesinde bulundu. 

'ÖĞRETMEN SAYISI ARTMALI'

Ülke olarak eğitim seferberliği çağrısı yapan Tomris Cesuroğlu, geçmişte yaşanan örnekleri hatırlattı:

"Kardelenler, Baba Beni Okula Gönder kampanyalarını hatırlayın. Türkiye bunu daha önce yaptı. Muhtarlar gitti, kız çocuklarını okula göndermeleri için babalarla konuştu."

'BÜTÜN ÇOCUKLAR BİZİM'

Ek atama sayısını yetersiz bulduğunu da kaydeden Cesuroğlu'na göre MEB'in ivedilikle yeni öğretmen alması şart.

Ayrıca sınıf mevcutlarının düşürülmesi ve genel olarak toplumdaki aşılama hızının da yükseltilmesi gerektiğini ifade eden Cesuroğlu, "Çocuklar için birleşmeliyiz, bütün çocuklar bizim" dedi.

'EĞİTİM BİR YARIŞ, HERKES GERİDE KALIRSA ÜLKE DE GERİDE KALIYOR'

Eğitimde geri kalınmasının bir ülkenin bütünüyle gerilemesi anlamına geldiğini vurgulayan Cesuroğlu, bu durumun domino taşı etkisiyle geleceği tehdit ettiğini belirtti.

"Ürettiğiniz insan sermayesini topluca geriye çekiyorsunuz" diyen Cesuroğlu, "Eğitim bir yarış, herkes geride kalırsa ülke de geride kalıyor. Eğitim fakültelerinin şuan sahada harıl harıl okula devam oranları, Kovid öncesi ve sonrası karşılaştırmaları gerekiyor. Resmi milli eğitim istatistiklerine bırakılacak bir durum değil çünkü o veriler bir yıl geriden geliyor" şeklinde konuşarak sözlerini tamamladı. 

'YOKSUL AİLELERİN ÇOCUKLARI VE DEZAVANTAJLI TÜM KESİMLER MADDİ AÇIDAN DESTEKLENMELİ'

Eğitimci Feray Aytekin Aydoğan da salgın sürecinde temel eğitim ve ortaöğretimde okula devam etmeyen öğrenci sayısının 160 binin çok daha üzerinde olduğunu öne sürdü. 

Örgün eğitimin dışına çıkanların ivedilikle tespit edilmesi gerektiğini dile getiren Aydoğan, şunları söyledi:

MEB istatistiklerinde son bir yılda öğrenci sayısının 155 bin 938 azalmış olması ciddi bir okul terki riski ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bu çocukların neden örgün eğitim dışına çıktığı acilen tespit edilmeli ve okullara dönüşü sağlanmalıdır. Yoksul ailelerin çocukları ve dezavantajlı tüm kesimler maddi açıdan desteklenmelidir. Çocukların okullara geri dönüşünün sağlanması ile birlikte mutlaka öğrenme kayıpları tespit edilmeli ve çok sayıda ülkenin temel gündemi olduğu, gerekli bütçenin ayrıldığı ancak MEB'in gündemine dahi almadığı telafi programı hayata geçirilmelidir.

'ÇOCUKLAR SERMAYE İÇİN UCUZ İŞ GÜCÜ HALİNE GELİYOR'

Dünya genelinde salgın, doğal afet, savaş gibi olağan dışı dönemlerin yaşandığı koşullarda açıklanan raporlar ve ortaya koyulan verilere göre çocukların sermaye için ucuz iş gücü haline geldiği, "köktenci" grupların hedefi olduğu ya da evlendirildiği, bunların sonucunda da okul terkinin hızlandığına vurgu yapan Aydoğan, şunları kaydetti:

"Başta yoksul ailelerin çocukları olmak üzere dezavantajlı tüm kesimler -mevsimlik tarım işçisi olarak veya farklı işlerde çalıştırılan çocuklar, kız çocukları, özel eğitim gereksinimi olan çocuklar, kırsal kesimde yaşayan çocuklar, anadili Türkçe olmayan çocuklar, mülteci çocuklar- örgün eğitimin dışına çıkıyor."

Independent Türkçe/ Lale Elmacıoğlu

 


PAYLAŞ