Anadolu Medya Ödülleri: Kendi pişir kendin ye!..

“-Mart 2021 itibariyle, dünyada en fazla gazetecinin hapis yattığı ülke Türkiye. 67 gazeteci içerde.
-Türkiye’yi Çin, Mısır, Eritre ve Suudi Arabistan izliyor”.
Bu bilgi uluslararası çapta, etkin ve saygın bir kuruluşun raporunda yer alıyor. Objektif ve hiç bir etki altından kalmadan kaleme alınan bir raporda.
Kısa adı “IFJ”, “Uluslararası Gazeteciler Federasyonu” bağımsız ve özgür bir kuruluş, basın ve ifade özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü korumak öncelikleri arasında.
Onun şu andaki Genel Sekreteri Bellanger bu rapordan hareketle şunu söylüyor:
Demokrasi adını hak eden hiç bir ülke ifade özgürlüğü araçlarını hapse atamaz.
Atıyorsa...
Demokrasi nerede?..

RSF’nin gözlemi

Bir başka uluslararası basın kurumu, kısa adı “RSF” olan “Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü”.
O kurumun da, verileri var:
“-Türkiye’deki medyanın yüzde 90’ı iktidarın denetiminde.
-Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra, Türkiye’de 63 gazeteci ‘Cumhurbaşkanına hakaret suçundan’ yargılandı.
-Son dört buçuk yılda 3 bin 436 gazeteci işinden oldu.
-Basın İlan Kurumu 2020 yılında muhalif çizgideki gazetelere toplam 276 gün ilan vermedi, böylelikle gazeteler önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakıldı.
-48 gazeteci en az bir gününü gözaltına geçirdi”.
Bunlar yabancı basın kuruluşlarının verileri, bilgileri, gözlemleri.

RTÜK ve BİK

AKP’nin “yazılı ve görsel medyayı, sözüm ona yola getirmek ve hepsini kendine bağlamak” amacıyla kullandığı iki araç var:
“1-RTÜK, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, muhalif TV’lerdeki program yasaklamalar, para cezaları ve hatta ekran karartmalar onun kararları.
Yandaş TV’ler ise, onun şefkatli kanatları altında.
2-BİK, Basın İlan Kurumu, bu da muhalif gazetelere ilan kesmekle ünlü”.
Bunların dışında, telefonlarla şakır şakır işleyen “sansür” var. Kazayla ekranlara bile yansıyan, “emredersiniz efendim” vaziyetleri.

Saldırılar eksik değil

Son zamanlarda gazetecilere yönelik saldırılar da eksik değil.
TV’lerdeki konuşmalarını ve de yazılarını beğenmeyen muhalif gazetecilere saldırılar artıyor. Üç, beş kişi o gazeteciye çullanıyor ve yaralıyor.
Sonra ne oluyor?..
Ne olacak hiç!..
“Saldırganlar elini kolunu sallaya sallaya, sokakta dolaşıyor”.
Saldırıların dışında, polisin gazetecilere ters kelepçe taktığı, yerlerde sürüklediği, cop ve biber gazıyla müdahale ettiği örnekler var.

Külliye'de bir tören

Durum böyle iken...
Bu bilgileri bugün yeniden hatırlatmak neden?..
Önceki gün “Anadolu Yayıncılar Derneği” tarafından gazetecilere verilen ödüllerin töreni var.
Tören nerede?..
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde!..
Erdoğan bu törende yaptığı konuşmada ‘Türkiye’deki basın özgürlüğü ve demokrasi’ nutku atmayı ihmal etmiyor.
Törenin düzenlendiği yer, ödülleri veren derneğin niteliğini belirtmeye yetiyor. Zaten Erdoğan da konuşmasında “Anadolu Yayıncılar Derneği’miz” diyerek, derneği ne kadar benimsediğini ifade ediyor.

Ödüller

Eh, böyle bir dernek hangi gazetecilere ödül verir?..
Ödül listesine bakıyorum.
“Hepsi yandaş!.. Hani nispet olsun diye, bir tane muhalif, bir tane objektif gazeteci yok!..”
Olsa, belki medya dünyası ödülleri dikkate alabilir, değerlendirmelerin objektif ölçülere dayandığını düşünebilir.
“Ancak, ille de yandaşlık bu düşünceyi engelliyor”.

Yılın TV yöneticisi

“Sicilli yandaşlar” dışında, bir kaç ödül var ki, parmak ısırtıyor. Örneğin:
“Yılın TV Yöneticisi Zahit Akman!..”
Bu vatandaş vaktiyle, Deniz Feneri yolsuzluk davasında tutuklanmamış mıydı?..
2008 yılında kendisini savunuyor:
“Bana yönelik iddialar, itirafçı sanık olarak yargılanan bir şahsın mesnetsiz iftiralarıdır. Bu iddialarla ilgili hakkımda somut delil yoktur. Hakkımda Türk ve Alman yargısında açılmış bir dava, kovuşturma, soruşturma yoktur”.
Zahit Akman hakkındaki iddiaları red ediyor ama, iki yıl sonra 2010 yılının Ekim ayında Almanya’nın Frankfurt kentinde sonuçlanan Deniz Feneri davasında:
“Deniz Feneri davasında Zekeriya Karaman ve Zahit Akman asli fail olarak tanımlanıyor. Zahit Akman’a bir numaralı sanık olarak, dava sürecinin başladığı tebliğ ediliyor. Alman yargısı Akman’la ilgili dava açılması için Türkiye’den dosya beklendiğini bildiriyor”.
6 Temmuz burada 2011’de gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.
Tutuklamamasıyla ilgili haberi BBC şöyle veriyor:
“Deniz Feneri olarak nitelenen ve Almanya’da başlatılan soruşturma sonucunda, derneğin bazı yöneticilerine açılan dava mahkumiyetle sonuçlanmıştır. Derneğe yapılan milyonlarca Avro tutarındaki yardımın bir bölümünün amaç dışı kullanıldığı belirlenmiş, iddiaların Türkiye ayağının soruşturulması için dosya Ankara’ya gönderilmiştir”.
Mahkumiyet sonrasında bu vatandaş yeniden TV’ye dönüyor ve şimdi...
Yılın TV yöneticisi ödülüyle” huzurlarınızda!..

"Hepsi bizden"

Ödül alanlar arasında TRT Genel Müdürünü mü ararsınız, Anadolu Ajansını mı, ne alaka ise, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’u mu?..
Yoksa, Erdoğan tarafından TRT Yönetim Kurulu üyeliğine atanan Hilal Kaplan’ı mı?.. “Yılın En İyi Kitabı Ödülünü” almış!..
Törende Erdoğan hepsi kutluyor.
Kutlar, normaldir!..

Bu yazı T-24'ten alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR