Kobani Davası'nda gizli tanık ifadelerinin dosyaya alınması talep edildi

HDP’li siyasetçilerin yargılandığı Kobanê Davası, gazeteci ve ziyaretçilerin engellenmesiyle başladı. Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen dava dosyasında sanık olarak yer alan 108 kişi, 29 ayrı suçlamayla 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680’er yıl hapis istemiyle yargılanıyor.
 
Duruşma salonuna Sincan Cezaevi’nde kalan tutuklu siyasetçiler, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş ve Kandıra Cezaevi’nde bulunan Figen Yüksekdağ ve diğer siyasetçiler Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) katıldı. 
 
Önceki duruşmalarda tahliye olan yerine kayyım atanan Kars Belediyesi Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, eski milletvekili İbrahim Binici, HDP eski MYK üyeleri Berfin Özgü Köse ve Cihan Erdal da salonda hazır bulundu. Tutuklu yargılanan  siyasetçilerden Aysel Tuğluk’un mazeret bildirerek, duruşmaya katılmama talebi heyet tarafından kabul edildi. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan yanı sıra çok sayıda HDP’li milletvekili de duruşmayı izliyor.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile çok sayıda milletvekilinin izlediği duruşmada gazeteciler, mahkeme başkanının talimatı gerekçe gösterilerek duruşma salonuna alınmadı. Polis barikatlar kurarak duruşma salonunun çevresindeki yolları kapattı. Duruşmaya verilen arada Buldan açıklamalar yaptı.

GAZETECİLER VE İZLEYİCİLER SALONA ALINMADI

Kobanê Davası’nın duruşması öncesinde polisin cezaevi yolunu kapatması ve gazetecilerin salona alınmaması üzerine avukatlar mahkeme heyeti ile görüştü. Avukatların görüşmesinin ardından gazeteciler ve izleyiciler salona alındı.

‘ÖNLEMEK İÇİŞLERİ VE MİT'İN GÖREVİYDİ’

Davada usule yönelik itirazlara ilişkin söz alan HDP eski MYK üyesi Cihan Erdal’ın avukatı Arif Ali Cangı, “Görünüyor ki bu davada iktidar partilerinin yandaşları ve seçmenlerinin tamamı davaya katılıyor ama böyle bir gerçeklik karşısında müşteki, şikayetçi katılma noktasında tartışmalıyız” dedi.
Her katılma talebinde görüşlerinin alınması gerektiğini söyleyen Cangı, İçişleri Başkanlığı’nın ve MİT’in davaya müdahil olma talebinde bulunmasına anlam verilemeyeceğini söyledi. Cangı, söz konusu dönemdeki olayları önlemenin İçişleri Bakanlığı ve MİT’in görevi olduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu:

“Bu müdahillik talebi görevlerini yapamadıklarının itirafıdır. Eğer o olayları önleyebilselerdi o olayları çıkaranlar fiilen karşınızda olacaktı. Bu şekilde bu dava dosyasının bir anlamda HDP’li yöneticilere yönelik bir siyasi linç davasına dönüştürülüyor. Şikayetçi ve mağdur durumunun çok hassas bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Dava dosyasına giren evrak içinde CİMER’den gönderilen şikayetler de yer alıyor. Örneğin biri Selahattin Demirtaş hakkında CİMER’e başvurmuş ve en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyor bu da yer alıyor dosyada. Bu CİMER şikayetlerinin dosyaya gönderilmiş olması yargılamayı etkiler. Bu nedenle bunların dosyadan çıkarılması gerekiyor çünkü adil yargılama hakkının ihlali niteliğinde.”

HDP eski MYK üyesi Zeynep Ölbeci avukatı Ali Bozan, geride kalan üç duruşmada tutanaklara dair yapılan işlemlere dikkati çekti. Bozan, tutanaklara ilişkin mahkemenin tutanakların okunmadığı halde “okundu” şeklinde geçtiğini, diğer uygulamanın ise dosyaya tutanakların girmediği halde “girdi” denildiğini kaydetti.

Bozan, “CMK 209’a göre okunur demiyor ama anlatılıyor diyor. Dosyaya gelen herhangi bir evrak eğer mahkemece hüküm aşamasında kullanılacaksa bu evrakların tartışılması gerekiyor bu nedenle öncelikle anlatılması ve okunması gerekiyor. Binlerce sayfa evrak okunmadığı halde duruşma tutanaklarına ‘okundu’ olarak geçti” diye konuştu.


‘BELGEYİ KİMİN OLUŞTURDUĞU TESPİT EDİLMEDİ’

HDP Hukuk Komisyonu üyesi Avukat Kenan Maçoğlu, bir önceki celsede 43 ara kararın oluşturduğunu hatırlattı. Maçoğlu, “15 Haziran tarihli yerine getirilmeyen 2 talep var. Dosyanın açık tanığı olan Kerem Gökalp idari gözetim kararıyla Ankara TEM’e götürülüyor. 13 gün boyunca TEM’de ifadesi alınıyor. O dilekçe 354 klasörde inceledik ancak biz bir yerde göremedik. Siz ara karar oluşturmuştunuz. Cevabı gelmemiş. Tekrardan istiyoruz. 15 Haziran tarihinde unutulan bir klasörden size bahsettik. Savcının çalıştığı 234 klasör sanırım. O klasör içerisinde 5 sayfalık bir Ankara TEM Şube Başkanlığı imzalı belge vardı. Belgeyi kim oluşturduğunu istenmesini talep etmiştik. Bu belgede yer alan tarih Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ tutuklanmasından hemen önceki bir tarih ve tamamı yok. Soruşturma dosyasında unutulmuş” ifadelerini kullandı.

Avukat Maçoğlu, hazırlanan tutanağın Demirtaş’ın ilk dosyadan tahliyesi sonrası cezaevinden çıkmasını engellemek için gözaltına alınma talebi olduğunu ifade etti. Maçoğlu, bu evrakın Demirtaş tahliye olursa yeniden gözaltına alınmasına yönelik evrak olduğunu hatırlatarak, “Biz iki evrak için de talepte bulunduk. Ama doğrudan bu kumpas dosyasının delili olacak evraklar dosyanın savcısı Ahmet Altun tarafından dosyaya gönderilmedi” diye konuştu.

‘KUMPAS ANKARA’DA ORGANİZE EDİLDİ’

Ankara TEM Şube tarafından hazırlanan ve soruşturmada unutulan 5 sayfalık TEM belgesinin önemli olduğunu dile getiren Maçoğlu, şunları söyledi:

“Çünkü bu kumpasın ne şekilde ve kimler tarafından hazırlandığını gösteren net bir belge. Hangi suçlar kimlerin dahil edileceği ne kadar ceza alacaklarına dair çok ayrıntılı bir belge. Bu belge savcı Altun dosyaya özel atandıktan sonra 2018’de hazırlanıyor. Dosyada delil bulunmazken bu dosya üzerinden işlemler başlatılıyor. Savcılık yeni delil üretmek için ciddi çabalar veriyor. Tanık ve gizli tanık bulunması için ciddi çabalar veriliyor bu soruşturma üzerine kapatma davası düzelebileceği ve partinin bu şekilde kapatılabilmesi açık ve net bir şekilde yazılıyor. HDP'ye açılan kapatma davası organize bir şekilde 2018’de başladı. Sadece o belgede değil 59 klasöre ek olarak 8 flaş bellek bize teslim edildi. Bu beleklerde çeşitli itirafçıların beyanları var. İlginç şeyler var. Bu bahsettiğimiz Kerem Gökalp’ın bu Kobanê soruşturması kapsamında verdiği ifade genel iddianamenin omurgasını oluşturan bir iddianame sizin de tutukluluk devam kararlarına dayanak gösterdiği bir ifade."

“Kerem Gökalp’ın bu Kobanê davası kapsamında verdiği bir ifade Kobanê dosyasında yer almıyor. Ama HDP kapatma dosyasında yer alıyor. Anayasa Mahkemesi’nin bize ilettiği belgelerde dosyaya eklerde Gökalp’ın ifadesi yok. Savcı Ahmet Altun ifadesini almış Kobanê dosyasına koymamış. Bu savcı ve Yargıtay Başsavcısı kendi aralarında belge alıp, veriyorlar. Organize bir şekilde bu dosyayı oluşturup HDP’nin kapatılması için faaliyette bulunuyorlar. Talebimizdir; gizli tanık Ulaş, gizli tanık Mahir ve Kerem Gökalp’ın ifadelerinin tamamının dosyaya alınmasını istiyoruz.”


Soruşturma kapsamında ilk olarak gizli tanık Mahir’e ulaşıldığını ancak ne şekilde ulaşıldığına dair bir bilgi olmadığına dikkati çeken Maçoğlu, şunları kaydetti:

“Bu tanıklar nereden geldi, kendisi mi geldi emniyete başvurdu. Bunların hiçbiri dosyada yok. Bunun da öğrenilmesini istiyoruz. Gizli tanık Mahir’in, Kerem Gökalp’ın ifadesi 5-6 sayfa ve iddianamenin omurgasını oluşturan bir nitelikte ve birbirinin kopyası gibi. Kerem Gökalp, cezaevinde kimler ziyaret etmiş ve Gökalp’in ilk soruşturma aşamasına verdiği ifadeler ile Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki görülen davasının kovuşturma, soruşturma aşamasındaki tüm bilgilerin talep edilmesini istiyoruz. Çünkü Gökalp, Şırnak’ta verdiği bir ifadede ne hikmetse Kobanê dönemine dair bu dosyada verdiği ifadelerin hiçbiri yer almıyor."

'BURADA YARGIYA İNANCIMIZI KAYBETTİK'

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı Mesut Beştaş, “Ben salon dışında yaşananlara karışamam diyorsunuz. Yargı ve idarenin işbirliğiyle sindirilmek isteniyoruz. Bir önceki duruşma periyodunun da duruşma salonunun kapısına kadar farklı bir amaç taşıdıkları belli olan bir grup salonun kapısına dayandı bunun engellenmesini talep ettik bizim yetki alanımız bu salondu dediniz. Biz buraya avukat olarak gelirken bir saate yakın sorguyla geliyoruz ancak üzerinde işaretleri olan bir ekip ellerinin kollarını sallaya salaya salonun kapısına geliyor. Biz avukatlar duruşma salonundan çıktığımızda tekrar kimliğimizi sormadan bizi içeri almıyorlar ama onlar kimlik göstermeden içeri girdiler” dedi.

Mükerrer yargılamaya değinen Beştaş, “Siz hukuk dışı davranarak, mükerrer yargılama yaptığınız yetmiyor. Birde oradan buradan dosya getiriyorsunuz. Karar verin biz bunu AYM ve AİHM’ye götürmek durumdayız. Biz burada yargıya inancımızı kaybetmiş durumdayız. Biz birileri gibi bize verilen görevlerle idare ve iş yapacak değiliz” dedi.  

Beştaş’ın taleplerine ilişkin savunmasını kesen mahkeme başkanı, “Ben 21 yıldır buradayım. Kim bana talimat verecek velev ki verildi kürsüde konuşacak kadar saf mıyım?” dedi. Beştaş’ın söz hakkını kesen mahkeme başkanı, “Müvekkilinizin savunmasından sonra konuşursunuz” sözlerine Beştaş, Diyarbakır’da SEGBİS üzerinde söz hakkı almak istediğini ama defalarca söz hakkı verilmediğini belirtti.  

Beştaş’ın söz hakkı verilmediğini söylemesine ise mahkeme başkanı “Eğer ben öyle bir şey yaptıysam istifa ederim” yanıtını verdi. Bunun üzerine Beştaş, “İspat edeyim. Siz bu ülkenin hukuku çerçevesinde CMK kapsamında ikinci gün davayı açtığınızda hangisini reddedersiniz. Siz AİHM  kararının uymak zorunda olduğunuzu biliyorsunuz ama uymadınız. Siz bu ülkede 6-8 Ekim olaylarında polisler zırhlı araçlarla  yurttaşların arabaları ateşe attı. Onun sorumluluğunu HDP’ye yüklemeniniz hukuki mi? Siz AİHM’nin HDP’nin tasfiye amacıyla sonuçlarını doğurduğunu yazdığı halde bu karara uymadığını biliyor musunuz. Bu talimattır ya öfkedir ya düşmanlıktır.”

Yapılan aranın ardından konuşan Av.Mesut Beştaş, “Siz de Meclis kürsüsünde yaptıkları konuşmaları talep edip, bilirkişiye gönderilmesini talep etmişsiniz. Bu hususta usulde yapılan yargılamanın sürdüğü sürece yargılamanın devam ettirilmesi değil, durdurulması gerekiyor. Bu ara kararı talep ediyoruz. Aksi takdirde bu soruşturma ve kovuşturma aşamasında herkesin suç işlediği sonucuna varılacak, bunun önüne geçilmesi için yasama dokunulmazlığı kapsamında olma ihtimali olan vekillerle ilgili yargılamanın durdurulması kararının verilmesini istiyoruz" dedi.

'DEMİRTAŞ KARARI YARGILAMALARIN HEPSİNİ İLGİLENDİRİYOR'

Demirtaş'ın dosyasının pilot bir dosya olduğunu söyleyen Beştaş, ‘’AİHM’in Demirtaş kararı yargılamaların hepsini ilgilendiriyor. Demirtaş kararının Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nde, Türkiye'ye karşı sert bir uyarıda bulundu. Kesinleşmiş kararlar dahil yargılamaların düşürülmesini istedi. Bunu siz başka organın kararı gibi değerlendirebilirsiniz ama bu mahkeme kararlarını ilgilendiren bir icra karardır. Türkçe çevirisinin Adalet Bakanlığı ya da Dışişleri Bakanlığı'ndan istenilmesini talep ediyoruz" diye konuştu.

Mahkemeye Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonundan SEGBİS ile katılan eski HDP milletvekili Altan Tan, iddianamede kendisi hakkında yer alan suçlamalara dair savunma yaptı.

Mecliste dile getirmediği hiçbir gizli gündemin savunucusu ve takipçisi olmadığını söyleyen Tan, Kürt halkının meşru talepleriyle ilgili görüşlerinin açık ve net olduğunu belirtti.

Tan, delillere dair "Bunlardan bir tanesi Kandil'de Murat Karayılan'ın da olduğu fotoğraf. Abdullah Öcalan'la görüşme sırasında MİT'in bize verdiği Öcalan mektubunu Kandil'e götürdüğümüzde çekilen fotoğraftır. 1 Mart 2013'te Kandil'e götürülmüş ve Murat Karayılan'a teslim edilmiş. Sonrasında onlardan gelen cevaplar da MİT ve devlet yetkililerine iletilmiştir. Bu resmi bir görev sırasında çekilmiştir ve bir suçlamaya tabi tutulamaz. Diğer fotoğraflar ise Erbil'de 25 Eylül 2017 tarihinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin yaptığı referandum esnasıdna görevlilerle çekilen bir resimdir. Bunların kimler olduğu yine Erbil'den sorulabilir. Bunların YPG yada PKK ile bir bağlantıları yoktur” dedi.

Tan, adli kontrol tedbiri kapsamında imza atma yükümlülüğünün ve yurt dışı yasağının kaldırılmasını talep etti, duruşmalardan vareste tutulmayı istedi.

Tan’ın avukatı Sıtkı Zilan'ın savunması ardından çapraz sorguya geçildi. Müşteki tarafından Tan'a soru yöneltildi.

Fikri Börü ve diğerlerinin avukatı Recep Tayyip Özdoğan, 15 Ekim 2014'te Ahmet Hakan'a verilen röportajdan bir kesit okuyarak, çağrıdan sorumluluk hissedilip hissedilmediğini sordu.

Soruya yanıt veren Tan, "Bir suç işlemedim ki pişman olayım ama özeleştiri yaptım. Kolluk da özeleştiri vermeli. 3 gün boyunca hiçbir olaya müdahale edilmedi. Olaylara müdahale etmeyen kolluğun çoğu FETÖ'den tutuklu. Bugün tüm bu olaylar sanki bu demokratik çağrılardan sonra olduğu gibi bir duruma dönüştürüldü. Ama aynı tarihte neden 3 gün boyunca Diyarbakır'ın hiçbir sokağında kolluğun müdahale etmediği de sorgulanmamıştır. Asla teröre, cinayete bir teşvik söz konusu değildir” dedi.

ARA KARAR

Mütalaa ardından Mahkeme Başkanı ara kararını açıkladı:

“Bu celse savunma yapacağını söyleyen sanık Meryem Adıbelli’nin Kürtçe savunma yapacak olması ve salonda tercüman bulunmaması nedeniyle duruşmanın belirtildiği üzere 21 Eylül 2021 günü saat 9.30’a bırakılmasına, tercüman hazır edilmesi için müzakere yazılmasına, sanık Can Memiş’in öğrenim nedeniyle sanık Altan Tan ve İbrahim Binici’nin savunmaları alınmış olmasına ve eski milletvekili olmaları ve yaşları nazara alınarak duruşmalardan vareste tutulmasına, bir kısım sanıkların müdafilerinin duruşmaya girmeden önce sıkıntı yaşadıklarını belirtmeleri karşısında her ne kadar duruşma salonun açık olması ve aleniyetin sağlanması noktasında herhangi bir sıkıntı bulunmasa bile ileri sürülen sıkıntıların giderilmesi amacıyla cezaevi yönetimine ve Sincan Emniyet Müdürlüğüne ayrı ayrı müzakere yazırlarak, dosyamızın duruşmasına girmek isteyenlerle ilgili daha dikkatli davranmalarının istenilmesine oy birliğiyle karar verildi."

DAVAYA YARIN DEVAM EDİLECEK

Diğer taleplerle ilgili duruşmanın sonunda karar verilecek. Dava yarın sabah saat 10.00’da görülmeye devam edecek

MA, Evrensel


PAYLAŞ