Annesinin kucağında öldürülen bebeğin failine 18 bin 200 TL para cezası

Cizre'de 2009'da evinin balkonunda annesinin kucağındayken biber gazı kapsülüyle vurularak yaşamını yitiren Mehmet Uytun davasında karar çektı.  Sanık asker Hakan Alkan'a "taksirle ölüme neden olmak" suçundan verilen 3 yıl hapis cezası, 18 bin 200 TL para cezasına çevrildi.

Cizre Kaymakamlığının soruşturma izni vermemesi nedeniyle dava ancak Uytun'un ölümünden 11 yıl sora açılabildi.

Soruşturma izni verilmemesi üzerine avukatların 31 Ağustos 2012’de Diyarbakır İdare Mahkemesine yapılan itiraz reddedildi. İdare Mahkemesinin 4 Aralık 2012'deki ret kararıyla, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin 14 Ocak 2013'te soruşturmaya dair takipsizlik kararı verdi.

AYM İHLAL KARARI VERDİ

Takipsizlik kararının ardından Aytun ailesine hukuki destek sunan İnsan Hakları Derneği (İHD) avukatları, etkin soruşturma yürütülmemesi nedeniyle Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda bulundu.

AYM, 15 Aralık 2016 tarihinde ihlal kararı verdi. Ancak AYM’nin kararına karşı Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma izni istediği Cizre Kaymakamlığı, sanık asker hakkında yeterli delil bulunmadığını öne sürerek, 4 Temmuz 2019'da bir kez daha soruşturma izni vermedi.

Kaymakamlığın soruşturma izni vermemesi kararına karşı avukatlar 19 Temmuz 2019’da, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı da 25 Temmuz 2019'da Gaziantep Bölge Adliyesine başvurdu. İstinaf Mahkemesi, 3 Aralık 2019 soruşturma izninin verilmesine hükmetti.

Yeniden açılan soruşturma, sanık asker Hakan Alkan'a "taksirle ölüme neden olma" suçundan davayla sonuçlandı.

3 Şubat 2021'de Cizre 1'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmada, sanık asker Alkan, Genelkurmay Başkanlığı’nın söz konusu gaz fişeğinin kendi envanterinde bulunduğunu bildirmesine rağmen bir kez daha kapsülün kendi silahından çıkmadığını savundu.

ÖDÜL GİBİ CEZA

Alkan, karar duruşmasında da aynı beyanlarda bulundu. Mahkeme, Alkan hakkında "taksirle ölüme neden olmaktan" 3 yıl hapis cezası verdi. Cezanın sanığın geleceği üzerinde olası etkisi düşünülerek altıda bir oranında indirime gidildi. 2 yıl 6 aya düşürülen ceza, uzun süreli hapis cezasının sanığın kişiliğine etkisi, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak 18 bin 200 TL para cezasına çevrildi.

Davaya hukuki destek veren İHD Diyarbakır Şubesi Başkanı Abdullah Zeytun ile avukat Ercan Yılmaz, mahkeme kararına karşı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine itirazda bulundu. İtiraz dilekçesinde, sanık askerin cezasının para cezasına çevrilmesinin hukuka aykırı bir işlem olduğu belirtildi.

Dilekçede, "Sanığın kullandığı silah, teknik özellikleri itibari ile lazer nişangahlı olarak geçmektedir. Bu silah hedef seçilerek vuruş yapılmak suretiyle kullanılmaktadır. Dolayısıyla suçun vasfının değişme ihtimali vardır. Sanığın eyleminin doğrudan kasten adam öldürmeye yönelik olduğu veya bu olmasa dahi eyleminin olası kast ile adam yönelik olduğundan sabit olduğundan görevsizlik kararı verilerek, dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderilerek, yargılamanın burada devam etmesi gerekmektedir" talebinde bulunuldu.

Olayın gerçekleştiği saatten önce ve olay anında herhangi bir gösteri ve yürüyüşün bulunmadığının tanık ve müşteki beyanlarıyla sabit olduğu kaydedilen dilekçede, olay saatinde gerçekleşen yasa dışı etkinliklerinin olup olmadığı hususunun Cizre Cumhuriyet Başsavcılığından sorulması istendi.

'KAPSÜL İMHA EDİLDİ'

Uytun'un ölümüne neden olan biber gazı kapsülünün Cizre Emanet Memurluğu tarafından imha edildiği anımsatılan dilekçede, bu gaz kapsülünü imha eden kişiler hakkında suç delillerini gizleme ve yok etme suçundan suç duyurusunda bulunulması talep edildi.

Mahkeme hakiminin başından beri savunmanın hiçbir talebini kabul etmediğini, tanık beyanları yerine sanık beyanlarına itibar edildiği belirtilen dilekçede, bu nedenle hakimin tutumuna karşı Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) şikayet başvurusu yapıldığı bilgisine yer verildi.

Dilekçenin devamında, "Yapılan yargılamada deliller tarafsız olarak değerlendirilmemiş, bazı deliller kaybedilmiş, taleplerimiz hukuka aykırı bir biçimde reddedilmiş, katılan beyanlarına itimat edilmeyip sanık beyanları sorgulanmadan doğru kabul edilmiş ve mahkemece yargılamanın sonucunda sanığın eylemiyle hiçbir biçimde uyuşmayacak bir biçimde taksirle ölüme neden olma suçundan cezaya hükmolunmuştur. İşbu kararın bozulması gerekmektedir" denildi.

Dilekçede, yerel mahkeme kararının mağdurlar lehine bozulması, sanık hakkında “kasten veya olası kastla insan öldürme” suçundan ceza tesis edilmesine ya da bozulan dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi talep edildi. 

MA

 


PAYLAŞ