Farioli yol kazasına uğradı

İlk yarının mucizesi Antalyaspor kalecisi Boffin’di. İnanılmaz olanı inanılır kıldı. En az beş gol olabilecek topu, bir biçimde çelme imkanı buldu ve ilk yarının golsüz kapanmasını sağladı. Ersun Yanal, bu performansa ne kadar duacı olsa azdır; çünkü eğer o toplar çıkarılmasaydı, belki de trajik bir kovulma hikayesini, kısa bir süre sonra okur olurduk. Ama olmadı ve Ersun Yanal çok ucuz kurtuldu. Aslında Ersun Yanal, Farioli oyununu çok iyi analiz etmişti. Önde görülen yalancı ve aldatıcı baskı aslında, sadece Fatih Karagümrük’ü frenlemeye dönüktü. Ersun Yanal esas tedbirlerini geride almıştı. Dörtlü savunmayı hiç bozmadı ve defans merkezinin önünü hiç açmadı. Bu sık örgülü savunma anlayışına kaleci Boffin’in olağanüstü performansı eklenince, ortaya gol yemeyen bir Antalyaspor çıktı. 

Özellikle ilk yarıda Karagümrük çok ciddi gol fırsatları bulmadı değil; ama bu fırsatların gole dönüşmemesi, kesinlik son vuruş becerisine bağlı kaldı. Bu maçta bütün Karagümrük hücumcuları, sanki son vuruş beceriksizliğiyle lanetlenmişti. Özellikle Pesiç’in sanki basireti bağlanmıştı. Bir de buna Bertolacci’in hiç tanık olmadığı kötü performansı eklenince, maçın kaderi adeta yazılmış oldu. 

Farioli’nin oyuna Mehdi ile başlaması ve Mehdi ile genç Adnan arasındaki pas alışverişi, doğrusu çok güzel ve estetik düzeyi çok yüksekti. Bu arada genç Adnan’ı çok beğendiğimi söylemeliyim. Eğer fırsat verilirse Türk futbolu hakiki bir yıldıza kavuşacak. 

Zukanoviç’le başlayan oyun kurgusu, bir iki pastan sonra ikinci bölgeye taşınırken, ikinci bölgedeki oyuncuların neredeyse tümünün karşı kaleye sırtı dönük pozisyon almasına neden oluyor. Burada ciddi bir sıkıntı var. Top ikinci bölgeye taşınmışsa artık, o bölgedeki oyuncu sayısının en az yarısı, yüzünü karşı kaleye dönmüş olması gerekir. Herkesin sırtı dönük olarak pas talep etmesi hem oyunun hızını düşürüyor hem de hızı düşen oyun rakibin pres yapmasına imkan sağlıyor. 

Hızlı geçişler hızlı dönüşlerle mümkündür. Hızlı dönüşün birinci koşulu ise yüzünü top gelmeden önce rakip kaleye dönmektir. 

Orta sahadaki ikinci sıkıntı, atılan paslar alan üretmeye dönüşmüyor. Oysa bu oyunda paslaşmanın tek amacı var o da boş alan üretmektir. Yoksa hey bakın biz ne kadar güzel paslaşıyoruz diye, hiçbir takım paslaşmaz. Her pasın amacı oyunu rakip kaleye doğru taşımak ve bu amaç için boş alan üretmektir. 

Esasen bu oyunun ekmek su kadar Biglia’ya ihtiyacı var. Biglia ve Adnan sanırım Farioli için çok iyi çözümler üretir. 

Bu yazı Duvar'dan alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR