İtibar yerlerde sürünürken…

Ve üniversite öğrencileri sokaklarda sabahlamaya başladı…

Geçen hafta barınma sorununun ulaştığı boyut hakkında uyarılarda bulunmuşken, üzerine söze gerek bırakmayan bu gelişme yaşandı.

Ülkemiz ne yazık ki servetin küçücük bir azınlığın elinde biriktiği, yığınların payına ise giderek derinleşen sefaletin düştüğü bir ülke haline geldi.

Bakın, ciddi bir sorundan söz ediyoruz.

Bu fukara milletin vergileriyle, her gün milyonlar yutan ve kaçak olarak inşa edilen dev gibi bir saray yapıldı.

Yetmedi, yine her gün milyonlar yutan bir yazlık saray inşa edildi.

Yetmedi, bir de Ahlat Sarayı yapılıp sırf o saray için kıyı kanunu değiştirildi.

Uçan saraylar, yüzen saraylar…

Hepsi bu fukara milletin vergileriyle…

Bu ülkede bir mantıksızlık var. Sırf gösteriş olsun diye, İstanbul'un son kalan yeşil tepelerinden birine, üstelik etrafında doğru düzgün yerleşim olmayan bir yere dev bir cami yapıldı.

Ulaştırma Bakanlığı sırf bu camiye özel metro hattı inşa ediyor.

Milyarlar akıtılıyor.

Ama bu ülkede öğrencilere yurt yok!

Dahası, her köye cami yapılıyor, lojmanları da var, oralara imam atanıyor ama öğrencilere öğretmen, okul yok.

Taşımalı eğitim diye bir şey icat edildi.

Malumunuz, halkın inancına oynayan "Falanca cami kapattı", "Yok, esas siz cami sattınız" tartışmaları yaşanan bir ülkede yaşıyoruz.

Cami kutsalsa okul da kutsal. Bu ülkede kaç okul kapatıldı, kaç öğretmen kadrosu kapatıldı, ne kadar yurt eksiğimiz var, niye bunlar tartışılmıyor?

Köylerde sağlık ocağı yok. Acil sağlık hizmeti ulaşmıyor köylere. Haftanın bir günü, o da kış aylarında ulaşamayarak, köylere ortak "bakıveriyor".

Bu esnada Türkiye'nin Cumhurbaşkanı milyonluk araçlardan oluşan dev bir konvoy eşliğinde ABD'de "itibar geçidi" yapıyor…

İtibar!..

Bir ülkenin "itibar"ından söz edilecekse, o ülkenin vatandaşlarının refah, eğitim, sağlık ve özgürlük seviyesinden başlanması icap eder.

Ülkenin tepesinde oturan tek bir kişinin yerleştiği tahttan veya saraydan, bindiği otomobil veya uçaktan değil…

Bu ülke SMA hastası çocuklarını tedavi ettiremeyen insanların ülkesidir.

Bu ülke yarıdan fazlası işsiz, sokaklara düşmüş gençlerin ülkesidir.

Çalışanların hali perişandır.

Bu ülke, işçisinin, emeklisinin dolar bazında yarıdan fazla yoksullaştığı bir ülkedir. Uluslararası ölçekte küme düşmüştür. Halk doğru düzgün beslenememektedir.

Millet olarak itibarımız beş paralık olmuştur. Gerçeğimiz budur.

Halkının sefaletiyle bilinen Hindistan'ın tipik özelliği dilencileridir.

Türkiye de dev bir dilenciler ülkesine dönüşüyor. Sosyal medyayı şöyle bir dolanın, halkın çaresizlikten sosyal medyada bile dilenmeye başladığını göreceksiniz.

Geçtiğimiz hafta bir benzin istasyonunda durduk. Bir aile, Tofaş otomobilleriyle kenarda bekliyordu. Aile babası utangaç bir biçimde otomobile 10 liralık gaz koydurmamı rica etti!

O esnada, onun asla kullanamayacağı otoyol ve köprüye, onun da vergileriyle, dolar bazında garanti ödemeler yapılıyordu…

Lafı fazla uzatmanın alemi yok.

Ülkenin itibarı sokaklara düşmüş, dilencilik seviyesinde sürünmektedir.

Ve ne yazık ki, bu kuyunun dibi yoktur.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR