Sol Parti adayı: AKP iktidarını şiddetle savunanlar bile Almanya’dan ayrılmıyor

TÜKENMEZ HABER - Almanya yarın genel seçimler için sandık başına gidiliyor. Seçim sonuçlarıyla birlikte ülke Angela Merkel’siz yeni bir döneme başlıyor. Özellikle Merkel dışında başka bir lider tanımayan Almanya’nın genç nüfusu için tarihi bir seçim yaşanacak.

Diğer yandan dünya siyaset tarihinde en etkili liderler arasında sayılan Merkel’in vedası sadece Almanya’yı değil çok sayıda ülkeyi de etkileyecek. Bu ülkelerden birisi de kuşkusuz Türkiye. Seçim sonuçları sadece Almanya’da bulunan Türkiyeli göçmenler değil, Türkiye’nin dış politikası açısından da belirleyici olacak.

31 Ekim 1961'de Almanya ve Türkiye arasında imzalanan ‘Türk İşgücü Anlaşması’n ardından çok sayıda Türkiyeli göçmen Almanya’ya göç etti. Aradan geçen yılların ardından göçmenler siyaset sahnesinde de yer almaya başladı.

26 Eylül’de Almanya’da yapılacak genel seçimlerde birçok göçmen milletvekili adayı göz çarpıyor. Bunlardan biri de Ezgi Güyildar. Ezgi Güyildar, Almanya’nın en büyük eyaleti Kuzey Ren Vestfalya’da (NRW), Sol Parti’nin federal parlamento için yarışan genç adayı.

Ezgi Güyildar, seçimden önce Tükenmez Haber’in sorularını yanıtladı.

- Adaylık süreciniz nasıl başladı?

Toplumsal koşullardan dolayı uzun zamandır politikanın içerisinde yer alıyorum. Hayat politikadan ayrı değil. Her sınıf ve tabaka kendi çıkarı için örgütlenir ve politika yapar. Ben de lise yıllarımdan bu yana örgütlü olarak politika yapıyorum. Türkiyeli göçmen emekçilerin örgütü Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) üyesiyim. Aynı zamanda son 6 yıldır Die Linke (Sol Parti) Essen Belediye Meclis üyesi olarak çalıştım. Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Sol Parti Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldım. 10 Nisan 2021 tarihinde KRV  Sol Parti delegelerinin onayı ile Federal Parlemento’ya aday olman kararlaştırıldı. Ve son olarak Sol Parti’den adaylık sürecim başladı.

‘EMEKÇİLERİN SESİNİ PARLAMENTOYA TAŞIMAK İSTEDİM’

Benim adaylık sürecim göçmen emekçilerin taleplerini daha da görünür kılma mücadelesinin sonucunda gerçekleşti. Buna elbette tek başına karar vermedim. Örgütümün de desteği ve onayıyla adaylık serüvenim başladı.

Göçmen emekçiler başta olmak üzere, bütün emekçilerin işsizlik, yoksulluk ve ayrımcılık gibi sorunlarını görünür kılmak gerektiğine inanıyorum. Savaş kışkırtıcılığına karşı barışı savunmak, yükselen ırkçılığa dur demek için başka kürsülerin de kullanılması gerektiğine inanıyorum.

Bütün sorunları sadece parlamentoda çözemezsiniz ama emekçilerin, ezilenlerin, barışın sesini oraya taşıyabilirsiniz.

‘MECLİS’TE KADIN POLİTİKACI YÜZDE 35 CİVARINDA’

- Almanya’da genç ve kadın siyasetçi olmayı tanımlar mısınız?

Almanya demokrasi açısından en gelişmiş ülkelerden biri ancak aynı zamanda kapitalizmin de kalbi sayılıyor. Bu yüzden de cinsiyet eşitsizliği hayatın her alanında var.

Örneğin kadınlar erkeklerden birçok sektörde daha az (yüzde 18) ücret alıyor. Parlamentoda kadın sayısı yüzde 35 civarında.

Diğer yandan Almanya’da genelde genç politikacılar da çok az. Meclis’in büyük çoğunluğu yaşlı ve orta yaşlılardan oluşuyor.

Tüm bunlar göz önüne alındığında gençlerin ve kadınların siyaset sahnesinde daha çok yer alması gerekiyor.

‘GÖÇÜ OLUŞTURAN NEDENLERLE MÜCADELE ETMEKTEN YANAYIZ’

- Almanya’nın belki de en çok takip edilen konularının başında ‘göç’ geliyor. Hristiyan Demokrat Birlik’in göç politikasını nasıl değerlendirirsiniz? Aday olduğunuz Sol Parti’nin göç krizine dair çözüm önerileri nedir?

Almanya'da hükümeti oluşturan muhafazakar Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partileri uzun yıllar Almanya’nın bir göç ülkesi olduğunu kabul etmedi. Ancak büyüyen sığınmacı krizi CDU/ CSU koalisyonunu politikasını değiştirmeye zorladı.

CDU/CSU göç politikasını, sermayenin çıkarları üzerine kurdu. Örneğin Afganistan’dan beklenen mülteciler arasında ‘kalifiye işçi’ ayrımı yaptı.

Sol Parti ise, İltica hakkının sınırlandırılmaması istiyor. Biz, göçmenlerle değil, göçe neden olan savaş politikalarıyla mücadele etmekten yanayız.

‘TÜRKİYE’DEKİ DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ DESTEKLİYORUZ’

- Türkiye ve Almanya… Her iki ülke, iç ve dış siyasette yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyor. En fazla merak edilen konularında başında ise Merkel sonrası Türkiye, hatta AKP ile ilişkiler geliyor. Siz seçim sonrasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İki ülkenin hükümetleri arasındaki ilişkiler seçimden nasıl etkilenecek? Sol Parti bu konuda ne söylüyor?

Büyük değişiklikler beklemiyorum. Almanya’nın Türkiye’de büyük yatırımları var. Alman sermayesinin özellikle silah ihracatı dikkate alındığında Merkel sonrası da ilişkilerin aynı şekilde devam edeceğini düşünüyorum.

Sol Parti Türkiye’nin demokratikleşmesinden yana. Herkesin kendi demokratik haklarını kullanmasından yana. Bizler, Almanya’nın çatışmalı bölgelere silah satmasını karşı çıkıyoruz. Türkiye’deki demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesini destekliyoruz.

‘AKP’Yİ ŞİDDETLE SAVUNANLAR BİLE ALMANYA’DAN AYRILMIYOR’

- AKP’ye yakın medya organlarında ‘Almanya göçmeler için cehennem’ algısı yaratılırken, Türkiye’den Almanya’ya büyük bir göç dalgası yaşandığı da anketlere yansıyor. Almanya kimler için cennet, kimler için cehennem?

Bu konuda gerçek bir bilgi kirliliği var. Almanya ve Türkiye’nin ekonomik, sosyal, siyasal gerçekleri arasında dağlar kadar fark var. AKP iktidarını şiddetle savunanlar bile Almanya’dan ayrılmıyor.

Almanya’nın sosyal ve ekonomik yaşamı Türkiye’den iyi olsa da Almanya’da da elbette işçi ve emekçiler açısından sömürü devam ediyor. Pandeminin başlamasıyla 500 bin işçi işten atıldı. Ağustos ayı enflasyon oranı yüzde 4,9. Yoksul ile zengin arasındaki uçurum daha da büyüdü.

- Almaya'da sosyal hareketin yüksek olduğu günler yaşanıyor. Bir yandan ‘yüksek kira karşıtı’ eylemler bir tarafta 'Friday for Future' eylemleri…Eylemlere katılımın büyük bir çoğunluğunun gençler olduğu düşünülürse, gençlerin talepleri nelerdir? Gençlerin bu hareketliği seçimleri nasıl etkileyecek?

Evet, Almanya’da sokak hareketinin güçlü olduğu günler yaşanıyor. Örneğin 4 Eylül’de Berlin’de büyük bir protesto eylemi gerçekleşti.

Diğer yandan Almanya’da da ciddi bir kira artışı sorunu var. Berlin, München, Köln gibi kentlerde kiralar çok aşırı pahalı. 11 Eylül’de Berlin’de yapılan ‘kira protestolarına’ 20 bin kişi katıldı. ‘Friday for Future’ eylemlerine de ağırlığı öğrenciler olmak üzere her kesimden gençler katıldı.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR