Şimdi yeni bir sayfa açma zamanı! Şimdi demokrasiye ve barışa yürüme zamanı! (2)

Fotoğraf: Reuters

Dün yayımlanan makalede Kürt meselesine çözüm arayışının önemli bir aşaması olan muhataplık meselesi ele alınmıştı. Dünkü makalenin devamı olarak Kürt meselesine çözüm arayışına değinelim.

Kılıçdaroğlu'nun "Kürt sorununda çözüm adresi Meclis'tir. Meşru muhatap HDP'dir" açıklamasına tepkinin sadece Sezai Temelli'den geldiği sanılır; ama gerçek öyle değildir:

Kılıçdaroğlu'nun açıklamasına tepki, hatta ilk tepki CHP içindeki ulusalcılardan geldi. Nedense bu tepkinin üzerinde durulmadı.

HDP cenahından Sezai Temelli'nin görüşlerinin kendisine ait olduğu, üstelik birkaç temsiliyet üzerinden açıklanırken, CHP'de bu yönlü bir açıklama yapılmadı.

Yapıldıysa da en azından ben duymadım.  

Neden ki? HDP'nin yaptığına paralel tavra CHP neden girmedi dersiniz…

Bunu bir kenara not edelim.

Yaşanan bir geçiş süreci.

HDP'nin tutum belgesi geçiş sürecine ilişkin bir açıklama. 

Akşener'in başbakanlığını ilan eden açıklaması bir yana, başka hiçbir parti bu süreçle ilgili bir açıklama yapmadı. 

Henüz Kürt meselesiyle ilgili net bir pozisyon almak mümkün olmadı. Siyasi partilerin ve siyasi çevrelerin bu konuda ne düşündüklerini açık açık ifade etmeleri gerektiği kanaatindeyim. 

Gelinen noktada 'Kürt meselesi vardır, meşrudur' deyip bırakılamaz. 

HDP yerel ve yerinde yönetimle bütünlük içinde demokratik parlamenter sistem, diyor. 

Millet İttifakı bu aşamada 'demokrasi' diyor ama anladığım kadarıyla bu bağlam içinde başlangıçta 'asgari demokrasi' diyor. 

Asgari demokrasinin merkezine de Cumhur iktidar blokundan, daha doğru bir ifadeyle Erdoğan ve Tek Parti iktidarından kurtulmayı alıyor.

Amiyane deyimle 'Hele bir Erdoğan'dan kurtulalım gerisi kolay' diyor...

Gerisi kolay değil işte...

Demokrasi ve barış açısından ana muhalefet partisinin bir ayak bağı eski MHP zihniyetinden ne kadar kurtulduğu müphem İYİ Parti, bir diğer ayak bağı da kendi içindeki ulusalcılar…

Kürt meselesinin çok bileşimli karakterini ağzına bile almıyor. 

Üstelik Kılıçdaroğlu'nun hepsini memnun etme adına sınırlarını belirleyememe, gruplar ve partiler arasında gidip gelme hali var.

Tek adam rejimine herkes karşı.

Marifet Tek adam rejimine karşı 'herkesi' ortak bir sürece dökebilmekte... Henüz istenen ölçüde dökemiyor.

Gerçeklik bu ve bu durumda 'sonrası kolay' demek çok zor...

Tamam, 'güçlü demokrasi'yi bir anda inşa etme hayali kurulamaz.

Ancak Millet İttifakı partilerinin Kürt meselesinin çözümü hakkında ne düşündüklerini, nasıl bir çözüm istediklerini bir tutum belgesiyle açıklamaları gerekmiyor mu?  

Bahsedilen 'asgari demokrasi' programı içine pekâlâ Kürt meselesinin çözümü için asgari ilkelerin, Barış Süreci kavramı üzerinden yerleştirilmesi gerekmiyor mu?

Meclis ve HDP dediniz…

HDP'de aynı şeyleri söylüyor.

Öyleyse sorun nedir?

2013- 15 Çözüm Süreci eleştiriliyor ama o dönemde hiçbir şey yoktuysa, en azından bir 'Çözüm Süreci' diye bir süreç vardı.

O dönemi eleştiricilerinden, ana muhalefet partisi ve ittifaklarından "meşru muhatap" dedikleri HDP ile barışı konuşmaları, barış yürüyüşünü başlatmaları ne kadar doğru ve bir o kadarda gerçekçi girişim olurdu.

Şimdi değilse ne zaman?

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR