Demirtaş: Ortak bir tutum belgesi oluşturup deklare etmek tarihi bir sorumluluktur

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sol partilere ortak tutum belgesi oluşturma konusunda bir kez daha çağrı yaptı. Demirtaş, “CHP ve HDP içindeki sol kesimler başta olmak üzere TİP, EMEP, Sol Parti, KSP gibi partilere önemli roller düşüyor” dedi.

Eski HDP lideri, tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden T24 yazarı Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.

AKŞENER İLE KAHVALTI

Demirtaş, Sabuncu’nun “Türkiye'de etkili bir kadın siyasi figür de Meral Akşener… Medyascope'a verdiğiniz bir söyleşide eşinizle beraber bir sabah kahvaltıya gitme hayalinizden bahsetmiştiniz. Bu hayal hâlâ geçerli mi?” şeklindeki sorusuna şöyle yanıt verdi:

 Aslında ben diyaloğun, temas etmenin sorunların çözümünde çok önemli ve belirleyici olduğuna dikkat çekmek için o kahvaltı örneğini vermiştim. Kimileri bunu o kadar aşağılık bir tarzda kullandı ki, bu durum siyasette diyaloğun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ispatlar oldu. Benim amacım spekülasyon yaratmak değil, insani ilişkilerin önemine dikkat çekmekti. Bunu anlayan anlamıştır, anlamayana da anlatmaya devam edeceğiz. Benim o dediğimin kıymetini bilmeyenler siyasette kaybetmeye mahkumdurlar.

Ancak toplumla konuşabilenler, topluma dokunabilenler, tüm farklı kesimlerle aynı sofraya oturabilenler gelecekle ilgili söz sahibi olabilirler. Geri kalanlar siyasetin çöp sepetine yuvarlanıp gidecektir. Ben şahsen elimi de gönlümü de kapımı da herkesle ilkeli diyaloğa açık tutmaya devam edeceğim. Çünkü halkın çektiği eziyeti başka türlü bitiremeyiz, toplumu huzura ve refaha kavuşturamayız.

"BUNU YAPARLARSA NEDEN MUTLU SON OLMASIN Kİ?"

Eski HDP lideri, “Kürtlerin olmadığı, CHP'yi saymazsak solun neredeyse temsil edilmediği muhalefetle mutlu son ne kadar mümkün?” sorusunu da şöyle yanıtlandırdı:

Biliyorsunuz, yakın zamanda bu konuda bir yazı yazdım. Sol olmadan, emeğin sesi ve temsilcileri olmadan, Kürtler veya diğer ötelenmiş kesimler olmadan demokrasiyi inşa etmeye çalışmak, yumurtasız menemen demeyeceğim, yumurtasız ve domatessiz menemen yapmaya benzer. Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın, demokrasi dediğimiz şey herkesin eşit mücadele imkanlarına ve araçlarına sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Kürtlere ve solculara devleti, iktidarı, siyaseti, bürokrasiyi veya sivil alanı kapatarak inşa edilecek şey asla demokratik bir sistem olamaz. En fazla, yeni veya yenilenmiş sağ otoriterizmin temelleri atılmış olur. Dolayısıyla demokrasi isteyen herkes, kimsenin dışlanmadığı ortak bir masayı savunmalı ve dayatmalıdır. Bundan kast ettiğim, tüm kesimlerin seçim ittifakı yapması değil. Örneğin sol hareketler yan yana gelerek kendi tutum belgelerini açıklamalı, kamuoyuna mal etmeye çalışmalılar. Sonrasında da ittifaklara ve cumhurbaşkanı adaylarına bu ilkeleri kabul ettirmek için çaba göstermeliler.

Burada ilk görev, ilk hamle sola düşüyor. Sol, kendi varlığını ve gücünü görünür kılamazsa kimse sola, "Hadi gel, senin de taleplerini dinleyelim" demez. Ne yazık ki, solun da içine düştüğü tarihsel ve trajik parçalanmışlık, fraksiyonel veya partisel tutuculuk solda birliği neredeyse imkansız kılıyor. Buna rağmen ben çağrımı tekrarlıyorum. Bir çalıştayda ya da bir konferansta, nasıl olursa olsun bir araya gelmek ve ortak bir tutum belgesi oluşturup deklare etmek tarihi bir sorumluluktur. Burada, CHP ve HDP içindeki sol kesimler başta olmak üzere TİP, EMEP, Sol Parti, KSP gibi partilere önemli roller düşüyor. Bunu yapmazlarsa Türkiye emekçilerine karşı büyük mahcubiyet duyacaklarını şimdiden söyleyebilirim. Yaparlarsa neden mutlu son mümkün olmasın ki?

T24, Independent Türkçe


PAYLAŞ