Pandeminin çocuk yüzü | Roman çocuklar 'eğitimde eşitlikten' uzak

TÜKENMEZ HABER - Bugün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü. Ancak bu 20 Kasım’da da tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çocuklar en temel barınma, beslenme, eğitim ve sağlık gibi haklara ulaşamıyorlar.

20 Kasım, çocuğun haklarına saygı gösterilmesi, korunması ve geliştirilmesi konusunda mihenk taşlardan biri olan Çocuk Haklarına dair Sözleşme'nin 32. yıldönümü.

Türkiye’de pek çok çocuk eğitim, sağlık, barınma ve yeterli beslenme gibi haklardan yaralanamazken, Covid 19 pandemisi yaşam şartlarını daha da zorlaştırdı. Çocukların en çok eksik kaldığı ve fırsat eşitsizliği yaşadığı alanlardan biri de eğitim oldu.

Özellikle dezavantajlı gruplar arasında yer alan Roman çocukları eğitim gibi en temel haklarına erişemezken, çocukların hayat standartları da evrensel standartların altında.

Pandemi koşullarında başlayan uzaktan eğitim-öğretim yaklaşık bir buçuk sene devam etti. Uzaktan eğitim beraberinde pek çok fırsat eşitsizliğini de gündeme getirdi. Bu fırsat eşitsizliğini en çok yaşayan kesimlerden biri Roman Çocukları oldu.

Sıfır Ayrımcılık Derneği’nden Ekin Çuhadar'ın Türkiye'nin çeşitli illerinden 117 hane ile görüşülerek hazırladığı 'Pandemi Döneminde Roman Çocukların Eğitime Erişimi' raporunda, Covid -19 pandemisinde kırılganlığı yüksek gruplar arasında yer alan Roman çocuklarının uğradıkları ayrımcılığı gözler önüne serildi.


EĞİTİM HAKKI EN KISITLI GRUPLAR

Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin raporunda baz aldığı çalışmalara göre, "eğitim hakkı ile ilişkisi en kısıtlı gruplar arasında, yoksul çocuklar, kız çocukları, anadili Türkçe olmayan çocuklar, kırsal alanda yaşayan çocuklar, engelli çocuklar, öğrenme güçlüğü olan çocuklar, zorunlu ya da mevsimlik göç deneyiminden etkilenen çocuklar, göçer veya yarı-göçer çocuklar, LGBTİ+ çocuklar, çalışan ve yerinden edilmiş olan risk altındaki çocuklar ve Roman çocuklar” bulunuyor.

Yapılan araştırmaya göre, “Türkiye’de yaşayan Roman nüfusuna veya Roman grupların temel hak ve özgürlükler ile kamusal hizmetlere erişim durumuna yönelik resmî' bulunmuyor. Hatta, 'Roman çocukların eğitime erişimleri, okullulaşma oranları, devamsızlık ve eğitimden erken ayrılma oranları, eğitim süreçlerinde sahip oldukları haklardan faydalanma durumlarına ilişkin resmî veri' de henüz yapılmadı.

Sıfır Ayrımcılık Derneği, ‘roman çocukların eğitim hakkından yararlanamama nedenlerini şöyle sıraladı;

“Eğitimin alternatif maliyetinin yüksek, algılanan getirisinin düşük oluşu

Ekonomik duruma dayalı yaşam koşulları, göçer veya yarı göçer yaşam pratikleri

Roman Okulları”nda su yüzüne çıkan eğitim ve öğretime yapılan kamu harcamalarının eksikliği

Eğitim ortamlarında yaşanan akran zorbalığı ve ayrımcı pratikler

Tanınma ve aidiyet eksikliği”

 

Sıfır Ayrımcılık Derneği, Roman çocuklarının eğitime ulaşmasının önündeki engelleri de şöyle sınıflandırdı.

Ekonomik yoksulluk: Roman çocuklar, farklılıkları gözeten kapsayıcı bir eğitim sisteminin yoksunluğunun yanı sıra salgın döneminde eğitimlerini sürdürebilmek üzere ihtiyaç duydukları asgari desteklerin dahi sağlanmaması nedeniyle eğitimden kopmuş ve kopmaya devam etmekte. Eğitimden kopuşların ise Roman çocukların emek piyasasına dahil olmalarını ve erken yaşta evliliklerini artırdığı görülmekte.

Çalışan Çocuklar: Güvencesiz işlerde çalışan Romanlar pandemi nedeniyle işlerini kaybetmiş bu kayıplar nedeniyle, Roman çocuklar emek piyasasına dahil olma yaşlarının daha da düşmesine neden oldu.

Erken Yaşta Evlilikler: Eğitimin, evliliğe bir alternatif olarak görüldüğü bu hanelerde, salgın nedeniyle okulların kapatılarak uzaktan eğitime geçilmesi artan kırılganlıklarıyla kız çocuklar için bir alternatifin yok olmasına ve erken yaşta evliliklerin artmasına neden olmakta.

Hanelerin Fiziksel Koşulları: Roman mahalleleri altyapı ve üstyapının görece yetersiz olduğu mahallelerdir. Roman grupların konutları fiziksel özellikleri ve hijyen koşulları bakımından oldukça yetersizdir. Pek çok aile elektrik, su gibi faturalarını düzenli ödeyememekte. Dolayısıyla elektrik, su ve telefonları kesilmektedir. Romanlar, elektrik ve su faturalarını ödeyemediği için yemek pişirmek, ısınmak, aydınlanmak için gerekli enerjiden ve hijyen için gerekli sudan yoksun kalırken sağlık ve ulaşım hizmetlerini karşılayacak, bedel ödeyecek pozisyonda olmadıkları anlaşılmaktadır.

ÇEVRİMİÇİ EĞİTİM YOKSUL ÇOCUKLARI EĞİTİMDEN UZAKLAŞTIRDI

Öte yandan rapora göre çevrimiçi ve uzaktan eğitime erişim için gerekli araçlardan yoksunluk Roman çocukların ve diğer yoksul gruplara mensup çocukların uzaktan eğitim sistemine katılımını engelleyen başlıca nedenlerden biri oldu

Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin raporunda çevrimiçi eğitimin yarattığı fırsat eşitsizliğine ilişkin şu ifadeler yer aldı;

EVDE BULUNAN TABLET VE BİLGİSAYARLARIN SINIRLI OLMASI

"Öncelikle, bilgisayar veya tablete sahip hanelerin sayısının oldukça sınırlı olduğu bilinmektedir. Evlerin bazılarında internete erişim imkanına sahip akıllı telefon bulunuyor olsa da, bu telefonlara sahip hane mensubunun genelde babalar olduğu görülmektedir. Babaların ise çoğunlukla evde olmaması veya eve geliş saatlerinin değişkenlik göstermesi nedeniyle çocukların temelde akıllı telefonlar ile EBA sistemine ulaşmasını sağlamadığını söylemek mümkündür. Benzer şekilde, okullarında canlı dersler yapılmış olsa dahi (ki pek çok Roman mahallesinde böyle bir durum olmadığı aileler tarafından belirtilmiştir) öğrenciler canlı derslere katılamamıştır.

EBA YAYINLARI TAKİP EDİLMEDİ

Uzaktan eğitim, EBA’dan televizyon aracılığı ile de verilmektedir. Evlerin çoğunda televizyon olsa da çocukların çoğunluğunun belirli saatlerde yapılan bu yayınları takip edemediği görülmektedir. Bunun başlıca üç temel nedeni olduğu ortaya çıkmaktadır.

HANELER KALABALIK

Bunlardan biri öğrencilerin mensup olduğu hanelerin nüfusunun yüksek, evlerdeki oda sayısının yeterli olmamasıdır. Bu durum öğrencilerin odaklanmasını ve dersleri izlemesini veya takip etmesini engellemiştir. Bu hanelerde ödenmemiş elektrik faturaları yüzünden elektrikten yoksun olanlar için ise sisteme erişim olasılığı tamamen ortadan kalkmıştır.

ÖĞRENCİLERE YARDIMCI BİREYLERİN OLMAMASI

Diğer bir temel neden hanelerde eğitimi kolaylaştıracak bireylerin bulunmaması olarak ortaya çıkmaktadır. Zira gerek televizyon üzerinden gerekse internet üzerinden yapılan uzaktan eğitim sisteminde, öğrencinin sisteme katılımını sağlamak, öğrenmesini kolaylaştırma görevi velilere, toplumsal cinsiyet rolleri yüzünden ise özellikle de annelere düşmektedir. En iyi ihtimalde ancak okuma yazması ve sınırlı kaynakları olan, çoğunluğu güvencesiz işlerde çalışan, ev içi işi ve bakım yükünü üstlenen Roman kadınlar ve benzer durumdaki diğer kırılgan gruplara mensup kadınlar için bu görev başa çıkılması son derece zor bir yük haline gelmiş, annelerin isteseler dahi çocuklarının uzaktan eğitime katılımlarını sağlayamadıkları görülmektedir. Öğrencinin dersleri ile ilgili desteğe ulaşması, öğrencinin takip edildiğini bilmesi ve öğrenmeye motive olmasında öğrencilerin öğretmenler ile bir araya gelmesinin merkezi bir öneme sahip olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Ancak, 2019-2020 akademik döneminde Romanların yoğunluklu olarak yaşadığı mahallelerdeki çocukların, öğretmenlerin canlı sınıf uygulaması ile öğrencileriyle bir araya gelme fırsatının yaratıldığı bir eğitime erişimlerinin mümkün olmadığı açıkça görülmektedir.

SINIRLI DESTEKLER

İmkansızlıklar nedeniyle öğretmenlerin Roman mahallerindeki öğrencilere verdiği destek de son derece sınırlı kalmaktadır.  Öğretmenlerle telefon üzerinden dahi yeterince iletişime geçildiğini söylemek pek mümkün değildir. Üçüncü temel neden de, belki de en belirleyici olan, pandemi sürecinde bu hanelerin daha da yoksullaşmış olması ve çocukların da hane halkı gelirine katkı yapma zorunluluğunun artmış olmasıdır.

Sıfır Ayrımcılık Derneği, Roman çocuklarının eğitime katılması, fırsat eğşitsiliğinin ortadan kalkması için canlı sınıf uygulamasından, EBA'ye erişime, telafi eğitimlerden, sosyallleşme alanlarına kadar pekçok öneri sıraladı.

'KIRTASİYE MALZEMELERİNE ERİŞİM SAĞLANMADI, GÜNLÜK BESLENME İHTŞYAÇLARI KARŞILANMALIDIR'

  • Yoksul mahallerde yaşayan veya bu mahallerdeki okullara devam eden öğrencilerin mensup olduğu hanelere internet erişimli tabletler sağlanmalıdır.
  • Kırtasiye malzemeleri eğitim uzaktan da olsa yüz yüze de olsa ihtiyaç duyulan malzemelerdir. Romanlar da dahil yoksul ve kırılgan gruplara mensup çocukların bu malzemelere erişimi kolaylaştırılmalıdır.
  • EBA’nın yanı sıra, canlı sınıflara ve öğrencinin öğretmenleri ile etkileşime geçebileceği internet tabanlı iletişim platformlarına erişim ücretsiz olmalıdır.
  • Belediyeler sorumluluk alanları içinde yer alan yoksul mahallelere öğrencilerin eğitimlerini destekleyecek internet tabanlı platformlara erişim için ücretsiz wifi hizmeti vermelidir.
  • Canlı sınıf uygulamasının artırılması ve yaygınlaştırılması; öğretmenin her öğrenciyle etkin iletişime geçebilmesi için canlı sınıfların az sayıda öğrenci ile oluşturulması; sınıf öğretmenlerinin öğrencilerin sisteme katılımlarını ve ilerlemelerini bire bir takip etmesi; kopmalar ve devamsızlıklar karşısında proaktif bir yaklaşım geliştirerek öğrenci ile telefon veya internet üzerinden iletişime geçerek motive etmesi önerilmektedir.
  • Çocukların sağlıklı ve düzenli beslenmelerini sağlamak üzere çocuk odaklı erzak veya sıcak yemek yardımı yapılmalı; bu yardımlar planlanırken çocuğun günlük beslenme ihtiyaçları ve talepleri merkeze alınmalıdır.

'ROMAN ANNELERE YÖNELİK OKUR YAZARLIK KURSLARI AÇILMALI'

EBA destek noktalarından faydalanamayan çocuklar için bu çocukların yaşadıkları mahallelerde toplum merkezleri açılmalıdır.

COVID-19 pandemisinde bir kez daha çocukların eğitim ve öğretim süreçlerinden sorumlu olarak kadınların görüldüğü ortaya çıkmıştır. Ancak, çocukların eğitim ve öğretim süreçlerine destek verebilmeleri için kadınların öncelikle kendilerinin güçlendirilmesi; yetişkin kadınlara yönelik okuryazarlık kurslarının açılması önerilmektedir. Diğer taraftan, toplumsal cinsiyet eşitliğinin Strateti Belgesi ve Eylem Planı ile bütünleştirilmesi ve yerel pratiklerde toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı uygulamaların görünür olması gerekmektedir. Bu bağlamda, yerel hizmetler yalnızca kadınlara yönelik hizmetler olarak ele alınmamalı, yerel hizmetler kadınların öznel deneyimine odaklanan bir yaklaşım ile şekillendirilmelidir.

COVID-19 pandemisi var olan yoksulluğu yalnızca görünür kılmış ve bu yoksulluk durumunun dayanılmaz hale gelmesine neden olmuştur. COVID-19 pandemisi öncesinde de halihazırda mevcut olan yoksulluk durumunu ortadan kaldırmak üzere yerel düzeyde, kamu yönetimi, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri arasında iş birliği kurulmalı ve uzun vadeli sürdürülebilir politikalar geliştirilmelidir.

Belediyelerde Romanlar da dahil yoksul ve kırılgan grupların kolaylıkla erişilebileceği birimler veya destek hatları kurulmalıdır. Bu birimler veya destek hatları, bu grupların yalnızca eğitime erişimi hususunda değil temel gıda, sağlık hizmetleri gibi temel haklara ve kamusal hizmetlere erişimleri hususlarında da destek verebilmeli; bu birimlere veya destek hatlarına gelecek talepleri karşılayabilecek mekanizmaların geliştirilmesi önerilmektedir.

'TELAFİ EĞİTİMLER PLANLANMALI'

COVID-19 pandemisi sona erdiğinde veya etkileri en aza indiğinde çocukların eğitime devam etmelerini sağlamak üzere bakım verenlerin sürece yönelik farkındalık, bilgi, beceri ve yeterlilik kazanmalarını sağlayacak destek programları ve kolaylaştırıcılık hizmeti sağlanmalıdır.

Çocukların yalnızca fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da okuldan koptukları göz önünde bulundurularak halihazırda eğitime erişim hayali kısıtlı olan ve uzaktan eğitim ile bu hayali gittikçe azalan çocukların eğitimlerine devam etmelerini teşvik edecek uygulamaların geliştirilmesi önerilmektedir.

Uzaktan eğitime geçişte ihtiyaçları göz ardı edilen Romanlar da dahil yoksul ve kırılgan grupların ihtiyaçları telafi eğitimlerinin düzenlenmesinde göz önünde bulundurulmalı; kamu yönetimi, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve toplum ile birlikte hareket edilmelidir.

Okulların çocuklar için yalnızca öğrenme ve sosyalleşme alanı olmadığı, çocuk koruma alanları da olduğu hatırlanarak COVID-19 pandemisi sürecinde özellikle yoksul ve kırılgan gruplara mensup çocukların ev içinde uğradığı ihmal ve istismar vakalarının takibinin yapılması; bu duruma yönelik önleyici önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu bağlamda, çocukların yalnızca eğitime erişim ve devamlılık hususlarında sorun yaşamadıkları, çocuklara yönelik şiddet, ihmal ve istismar vakalarında da artış yaşandığı göz önünde bulundurularak COVID-19’un çocuğa yönelik şiddet, ihlal ve istismar vakalarına etkisine ilişkin bir araştırma yapılması önem taşımaktadır. Yapılması önem taşıyan bu araştırmada, şiddete, ihmale veya istismara maruz kalan çocukların tespit edilerek bu çocuklara yönelik özel müdahalelerin geliştirilmesi önerilmektedir.


'PANDEMİ ROMANLARA YÖNELİK AYRIMCILIĞI DA YÜKSELTTİ'

Diğer yandan Covid 19 salgını Romanlara yönelik ayrımcılığı da yükseltmiştir. Rapora göre, “salgınla geçen bir yıl içerisinde, Avrupa’da görülen Romanlara yönelik Romanların yoğunluklu olarak yaşadıkları mahallelerin zorunlu karantinaya alınması, orduların karantinaları denetlemekle yükümlendirilmesi, mahallelerin “dezenfekte edilmesi” için termal sensörlü insansız hava araçlarının kullanılması gibi sistematik ayrımcılığın yanı sıra Türkiye’nin de farklı illerinde benzer ayrımcı pratiklere” tanıklık edilmiştir.

Türkiye’de ise durum çok farklı değildir. Sıfır Ayrımcılık Derneği’ne göre “Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde belediyenin “zaten virüslü” oldukları söylemiyle Roman mahallesini dezenfekte etmekten özellikle kaçındığı, Adana’da pazarcılık yapan Dom ve Abdal kadınların tezgahlarına el konularak darp edildiği, sosyal yardıma ihtiyaç duyan Romanlara, “çalışmayı sevmedikleri”, “tembel oldukları”, “yardımlar ile yaşamayı tercih ettikleri” üzerinden bir refah bağımlısı yoksul damgalaması ile yoksulluklarının kendi tercihlerinden kaynaklandığı önyargısyla hareket edilmiş ve toplumda ayrımcılık körüklenmiştir.

 

 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR