Taraftarların gözünden Galatasaray-Fenerbahçe derbisi

TÜKENMEZ HABER - Sezonun en kritik maçları her zaman Fenerbahçe ve Galatasaray arasında oynanan 'Kıtalararası Derbi' olmuştur. Derbi günlerinde Beyoğlu ve Kadıköy'de toplanan taraftarlar hep birlikte takımlarını desteklemek için tek yürek oluyor. Bugün oynanacak maç iki takım için de 'tamam mı devam mı?' niteliğinde demek yanlış olmaz.

Bu akşam Nef Stadyumu'nda karşılaşacak iki ekip bugüne kadar 64. sezonu oynanan lig tarihinde 128 kez karşılaştı. Genel toplamdaki üstünlüğünü lig maçlarına da yansıtan Fenerbahçe, rakibine galibiyet sayısında 50-35 üstünlük kurdu. Ligdeki 43 maç da berabere sonuçlandı. Lig maçlarında sarı-lacivertliler 158, sarı-kırmızılılar ise 123 gol kaydetti.

Galatasaray derbiye ev sahipliği yapacak

Liderin çok gerisinde kalan İstanbul'un iki kulübünün maçları her zaman tansiyonun ve heyecanın tavan yaptığı maçlar olmasına karşın son zamanlarda kalite, tempo ve seyir zevki açısından bekleneni vermiyor. İki takım arasında oynanan son 10 derbinin 6'sı berabere tamamlandı. Rekabetteki son 10 karşılaşmada Galatasaray 2, Fenerbahçe 2 kez galip geldi, taraflar 6 maçta birbirlerine üstünlük sağlamayı başaramadı.

Fenerbahçe taraftarı Covid-19 tedbirleri nedeniyle takımlarını deplasmanda destekleyemecek

Biz de taraftarlar ile son dönemdeki düşük kalitede geçen bu derbinin nedenini konuştuk.

'FUTBOL KÜLTÜRÜNÜN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR'

Galatasaray taraftarı Berzan Toprak Mimar Sinan Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi. Toprak, iyi bir futbol izleyicisi olduğunu söyleyerek söze şöyle başladı:

İngiltere Premier Lig’in sıkı bir takipçisiyim. Manchester City ve Pep Guardiola'nın oynattığı futbolun hayranıyım. Ancak Premier Ligi izledikten sonra her zaman içim bir buruk kalıyor. Çünkü doğduğumdan beri taraftarı olduğum ve çok sevdiğim Galatasaray’ın bu şekilde olmaması ve olacağını da hayal ettirmemesi çok can sıkıcı bir durum. Derbi öncesinde tabii ki ne olursa olsun bir heyecan oluyor ancak son zamanlarda derbilerde çok da iyi maçlar oyanandığını söyleyemem. Bunun bir çok sebebi var. Bu sebeplerin başında Türkiye’de futbolda herhangi bir yapılanmanın veyahut taktik odaklı bir oyun olmayışının geldiğini söyleyebilirim.

'Türkiye’de futbolda herhangi bir şeye tahammül edildiğini' düşünmediğini belirten Berzan Toprak sözlerini şöyle sürdürdü:

Başarı çok kısa sürede istenilen  ve kestirme yoldan ulaşılmaya çalışılan bir şey halinde. Alt yapısı olmayan bir hale gelen bu durumda, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi taraftarın çok fazla etkilidiği maçlarda yenilmek yenilen takımı ve takımın hocasını zora sokabilen bir durum haline geliyor. Örneğin bugünkü maç özelinde şunu söyleyebilirim Fenerbahçe’nin tartışılan bir hocası var ve bize yenildikleri taktirde belki de hocanın görevine son verilecek. Bu durum Fenerbahçe’nin maçı kazanmak için değil, yenilmemek için sahaya çıkmasına sebep oluyor. Aynı durum Galatasaray içinde tam manasıyla olmasa da geçerli. Yenildiğimiz takdirde ligde kötü bir yere geleceğiz. Ancak Fatih Terim’in sorgulandığını veyahut maçtan sonra gönderilme ihtimali olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki Galatasaray’ın da yenilmemek için maça çıkacağını düşünürsek iki yenilmemek isteyen takımın maçından sıkıcı ve futbolun çokta keyif vermediği, az golü bir beraberlik çıkması çok büyük bir olasılık oluyor ve bir çok derbide bu ortamda bu atmosferdi oynandığı için son yıllarda bu şekilde sonuçlar çıkabiliyor. Bunun için önce Türkiye’deki futbol kültürünü değiştirmek gerekiyor ancak bu bir üst çatının değişmesi ile de mümkün olabilen bir şey. Çünkü önce insanların bazı şeylere tahammülü olması gerekiyor.

'TÜRKİYE'DE FUTBOLUN KIRK FIRIN EKMEK YEMESİ GEREK'

Bir Fenerbahçe taraftarı olan gazeteci Emre Caka da derbilerin artık sıkıcı geçtiğini belirtirken şunları söyledi: 

Gerek son zamanlardaki gergin hayatın futbola da sirayet etmesi gerekse de artan kur fiyatları ile kaliteli oyuncu eksikliği derbilerin tadının kaçmasına sebep oldu. Son zamanlardaki maçlara baktığımızda temposu düşük, seyir zevki yerlerde maçlar izliyoruz. Dünya derbisi diye pazarlanan maçın artık kalite olarak Avrupa'nın çok gerisinde olduğunu düşünüyorum. Bunun sebebini anlatabilmek için çok fazla neden sunabilirim ancak en gerçekçi neden 'başarısız spor yöneticileri' diyeceğim. 

"En nihayetinde bir taraftarım" diyen Caka, "Durum ne olursa olsun günün sonunda Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı yenmesi sezonun en güzel anlarından biri olacaktır. Umarım kazanırız, ancak kazansak dahi hem Fenerbahçe'nin hem de Türkiye futbolunun daha kırk fırın ekmek yemesi gerekecek" ifadelerini kullandı.

Emre Caka

Fotoğraf: Emre Caka

Maçı da değerlendiren Emre Caka, "Maç içine gelirsek, Fenerbahçe'nin bir adım ötede olduğu düşünüyorum. Özellikle Irfan Can Kahveci'nin sahada olması Fenerbahçe'nin çevresini hemen değiştiriyor. Duran topların derbi kilidi olacağını düşünüyorum. Oynayan tarafın Fenerbahçe, rakibin hatasını bekleyen taraf da Galatasaray olacaktır. Özellikle Avrupa maçlarında bunu saha çok iyi yansıtan bir Galatasaray var" dedi.

"Pereira için son sans denebilir" diyen Caka, şöyle devam etti:

Başkan Ali Koç her ne kadar hocamızın arkasındayız dese de derbi mağlubiyeti hocanın sonu olabilir.  Sezona çok yüksek beklenti ile giren takımın ligin 13. haftasında bu performansı ve puan durumundaki yeri pek de kabul edilecek bir durum değil.

'TAKIMLARDAKİ DERBİ RUHU KAYBOLDU'

Tiyatro oyuncusu ve avukat olan Görkem Örskıran da futboldaki tahammülsüzlükten memnun değil. Fenerbahçe taraftarı olan Örskıran öncelikle Türkiye'de 'hücu organizasyonlarının' yetersizliğinin altını çizerken tartışılan Vitor Pereira'nın da kalması gerektiğini düşünüyor.

Örskıran şöyle aktarıyor:

Endüstriyelleşen futbolla birlikte ruh azalmaya başladı. Futbolcuların derbi ruhu azaldı, taraftarın kitlesi büyük bir değişime uğradı. Tribün ruhu değişti, derbi ruhu değişti, futbolcuların derbiye verdiği önem azaldı. Futbol daha fazla matematiğe dönüştü, içine matematiğin girmesi ile bilim gibi bir dala evrildi. Ancak Türkiye bu matematiği yakalayamadı ve endüstriyelleşmenin sadece satın alım kısmını yakalayabildi. Yani Türkiye’de futbolun bilimle birlikte analiz edilmesi ya da taktiksel değişimler yakalanamadı ancak bu durumun sonunda Türkiye’de futbol ruhunu da kaybetti. Derbiler bul ruhsuzlukla birlikte futbolcuların 'kazandım veya kaybettimden' ziyade ne olduğu belli olmayan taktiklerin sahaya konduğu bir mücadele biçimine dönüştü. Taktik yok, ruh yok ve bir anda derbiler bir bataklık durumuna geldi. Türkiye’de gelişen tek taktik, savunma yapmak ve herkes buna sığınıyor. Derbilerde oynayan takımlar da buna sığınmaya devam ediyor çünkü hücum yapma kabiliyetimiz yok. Değişik formasyonlarla oynayalım diye bir düşüncemiz yok. Değişik planları çalışalım yok. Yeni üçgenler, yeni geometriler yaratalım yok. Geç koşular, 'half spice'leri dolduralım diye bir düşünce yok. Bunlar çok umursanan şeyler değil. Takımlar bunları çok geliştiremiyor.

Türkiye’deki çoğu maç sıkıcı. Derbilerde bunun bir fragmanı gibi oldu. Takımlar birbirlerine gol atmakta zorlanıyorlar. Türkiye de büyük takımların Anadolu takımlarını yenmesi de biraz daha güç farkından dolayı olmaya başladı. Ancak Avrupa’ya gidildiğinde büyük takımlarımızın da defolarını görmüş oluyoruz. Anadolu takımları yenmek de artık büyükler için zor. Üç büyüklerin halini görüyoruz. Sistemler işe yaramıyor, hücum planları yok, takımların hücum alışkanlıkları yok. Çünkü savunma her zaman daha kolay organize edilen bir şey Türkiye’de. Ancak Avrupa’da böyle değil bu durum mesela Atletico Madrid gibi bir savunma takımı yaratılsa bu da bir taktik neticesinde gelen bir şey olacaktır ama Türkiye’deki savunma mentalitesi bu şekilde ilerlemiyor. Türkiye de bu organizasyonların içersinde rakipler iyi futbol oynayamıyor. Ancak  zaman zaman büyük futbolcuların ortaya çıkmasıyla gözümüzün pası silinebiliyor. İşte bir Hagi, bir Alex, bir Drogba, bir Sneijder olduğunda bazen iyi şeyler ortaya çıkabiliyor. Ancak şu anki kur fiyatlarında bu oyuncuları da getiremediğimiz için artık bu da mümkün olmuyor.

Fenerbahçe taraftarı Görkem Örskıran

Fotoğraf: Görkem Örskıran

'HOCANIN ARKASINDA DURULMALI

'Fenerbahçe’nin Pereira'nın arkasında olursa başarılı olabilceğini düşünnüyorum' diyen Örskıran "Ali Koç, Pereira'yı rahatsız etmezse, Samandıra'ya gitmezse yıllar içersinde bir plan oluşturacağını düşünüyorum. Tabi ki bu sadece Pereira ile alakalı değil. Ama hocaya da tahammül edilmesi gerek. Fenerbahçe’nin böyle bir problemi var mesela. Mesut Özil'in oynayıp oynamaması, üçlü savunma, dörtlü savunma durumundan ziyade hocaların güvenli alanda kalması; taktiklere ve oyuncuların oynayıp oynamayacağına hocanın karar vermesi gerekiyor." dedi.

'FUTBOLUN AMATÖR RUHU ÖLDÜ'

Müzisyen Anıl Bayraktar ise futboldaki endüstüriyelleşmenin ve iktidar blogu ile ilişkilerin ruhu öldürdüğünü düşünüyor. Bayraktar son yıllarda Passolig'ten kur artışına, Bein Sports'tan iktidar ilişkilerine kadar birçok durumun futbolun amatör ruhunu öldürüğünü e bunun neticesinde ortaya büyük pazarlarda oynanan robotik bir oyun çıktığını düşünüyor.

Bayraktar durumu şöyle anlatıyor:

İktidarın futbol pazarında kendine bir pay sahibi olmaya çalışması, yayın gelirlerinin artması adı altında yayınların halktan uzak bir şekilde yüksek ve fahiş fiyatlara şifreli televizyonlarda yayınlanması, Passolig adı altında taraftarın fişlenmesi gibi bir çok şey futboldaki amatör ruhu öldürdü. 'Futbol arsada değil borsada oynanan bir spor' oldu. Bunun neticesinde de çocukluğumuzdan beri sevdiğimiz ve bağlandığımız bu spor artık elimizden alınarak zenginlerin sporu haline dönüştü.

Ben küçüklükten beri koyu bir Galatasaray taraftarıyım çocukluğumda 6-0 yenildiğimiz maçın arkasından bir hafta boyunca ağladığımı bilirim. Futbol bizim için bu kadar önemli bir yere oturan bir şeydi. Hala da önemli bir yerde. Ancak o ruhun kaybolduğunu hissetmek biraz üzüntü verici bir şey. İktidarın futbola sadece para gözüyle baktığı bir düzlem, iktidarın futbolu kitlelerin gerçeklikten uzak olduğu bir yerde sadece bir uğraş olarak görmesini istediği bir düzlem tabii ki zarar verici bir şeye dönüşüyor. Bunun neticesinde futbola olan bu keyfin, ruhun azaldığı bir düzlemde de gayet sıkıcı ruhsuz ve kötü bir seyir ortaya çıkıyor. Fakat her ne olursa olsun Galatasaray Fenerbahçe maçlarının eski durumda olmamasının bir sebebi de tabii ki artan kur fiyatlarıyla birlikte kaliteli oyuncu eksikliği diyebilirim. Yani bundan 7-8 sene önce ki derbilerin kadrosuna baktığımızda Drogba, Sneijder, Felipe Melo gibi ya da Selçuk inan gibi iyi oyuncuları kadromuzda bulunduruyorduk. Keza Fenerbahçe'nin kadrosu da aynı şekilde yıldız futbolcularla doluydu ve ortaya seyir zevki yüksek maçlar çıkabiliyordu. Ama bugüne geldiğimizde iyi ve kaliteli oyunculardan ziyade takımlar genç ve potansiyelli futbolcuları yöneliyorlar. Bu durum aslında bu artan kur fiyatlarında belki de yapılması gereken bir durum ancak Türk takımlarının scooting meselesi o kadar iyi olmadığı için kadrolar kalite bakımından çok düşüyor.

Avrupa'da oynanan futbolun umut verici olduğunu söyleyen Bayraktar şöyle devam ediyor:

Galatasaray’a gelirsek eğer Galatasaray’ın Avrupa’da oynadığı futbol ile Türkiye'de oynadığı futbol arasında bir fark var. Avrupa’daki futbolu beğeniyorum. Morutan, Cicaldau, Kerem, Berkan gibi genç ve potansiyeli futbolculara sahibiz. Umarım ilerleyen dönemlerde bu oyunculardan faydalanırız ve ruh da oluşur. Ancak bahsettiğim gibi bu durum sadece oyuncuların kalitesiyle ve oyuncuların iyi olması ile çözülebilecek bir şey değil. Topyekün bir değişim gerekiyor


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR