Baş: Bize sabır telkin ediyorlar, kendileri zenginleşiyor

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren iktisatçılara Erdoğan tarafından yapılan “mandacı” suçlamasına “Erdoğan sen devletin tepesine Amerika’dan onay alıp, oturan kişisin. Bundan büyük mandacılık mı var?”  şeklinde yanıt verdi. İktidara seslenen Baş, “Sizin gidişiniz, emekçilerin eseri olacak” derken, halka da “Direnin, bu gidişe son verin” çağrısında bulundu.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, gündemi değerlendirdiği haftalık basın açıklaması için bugün yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kameraların karşısına geçti.

Baş’ın açıklamaları şöyle:

Meclis’te bütçe görüşmeleri sürüyor. 4 vekil ve danışman arkadaşlarımızla birlikte yoğun bir çalışma içindeyiz. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda iktidar temsilcilerinden önümüze koydukları Saray Bütçesi’nin hesabını bir bir soruyoruz.  Sormaya da devam edeceğiz.

Dün sözde İçişleri Bakanı, mafya-iktidar ilişkilerinin en karanlık kişisi komisyonda karşımızdaydı. TİP Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanıp yayımlanan Duvar adlı kitabı kendisi de dahil olmak üzere komisyonda bulunan kişilere verdik.

Hakkındaki iddiaların kendisine sorulacağını bilen ‘Bakan’, resmen bir ilkokul çocuğu gibi “Ne bakıyorsun?” diye kavga çıkartmaya çalıştı. Tekrar ediyorum, ortada hiçbir şey yokken, durup dururken gerilim çıkartıp bir taşla iki kuş vurmaya çalışan bir acziyet ile karşı karşıya kaldık.

Amaç kendisine sorulacak soruları gürültü içinde kaynatmak, cevap vermeden kaçıp gitmek ve tabi bir kendini parlatma çabası. Artık bu iktidar tarafından bile taşınamayacak bir yük haline geldiğini biliyor ve sözde muhalefetle en fazla kavga eden kişi olarak, koltuğunu kurtarmaya çalışıyor.

Bütün bu “sahte kabadayı” tarzına rağmen, halkın merak ettiği sorular kendisine sorulmuş ve bütün o gürültüye rağmen esas olarak bu sorulara yanıt veremediği hem görülmüş hem tutanak altına alınmıştır.

‘AHMET ŞIK’IN AĞZINA SAĞLIK’

Bu vesileyle hesap vermek yerine, kendisine soru soranlara hakaretler eden, tehditler savuran sözde İçişleri Bakanı’na anlayacağı dilden yanıtını veren İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık’a da “ağzına sağlık” demek isterim.

Onun sözleri üzerine bir söz söylemeyi gereksiz buluyorum.

‘EYT’Lİ YURTTAŞLARIMIZIN HAKLI MÜCADELELERİNDE YANLARINDAYIZ’

Bir yandan, TİP üye ve dostları memleketin dört bir yanında çalışmalarını yoğunlaştırıyor.  “Geçinemiyoruz” başlıklı broşürlerimiz elden ele dolaşıyor.

“Bir yol var” diyerek çıktığımız memleket turunda, farklı il ve ilçelerde yurttaşlarımızla buluşuyoruz. Geçen hafta sonu Antalya, Bursa, İstanbul gibi kentlerde yüzlerce, binlerce yurttaşımızla yan yana gelmek, onların sorunlarını dinlemek, bize desteklerini görmek çok mutluluk vericiydi.

Buradan bizimle buluşan herkese tek tek selamlarımı iletiyorum.

Antalya’daki toplantımıza katılan EYT’li yurttaşlarımıza özel olarak sevgilerimi, teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Her fırsat bulduğumuzda söylüyorum, analarının ak sütü kadar hak ettikleri insanca yaşam talepleri, iktidar tarafından gasp edilen EYT’li arkadaşlarımızın bu haklı mücadelelerinde yanlarındayız, haklarını alana kadar da her daim yanlarında olacağız.

Tüm yurttaşlarımızla buluşmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle iktidar tarafından sistematik olarak nefret saldırılarına maruz kalan ve bu karanlık sistemin en büyük mağdurlarından olan LGBTİ+’lar için on yıldır onurlu bir mücadele sürdüren, Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nden (SPoD) dostlarımızı bugün Meclis’te misafir edeceğimizi de paylaşmak istiyorum.

Çünkü onların da dediği gibi, biz biliyoruz ki; “Gökkuşağının altında adil, eşit ve özgür bir dünya hayali” ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayarak mümkün olacak. Cinsel yöneliminden cinsiyet kimliğinden ötürü kimsenin ayrımcılığa uğramadığı bir ülke için, LGBTİ+ haklarının anayasal korumaya alınması için var gücünüzle çalışacağız.

Bugün ayrıca geri dönüşüm emekçilerinin dernek başkanı ve yönetici arkadaşlarımızı ağırlayacağız, haklı mücadelelerin yanında olduğumuzu kamuoyu ile de paylaşmayı bir borç olarak görüyorum.

‘BU İKTİDAR ZENGİNLERİN HİZMETKARIDIR’

Değerli yurttaşlar, emekçi kardeşlerim…

Bugün bir kez daha ve maalesef karşı karşıya bırakıldığımız ekonomik yıkım hakkında konuşacağız. Ekmeğin 4 lira olmasından bahsediliyor. Dolar bu konuşmaya başlamadan önce 12 lira 30 kuruşun üzerindeydi. Belki bu konuşmayı bitirdiğimiz anda yeni bir rekor kırmış olabilir.

Türkiye’nin artık yüzde 60’ından fazlası asgari ücret veya daha altında maaşla geçinmeye çalışıyor. 10 milyonun üzerinde işsiz var. Her gün daha fazla borçlanıyoruz.

Merkez Bankası rezervleri erimiş. Bütün bunlar bir avuç bile olmayan azgın azınlık daha zengin olsun diye oluyor.

Bu iktidar zenginlerin hizmetkarıdır. Bütün kaynaklarımız, üretilen tüm değerlerimiz bir avuç zengine, müteahhite aktarılıyor.

ERDOĞAN’A: ‘SENDEN BÜYÜK MANDACI MI VAR?’

Ama kendine 100 bin lira maaş bağlamak isteyip, milyarlarca liraya yaptırdığı sarayda oturan şahıs, izledikleri ekonomi politikasını eleştiren iktisatçılara “mandacı” diye suçluyor.

Utanmıyor! Gerçekten tek kelimeyle bir utanmazlıkla karşı karşıyayız. Manda ne demek, mandacı kimmiş ben size söyleyeyim:

Bir ülke kendi kendini yönetemeyecek kadar acizse, bir başka ülkenin kontrolü altına girmişse o ülke manda demektir. Mandacı ülkeyi savunmasız, halkını çaresiz bırakandır. Mandacı ülkeyi bu hale düşüren yönetimi savunandır.

Bir ülkeyi ayakta tutan onun ulusal parasıdır, onun varlıklarıdır, onun rezervleridir, onun insan gücüdür; ürettiği ekonomik, kültürel, bilimsel değerdir.

Bu iktidar 19 yıllık iktidarında, 62 milyar dolarlık özelleştirme yapmadı mı? TÜPRAŞ, PETKİM, TELEKOM, şeker fabrikaları, cam fabrikaları gibi ne kadar stratejik öneme sahip varlık varsa hepsini yerli yabancı sermayeye satan bu iktidar değil mi?

Yerli tohum yetiştirmek isteyen çiftçiyi cezalandıran, köylünün traktörüne el koyan bu iktidar değil mi?

Senin yüzünden bu ülkenin akademisi bilgi üretemez hale gelmedin mi? Akademisyenleri, pırıl pırıl gençleri yurt dışına gitmek zorunda bırakan sen değil misin?

Sen, Irak topraklarını işgal eden, milyonlarca insanı yurtsuz ABD askerleri için dua etmedin mi? Merkez Bankası’nın rezervlerini sen eritmedin mi?

Bu ülkede doğan her bir bebeğimiz senin yüzünden 20 bin TL borçla doğmuyor mu? Sen değil misin, Türk lirasını pula çeviren.

Her gün değeri düşen Türk lirası yerine insanlarımız artık Amerikan dolarıyla, Avrupa Birliği eurosuyla alışveriş yapmak zorunda kalmıyor mu?

Sen bu ülkenin kendi parasını neredeyse dolaşımdan kaldıran adam olarak tarihe geçeceksin.

Bu ülke, manda ve himaye kabul edilemez diyerek kuruldu.  Bu iktidar utanmaz bir mandacıdır! Ülkemiz insanını Amerikan dolarına mahkum eden bunlardır.

Erdoğan sen devletin tepesine Amerika’dan onay alıp, oturan kişisin. Bundan büyük mandacılık mı var?

‘KENDİLERİ ZENGİNLEŞİRKEN BİZE SABIR TELKİN EDİYORLAR’

Buradan tüm emekçi kardeşlerime sesleniyorum:

Kardeşlerim, Bunları tanıyın.  Bunlar, aşınıza ekmeğinize göz koyanlardır. Bunları tanıyın ve hepimizi, güzel ülkemizi ne hale getirdiklerini unutmayın.

Bunların kendileri her gün zenginleşirken, bizi açlığa, yoksulluğa, sefalete sürüklediklerini hiç unutmayın. Bunlar yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında Saray’da vur patlasın çal oynasın hayat sürerken, bu ülkenin gencecik insanlarının çaresizlikten intiharlara sürüklendiğini unutmayın.

Biraz dikkatli bakın, şu Saray’da oturanlara, etrafında gezinip bu iktidar adına bize parmak sallayanlara bir bakın, bir tane bizim gibi yaşayan var mı? Hepsi milyoner olan bir avuç insan zenginliklerini devam ettirmek için, bize sabır telkin ediyor!

Bize sabır telkin ediyorlar, kendileri zenginleşiyor. Bizi aç, yoksul bırakıyorlar; kendileri, eş, dost, akarabası zenginleşiyor.

Ülke batırılıyor, onlar zenginleşiyor. Yeter Artık!

‘SİZİN GİDİŞİNİZ EMEKÇİLERİN ESERİ OLACAK’

Bugün, bunların bir borazanı AKP’nin yayın organı haline gelen gazetesinde “İkinci Gezi mi planlanıyor ?” diye yazmış.

İşçilerin, emekçilerin yaptıkları eylemlerden korkmuş. Muhbir kılıklı adam, halkı iktidara şikayet ediyor.

Ne yapmamızı istiyorsunuz, memleket yıkımın eşiğine gelmiş, bütün yükü çalışan insanlara yükleyip hayatınızı mutlu mesut devam ettirmenizi izleyelim mi?

Hayır! Susmayacağız, elbette yan yana geleceğiz. El ele vereceğiz ve en güçlü biçimde sesimizi yükseltip bu bozuk düzene son vereceğiz.

Bakın buradan ilan ediyorum; Gezi, sizin iyi günlerinizdi. Henüz üretimi durduramamış, üretimden gelen gücümüzü kullanamamıştık. Sizin gidişiniz, emekçilerin eseri olacak. Yurttaşlar sizi tencere tavalarıyla kovalayacak. Gençler arkanızdan hep birlikte en güzel şarkılarını söyleyecek. Gezi’de yarım kalan hesap kapanacak.

Ant olsun ki, bu halka bu yıkımı reva görenlerin iktidarına son vereceğiz. Ant olsun ki, halka çektirdiğiniz tüm acılara son vereceğiz!

‘GEÇMİŞ OLSUN BEYLER, SONUNUZ GELİYOR’

İktidara ve iktidarın etrafında kümelenen o kendi küçük memlekete, yurttaşlara zararı büyük olanlar size sesleniyorum: Geçmiş olsun beyler, sonunuz geliyor…

HALKA ÇAĞRI: ‘DİRENİN, BU GİDİŞE SON VERİN’

Kurtuluş ve yeniden kuruluş yakındır sevgili dostlarım. Bunların iktidarını bitireceğiz, bir avuç asalaktan kurtulunca bu ülkenin önünü el birliğiyle açacağız. Güzel günler yakındır kardeşlerim.

Komşunuza, iş arkadaşınıza, okul arkadaşınıza yaklaşın, kol kola girin ve hep birlikte bu halk düşmanı iktidarın üstüne yürüyelim.

Ellerinde tek bir koz kaldı, bizi korkutup, susturmak, sindirmek istiyorlar. Buna teslim olmayacağız.

Nerede bir haksızlık, eşitsizlik, adaletsizlik, baskı varsa hep birlikte karşısına dikilelim. Nerede haksızlık, eşitsizlik, adaletsizlik, karşısına dikilenler varsa onların yanında duralım. Onlar korkuyu yayarak iktidarda kalmayı hayal ediyor. Biz bir birimizden güç alarak, cesareti yaygınlaştırıp bu iktidara son vereceğiz.

Güzel günler çok yakın. Halkımıza çağrımız çok açık; direnin, yan yana gelin! Direnin, bu gidişe son verin!


PAYLAŞ