Geçinemiyoruz, öfkeliyiz, bir tencere bir tava ile dökülelim sokaklara!

5 bin liralık atkı takıp, cebimizdeki telefonu dert edenlere öfkeliyiz!

Biz sefalet ücretiyle geçinmeye çalışırken, kendisi üç beş ayrı yerden, 80-100 bin lira maaş alan gözü doymayanlara öfkeliyiz!

Biz kiramızı ödeyemezken, yazlık ayrı, kışlık ayrı saraylarda sefa sürenlere öfkeliyiz!

Biz çocuklarımıza ekmek alamazken, lüks araçlarda kokain çeken iktidar çocuklarına öfkeliyiz!

Bizden çaldıklarıyla zengin olanlara, emeğimizi sömürenlere, bizi yoksul bırakanlara öfkeliyiz!

Pandeminin ölümcül koşullarında hastanelerde, okullarda, trafolarda, yollarda, marketlerde, depolarda, fabrikalarda asgari ücrete mahkûm edilen, güvencesiz çalışan işçiler olarak öfkeliyiz!

Yoksulların da yoksulu kadınlar olarak öfkeliyiz!

Bugünü ve geleceği çalınan, yurtsuz bırakılan, eğitim hakkından mahrum edilen gençler olarak öfkeliyiz!

Elimdeki parayla kirayı mı ödesem faturaları mı, okul masraflarını mı ödesem mutfak masraflarını mı diye kara kara düşünen, geçinemeyen milyonlar olarak öfkeliyiz!

Aylardır daha ne kadar kötü olabilir ki diye düşünürken Türk Lirası’nın hepimizi hayrete sokan bir hızla ve bile isteye değersizleştirilmesi ile kat kat yoksullaştık. Biraz daha idare edelim, bugünler de geçer diyebileceğimiz tek bir gün kalmadı. Dolar karşısında TL sadece bir günde yüzde 10’un üzerinde değer kaybetti ve bu yazı yazılırken de okunurken de TL Dolar karşısında değersizleştiriliyor.

TL ile aldığımız ücretlerimiz daha birkaç yıl öncesine kadar uzak bir kötü senaryo gibi gelen Çin seviyesinin altına itilirken, Saray’ın garantili ihalelerle Dolar ile beslediği yandaş müteahhitlerin, işçiye TL ile ödeyip gelirini Dolar üzerinden kazanan sermayenin, ülkeyi yabancı sermayeye kelepir mal gibi satan ve milyar dolarları istifleyen iktidar sahiplerinin serveti de katlanıyor.

Akıl almaz bu yükseliş sadece bizim yoksullaşmamız anlamına gelmeyebilir!

Bu kriz AKP-MHP iktidarının korkulu rüyası Gezi’nin başka bir tezahürü, iktidarı alaşağı edecek bir direniş hareketi ve kendi iktidarını ilan edecek bir cürete kavuşabilir. Hepsi bizim elimizde.

Bugün içinde bulunduğumuz kriz ne basitçe hükümetin değişmesiyle çözülebilir ne de sermayenin çıkarlarına dayalı başka bir ekonomik planla. Bu düzen daha fazla böyle gidemeyeceğini bize söylüyor. Ne deremiz kaldı ne suyumuz; ne toprağımız kaldı ne fabrikamız. Elimizde tek kalan şey çırılçıplak emeğimiz.

Emeğimizi, bedenimizi, toprağımızı, suyumuzu, ülkemizi özgürleştirmek için, bizim olanı geri almak için; şimdi hiç beklemeden komşumuzun kapısını çalalım, bir tencere bir tava ile dökülelim sokaklara. Bir ıslık, bir ritim bizi buluşturur sokakta. Gözümüzü pencereye dikmek, kulağımızı sokağa vermek yetmez. Başkasından beklemeden, başkasının bizden beklediğini hep birlikte hayata geçirelim. Bir işaret fişeği her şeyi değiştirebilir. O işaret fişeğini yakacak ateş bizim ellerimizde.

Devrim ve sosyalizm hemen şimdi!

Bu sefer sadece bir akşam veya her akşam sokağa çıkarak değil, aynı zamanda bizden çalınanları geri alarak, özelleştirilen her şeyi toplumsallaştırarak, tüm kaynakları ve varlıkları halka eşit bir biçimde paylaştırarak… Yani devrim hemen şimdi, sosyalizm hemen şimdi diyerek olabilir.

Bu sefer sadece itiraz etmeyeceğiz, sadece protesto etmeyeceğiz. Hayal ettiğimiz dünyayı kendi ellerimizle kuracağız.

Bu yazı Sendika.org'dan alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR