İşsiz bırakılan, mesleğini yapamayan gazeteciler anlatıyor: İyi bir gazeteci olmayı hayal ediyordum

TÜKENMEZ HABER - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2020 yılında genel işsizlik oranı yüzde 13,2 iken gazetecilik mezunları içinde işsizlik oranı yüzde 27,7. Güvencesiz ve sigortasız çalışanlar da dâhil edildiğinde gazeteciler içindeki işsizlik oranı yüzde 35-40 seviyesine çıkıyor. İşsiz gazeteci sayısı her geçen gün artıyor, gazeteciler mesleklerini yapamaz hale geliyor.

Peki işsiz bırakılan gazeteciler ne yapıyor, ne düşünüyor? Gazetecilik mesleğini yapma umuduyla üniversite okuyan ancak ya işsiz kalan ya da başka alanlarda çalışmak zorunda kalan gazetecilerle ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Örgütlenme Uzmanı İlyas Coşkun'la konuştuk. 

'SİGORTAM YOKTU VE AYLIK ÇOK DÜŞÜK BİR ÖDEME YAPILIYORDU'

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun olan Buse Erdoğan, dijital pazarlama ajansında sosyal medya uzmanı olarak çalışıyor. 2017 yılında mezun olduktan sonra yaklaşık 7 ay Konya'da bir yerel gazetede çalışan Erdoğan, "Sigortam yoktu ve aylık çok düşük bir ödeme yapılıyordu. 'Bu iş böyle olmayacak' diyerek İstanbul'a geldim bir dijital yayın ajansında içerik editörlüğü yapmaya başladım. Asgari ücret ile çalışıyordum ancak çalıştığım kurum, sigorta ve maaş yatırma konusunda aksak davranıyordu. Beslenme, kira ve fatura gibi temel ihtiyaçlarımı ödeyemediğim için oradan da ayrılmak durumunda kaldım. Daha sonra bir dijital pazarlama ajansına geçiş yaptım ve pazarlama sektörüne adım atmış oldum" dedi.

"Gazetecilik bölümünden mezun olan kişilerin işsiz kalmasının ya da mesleklerini icra edememesinin nedenleri sizce neler?" diye sorduğumuz Erdoğan, "Gazeteciler içindeki işsizlik oranının yüksek olmasınının nedeninin birden fazla sebebi var. Ancak en önemli sebepler, medyadaki tekelleşme ve mezun sayısının çok olması olabilir" görüşünü dile getiriyor.

'BASIN KURULUŞLARI ÇALIŞANI SÖMÜRÜYOR'

"Medya ve basın sektöründe yaşadığım en büyük sorun sigortanın yapılmamasıydı" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Ne yazık ki bu konuda yerel ve ulusal basın kuruluşları çalışanı sömürüyor. Ayrıca sektördeki ücretler de çok düşük. Öyle ki görüştüğüm bazı kuruluşlar, staj adı altında bir sene ücretsiz çalıştıracağını dahi söyledi. İstanbul'da yalnız yaşayan gazetecilik mezunları için bu mümkün değil. Gazeteciler içindeki işsizlik oranının yüksek olmasınının nedeninin birden fazla sebebi var. Ancak en önemli sebepler, medyadaki tekelleşme ve mezun sayısının çok olması olabilir."


'GAZETECİLİK BÖLÜMÜNDEN MEZUN OLMADAN ÖNCE MARKETTE ÇALIŞIYORDUM, MEZUN OLDUM HÂLÂ MARKETTE ÇALIŞIYORUM'

Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden 2017 yılında mezun olan Kübra Yılmaz, Trabzon'da bir markette çalışıyor. Mezun olduktan sonra Trabzon'daki ve İstanbul'daki medya kuruluşlarında iş aradığını söyleyen Yılmaz, "Hem yeni mezun olduğum için hem de tecrübem yok diye yeterli görülmedim. Birkaç yerel gazetede, şartları bana uymadığı halde işe başladım. Daha sonra markette işe başladım ve yaklaşık üç senedir çalışıyorum" dedi.

'OKURKEN İYİ BİR GAZETECİ OLACAĞIMI HAYAL EDERDİM'

"Gazetecilik bölümünü okurken gerçekten ileride bu mesleği yapacağıma güvenim tamdı. Severek çalışıp çok iyi yerlere gelmeyi hayal ederdim hep. Ama mezun olduktan sonra böyle olmadığını anladım" diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü, insanın önce kendine özsaygısı olmalı. Yeni mezun olduğum için çok kez reddedildim. Halbuki taze kan her zaman bayat, donmuş bir kandan çok daha iyidir. Ama maalesef bizim yaşadığımız ülkede, şehirlerde işveren her zaman daha fazlasını istiyor. Daha fazlasını isteyip sana karşılığını vermemek... Çalışma şartları, sigortasız çalışmak, çok mesai yapıp hakkından daha az olanı almak, kendi fikir ve düşüncelerini istediğin gibi aktaramamak... Bu mesleği yapamayan birisi olarak ben pes edip yıldım. Mezun olduğumda önce yaşadığım şehirde bu mesleği yapmak istedim. Ama daha ilk görüşmemde benim yerime bir yakınını almışlardı. Şu an bir markette çalışıyorum. Gazetecilik bölümünü kazanmadan önce de markette çalışıyordum mezun oldum hala markette çalışıyorum."


'MEZUN OLDUĞUMDA MAAŞ BİLE ALMADAN ÇALIŞMAK İSTEDİĞİM BİRÇOK KURUM OLDU'

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gazetecilik bölümünden 2017'de mezun olan ancak ismini vermek istemeyen bir gazeteci ise "2017 yılında mezun olduktan sonra yaklaşık 7 ay sonrasında iş bulabildim. İlk çalıştığım yer özel bir gazeteydi. Daha sonra matbaada grafik tasarım ekibinde çalışmaya başladım. 2 yıl kadar burada çalıştıktan sonra KPSS'ye hazırlanmak üzere işten ayrıldım ancak bu süre içinde banka mesleğine adım atmış bulundum. Şu anda 1.5 yıldır bankada gişe görevlisi olarak çalışıyorum" dedi.

"Bölümü okurken staj yaptığımız yer olsun, okulun bize sunduğu fırsatlar olsun mezun olur olmaz iş hayatına atılabilecekmişsiniz gibi hissettiriyor" diyor ve sözlerine söyle devam ediyor:

"Mezun olduktan sonra ise bu işin hiç de öyle ilerlemediğini kariyer sitelerinde iş ilanlarına bakarken anlıyorsunuz. Hem girebileceğiniz gazete sayısında hem de ilan sayısında büyük bir eksiklik mevcut. Ankara bazında baktığımızda bir ay içerisinde gerçekten gazetecilik mesleğini icra edebileceğiniz ilan sayısı bir veya ikidir. Bu koşullar sizi İstanbul'a ittiriyor ama İstanbul'un zaten şehir olarak zorlukları olduğundan dolayı bu seçenek genel olarak üçüncü veya dördüncü plana atılıyor. Kısacası İstanbul dışında gazetecilik sektöründe iş bulma olanağı çok kısıtlı ve zor.

Mezun olduğumda maaş bile almadan çalışmak istediğim birçok kurum oldu. Ancak hiçbirinden olumlu yanıt alamadım. Haber yapmak benim için her zaman başka bir duyguydu. Mezun olurken bu mesleği icra edeceğimi düşünürken kendimi şu anda bambaşka bir sektörde bulmak garip hissettriyor. Sektörde gazeteci alımı az, aldıkları personeleri de az maaş ve sigortasız çalıştırıp sömürebilecekleri kadar sömürmeye çalışıyorlar. Başvurduğum birçok ilanda gazeteciliğin yanı sıra sizden çok başka talepte bulunan yerel gazeteler de mevcut. Ya da yeni mezun olmanıza karşın sizden 5-10 yıllık deneyim isteyerek zaten ilk başta mesleğe küstürüyorlar. Ben sektörde iş ararkan olabilecek tüm olumsukları yaşadım bu durumdan kaynaklı sektör değiştirerek tasarıma geçtim ancak pandemi nedeniyle daha sonrasında iş değiştirerek banka sektöründe ilerlemeeye karar verdim. Bu kararımın en büyük etkilerinden biri ise maaş.

Gazeteciler içindeki işsizlik oranının yüksek olmasınının nedenleri; mesleğe alımın çok az olması, her üniversitede bu bölümün var olup vasıfsız mezunlar vermesi ve iş hayatına atılırken tecrübelerinin olmaması. Üniversitede teorik dersten çok gençlerin haber yazmaları, hayata atılmaları ve bol bol gazetelerde çalışmaları gerekli. Fakat en öncesinde ise büyük gazetlerin ve TV kuruluşlarının torpilden daha çok yeteneğe bakarak alım yapmaları gerekli. Maalesef bizim sektörde tanıdığı olmayana haber yazdırmıyorlar."


'NE HAYALLERLE GİRDİM GAZETECİLİK BÖLÜMÜNE...'

Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun olan Deniz Çavuşoğlu, şu anda sosyal medya uzmanı olarak çalışıyor. Çavuşoğlu, "Mezun olduktan sonra İstanbul'da birkaç medya kurumunda çalıştım. Çalışma şartlarının çok ağır olmasına rağmen hiçbirinden para alamadım. Ne hayallerle girdim gazetecilik bölümüne ama maalesef mesleğimi tamamen bıraktım. Çünkü, emeğimin karşılığını alamıyorum. Sektörde işsizlik oranı çok fazla ve sigortasız olarak çalışmak durumunda kalabiliyoruz. Çünkü, mecbur bırakılıyoruz, işe ihtiyacımız olduğu için sömürülüyoruz. Sigortanın yapılmamasını, maaşların geç yatmasını... Her şeyi mecburen kabullenmek zorunda kalıyoruz" dedi.


'GAZETECİLİK BÖLÜMÜNDEN MEZUN OLAN KİŞİ SAYISI ÇOK FAZLA'

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden 2017'de mezun olan Engin Uzun, mezun olduktan 1 ay sonra bir eğitim kurumunda sosyal medya bölümünde çalışmaya başlamış.

Gazetecilik bölümünden mezun olan kişilerin iş bulamamasını birkaç sebebe bağlayan Uzun, şunları söyledi: 

"Birincisi öğrencilerin öğrenim gördüğü süre içerisinde meslekle ilgili yeterli bağlantıları kurmaması olabilir. Üniversiteler kişiye elbette teorik bilgiyi sağlar fakat özellikle uygulamalı mesleklerde bunun ötesine geçmek için birtakım ekstra çabalar da sarf etmek gerektiğini düşünüyorum. Örneğin öğrenim süresi boyunca varsa okul gazetesi, okul televizyonu veya yerel herhangi bir haber kurumunda tecrübe kazanması ileride iş arayışında etkili olacaktır. Bu bölümden mezun olan kişi sayısı çok fazla ve her sene bu sayı daha da artıyor. Buna karşılık (dijital haber kaynaklarını konu dışına çıkaracak olursak) aynı oranda habercilik alanında yeni kurumlar açılmıyor. Mevcut kurumlarda ise halihazırda çalışmayı sürdüren gazetecilerin emeklilik periyodu çok uzun sürdüğü için genç gazetecilerin pek fazla şansı kalmıyor."


'GAZETECİLER, MEZUN OLUR OLMAZ İŞSİZLİK SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA KALIYOR'

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Örgütlenme Uzmanı İlyas Coşkun, medya sektöründeki işsizliğin nedenlerini şöyle açıkladı:

"Kuruluşların bağımsız ve sürdürülebilir bir ekonomik modellerinin olmaması, akademik eğitimin niteliğindeki zayıflık ve yetersizlik, basın özgürlüğü önündeki engellerin çok sesli ve çeşitli yayıncılık yapma olanağını kısıtlaması, şirket sahipliğindeki tekelleşme, kolektif mücadele ve dayanışma ağlarının zayıf olması ilk akla gelen ve dikkat çeken nedenler. Sonuçları ise işsizlik, kayıt dışı çalışmaya zorlanma, güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücret ve mesleki motivasyonun ve kalitenin düşmesi oluyor. 

Meslektaşlarımız, üniversite eğitimlerini bitirdikten hemen sonra işsizlik sorunu ile karşı karşıya geliyor. Gazetecilik bölümü mezunları içinde işsizlik oranı TÜİK işgücü istatistiklerine göre 2018’de %23,8; 2019’da %21,8’dir. 22 Mart 2021 tarihinde açıklanan TÜİK işgücü istatistiklerine göre ise bu oranın 2020 yılında %27,7’ye yükseldiğini görüyoruz. Gazetecilik mezunları, sosyal hizmet bölümü mezunlarından sonra son üç senedir en yüksek işsizliğe maruz kalan kesimdir. Gazeteciler arasında hayli yaygın olan güvencesiz ve sigortasız çalışanlar da dahil edildiğinde gerçek işsizlik oranının %35-40 bandında olduğu tahmin edilebilir.

'İŞSİZLİK KADAR KAYIT DIŞI VE GÜVENCESİZ ÇALIŞMA SORUNU VAR'

İşsizlik kadar önemli diğer bir sorun kayıt dışı, güvencesiz çalışmaya zorlanmadır. Bildiğiniz üzere gazeteciler, “Basın, Yayın ve Gazetecilik” işkolu içinde yer alıyor ve işkolu, gazetecilik mesleğinden daha geniş bir çerçeveye sahip. İşkolu içinde ambalaj, paketleme, matbaa, ciltleme gibi işlerde çalışan kayıtlı çalışanlar da var. Resmi veriler üzerinden yaptığımız analiz sonucu söyleyebiliriz ki işkolunda yer alan 93 bin kayıtlı çalışanın yaklaşık 23 bini gazetecilik mesleğini icra ediyor. Kayıt dışı çalışan meslektaşlarımızı da eklediğimizde bu sayının 40 bine çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Kayıt dışılığın ve işsizliğin bu düzeyde olması, görece güvenceli çalışma koşullarına sahip meslektaşlarımızın üzerinde bir baskı oluşturuyor. Emeğin ucuz ve bol olduğu bir sektörde işverenler rahatlıkla uzun çalışma saatleri, düşük ücret seviyeleri ve hatta sigortasız çalıştırmayı teklif edebiliyor. Bu tür hak kayıplarına Anadolu’da, yerel medyada sıklıkla karşılaşmakla beraber İstanbul’daki medya kuruluşlarında da şahit oluyoruz. Örneğin kendisini ‘muhalif’ bir yayın kuruluşu olarak ilan eden bir televizyonun haber merkezinde aylardır staj adı altında tam zamanlı çalışan ve ücret verilmeyen meslektaşlarımız var. Basın İş Kanunu kapsamında ve 212 diye bildiğimiz sigorta dahilinde çalışmak, haftalık yasal çalışma süresine uyulan bir işletmede istihdam edilmek birçok meslektaşımız için lüks durumda. 

Sonuçlar ve nedenler sürekli birbirini besliyor ve müdahale edilmediği sürece de kendi kendine düzelmesi söz konusu değil. Burada devreye sendika giriyor. Zira sendikalar hiçbir cemiyet, dernek ya da vakfın sahip olmadığı bir hakka ve de yasal güvenceye sahip, bu da toplu iş sözleşmesi imzalama yetkisi."

'GAZETECİLER İÇİN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE KOLEKTİF HAKLAR MÜCADELESİ AYRILMAZ İKİLİ' 

"TGS çok sayıda işyerinde örgütlü, sendikalı olmak işsiz kalmayı engelliyor mu?" diye sorduğumuz Coşkun, şunları söyledi:

"TGS, şu an 11 medya kuruluşunda aktif toplu iş sözleşmesine sahip. Bu kurumlar; Dokuz 8 Haber, Cumhuriyet, AFP, İz Gazete, Reuters Haber Ajansı, Refinitiv Enformasyon, Gazete Duvar, Yön Radyo, 9 Eylül, Bianet ve Evrensel’dir. Ayrıca BBC ve AP’nin Türkiye bürolarında çoğunluğu sağladık ve bu kurumlarda çalışan meslektaşlarımızın hakları için toplu pazarlık görüşmelerimiz sürüyor. Şu an örgütlenme çalışması yürüttüğümüz iki medya şirketi daha var. Gereken çoğunluğu sağladıktan sonra bu kurumları da kamuoyu ile paylaşacağız. Hürriyet gazetesinde ise süreç şu an yargı aşamasında. Burada çoğunluğu sağlamamıza rağmen işveren masaya oturmak yerine üyelerimizi işten atmayı ve yetkimize itiraz etmeyi tercih etti. Keza Halk TV’de de çoğunluğumuzu sağlamamıza rağmen işverenin itirazı nedeniyle süreç yargıya taşındı. 

Son günlerde Cumhuriyet gazetesinde yaşananlar da oldukça rahatsız edici. Geçmişteki ve bugünkü gazete yönetimlerinin oyalamaları ve yetkiye itirazlarını sabırla, inatla ve dayanışma ile aşan meslektaşlarımız, 18 yıl sonra toplu iş sözleşmesi imzalama başarısı gösterdi. Üyelerimizin bu süreçteki fedakarlıklarına gazete yönetimi de şahit oldu. Ancak sözleşme imzalandıktan iki hafta sonra 8 üyemizin işten çıkarılması, ardından sendikal haklara saygı gösterdiği için Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya’nın istifaya zorlanması oldukça rahatsız edici. Üyelerimiz ‘Cumhuriyet’e Sendika yakışır’, ‘Cumhuriyet, Sendika ile büyüsün’ derken işverenin bu tavrı gazetenin tarihine ve kurumsal kimliğine zarar veriyor. Sıcak bir süreç olduğu için daha fazla söz söylemeyi doğru bulmuyorum. Son olarak sendikamızın genel başkan düzeyinde gelişmeleri takip ettiğini ve sorunu çözmek için tüm üyelerin, ellerinden geleni yaptığını söyleyebilirim. 

'TÜRKİYE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ENDEKSİNDE 183 ÜLKE ARASINDA 153. SIRADA'

Siyasal ve ekonomik iklim de işverenler ve onların çıkarları lehine olduğu için rahatlıkla Anayasal güvence altındaki sendikal hak ve özgürlükleri engellemeye çalışıyorlar. RSF’nin açıkladığı 2021 Basın Özgürlüğü Endeksine göre Türkiye 183 ülke arasında 153’üncü sırada. ITUC’un Küresel Haklar Endeksine göre ise Türkiye, 2016’dan bu yana ‘çalışanlar için en kötü 10 ülke’ arasında yer alıyor.  Bu nedenle biz gazeteciler için basın özgürlüğü ve kolektif haklar mücadelesi ayrılmaz ikili. TGS de bu gerçeklik üzerinden örgütlenme çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Ne kadar örgütlü isek o kadar güçlüyüz. ‘Tek kalem’ olduğumuzda çok rahat kırılan biz gazeteciler, sendika çatısı altında binlerce meslektaşımız ile yan yana gelmeli ve kırılmaz, güçlü birliktelikler oluşturmalıyız. 

Toplu sözleşmeler de sağladığı güvenceler ile öne çıkıyor. Bireysel olarak ücret pazarlığında elimiz zayıfken, toplu sözleşmeler ile örneğin iki yıl boyunca alacağımız ücret zammını, ikramiyeyi ve diğer yan ödemeleri biliyoruz. Editoryal anlamda görece bir koruma sağlıyor. İşten atılma tehdidine ve keyfiliğe karşı nesnel önlemler alıyor. İşyerindeki kayıt dışılığı ortadan kaldırıyor. Tüm bu güvenceler ihlal edilmek istendiğinde ise yasal güvenceler devreye giriyor. Tüm bu nedenlerden dolayı ‘tek kalem’ kalmak yerine birlikte hareket etmek, gazeteciler için her zaman avantajlı oluyor. Burada önemli olan husus, mevcut sözleşmeli işyerlerindeki kazanımları korumanın en iyi yolunun, daha fazla örgütlü işyerine ulaşmak olduğudur. Aksi halde sektörü ekonomik hak ve güvenceler bağlamında iyiye doğru değiştirme imkânınız zayıflıyor. Bu açıdan TGS olarak örgütlenmeyi çok önemsiyoruz. 

TGS’nin en temel hedefi elbette sektördeki dayanışma ve örgütlenme düzeyini artırmak. Ayrıca TGS Akademi bünyesinde düzenlenen eğitim ve seminerleri de çalışmamızda önemli bir yer tutuyor. Teknolojik gelişmeler ve mesleğin icrası sırasında kullanılan araç ve gereçlerin değişimi, mesleki gelişimimizi sürekli canlı tutmayı gerekli kılıyor. TGS Akademi bünyesindeki eğitim ve seminerleri de işsizliği azaltan, aktif ve güvenceli istihdamda kalıcılığı artıran bir çaba olarak değerlendirebiliriz. "


TGS

PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR