'Sahte Okey' doğaçlama tiyatro grubu: 'Burası korumak istediğimiz bir oyun alanı gibi'

TÜKENMEZ HABER - Meslekleri birbirinden farklı dört insan tarafından kurulan Sahte Okey, doğaçlama tiyatro gösterisi sahneliyor.

Her ayın son cuması Sahne Beşiktaş'ta 2 saat boyunca 12 farklı oyun sergileyen grup üyleri Selim Tanören, Zeynep Kaya, Alp Taştan ve Faruk Çelikkaleli ile doğaçlama tiyatro ve Sahte Okey hakkında konuştuk.

- Bize biraz kendinizden ve yaptığınız işlerden bahseder misiniz? Grubunuz nasıl bir araya geldi? Nasıl başladı doğaçlama tiyatro serüveni?

Alp: Selim ve Faruk ile eski arkadaşız. Doğaçlama tiyatroda tanışmadık. Selim'in başladığı bir atölye vesilesi ile biz de doğaçlama tiyatro ile tanıştık. Orada devam ettik ve ikinci yılında dedik ki; 'Biz bu işi çok seviyoruz, daha çok sahneye çıkmak istiyoruz. Kendi grubumuz olursa daha çok sahneye çıkabiliriz' ve Sahte Okey'i kurduk. İki-üç yıl sonra doğaçlama tiyatro atölyesi vermeye başladım. Zeynep de oradan öğrencim ve daha sonra grubumuza dahil oldu. Ben doktorum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde anotomi bölümünde çalışıyorum. Akademisyenlik yapıyorum. Doğaçlama tiyatroya da 2015 yılında başladım. 

Selim: Ben de reklamcıyım. Reklamcılığa da devam ediyorum aynı zamanda. 2015'te doğaçlama tiyatro atölyesine başladım. Daha sonra 'Bu işi çok seviyoruz. Neden o zaman beraber yapmayalım?' dedik ve bu günlere gelmiş olduk. 

Zeynep: Ben ekibe Ekim 2019'da katıldım. Araya pandemi girdi tabii. Ben de özel bir şirkette ürün yönetimi yapıyorum. 

Faruk: Ben de beyaz yakalıyım. Doğaçlama tiyatro hobi gibi başladı ama şu an ilerlettik, sadece geçimimizi buradan sağlamıyoruz. Profesyonel anlamda yapıyoruz bu işi. Düzenli çalışıyoruz, yeni teknikler öğrenmeye çalışıyoruz, eğitim alıyoruz. Dediğim gibi bir tek gelir elde etmiyoruz bu işten. Bu nedenle işlerimizi bırakamıyoruz. İşim dışında yaptığım en profesyonel şey. 

- Pandemiden dolayı iki yıl ara verdiğinizi biliyorum. Geçiminizi bu işten sağlamıyorsunuz ama geçimini tiyatrodan sağlayan insanları pandemi nasıl etkiledi?

 

Alp: Pandemi sahne sanatlarını ciddi anlamda etkiledi. Sahneler açık olamadı ve bu anlamda da yeteri kadar destek göremediler. Geçimini buradan sağlayan insanların zorlandıklarını biliyoruz. Bizim için daha çok psikolojik etileri vardı. Buranın yokluğu bize maddi bir zarar getirmedi ama ciddi psikolojik zararları oldu. 

Faruk: Pandemide profesyonel olarak bu işi yapan hocalarımız, arkadaşlarımız gelirsiz kaldılar. Dönüştüremediler başka bir şeye bu işi. O da çok kolay değil. Yansıması çok hızlı oluyor. 

- Sahnedeki konsantrasyonu bozmamak için ne gibi püf noktaları var, nasıl başarıyorsunuz?


Alp: Biz tabii ki bir metin çalışmıyoruz ama çalışıyoruz. Düzenli olarak haftada bir çalışıyoruz ve bu çalışmalar genellikle daha psikolojik temelli çalışmalar. Anda kalmayı, o an bütün odağı oraya vermeyi, birbirini dinlemeyi destekleyen çalışmalar. Çalışmalarımız genellikle bunu destekleyen tarzda çalışmalar ve bu daha çok psikolojik bir şey. 

Faruk: İşimizden fırsat bulduğumuz kadarıyla klasik tiyatro eğitimi de aldık ki sahnede sürekli farklı tipleme çıkarabilelim diye. O dinamikleri öğrenmeye çalıştık. Ama hiçbir zaman "İşimizi bırakalım ve bu işi yapalım. Beş gün bunun provasını yapalım ve buna çalışalım" diyemiyoruz. Benim en büyük kanama noktam bu. 

- Türkiye'de tiyatroya karşı olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz? Tiyatro ekonomik sebeplerden dolayı artık bir lüks olma yoluna girecek mi ya da girdi mi?

 

Alp: Herhangi bir ekonomik problemde herkesin kendi cebinden harcamayı kestiği ilk yer genelde sahne sanatları oluyor. Diğer ülkelere kıyasla Türkiye'de ciddi anlamda daha az bir tiyatro seyircisi var. Bunun nedenleri; ekonomik şartlar, kültürel durum, alışkanlıklar... 

Faruk: En çok bilet fiyatını tartışıyoruz kendi aramızda. Bugün 60 tl'ye bilet sattık biz ama bunun öncesinde çok ciddi tartışma döndü. İstediğimiz özgürlükte fiyatlama yapamıyoruz. Bunu buradan gelir elde etmek için söylemiyorum. Ekside devam ediyoruz bu arada. Sahnenin kirasını ödüyoruz, oyunlara katkısı olsun diye nesneler alıyoruz, eğitim almaya çalışıyoruz. Bunlarda dayanağımız aslında kendi maaşlarımız. İstanbul'daki insanların çok kolay vazgeçebileceği bir etkinlik. Pandemiden önce İstanbul dışında da oyunlar oynuyorduk. Orada seyirci olmak daha avantajlı. Çünkü; etkinlik bu kadar fazla değil. İstanbul'da çok fazla etkinlik var. Fiyatlama yaparken çok zorlanıyoruz. Çünkü; dediğiniz gibi aslında insanlar da çok özgür değil bir etkinlik seçerken. 

- Doğaçlama tiyatronun klasik tiyatroya göre avantajı ve dezavantajı konusunda bir şeyler söylemek ister misiniz?

 

Alp: Doğaçlama tiyatro başlı başına ayrı bir sahne sanatı. Klasik tiyatroda elinizde bir metin var ve ona çalışıyorsunuz, uzun süre ona hazırlık yapıyorsunuz. Doğaçlama tiyatroda öyle bir şansınız yok, her şey sahnede oluyor. O an her şeye reaksiyon vermek, senaryoyu sahnede oluşturmak zorundasınız. Tabii ki hazır bir metni oynamaktan daha zorlayıcı bir şey ama burada kullandığımız oyunculuk seviyesi de klasik tiyatroda kullanılan oyunculuk seviyesinde değil. Daha rahat ve daha spontan şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Selim: Altı senedir bir şekilde bu işi yapıyoruz. Hobi gibi başladı ama daha sonra yarı profesyonelliğe evrildi. Evet, bir tiyatro grubuyuz ama aslında yakın bir arkadaş grubuyuz. Arkadaş grubu olarak da doğaçlama tiyatro yapıyoruz ve bu işten zevk alıyoruz. Keşke bu iş biraz daha büyüse. Çünkü; sahneye çıkmak bizim için çok keyifli bir şey. İnsanların klasik tiyatro ile ilgili bir fikirleri var ama keşke doğaçlama tiyatro kültürü de yayılsa. Yurt dışında doğaçlama tiyatronun çok örneği var, bunun akademileri var, insanlar bunun eğitimini alıyorlar. Keşke Türkiye'de de iş o noktaya gelse.

Zeynep: Küçük yaşlardan beri hepimizin tiyatro ile bir bağı var. Hep bir şeyler yapmak istemişiz, hepimizin farklı hikayeleri var. Şu anda burası korumak istediğimiz bir oyun alanı gibi. İşin psikolojik boyutu da çok etkili bu işin sürdürülmesi açısından. Pandemide bizi en çok etkileyen noktanın psikolojik olmasının nedeni de bu. Kendimizi deşarj ettiğimiz bir alan, yaşadığımız streslerden iki saat boyunca uzaklaşıyoruz. Doğaçlama tiyatronun kişisel gelişim için de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Atölyeye başladıktan sonra kendimde geliştirdiğim çok fazla yönüm olduğunu da fark ediyorum. 

 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR