Mustafa Kemal ile Hasan Hayri Bey ilişkisi (9)

Aşağıda Büyük Millet Meclisi tutanaklarından da aktarıldığı gibi Hasan Hayri Bey ile Mustafa Kemal arasındaki ilişki gerilme süreci yaşayan bir ilişkiye benziyor.

Bilebildiğim kadarıyla askerlik sürecinde bir sorun yaşamıyorlar. Karşılıklı belirli bir güvene sahipler gibi. Birbirlerini tanıyorlar ama özellikle Hasan Hayri Bey, Mustafa Kemal'i iyi tanıyor.  

Bir İttihatçı olmakla birlikte, Selanik Kongresi'nde Enver Paşa ile çatışması ile başlayan süreçte Mustafa Kemal'in İttihad-ı Terakki iktidarına muhalifliği var.

Hasan Hayri Bey'in ise zaten bir İttihatçılığa sempatisi yok. İttihad-ı Terakki iktidarı döneminde 1908'de alındığı görevine, 1911'de mahkeme kararıyla dönebiliyor.

Hasan Hayri Bey, İstanbul'daki Osmanlı Meclisi Mebusanı'na seçiliyor ama kış koşulları nedeniyle gidip katılamıyor. Ankara ile Osmanlı İstanbul Hükümetleri arasında ortaya çıkan idari bölünmede Mustafa Kemal'in çağrısına uyuyor, Ankara'da Büyük Millet Meclisi'ne katılıyor.

Hasan Hayri Bey, her ikisi de Osmanlı bakiyesi olan Kürtlerin ve Türklerin bölünmemesini, Cumhuriyetin asli unsurları olarak ortak bir devlet çatısı altında yaşamasını istiyor.

Meseleye yakından bakıldığında aslında Dersim'in eğilimi de bu.

Birinci Meclis'te Mustafa Kemal'in görüşleri de bu yönde görünüyordu.

Kürt varlığı ve bir biçimde Kürt özerkliği konusunda sorunlu bir görüntü vermiyor. Hasan Hayri Bey de bu bakımdan Mustafa Kemal'e güveniyor.

Ancak zaman ilerledikçe ve Mustafa Kemal'in iktidar hakimiyeti güçlendikçe Hasan Hayri Bey'in eleştirileri baş gösteriyor.  

Mustafa Kemal'in artan ölçüde devlet etme yetkilerini kendinde merkezileştirmesine muhalefet ediyor. Belli bir usul erkan içinde ama sözünü de sakınmadan…

Aşağıda aktarıldığı gibi Enver Paşa'nın akıbeti ile paralellikler dahi kuruyor. Nurettin Paşa örneğinden Koçgiri'yi hatırlatıyor. Muhalefete karşı kanuni olmayan yollara tevessül edilmesini eleştiriyor.

Hasan Hayri Bey bu eleştirileri demokratik bir toplumda demokrat bir liderliğe yapmıyor. Diktatörlüğe evrilme süreci yaşayan bir ülkenin, diktatörleşme süreci yaşayan ulusal bir liderliğine yapıyor bu eleştirileri.

26 Kasım 1921'de Meclis'teki bir oturum esnasında, Hasan Hayri Bey ve Mustafa Kemal arasında gelişen tartışma, iki isim arasındaki ilişkinin geldiği noktayı ve sonrasını anlamak bakımından önemli.

 
Okuyalım…

HASAN HAYRİ B.: … Mesela bazı kumandanlıklar, vilayetler kendilerinde büyük bir salahiyet görmüş, adeta mesuliyet yokmuş. Bu sebepledir ki, birtakım yolsuz hallerin hududuna meydan veriyorlar. Nitekim Koçgiri ve emsali hadiseler bu suretle tahaddüs etmiştir.

Sonra bir nokta daha var. Reisi Alimiz Paşa Hazretleri bizim buraya toplanmaklığımızın yegâne amilidirler. Müşarünileyh bizi istihlas ve taalü vatan için lazım gelen tedabiri ittihaz etmek için buraya topladılar, etrafına aldılar. Şimdi böyle bir zatı muhtereme kutupta her işi gördürmek mesela vekilleri tayin etmek vazifesini ona ihale etmek ve aynı zamanda da bu vekillerin intihabından dolayı da böyle zımnen bir şahsı mesuliyet karşısında bulundurmak caiz midir, değil midir? Ben şahsen caiz olmadığı kanaatindeyim. Bu fikri zatimi misalle izah edeceğim. Enver Paşa'yı Balkan Harbi'nden Harbi Umumiye'ye kadar nasıl biliyordunuz? (İyi biliyorduk sesleri) Evet iyi idi. Ben pek iyi biliyorum., yaptığı fedakârlık. (Sadede sesleri)


MUSTAFA B. (Tokad): Dört yüz milyon Müslümanın memleketini harabeye çevirdi.

HASAN HAYRİ B. (Devamla) Müsaade buyurun efendim. Harbi Umumide bu adam işleri gördü diye bütün umuru bu adamın eline verdik. Haddinden ziyade iş verdik, o da nihayet bu vatanı tepe taklak döndürdü. De buyur! Bunu biz mi yaptık, Enver mi yaptı? Bunu biz yaptık, onu oraya biz attık, çünkü ona salahiyeti biz verdik. Şimdi bu zatı muhteremi de Enver Paşa'nın akıbetine uğratmak istiyorsak bunu verelim. (Yukarıda da aynı paragraf var)

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) — Reisi Enver'in akıbetine uğratmak senin elinde değil, Reisin elindedir. O salâhiyeti Enver Paşaya sen mi verdin?

HASAN HAYRI B. (Devamla) — Çünkü millet idare edemedi.

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) — Beni onunla mukayese etmeyiniz.

HASAN HAYRÎ B. (Devamla) — Yanlış Paşa Hazretleri.

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) — Yanlış değil, yanlış değil. Ben çok iyi anlarım.

HASAN HAYRİ B. (Devamla) —Yok, yok Paşam…

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) — Devam ediniz.

HASAN HAYRÎ B. (Devamla) — Sonra efendim, dün Hafız Mehmet Bey biraderimiz Merkez Ordusu Kumandanı'nın mercii olan Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi'ni, Başkumandan'ı bırakarak Nurettin Paşa'ya niçin hücum etti? Madem ki kendisine karşı mesul bir Heyet-i Vekile varsa onu merci olarak biliyor idiyse doğrudan doğruya Nurettin Paşa'ya hücum edeceklerine niçin merciine müracaat etmediler? Çünkü kendileri de kanidirler ki: mesul bir Heyet-i Vekile yoktur. Onun için doğrudan doğruya Nurettin Paşa'ya hücum ettiler.  

MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) — Kumandanın veya şunun bunun şahsına ait bir şey söylemeyin, kanuna dair söyleyin.

HASAN HAYRİ B.— Misal getiriyorum efendim! Bendeniz diyorum ki: Eski kanunla bunun arasında bir fark göremiyorum. Bunu kendisi de fiilen ispat etti. Eğer mesul bir Vekil Heyeti olduğuna kani olsaydı doğrudan doğruya Merkez Ordusu Kumandanı'na hücum etmesi caiz değildir.

REİS— Saded haricine çıkmayınız... Aksi takdirde kelamdan men ederim...

HASAN HAYRİ B. — Bendenizin maksadım, eski kanunun tebdiliyle onun yerine yeni bir kanunun va'azıdır. Ama bu kanun değilmişse başka türlü beis yok.

 
Sözün özü:

Tipik bir Dersim'linin doğasını taşıyan Hasan Hayri Bey'in doğrucu eleştirel tutumunun bir karşılığı olacak.

Kader ağlarını örüyor…

Geçen zaman içinde vicdanlı Hasan Hayri Bey hiç beklemediği bir sona sürükleniyor…

 

(Devam edecek...)

 

Kaynak:

TBMM ZC, 26 Kasım 2021, C.1

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR