Pompeii: Gizli odanın sırları

1752 yılında, kraliyet arkeoloğu Karl Weber, Bourbon Kralı III. Charles’a Herculaneum’da son derece detaylı bir mermer heykel bulduklarının haberini gönderdi. Yakındaki ormanda avlanan kral ve ekibi, eserin çıkarılmasına tanık olmak üzere kazı alanına geldiler. İzleyiciler pür dikkat eserin gün ışığına çıkarılmasını izliyordu. İlk fark edilen, birbirini kucaklayan iki figür olmasıydı. Heykel, bir dişi keçiyle cinsel ilişkide bulunan Roma tanrısı Pan’ın bir tasviriydi. 

Kral, heykeli görünce dehşete kapıldı ve seyircileri aceleyle oradan uzaklaştırdı. Heykelin Napoli’deki Herculaneum Akademisi’ndeki bir dolaba kilitlenmesini emretti ve yalnızca kralın yazılı izni olanların görmesine izin verildi. Bourbon hanedanı döneminde, özellikle Pompeii’de yapılan kazılarda yüzlerce erotik sanat eseri bulunmaya devam etti. Villa iç bahçelerinin duvarlarında, çeşitli sevişme pozisyonlarındaki çiftlerin resimleri, fırınların girişine ve üstüne monte edilmiş ‘fallus’ kabartmaları ortaya çıkmaya başlamıştı. 

Böylece ‘gizli müzeler’in tarihi başladı. Pompeii’de, arkeologlar, çok müstehcen eserler keşfetmeye devam ettiler. Erotik eserler ortaya çıkar çıkmaz Charles’ın emriyle kilitli dolaplara yerleştirildi. Ancak 1758’de halefi Napoli Kralı Ferdinand, özel izinle bu eserlerin görülmesine izin vermeye başladı. 1819’da koleksiyon kalıcı olarak bugünkü Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi’ne devredildi ve burada halka açık olarak sergilendi. Ancak bu durum kısa sürdü. 1827’de, tahta çıktıktan iki yıl sonra, I. Francis bir rahibin baskısına boyun eğdi ve sergiyi kilitli bir odaya, ‘Gabinetto Segreto’ya (Gizli Kabin) taşıdı.

Gizli Müze veya Gizli Kabin terimi, esas olarak, Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi’ndeki Pompeii’den gelen erotik veya cinsel içerikli buluntuların koleksiyonunu ifade eder. Yaklaşık 100 yıl boyunca açılıp kapanan, yeniden açılan ve ardından tekrar kapatılan Gizli Müze, 1960’ların sonunda kısa bir süreliğine erişilebilir hale getirildi ve 2000 yılında yeniden ziyarete açıldı.

KAMUSAL ALANDA CİNSEL TASVİRLER
İtalya’nın Napoli şehrinin yakınlarında bulunan Pompeii ve Herculaneum şehirleri M.Ö. 79 yılında patlayan Vezüv Yanardağı’nın külleri altında kaldı. Pompeii’nin nüfusunun 20.000-25.000 arasında olduğu ve yaklaşık 160 dönümlük bir alanı kapladığı tahmin edilir. Bu, Roma döneminde bir taşra kentinin ortalama büyüklüğü kadardır. M.S. 62 depreminden sonra şehir kadar, ekonomi de çöktü. Birçok vatandaş evlerini restore etmek zorunda kaldı. Villaların duvarları M.S. 20’de ortaya çıkan bir tarz olan ve August Mau’nun 1882’de yayımladığı Pompeii’de “Dekoratif Duvar Resminin Tarihi” isimli kitabındaki sınıflandırmaya göre dördüncü stilde dekore edildi. Resimlerde konular, panoramik manzaralar içerisinde betimleniyordu. Resimlerin verdiği genel his, duvara asılmış tablolar şeklinde olmasıydı. Renk bakımından zengindi, özellikle kırmızı, siyah ve sarı yoğun kullanılmıştı. Resimlerin kalitesi ve konusu, sahibinin statüsünün ve gelişmiş zevkinin bir göstergesiydi. Bu resimlerde betimlenen konular içerisinde erotizm de yer alıyordu. Cinsel içerikli sahneler, evlerin duvarlarını kaplarken aynı zamanda şehrin kamusal alanlarında da görülmekteydi.

Kamusal alanlardan biri olan hamamlar da erotik konulu fresklerin bulunduğu yerlerden biridir. Roma kültüründe hamamlar dinlenmek, yıkanmak ve diğer insanlar ile sosyal iletişim halinde olmak üzere tasarlanmıştır. Buhar banyolu güzel bir havuzda dinlenirken yıkanabileceğiniz ve günün güncel konularını tartışabileceğiniz bir yerdir. Bu sebepten hamamların duvarları güzel bahçe ve manzara resimleri ile dekore edilmiştir.

OKUMA YAZMA ORANI DÜŞÜK OLUNCA...
Pompeii’nin banliyö hamamının duvarlarında güzel manzara resimlerinin yanı sıra soyunma odasında erotik tasvirler görülür. Odanın duvarlarına perspektif olarak çizilmiş kutu resimlerinin üst tarafında çeşitli cinsel pozisyonları gösteren resimler yer alır. Bu kutular hamama gelen müşterilerin kıyafetlerini bıraktıkları yerleri işaret eder. Buradaki resimlerde oral seks, kadın kadına ilişki, üçlü ve dörtlü cinsel ilişki gibi çeşitli varyasyonlar da betimlenmiştir. Hatta kadının üstte bulunduğu ‘cowgirl’ pozisyonunun betimlendiği resimde balık benzeri bir hayvan da ilişkiye eşlik etmektedir. Tabii bu tür resimler sadece banliyö hamamı için geçerli değildi. Şehirdeki diğer hamamlarda da heteroseksüel, lezbiyen ve eşcinsel ilişkileri gösterir şekilde tasvirler vardı. 

Şaşırtıcı olan ise hem hamamlarda hem de şehrin diğer yerlerinde ele geçen, kutuların üzerindeki erotik tasvirlerin aynısının, bronz ve kurşun jetonların üzerinde de bulunmasıdır. Bu jetonların diğer yüzlerinde, 1’den 16’ya kadar değişen numaralar yer alır. Bu numaralar kutuların üzerinde yer alan sayılara karşılık gelir. Bu durum, resim düzenlemesinin, hamama gelen müşterinin kıyafetini koyduğu kutuyu rahatça bulmasını sağlamak amacıyla yapılmış olduğu ihtimalini akla getirir. Pompeii halkının okuma yazma oranının oldukça düşük olması nedeniyle müşterilerin kıyafetlerini kolayca bulmaları için kutular üzerinde rakamlara ek olarak, resimlerin de yapılması akla oldukça mantıklı geliyor. Resimlerdeki cinsel pozisyonlara baktığımız zaman erkek ya da kadın oral seks betimlerinin olduğu görüyoruz. Roma’da ağız, kamusal konuşmanın bir organı sayıldığı için kirletilmemesi gerekir. Bu yüzden oral seks ayıp ve günah kabul edilirdi. Ayrıca resimlerde kadının üstte olacak şekilde cinsel birleşme pozisyonları, kadının erkeğe hâkim konumda olması nedeniyle uygun görülen bir pozisyon değildi. Başka bir tabu pozisyon ise Banliyö Hamamı’nda görüldüğü gibi bir erkek bir kadınla birleşme anındayken başka bir erkeğin arkadan erkeğe yaklaşmasıdır. 

Pompeii hamamlarında cinsel aktivitelerin gerçekleşip gerçekleşmediği konusu net değildir. Ancak burada yer alan erotik sahnelerin toplumun genel ahlakı çerçevesinde onaylanmayan yasak pozisyonlar yani tabu olduğu açıktır. Banliyö hamamları, Roma cinsel tabularının gerçek bir özetini anlatır. Bu resimlerin burada yer almasının amacı hamama gelen müşterilerin ilgisini çekmek ve eğlendirmek olmalıdır.

SEÇKİN ERKEKLERLE ALT SINIFLARIN FARKI
Şehrin kamu alanlarında erotik sanat örnekleri için bakacağımız yerlerden birisi de genelevlerdir. Burası Pompeii’nin elit ve alt sınıfları arasındaki ayrımın keskinliğinin net bir şekilde görüldüğü yerlerdir. Genelevler sadece alt sınıf erkekler için uygun bir yerdir. Hiçbir seçkin erkek geneleve gitmez; kendi özel evlerine getirdikleri fahişelerle cinsel fantezilerini gerçekleştirirler.

Pompeii genelevleri, diğer evler ve villalara göre oldukça küçük ve çoğu zaman sadece birkaç odaya sahiptir. İdealleştirilmiş görüntülerin aksine, genelevler, genellikle dar taş bir yatağın sığacağı kadar geniştir ve çoğunda hava akışını sağlayacak pencere dahi yoktur. Burada yapılan kazılar ayrıca hücrelerin genellikle kapısız olduğunu ortaya çıkardı. Kapı açıklığının bir perde ile örtüldüğüne dair fikirler olsa da bunu ispatlayacak arkeolojik veriler ele geçmedi.

Roma geleneğinde evlilikler, özellikle elitler arasında soyun devamını sağlamak amacını taşıdığı için, bir kocanın karısından cinsel zevkler istemesi uygun karşılanmazdı. Kocanın, saygıdeğer bir kadın tarafından gerçekleştirilmesi beklenmeyen cinsel fanteziler için para ödemesi gerekiyordu. Gerçekten de genelevlerde farklı türde; heteroseksüel cinsel ilişki, oral seks, aktif anal seks ve pasif anal seks gibi cinsel fantezilere ait resimler ele geçti. Böylece seks ticareti, evlilik kurumunun bir tür sosyal ve ahlaki denetimini sağlamış oluyordu. Seks işçiliği yasadışı değildi ve çoğunlukla köleler üzerinden dönmekteydi. Ancak zina yasak olduğu için seks için ödeme yapmak oldukça normal karşılanıyordu. 

KÖLELERİN VE SEKS İŞÇİLERİNİN İSİMLERİ
Genelevin duvarlarını kaplayan grafitiler de hayat kadınları ve müşteriler hakkında bilgiler verir. Romalılar katı bir isimlendirme sistemi kullandıklarından, genellikle köle veya azat edilmiş kişilerin adlarını, özgür doğmuş vatandaşların adlarından ayırt etmek mümkün olmaktadır. Grafiti çalışmaları, müşteriler arasında yerel ve seçkin ailelerin isimlerinin olmadığını ortaya çıkarmıştır. Genellikle, kölelerin ve seks işçilerinin isimleri Yunan kökenlidir. Tabii seks işçilerinin isimleri bazen söz konusu bireyin işlevini veya fiziksel özelliklerini de ifade ediyordu.

Bu grafitilerde, sunulan belirli hizmetlerin ve bazen de fiyatların listeleri yer alır. Romalı erkek için fuhuş nispeten ucuzdu, ancak düşük fiyatlı bir fahişe bile vasıfsız bir şehir işçisinin ücretinin üç katından fazlasını kazanmaktaydı. Seks, imparatorluğun diğer bölgelerine kıyasla Pompeii'de genellikle en ucuzuydu ve tüm hizmetler nakit olarak ödenirdi. Kısa süreli, en ucuz ilişkinin fiyatı bir somun ekmek ya da bir bardak şaraba eşdeğerdi.

POMPEİİ'DE ERKEK SEKS İŞÇİLERİ
Genelevin hücrelerinde bulunan grafitiler, Pompeii’deki erkek seks işçilerinin de varlığını doğrular. Ancak özgür doğan kadınların kocalarından başka kimseyle cinsel ilişkiye girmesine izin verilmediğinden, erkek seks işçilerine erişen müşteriler de neredeyse tamamen erkeklerdi.

Pompeii’de erotik resimlerin ele geçtiği genelev, oldukça işlek bir caddede iki katlı, 10 odalı, bir ‘latrina’lı (tuvalet) küçük bir yapıdır. Odaların girişinde yer alan resimlerde gösterişli perdeler, yataklar ve lüks objeler kolayca fark edilir. Ancak odalar için gerçek durum bu değildir. Tasvirler, kapının önünde bekleyen müşteriye bu odalarda kendisini bekleyen lüks ve şehvet duygusunu verir. Müşteriye, efendisinin veya seçkin sınıfın diğer üyelerinin büyük evlerinde yaşayacakları deneyimlerin tadını çıkarıyormuş gibi hissettirir. 

Resimlerde kadınlar beyaz tenli dolgun vücutlu, erkekler de koyu tenli ve atletik yapılıdır. İlginç olan ise resimlerdeki kadınların birçoğunun göğüs bandı takmasıdır. Hiçbir resimde erkek ve kadın cinsel organları gösterilmemiştir. Bu nedenle buradaki resimleri pornografik değil, erotik olarak tanımlamak daha doğru olur. Genelevlerde sırasını bekleyen müşterilerin kuyruk oluşturması ihtimali de çok uzak değildir. Resimler, dar ve sıkışık olan koridorda bekleyen müşterilere, sıralarını beklerken bakabilecekleri bir sergileme alanı gibidir. Dolayısıyla amaç, erotik sanat yoluyla, bekleyen müşterinin şehvet duygusunun artırılmasıydı.

Pompeii konutlarına baktığımızda ise çok daha farklı düzeylerde erotik unsurlar içeren resimlerle karşılaşırız. Bir evin genel kullanım alanı olan giriş bahçe ve salonlardaki resimlerde daha çok mitolojik konulardan alınmış Leda ve kuğu, Afrodit’in doğuşu, Hermafrodit ve Satyr konuları ile büyük ‘fallus’lu tanrı Priapus gibi cinsel göndermeler içeren resimler yer alır. Bu tür resimlerin bulunduğu evler arasında Vettii Evi en iyi örneklerden birisidir.

ZENGİNLİĞİNİ KANITLAMA ÇABASI
Aulus Vettius Conviva ve Aulus Vettius Restitutus aslında azatlı köle olan iki kardeştir. Kendi işlerini kurup zengin olduktan sonra evlerini dördüncü stilde dekore ettirirler. Böylece alt sınıf köleler olmalarına karşın üst sınıf statüsü kazanırlar. Belki de bu yüzden evleri Pompeii’deki en ağır dekore edilmiş evlerden biridir. Vettii Evi Pompeii’deki büyük evlerden biri olmamasına rağmen duvar resimleri ile oldukça dikkat çeker. Çünkü Vettii Evi, kesinlikle ‘yeni zengin zihniyetinin’ bir göstergesiydi.

Evin girişinde kapının sağında duvarda, bolluk tanrısı Priapus’un bir resmi ziyaretçileri karşılar. Burada Priapus, büyük ‘fallus’unu elindeki terazi ile para kesesiyle tartarken betimlenmiştir. Yanında yerde yine bolluk ve bereketle ilişkili olarak çeşitli meyvelerle dolu bir sepet bulunur. 

Ayrıca Vettii Evi’nde Priapus’un havuz süsü olarak kullanılmış bir heykeli de vardır. Priapus genel olarak bereket, sebzeler, doğa, çiftlik hayvanları, meyve, arıcılık, seks, cinsel organlar, erkeklik ve bahçelerin tanrısı olarak bilinir. Penisini büyük bir para çuvalına karşı tartması sembolizmi, aynı zamanda ev sahiplerinin zenginliğini ve sosyal statüsünü de gösterir. Ayrıca tasvir, Priapus’un rahat duruşu, süslü kıyafetleri ve meyve sepeti ile ziyaretçiye bu evde yaşamın lüksünün tadını çıkarabileceği mesajını verir. Bu resim, evin sahibi ve yaşadıkları hayat hakkında pek çok gizli mesaj vermesi ile ziyaretçiler için çok konuşulacak bir eserdir.

AŞÇI ODASINDA NEDEN RESİM VAR?
Erotik resimlerin bulunduğu ikinci yer ise hemen mutfağın yanında yer alan aşçı odasıdır. Odanın duvarlarında sevişme sahnelerinin betimlendiği üç resim bulunmuştur.

Buradaki resimler genelevdeki resimlere benzer şekilde kadın ve erkek cinsel ilişkisini betimler. Bu durum söz konusu odanın genelev olarak kullanılmış olması ihtimalini akla getirse de bu pek olası görünmüyor. Çünkü bu odaya ulaşabilmek için tüm evin içinden geçmek gerekmektedir. Muhtemelen evin üst sınıf sahipleri, çok sayıda kişinin evlerine girmesini istemeyecektir. Bu nedenle resimler, Vettii kardeşlerin değerli aşçılarına bir hediyesi olarak da yorumlanabilir.

PENCERELER GÖZETLENMEK İÇİN MİYDİ?
Vezüv’ün külleri altından iyi korunmuş bir şekilde çıkmış olan Yüzüncü Yıl Evi de Pompeii’nin soylu evlerinden biridir. Evin en iyi korunmuş kısımlarından biri de erotik freskleridir.

Bu ev bize erotik sanat eserlerinin pek çok güzel örneğini, özellikle de erkek ve kadın tasvirlerini sunar. Evin avlusunun batı ve doğu duvarları boyunca sıralanan 6 odanın duvarlarında erotik resimler bulunur. Buradaki resimlerde tıpkı genelevde ve Vettii Evi’nde olduğu gibi erkek ve kadın çiftleri farklı cinsel pozisyonlarda görüyoruz. Yine kadınların göğüs bandı vardır ve çoğu resimde cinsel organlar gösterilmemiştir.

Ayrıca odaların duvarları üzerine erotik resimler koymak için açılmış küçük pencereler bulunur. Benzer durum Pompeii’deki Menander Evi gibi başka önemli evlerde de tespit edilmiştir. Ev sahibi içeride konuğu ile vakit geçirirken hizmetçi resimleri dışarıdan kolaylıkla değiştirebiliyordu. Resmin yan odadan, kolayca değiştirilebilme olasılığı, odaya her girildiğinde, çeşitlilik ve heyecanın sağlanabilmesi için yaratılmış olmalı. Tabii bu açıklıkların içeride cinsel ilişki halinde olan çiftleri gözetlemek üzere bırakıldığı görüşü de hakimdir. Hemen girişin yanında yer alan üst sınıfın cinsel fantezilerini gerçekleştirmek üzere tasarlanan bu odalar ‘Seks Kulübü’ olarak adlandırılmıştır. 

FALLİK NAZARLIKLAR
Pompeii’de erotik sanat olarak nitelendirilen erotik resimler sadece özel mekanlarda değil, birçok kamusal alanda da bulunabilmekteydi. Bu erotik resimlerin bazıları, sıradan bir Pompeii evinde bir sanat koleksiyonunun parçası olarak sergilenen sevişen ideal çiftler veya cinsel olarak oynaşan mitolojik tanrılardı. Erotik görüntülerin bir kısmı ise genelevlerde sunulan hizmetleri tasvir ediyordu. Banliyö hamamlarında olduğu gibi bazı resimler ise mizah amaçlıydı, cinsel tabuları tasvir ediyordu ve nazardan korunmak için yapılmışlardı. Duvar resimleri dışında duvarlara ve kaldırımlara kazınmış fallik semboller, heykeller ve evlerde asılı olan ‘fallus tintinna bulum’lar (nazarlık) daha küçük erotik objeler olarak nitelendirilir. Bu fallik sembollerin temel amacının da nazara karşı korunma olduğunu anlıyoruz.

Pompeii özelinde Roma’da erotik sanat, sosyal yaşamın evrensel bir özelliğiydi. Benzer sahneler, Roma İmparatorluğu’nun her yerinde bulunuyordu. M.S. 79 yılının öncesinde betimlenen cinsel imgeler seks ve çöküşten ziyade eski Romalıların, sosyal statüye, tanrıların önemine ve hayattaki zevklere değer veren bir kültüre sahip olduğunu gösteriyor. Resimlerden ve diğer objelerden anlaşıldığı üzere insan bedeni özellikle erkek bedeni ve cinsel organı bir tabu olarak görülmemekteydi. Cinsellik ve seks, Roma yaşamının doğal bir parçasıydı ve utanılacak bir şey değildi.

*Trakya Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü.

Bu yazı Duvar'dan alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR