Amaç "muhalefetsiz meclis", "muhalefetsiz ülke" ve Hasan Hayri Bey gibilerin tasfiyesi! Şeyh Said İsyanı gerekçe… (11)

Birinci Meclis sadece Türklere ve İttihat-ı Terakki'den kalma Türk milliyetçiliğine dayanan bir meclis değildi.

Birinci Meclis'te Ermeni ve Rum halkları anlaşılır nedenlerle temsil edilmiyordu ama Kürt, Türk, Laz, Çerkes ve benzeri Müslüman halklar temsil ediliyordu.

Ülke İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan işgali altındaydı.

Anadolu'da ve Kürdistan'da yerelden doğru işgal karşıtı, İslami-dini tutumu belirgin bir çoğulculuk Birinci Meclis'te ifadesini buluyordu.

Birinci Meclis'te muhalefet vardı. İtiraz ve tartışma vardı. Başarı da vardı.

Ancak Mustafa Kemal 1922-23'de Birinci Meclis'in zamanını doldurduğunu düşünüyordu.  

Kurtuluş Savaşı'nı kazanmak için çoğunluğa ve çoğulculuğa ihtiyaç vardı.

Kurtuluş Savaşı kazanılmış, dışarıda uluslararası planda anlaşmalar, türlü esnekliklerle yapılıyordu.

Emperyalist işgale son vermiş olan Birinci Meclis Lozan'daki tavizkarlığı fazla buluyor, Süleymaniye, Kerkük ve Musul Misak-ı Milli içinde olsun istiyordu.

Ayrıca içeride, 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasının halkta idare alışkanlıklarında ortaya çıkan boşluklar yaşanıyordu.   

3 Mart 1924'te hilafetin kaldırılmasının yarattığı değer boşluklarının yarattığı önemli sorunlar da vardı.

İçeride özerklik talebi de vardı.

Üstelik özerklik talebi Büyük Millet Meclisi gizli oturumunda 10 Şubat 1922'de 64'e karşı 347 gibi çoğunluk oyuyla kabul edilmişti.

O koşullarda "Kurucu Atalar" bile kabul etmek zorunda kalmıştı özerklik talebini.  

29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilanına paralel ulus-devlet edinimine hayatiyet kazandırma noktasına gelen Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı aşamasının çoğulcu demokratik meclisi ile bu işin olmayacağına inanıyordu.

Nitekim Birinci Meclis Mustafa Kemal'in zorlamasıyla, kendi varlığına son verme pahasına, 1 Nisan 1923'te seçim kararı aldı.

Birinci Meclis 16 Nisan 1923'te son toplantısını yaptıktan sonra da dağıldı.

Mustafa Kemal kendisine açıktan muhalefet eden İkinci Grup üyelerini ve İkinci Grup içinde yer alan Kürt adayları tasfiye etmiş, seçimlere katılmalarını engellemişti.

Hasan Hayri Bey' i de engelleyecekti.

Amaç Birinci Grup'un 1923 seçimlerine tek başına katılması ve aday gösterilen kişilerin tümünün milletvekili olması idi.

 
Tek lider, tek parti, tek ideoloji

Böylece çoğulculuğun yaşandığı 1919-1923 Kurtuluş Savaşı dönemi kapanıyor, 1923 ve sonrasına tekabül eden tekçi kuruluşa geçiş dönemine giriliyordu.

Muhalefetsiz meclis ve 'tek lider, tek parti, tek ideoloji'ye geçiş dönemi idi bu!

Bu dönemde laiklik üzerinden din ile milliyetçilik bir şekilde ayrıştırılıyor, ulus-devlet inşa edilirken Türk milliyetçiliği devletin resmî ideolojisi oluyordu.

İkinci Grup'un 1923 seçimleri sonucu tasfiye edilmesinin hemen ardından kurulan Halk Fırkası üzerinden diktatoryal 'tek parti rejimi'ne geçiliyordu.

20 Nisan 1924'te kabul edilen yeni anayasada, "Türkiye ahalisi din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlak olunur" (Madde: 88) deniyordu.

Lozan metni 30 Ağustos 1923'de, "muhalefetsiz meclis"e onaylatılıyor, Misak-ı Milli ile dış politikanın temel çizgileri bu dönemde çiziliyordu.

İç politikanın ve ekonomik kalkınmanın yönü de bu dönemde saptanıyordu.   

Bütün bunlar yapılırken, öncelikle dilde/yazıda, sanatta, kültürde, giyim kuşamda, yaşam tarzında, kısacası yaşamın her alanında Türklük ve

Türk kavramı üzerinden bir modernleşme süreci yukarıdan aşağıya toplumun önüne konuyordu.

 
Kürtler ve Aleviler ne olacak?

Peki, Kurtuluş Savaşı'nın Türkler haricindeki ulusal/inançsal bileşenleri ne olacaktı?

Mesela Kurtuluş Savaşı'nın en derli toplu ve savaşkan halkı Kürtler ne olacaktı?  

1924'le birlikte cumhuriyet Kürtleri varlık olarak yasaklı bir halk yapılmayacaktı ama yasal/hukuki hakları da olmayacaktı. Kürtler hukuki/siyasi özneler değillerdi ama Kürt de değillerdi. Hukuk karşısında Türklerdi artık.

Ya Aleviler, Koçgiri'de yaşananlar uzak bir tarihte değildi ve Dersim'in duyarlılıkları da biliniyordu, ne olacaktı?  

Sünni İslam, devlet diyanetinde koruma, kollama ve kontrol altına alınırken, Alevi inancı fiilen yok hükmünde sayılacaktı.  

 
Şeyh Said İsyanı ve Hasan Hayri Bey'in tutumu

Halk Fırkası'ndan istifa eden mebusların katılımı sonucu 17 Kasım 1924'te, Kurtuluş Savaşı'nın önde gelen liderlerinden Kazım Karabekir'in başkanlığında, Başkan yardımcılıklarını Dr. Adnan Adıvar ve Rauf Orbay'ın, katipliğini Ali Fuat Cebesoy'un yaptığı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulacaktı.

Çok geçmeyecek bu partiye meclis dışında bırakılan eski İkinci Grup'un önde gelenleri de katılacaktı.

Kısa sürede ilgi odağı olma eğilimi gösteren Terakkiperver Fırkası Şeyh Said İsyanı'nın başlamasıyla birlikte yürürlüğe konan Takrir-i Sükûn Kanunu'na dayanılarak 3 Haziran 1925'te kapatılacaktı.

Şeyh Said İsyanı Kemalist iktidarın, muhalefet ile ilişkisi bakımından olsun, demokrasi ya da faşizm benzeri bir rejim arasında hangi yöne eğilim gösterip göstermeyeceği bakımından olsun, konu edindiğim Hasan Hayri Bey'in hayat çizgisi bakımından olsun, kırılma noktası olacaktı.

Hasan Hayri Bey'in idamının gerekçesi Şeyh Said İsyanı'na destek vererek, "Türk memleketinin vilayat-ı şarkiyesi meyanında bulunan bazı aksamını anavatandan tefrik ederek müstakil bir Kürt hükümeti teşkil ve tesis etmek"ti. Azadi Örgütü'nün temellerini attığı Şeyh Said İsyanı, Türkiye siyaseti açısından önemli bir kırılma noktası olacaktı.  

Nitekim Şeyh Said İsyanı gerekçe gösterilerek ülkede tek parti döneminin koşulları yaratıldı.

Bölgede sıkıyönetim ilan edildi, Takrir-i Sükûn ve Hıyanet-i Vataniye Kanunları yürürlüğe kondu. İkinci dönem İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

En önemlisi bu isyan, Mustafa Kemal ve İsmet İnönü'ye bütün bu baskı kurumları ve politikaları ile beraber, sanki yetkileri azmış gibi diktatörlük denebilecek yeni devlet etme yetkileri kazanma fırsatı verdi.

Şeyh Said'in önderliğine mecbur kaldığı isyanın arkasındaki Azadi Örgütü'nün kurucusu Cibranlı Halit Bey ile Bitlis eski mebusu Yusuf Ziya Bey ve bir grup arkadaşının erken tutuklanmasının sonuçları ağır olacaktı.

Bu tutuklamalar ve tutuklananların idam edilmesi harekâtın şeyhlerin inisiyatifine geçmesine ve Kürt milliyetçiliği düzleminde gelişmesi tasarlanan isyana Sünni- İslami söylemin karışmasına yol açtı.

Bu da Kemalist iktidarın Dersim Alevilerine dönük Osmanlı döneminden kalma çelişkileri kaşımasını, kimi aşiretlerin tarafsız kalmasını, kimisinin de isyana karşı taraf olmasını sağladı.

Şeyh Said İsyanı'na karşı Hasan Hayri Bey'in tutumu tarihsel bir önem taşıyor.  

Hasan Hayri Bey, olaya geçmişten gelen Alevi-Sünni çelişkisi noktasından bakmıyor.

Azadi Örgütü'nü ve bu örgütün kurucu liderlerinden Cibranlı Halit Bey ile Yusuf Ziya Bey'i tanıyor.

Onların İslami inançlarını biliyor ama buradan doğru hareket etmediklerini, Kürdistan ve Kürt milliyetçiliği noktasından hareket ettiklerini de biliyor.

Cibranlı Halit Bey'le Hamidiye Alayları döneminde sorun yaşamış olmakla birlikte bunu tarihe havale ediyor. Zaten Yusuf Ziya Bey'le de yakın…

Mustafa Kemal ile olan ilişkilerine gelince… Özellikle Koçgiri Kırımı, yanı sıra bütün devlet etme yetkilerini kendinde toplaması, Birinci Meclis'in aldığı özerklik kararlarının gereğini yerine getirmemesi, en son Birinci Meclis'i tasfiye etmesi gibi nedenlerle Mustafa Kemal ile ipleri koparan Hasan Hayri Bey, Şeyh Said İsyanı'na destek vermekten sakınmıyor…  

Sıkı bir Dersim Alevi Kürdü olan Hasan Hayri Bey'in dinsellikten uzak siyasi kimliğinin, Şeyh Said İsyanı'nın aslının Kürdistani isyanı olduğunun bir kanıtı olduğunu söylesek, yanlış mı olur dersiniz… 


Düğme yanlış iliklenince, Hasan Hayri Bey'ler kaybedilmiyor sadece… 

Hasan Hayri Bey'in Kemalist iktidar tarafından tasfiye edilmesinin nedeni Şeyh Said İsyanı oluyor.

Kemalist iktidara karşı Koçgiri ile başlayan Kürt direnişi, 1923 yılında Erzurum'da kurulan Azadi (Hizbe Azadiya Kürdistan/ Kürdistan İstiklal Komitesi) ile devam etme sürecine giriyor.

Koçgiri Kürt direnişine kadar Kürt muhalefeti daha çok aydın, entelektüellerle sınırlıydı.

Koçgiri direnişi bir halk hareketi idi ama onun da Kürt Alevilerle sınırlılık gibi bir eksikliği vardı.

Azadi'nin kuruluşuyla birlikte Kürt ulusal hareketi, toplumsal düzeyde Kürtlerin en güçlü ve geniş kesimlerinden oluşan Sünni aşiret liderlerini ve şeyhlerini mücadeleye katarak yürüme eğilimi içine girecekti.

Aşiret Mektepleri'nde okuyan Sünni Kürt subaylar Sultan II. Abdülhamit ve İttihat-ı Terakki döneminde Ermenilere karşı kurulmuş olan Hamidiye Alayları'ndan sonra Azadi'nin kuruluşunda ve örgütlenmesinde esaslı rol oynayacaklardı.

Azadi'nin kurucusu Cibranlı Halit Bey'di.

Koçgiri direnişinin etkileri muhtemelen bir ölçüde uyarıcı oluyor.

Lozan Anlaşması'nın Kürtlerin yasal/hukuki haklarını yok sayan sonuçlarıyla imzalanmasından sonra, genel bir ayaklanmanın hazırlanması süreci başlatılıyor.

 
Cibranlı Halit Bey tutuklanınca

Ancak isyan henüz hazırlık aşamasındayken 20 Aralık 1924'de Azadi'nin lideri Cibranlı Halit Bey Erzurum'da tutuklanıyor.

İsyandan kısa bir süre önce de Kürt aşiret reisleri ve Kürt milliyetçileri Batı Anadolu'ya sürülüyor ve Kürtçe yasaklanıyor.

 
İsyanın lideri Şeyh Said oluyor

Azadi'nin lider kadrosu dahil, çevreleyen ileri unsurların beklenmedik şekilde erken tutuklanması sonucu, hayat, isyanın liderliğini kaçınılmaz bir şekilde Şeyh Said'in önüne koyuyor.  

Olayların akışı, başından itibaren bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde isyanın irticai olmadığı anlaşılıyor.

Piran'da (Dicle) başlayan isyan, Şeyh Said'in 14 Şubat günü sayıları on bin kişiye ulaşan bir toplulukla Darahini'ye (Bingöl- Genç) girmesiyle büyüyor.

Şeyh Şerif komutasındaki kuvvetler, Çapakçur (Bingöl) ve Elazığ'ı;

Melekanlı Şeyh Abdullah Muş'u; Şeyh Abdürrahim Maden, Ergani ve Piran'ı;

Şeyh Eyüp Siverek'i ele geçiriyor.

Bizzat Şeyh Said Efendi'nin komuta ettiği kuvvetler ise Diyarbakır üzerine yürüyor.

Şubat ayı biterken Şeyh Said ve komutanları geniş bir alanda üstünlük sağlıyor.

 
İsmet İnönü hükümeti ve Takrir-i Sükun

Bunu gören Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, mart başında, Başbakan Fethi (Okyar) Bey'in istifasını istiyor ve 3 Mart'ta başbakanlık görevini İsmet Paşa'ya veriyor.

4 Mart'ta 23 ret, 1 çekimsere karşılık 153 oyla İkinci Meclis'ten güvenoyu alan hükümet, aynı gün Takrir-i Sükûn Kanunu'nu çıkartıyor.

Hükümet, bu yasayla, huzur ve sükunu bozmaya yönelik her türlü girişim, örgüt ve yayını yasaklama gibi olağan hal yetkileri kazanıyor.

 
Dersim Kürtlerinin tutumu

Doğu Dersim aşiretlerinin birçoğu isyana karşı tavır alıyor.

Kemalist iktidar bu noktada Alevi-Sünni çelişkisini kaşıyor.

Yaşanmışlıklar da unutulmuyor… Osmanlı döneminde Hamidiye Alayları'nın komutanlarından Halit Cibran'ın Hormek ve Lolan aşiretlerine uyguladığı ve öldürmelere kadar varan şiddet ve baskı politikası hatırlanıyor.

Batı Dersim aşiretlerinden bazılarının ileri gelenleri isyana taraf olmakla birlikte hemen katılmaktan kaçınıyorlar, beklemede kalıyorlar.

Bu arada Şeyh Şerif, Elâzığ-Hüseynik'te Hasan Hayri Bey'in evine misafir oluyor.

Hasan Hayri Bey'in idamını hazırlayan bu ziyaret esnasında Şeyh Şerif, Hasan Hayri Bey'den, Elazığ ve Dersim'e dönük bazı isteklerde bulunuyor.  

Ziyaret sonrasında Hasan Hayri Bey, idam gerekçesi olarak gösterilen telgrafı Şeyh Şerif'le birlikte, Celalzade Mehmet Efendi şahsında Dersim aşiretlerine gönderiyor.

Söz konusu telgraf Batı Dersim aşiret reislerine gönderiliyordu.  Genelde herkesi ilgilendiren bir konu olması münasebetiyle toplumu sükunet içinde tutmalarını, kendisi ve çok muhtemel Şeyh Şerif'in de içinde olacağı bir heyeti beklemelerini salık veriyor.

Bu şekilde açıklayabileceğimiz telgraftan, Ankara 'Dersim aşiretlerinin de isyana destek ve katılımlarının sağlanması talebi' sonucu çıkarıyor.

Söz konusu telgraf postacının ihbarı ile ele geçirilecek ve mahkemede delil olarak kullanılacaktı.

Hasan Hayri Bey'in Elâzığ Cephe Komutanı Şeyh Şerif ile birlikte Dersim'e gönderdikleri telgraf şöyle idi:

Hozat'ta Celalzade Mehmet Efendi vasıtasıyla umum Dersim aşayir ruesasına (genel Dersim aşiret başkanlarına)
Sükuneti muhafaza ediniz. Yakında bir heyetle Dersime geleceğiz.

Dersim Mebusu                                                         Elaziz Cephe Komutanı
Hasan Hayri                                                              Şeyh Şerif

 

6 Mart 1925
 

3.jpg

Milli kıyafetleriyle Hasan Hayri Bey / Fotoğraf: Dr. Yalçın Çakmak arşivi

 

İsyan bastırılınca…

Şubat ayında başlayan isyan, 15 Nisan 1925 tarihinde Şeyh Said'in yakalanmasıyla sona eriyor.

Bu tarihten sonra Kemalist iktidar Kürt hareketinin yanı sıra isyanla ilgili ilgisiz bütün bir muhalefetin köklü bir şekilde tasfiyesine yöneliyor.

 
İdamlar...

Şark İstiklal Mahkemeleri'nde yüzlerce insanın idam kararı veriliyor.

Hasan Hayri Bey'e yönelik başka bir suçlama ise Şeyh Şerif'i evinde misafir ederek, Elâzığ eşrafının listesini ona vermesiydi. Bu iki olay temel delil kabul edilerek yargılama yapıldı.

Hasan Hayri Bey ve Celalzade Mehmet Galip Efendi, 'Türk vatanının doğu bölgesi vilayetleri kısmını anavatandan ayırarak müstakil bir Kürdistan hükümeti kurmak maksadıyla şarkta meydana gelen isyanın faillerinden olmaları' suçundan idama mahkûm edildiler. 

Hasan Hayri Bey'in idam kararını vermek mahkeme heyeti üyeleri için de sıkıntılı oluyor.

Askerlikten ve Büyük Millet Meclisi'nden Hasan Hayri Bey'in yakın arkadaşı olan Mazhar Müfit (Kansu) Hasan Hayri Bey'e, 'Mustafa Kemal'den özür dilerse bağışlanacağını' söylüyor.

Ne var ki Hasan Hayri Bey çok net bir duruşla bu teklifi reddediyor.

Mazhar Müfit Bey'in yerine mahkeme başkanlığına gelen Hacim Muhittin Bey, -bu davaya bulaşmamak için olmalı- çeşitli gerekçelerle bir türlü göreve başlamayınca, Başkanlık görevini aynı mahkemenin üyesi Kırşehir milletvekili Lütfi Müfit vekaleten üstleniyor.

Sonuç olarak Osmanlı binbaşısı ve eski Dersim mebusu Hasan Hayri Kango ve Celalzade Mehmet Efendi hakkında da idam kararı veriliyor.

Lütfi Müfit başkan, Ahmet Süreyya savcı, Ali Saip ve Ali Avni mahkeme üyesi olarak kararı imzalıyorlar.

Hasan Hayri Bey'in idamından üç gün sonra gerekçe göstermeden yeni Başkan Hacim Muhittin Bey göreve başlıyor.


Bir dönemin Hozat Belediye Başkanı Cevdet Konak, büyük amcası Hasan Hayri Bey'le ilgili olarak gelişmenin bu yanını şöyle aktarıyor:

Hasan Hayri Bey, Şeyh Şerif ile birlikte Dersim'e telgraf çektikten sonra, postacının ihbarı üzerine bu telgraftan devletin haberi oluyor. Hasan Hayri Bey hakkında arama kararı çıkartılıyor.

Bunun üzerine Hasan Hayri Bey, haziran ayında köyü Ağzunik'ten ayrılıyor ve Ağdat'a Seyid Rıza'nın yanına gidiyor. Seyid Rıza'nın yanında ekim ayına kadar kalıyor.

Ağzunik'e geri döndüğünde akrabalarıyla toplantı yapıyorlar. Hasan Hayri Bey, 'teslim olursa idam edileceğini' söylüyor. Yakın akrabaları, 'Elazığ'a gidip teslim olması halinde Elâzığ'a gelip Hasan Hayri'yi kurtaracaklarını' söylüyorlar."


Celalzade Mehmet Efendi'nin torunu iş insanı Mehmet Baykara ise gelişmenin bu yanını devamla şöyle aktarıyor:

… Hasan Hayri Bey, teslim olduktan bir süre sonra haber gönderiyor ve 'idam edileceğini' söylüyor. Dönemin Karabal aşiret reisi Mehmet Ali Ağa ve diğer akrabaları Hasan Hayri Bey'i kurtarmak için Elazığ'a gitmek üzere yola çıkıyorlar ve Gülmez Tepesi'ne geldiklerinde valinin isteği üzerine Mehmet Ali Ağa valiyle görüşmeye gidiyor. İki gün valiyle kalan Mehmet Ali Ağa geri döndüğünde, diğerlerine 'Dönüyoruz, Hasan Hayri'yi idam etmeyecekler' diyor. Sonrasında Hasan Hayri Bey ve dedem Celalzade Mehmet idam ediliyorlar.


Hasan Hayri Bey Osmanlı binbaşısı, Osmanlı Milleti-i Mebusanı'na davet edilmiş, Dersim'i temsilen Birinci Meclis'e gelenlerin önde gelenlerinden, Birinci Meclis'in en önemli şahsiyetlerinden, askerlik sanatına vakıf, son derece cesur, bilgili ve hitabet yeteneği olan tipik bir Dersim Kürdü ve Alevi'si.

Osmanlı bakiyesi halkların, Kürtlerin ve Türklerin beraber kurtuluşuna, beraber cumhuriyeti kurmalarına dönük gelecek ideali olan çağdaş bir Alevi, Kürt yurtseveri...


Tarih önünde

İsyan bastırılınca, Türk modernleşmesi ideali, muhalefetsiz Türkiye, muhalefetsiz meclis gerçekliğiyle üst üste düştü.

Düğmenin yanlış iliklenmesi sadece Hasan Hayri Bey'lere mi mal oldu dersiniz? 

 
İdam kararı

DOSYA NO 317
İLAM NO 145
D. 19 /145
HEY'ET-Î SABIKA

Hadise-i isyaniyyede suver-i muhtelife ile alâkadar oldukları iddiası ile maznunun aleyhim ve mevkuf Dersim Mebus-u sabıkı mütekaid Binbaşı Dersim'li Hüseyin Hayri Bey bin Murteza ve Dersim eşrafından Hozat'lı 45 yaşında Hozat'lı Celal zade Mehmet Galip Efendi bin Hıdır ve sabık Dersim Mebuslarından Hozat'lı 40 yaşında Mazgirt Müddet-i Umumî-i Sabıkı Abdulhak Tevfik Efendi bin Veli ve Dersim esnafından Hozat'lı 42 yaşında Veli Ağa bin İbiş ve Dersim'in Tavran Karyesinden 65 yaşında rençber Ali efendi bin Ateş ve Hozatlı  sabık hapishane Müdürü Ali Rıza Efendi bin Hasan ve biraderi îbrahim Çavuş bin Hasan ve Belediye Reis-i Sabıkı Hozat'lı 45 yaşında Seyyid Sabit Efendi bin Hüseyin Efendi, haklarında icra kılınan tetkikat ve muhakemat neticesinde Maznunun aleyhimden Hasan Hayri Bey bin Murtaza Bey Türk Memleketinin Vilayat-ı Şarkiyyesi meyanında bulunan' bazı aksamını Anavatandan tefrik ederek müstakil bir Kürt Hükümeti teşkil ve te'sis etmek amâl-i hainane ve iftira cuyanesiyle vukua getirilen Şark hadise-i isyaniyesini amil ve mürettâplerinden bulunan reis-ül usat Şeyh Said tarafından Elaziz Cephe Kumandanlığına tayin edilen usat sergerdelerinden Maslup Şeyh Şerifi (Hüseyni) Karyesindeki hanesine kabul ile misafir ettiği ve kendisi ile vilayet merkezi olan Elaziz'e 'kadar gelerek müiteaddid defalar odasına girip çıktığı ve Elaziz'de mevcut ileri gelen eşhasın isimlerini şeyh-i merkum Şerife haber verdiği ve Dersim rüesa-yı şairini tahrik ve bu suretle aşairi müsellehan kıyam ettirerek daire-i ihtilale ithal için Şeyh Şerif ile birlikte müşterik imza ile Dersim eşrafından diğer maznunun aleyh Cela'lzâde Mehmet Galip Efendiye hitaben telgraf keşide ve mumaileyh Mehmet Galip Efendinin dahi mezkûr telgrafı aşnir rüesasına tamim ve tebliğ etmek suretiyle nâire-i  isyanın teşeddüt ve tevesasüne amil ve müessir oldukları kendilerinin huzur-u mahkemede sebk eden ikrar ve itirafatı ve şuhudun maal-kesem mazbut ifadat ve îhbaratı ve meyan-ı evraka mevcut saİif-ül beyan (Hasan Hayri ve Elazız Cephe Kumandani Şeyh Mehmet Şerif) imza-yı müşterekeleri ile mumzi telgrafname ve müphem-ül müfad mekatib-i müteaddide ve fezlekeler ve evrak-ı tahkikiyyesnire münderecat-ı umumiyyeei delail ve emaratı ile mertebe-i bedahete vasıl ve ol-suretle kan-nat-'ı vicdaniye hasıl olduğundan mumaileyhe Hasan Hayri ve Mehmet Galip Efendilerin ol-veçhile yani Türk Vatanının Vilayat Şarkiye aksamından bir kısm-ı mühimminin Anavatan'dan tefrik ve müstakil bir Kürdistan Hükümeti  teşkil ve te'sis etmek makasadı-ı leimanesi ile vücuda getirilen Şark hadiae-i ihtilfiliyesinde hem-fiil olmak .üzere mücrimiyetlerine ve diğer maznunun aleyhim Mazgirt Müddeî-i Umumîsi Abdülhak Tevfik Efendi ve Dersim esnafından Veli Ağa ve Ali Efendi bin fiteş ve sabık hapishane müdürü Ali Efendi ve biraderi İbrahim ve Belediye Reis-i Sabıkı Seyyid Sabit Efendilerin dahi kavanin ve nizamat-ı devlet mugayir ve halkı isyanın teşvik ve tahrikimiz surette suver-i muhtelife ile ahaliye telkinat-ı muzırrada bulundukları zabıt verakaları ve şehadat ve evrak-ı münderecat-ı umumiyyesinden mütehassıl delail ve ile sabit olduğundan mumaileyhimin dahi ol-suretle cünha mürtekibi olmak üzere failiyetlerine vicahen ve müttefika karar verildi.

                                                                                  22 Teşrinisani 1341 ve 1343                  

(İmza)                                                                                                                        (imza)

Cihet-i' cezaiyeleri hakkında dahi müzakere-i keyfiyet olundukta: Mücrimiyetleri karargir olan Mumaileyhima Hasan Hayri ve Mehmet Galip Efendilerin harekât-ı vakîalarına tevafuk eden Kanun-u Ceza'nın 45 nci Maddesinin hem-fiillere müteferri fıkra-i mahsusasa delaletiyle ma-bih-is tecrimleri olan fiil-ta aslînin tema-s ettiği Kanun-u MezfaÛrun 1 nci babının 1 nci faslının zeyl-i ahiri ahkâmına tevfikan idamlarına ve diğer maznunun aleyhim Abdülhak Tevfik ve Veli Ağa ve Ali Efendi bin Ateş ve hapishane müdür-ü sabıkı Ali Efendi ve biraderi İbrahim ve Belediye Reie-i Sabıkı Seyyid Sabit Efendiler dahi hareketlerine temas eden muaddel ceza Kanununun 64 ncü maddesine müzeyyel Madde-i Kanuniyye hükmüne tatbikan bidayet-i tarih-i tevkiflerinden itibaren sekizer mâh müddetle hapislerine ve mevkuf kaldıkları müddetin müddet-i mahkûmiyetlerinden tenziline ve mahiyyet-i cürmüyerelerine nazaran Kanun-u Cezanın 13 ncü ve 14 ncü maddeleri mucibince ikmal-i müddet-i mahkûmiyetten sonra, mahkûmiyetlerini ikmale tabi1 oldukları vilayet hâricine çıkamamak üzere zabıtaca nezaret altına alınmalarına ve bunlardan Tevfik Efendi ile Bakkal Veli Çavuşun Mersin ve Seyyid Sabit ve Ali bin Ateş'in Edirne ve hapishane müdürü sabıkı Ali Efendi ve biraderi İbrahim'in Kırklareli hapishanesinde ikmal-i müddet-i mahkûmiyet eylemelerine kezalik  vicahen ve müttefikan karar verildi.
 
                                                                               22 Teşrinisani 1341 ve 1343  
 

 

Gel ey Dersimli Hasan Bey

Sana ülkemin halini sorayım

O bağlar, asmalar ve madenler

Acaba doğru mu cahillerin eline düştüğü?

 

Were Xeyrî Begê Dersîmî 

Ji te hale welatê xwe bi pirsim

Ew maden û bax û rezana

Gelo raste ketiye destê nezana?

(Cigerxwîn, Şahnêmeya Şehîdan'dan)
 

2.jpg

16 Şubat 1942 Konya Karaman'da sürgünde çekilen aile fotoğrafı (Fotoğrafın arka yazısının yer aldığı kare hemen alttaki fotoğraf)

 

(1).jpg

16 Şubat 1942 Konya Karaman'da sürgünde çekilen aile fotoğrafı (Gülşen Erenler Çakar'ın arşivinden)

 

(2).jpg

Aile fotoğrafı, 11 Kasım 1938 (Fotoğrafın arka yazısının yer aldığı kare hemen alttaki fotoğraf)

 

5.jpg

11 Kasım 1938, Aile fotoğrafı (Gülşen Erenler Çakar'ın arşivinden)

 

 

Kaynaklar:

1. Ahmet Demirel, Birinci Meclis'te Muhalefet: İkinci Grup, İletişim Yayınları, 1994- İstanbul
2. Mesut Yeğen, Müstakbel Türk'ten Sözde Vatandaşa, İletişim Yayınları, 1992- İstanbul
3. Tahsin Sever, 1925 Hareketi Azadi Örgütü, Doz Yayıncılık, 2010- İstanbul
4. Martin Van Bruinessen, Kürdistan Üzerine Yazılar, İletişim Yayınları, 1992-İstanbul
5. Celalettin Can, Lozan Antlaşması, Kürt Milletvekilleri ve Hasan Hayri Bey, Independent Türkçe, 2021-İstanbul
6. Tahsin Sever, 1025 Hareketi AZADİ Örgütü, Doz yayıncılık, 2010-İstanbul
7. Hans-Lukas Kieser, Iskalanmış Barış, İletişim Yayınları, 2005-İstanbul
8. Altan Tan, Kürt Sorunu, Timaş, İstanbul-2009
9. Ahmet Demirel, Tek Partinin İktidarı, Türkiye'de Seçimler ve Siyaset, İletişim yayınları, 2014-İstanbul
10. Nuri Dersimi, Hatıratım, Dersim Araştırmalar Merkezi, 1. baskı, 1014-İstanbul
11. Karaerli Mehmet Efendi, Yazılmayan -Tarih Anılarım-Fam Yayınları, 1. Baskı, 2013-İstanbul
12. Dilan Konak, Kangozade Hasan Hayri Bey'in Yaşamı ve Siyasi Faaliyetleri, Yıldız Üniversitesi, İİBF
13. Mahmut Akyürekli, Şark İstiklal Mahkemesi (1935-1927), Kitap Yayınevi, 1. baskı, 2013-İstanbul
14. Cigerxwîn, Şahnêmeya Şehîdan'dan

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR