AKP'li Özkan'dan Enes Kara açıklaması

AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, cemaat yurdunda yaşamına son veren Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara ile ilgili konuştu.

Enes Kara'nın kaldığı yerin yurt değil, gençlerin kendi hür iradeleriyle bir araya gelerek açtığı öğrenci evi olduğunu iddia eden Özkan, denetlenme itibarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın denetlediği bir yurt olmadığı bilgisini verdi.

AK Parti'li Özkan, şöyle devam etti:

Elbette bunlarla ilgili de ilgili bakanlıklarımız, denetleme kurumlarımız çalışmalarını yapar. Bu çerçevede, böylesi acıların tekrar yaşanmaması için gençlerimizin umutlarını, heyecanlarını yitirmeden büyük bir heyecan ve coşku içinde geleceklerini hazırlayabilecekleri bir yüksek öğrenim hayatı sürdürebilmeleri için mutlaka çalışmalarını yapacaklar ve buna uygun düzenlemeler hayata geçirilecektir.

Eğer siz bir 'denetleme yapıyoruz' diyerek, 'insanların evleri ile ilgili araştırma yapacağız' derseniz, bunun ucu nereye kadar varacaktır? Şimdi baktığımız zaman dünyanın bütün gelişmiş demokrasilerinde de öğrenciler bir araya gelerek ev, yurt açabilmektedirler. Ancak yurtlarda bütün dünyada devletin denetim ve kontrolü vardır. Ancak bir 'denetim' dediğimiz zaman, bir öğrencinin açtığı ev bir kişi olur, 2 kişi olur veya üçüncü kişi gelir. Üçüncü kişi gelirken yanında birkaç da kitap getirebilir. 'Bizde bu kitapları okuyalım' derler. Şimdi biz bunları inceleyecek olursak, acaba demokratik toplum değerlerine, demokratik toplumun dokusuna ne kadar zarar veririz, buna da iyi bakmamız lazım. Bu çerçevede şimdiden böylesi bir olayın vahametiyle alelacele karar vermek demokrasimizle bağdaşmaz. Mutlaka bu çerçevede hem fiziki hem de sosyal anlamda, gençlerimizin ruhsal ve fiziksel gelişimleri için en uygun kararlar alınarak yapılması gerekenler yine demokratik toplum kuralları çerçevesinde hayata geçirilecektir.

Enes Kara’nın yaşamına son vermeden önce yayınladığı videoda ve daha sonra bıraktığı mektupta yazdıklarına göre intihar nedeni, uğradığı yoğun aile baskısı, kaldığı cemaat evindeki baskıcı tutum, okulunda maruz kaldığı mobbing ve tüm bunlarla birlikte gelecek kaygısı. 

Kara’nın videoda kaldığı yurda dair ifadeleri şöyle:

Şu an onların (aile) zoruyla cemaat yurdunda kalıyorum kalıyorum. Lisede ve ortaokulda yine böyle medreselere sıkça geliyordum bazı tatillerde yatılı kalıyordum. O zamanlar da istemiyordum ama ailem zorluyordu ve haftada bir-iki gün geliyordum ya da yılda bir-iki hafta yatılı kalıyordum çok da zor değildi bir de en fazla üniversiteye kadar gelirim zaten diye düşünüyordum. Burada vakit namazları zorunlu. Cemaat şeklinde kılıyoruz namazdan sonra ders var vs. 30 dakika sürüyor yaklaşık her vakit, günlük bir saat burada olan kitaplardan okuman zorunlu haftanın üç günü cemaat dersine katılman zorunlu yemekleri yine öğrenciler yapıyor, haftanın bir günü temizliği yine biz yapıyoruz.

Sabah namazıyla uyanıyorum, okula gidiyorum geliyorum, akşam namazı, yemek, okuma, yatsı namazı, cemaat dersi sonra saat 10 zaten ertesi gün tekrar 6.30 gibi tekrar namaza uyanıyorum. Pazartesileri böyle, diğer günlerde cemaat dersi yok bir tek 8’de serbest oluyorum,hafta sonu da benzer yine 3 saat gibi bir şey kalıyor ve kalan zamanda adam akıllı ders de çalışamıyorum çünkü psikolojik olarak yorgun oluyorum. Bu iki sorunu ayrı ayrı düşününce aslında katlanalamayacak şeyler değil ama bunları birleştirince tüm yaşama sevincimi alıyor, özgür hissetmiyorum kendimi 24 saatten kendime ayırabildiğim üç saat falan.

Kara’nın bıraktığı notta da özetle şu ifadeler yer alıyor:

Herkes doktorluktan kaçıyor, çünkü mobbing var, uzun süreli nöbetler var, hastadan şiddet görme ihtimali var, köle gibi çalışıyorsunuz, ben böyle bir gelecek istemiyorum. Bulunduğum cemaat yurdunda namaz kılma ve cemaatin dersine katılmak zorunlu, verdikleri kitapları okumak zorunlu, kendim müslüman değilim, ailem bilmiyor, buradan ayrılmak istediğimi söylediğimde hayır cevabını aldım.

 

Özkan'ın açıklamalarının bir benzeri 2021 yılının Aralık ayında Antalya İlim ve Kültür Derneği'nin yurdunda aşçı olarak çalışan İhsan Güney yurdun yemekhanesinde üniversite öğrencisi Mehmet Sami Tuğrul'un (18) başını satırla kesip, "Deccal'i vurdum" diye bağırarak göğsünün üzerine koymasının ardından da gelmişti.

İlim ve Kültür Derneği'nden yapılan açıklamada da Derneğin yurt faaliyeti gerçekleştirmediği iddia edilerek "Dernek merkezimizin olduğu binada mevcut durumda derneğimiz dışında 1 adet işyeri ve üniversite öğrencileri tarafından kiralanan, daireler bulunmaktadır" ifadeleri yer almıştı.

 

 

Independent Türkçe


PAYLAŞ