İktisatçı Dr. Aydın Arı: Yaşanan sadece ‘dolar yükseldi’ krizi değil

Fotoğraf: Dilek Omaklılar/Evrensel

Türkiye ekonomisinde bir yandan enflasyon artarken, işsiz sayısı 8 milyonu aştı. TÜİK’in eleştirilen verileri, Erdoğan’ın yeni ekonomi modelini ve ekonomide gelinen noktayı İktisatçı Dr. Aydın Arı anlattı. Arı, yaşanan krizin ‘Dolar yükseldi’ krizi olmadığını vurguladı. Arı, “Büyük bir denetimsizlik var. Bunların sorumlusu biz değiliz ama ödeyecek olan bizleriz. Kolay bir çıkış yolu yok bu krizden, ciddi politik önlemler alınmalı” ifadelerini kullandı.

Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza attığı için hukuksuz biçimde Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesinden ihraç edilen Dr. Aydın Arı, “Büyüme, kapitalist ekonomi, sermaye birikimi için olmazsa olmaz bir şey. Ama ayrıca büyümenin getirdiği dünyanın kaynaklarını tüketme olgusu var. Örneğin ekolojik yıkım büyümeyle beraber gelen bir şey” dedi.

AKP’nin, “büyüyen ekonomi”ye çok fazla yaslandığını belirten Arı, “Her sene gayrisafi yurt içi hasıla artıyor. Mal ve hizmet üretimi ve tüketiminde artış var. Bu büyüme sahte bir büyüme. Sanayiye ve tarıma yaslanmıyor” dedi. Arı, “Bu ülkede yaşayan 84 milyon insanın hayatta kalmasına, barınmasına, beslenmesine, sağlıklı çevrelerde ve gıdalarla yaşamalarına olanak verecek üreten bir ekonomi miyiz? Problem burada. Türkiye ekonomisi üreten bir ekonomi değil. Üretmediği için dışarıdan satın alıyor” diye konuştu.

Kaynakları satın almak için de borçlanmanın arttığını ifade eden Arı, “Bunu döndürebilmek için, dışarıdan mal ve hizmetleri ülkeye getirmek zorunda kalıyor, ödemesini de gittikçe daha fazla mal ile yapmak zorunda kalıyor” dedi.

Hükümetin ‘Artan ihracatla ekonomiyi düze çıkarma’ iddialarına ilişkin sorumuzu yanıtlayan Arı, “İhracat rakamlarının arttığı görüldü. Fakat ithalata bağımlılık çok yüksek. İthal edilen malların yüzde 75 ila yüzde 80’i de ara malı ithalatı. İhracatı sürdürebilmek için gereken ara mallarını ithal ediyorsun. Yüzde 10 civarında da bir sermaye malı ithal ediyorsun ve bunlarla ihracat yapıyorsun. Böyle bir ekonomi için ihracatçının sevinmiş olması mümkün değil. Emeği ucuz tutabildiği için bazı sektörlerde işler yolunda gitmiş olabilir bir süre” diye konuştu.

Türkiye ekonomisinin, üretemediği için dış kaynak girişine bağımlı bir ülke olduğunu yineleyen Arı, krizden kolay bir çıkış yolunun da olmadığını belirtti. Arı, “Başka tür çıkış yolu için yapısal olarak hırpalanmış, borçlanmış ve ciddi olarak ulusal varlıklarını kaybetmiş ülke söz konusu. Ortak varlıklarından vazgeçmiş bir ülke, bu sadece orman, nehir değil aynı zamanda enerji dağıtımı pazarlanmış durumda. Problemlerden bir tanesi de sermaye birikim rejimi yürürlükte. Bu sermaye birikimini çalışan sınıflar finanse ediyor” diye konuştu.

Birikim rejiminin yara almadan sürdüğünü söyleyen Arı, “Sermaye biriktirmeyi başaranlar sürüyor, ama küçük esnafların dükkanları kapanıyor, asgari ücret altında çalışacak olanlar artıyor. Seçimler için bir takım oy almaya yönelik girişimler olabilir, ama seçimlerin sonrasına ertelenebilse bile ciddi bir kriz var ortada, ‘Dolar yükseldi’ krizi değil. Büyük bir denetimsizlik var. Bunların sorumlusu biz değiliz ama ödeyecek olan bizleriz. Kolay bir çıkış yolu yok bu krizden, ciddi politik önlemler alınmalı” dedi.

AKP iktidarının 2022’de uygulayacağı para politikasına ilişkin öngörülerini ifade eden Arı, “Faiz indirimine devam edecekler. Cumhurbaşkanının talimatları o yönde sanırım. Herhalde Amerikan Merkez Bankası Fed’in faiz kararları çok daha etkili. Martta önemli bir düzeltme gelecek. Oradan bağımsız olarak merkez bankasının kararlarını düşünmek imkansız. Bu pandeminin etkilerinin ne kadar olacağı da ortaya çıkacak. Ayrıca küresel mal piyasalarında tedarik zincirlerinde de birtakım problemler sürüyor. Ülkeler arasındaki gerilimler, gizli ticaret savaşları bir yerden bir yere gidecek, onlar da etkili olacak. Enerji piyasasında şimdilik 80 dolar civarında OPEC’in varil fiyatları, o çok belirleyici gösterge. 2008 krizinden sonra küresel parasal genişleme olmuştu, o parasal genişlemeyle bu kadar süre götürdü dünya ekonomilerini. Yeniden öyle olur mu bilmiyorum ama bir sürü değişken var bu denklemde” dedi.

Merkez Bankasının yapısını değerlendiren Arı, “Cumhurbaşkanının talimatları dışında bir politika tasarlamayan bir Merkez Bankası var. Merkez Bankası hükümetin bir uzantısıdır. Doğal olarak böyle kabul etmek lazım. Merkez Bankasının bağımsızlığı neoliberal bir illüzyondur. Hiçbir zaman da öyle olmadı. Kemal Derviş’in yapısal reformları başlattığı dönemde en büyük şeylerden biri bağımsız düzenleyici, denetleyici kurumların ortaya çıkmasıydı. Bu kurumlar şöyle bir varsayıma dayanmıştı, hükümet kim olursa olsun halk için doğru olanı bu kurumlar karar verecek. Ülkenin politik sorumluluğunu bu kurumlar üstlenecekti. Gerçek sorumluluğun hükümet olduğunu saklamaya aracılık ettiler. Merkez Bankasının bağımsızlığı araç bağımsızlığıdır, amacı yine hükümet söyler” dedi.

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına da değinen Arı, “2020’nin sonunda başlayan Merkez Bankası guvernörleri değişimi furyasını düşünelim, onlardan daha fazla sayıda TÜİK başkanı değişti. Burada bir problem var demek ki. TÜİK’te 5 başkan değişti. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ‘Enflasyon ölçümünde başka bir teknik kullandık’ dedi. Enflasyon Araştırma Grubunun kullandığı yöntem, hiç yanlış değil. TÜİK ayda 500 bin civarında veriye bakarken onlar aynı mal sepeti için 7 buçuk milyon civarında baktıklarını söylüyorlar. Uygun bir teknolojik alt yapıyla bunu çok sayıda artırabilirler” dedi.

Ayrıca TÜİK’te denetime açık bir kurumsal yapıdan bahsedilemediğini belirten Arı, KESK’in TÜİK’e geçtiğimiz günlerde açtığı davayı hatırlattı. Arı, “KESK, birlerinin görevi kötüye kullandığını söyledi. Bana kalırsa TÜİK’te verilerin işlenmesinde ciddi sorunlar var, kurumun itibarını zedelememek için manipülasyon demiyorum. Bunu kanıtlamamız imkansız çünkü ana muhalefet partisi liderini dahi almıyorlar. Metodolojisinde değil ama bir yerde yönlendirme var. Bunu zaten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden sonra bütün bakanlıkların veri açıklamalarında görüyoruz aslında. Veriler açıklanırken, sıradan yurttaşı geçiyorum uzman yurttaşların da anlaması için çaba sarf etmesi gerekecek biçimde açıklanıyor. Saklama gibi bir durum var. Kamuya açık ve şeffaf bilgi sunmak aynı zamanda anlaşılır olmasını da sağlamak demektir” dedi.

TÜİK’teki temel problem olan işleyiş problemi çözülmeden TÜİK’e güvenilemeyeceğini söyleyen Arı, “Merkez Bankası TÜİK verilerine dayanarak hâlâ enflasyon hedefini yüzde 5 diye açıklıyor. Uluslararası değerlendirme, derecelendirme kuruluşları ise en iyi ihtimalle yüzde 40 enflasyon öngörüyorlar 2022 yılı için. O problem para politikası kararlarına da yansıyor” diye ekledi.

Evrensel/ Dilek Omaklılar


PAYLAŞ