TMMOB: Diyarbakır’daki kentsel dönüşüm kentin asıl sahiplerini mağdur ediyor

Fotoğraf: Mahsum Kara/Evrensel

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu (İKK) kentte devam eden kentsel dönüşüm çalışmalarına dair yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, gerçekleşen kentsel dönüşüm projelerinin kentin asıl sahiplerini yerlerinden edip mağdur edeceği ifade edilerek insanları göç ettirmeden ve borçlandırmadan da kentsel dönüşümüm olabileceğine dikkat çekildi.

1980 sonrasında köy boşaltmaları ve zorunlu göçlerle kentlere yoğun bir göç sürecinin başladığı, yaşanan göçlerle gecekondulaşma, bölgesel eşitsizlikler, kente uyum ve kentsel sistem gibi sorunlar ortaya çıktığı ifade edilen açıklamada, “Bu süreçten sonra hızlı bir şekilde büyüyen Diyarbakır’da da benzer sorunlar yaşamaktadır. Devletin bu sorunları çözmeye yönelik geliştirdiği politik yaklaşımların mesleğe etkisi de çeşitli imar afları ve kentsel dönüşüme ilişkin anayasal düzenlemeler olmuştur” denildi.

2018 yılında iktidarın “imar barışı” olarak adlandırılan kısmen imar affı uygulamasını yürürlüğe koyduğu belirtilen açıklamada, “Bugün Diyarbakır da birçok mahalle ‘güvenlik’ gerekçesi ile riskli alan ilan edildi ve birçok yapı sahibi o dönem yürürlükte olan ve bir kentsel dönüşüme kadar geçerliliği olan imar affından faydalandı. Hak sahiplerinin mülkiyet sorunu çözülmeden başlatılan bu kentsel dönüşüm projeleri kentin asıl sahiplerini yerlerinden edip mağdur edecektir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, ruhsatsız yapılaşmanın önünü açan, kaçak yapılara göz yuman yetkililere şu sorular yöneltildi:

  • “Madem burada yaşan yaşayan vatandaşlar işgalci neden elektrik ve vergi tahsilatı yapıldı?
  • Madem yapılar kaçaktı ve yıkılması gerekiyordu neden af çıkartarak oturmalarına izin verildi?"

Açıklamada, “Son süreçte bölgede uygulanmak istenen kentsel dönüşüm projeleri planlama disiplini yönünden parçacıldır ve bütünlükten uzak yapılan planlardır. Kentin asıl sahiplerinin - bölgede yıllardır yaşayan halkın – kültürünü, sosyal dokusunu ve yaşam alışkanlıklarını yok sayan bir planlama anlayışı bu halka reva görülemez. Öte yandan bu projelerde mesleğimizin ve imar uygulamalarının bağlı olduğu imar kanununa aykırılıklar bulunmaktadır” denildi.

Yaratılmak istenilen rant alanlarıyla bölgede yaşayan halkı yerinden ederek, yüksek gelir gruplarına hitap eden, kentli için daha fazla imar alanı yaratmak dışında hiçbir kaygı güdülmeyen bu planlama anlayışının hukuken bir karşılığı olmadığı belirtilen açıklamada, “Güvenlik gerekçesiyle dokusu değiştirilmek istenilen yaşam alanlarında bölge halkı için hiçbir ekonomik gelecek tasarlanmazken yık – yap mantığıyla alanların rehabilite edildiği iddiasının gerçekliği yoktur. Sosyo-ekonomik bakımdan dezavantajlı olan grupları kentte kaderine terk etmek sorunları çözmediği gibi derinleştirir. Bölge halkını yerinden etmeden kentsel dönüşüm projeleri yapmak pek mümkündür. Ancak kâr amacı gütmeden bölge halkı için sosyal konut projeleri kentsel dönüşüm alanında yapılabilir ve o bölgede yaşayan insanlar için kendi alışkanlıklarına ve geçinme biçimlerine uygun ekonomik işlevler kazandırılabilir. Doğalında gerçekleşecek bu yapı hem fiziksel hem sosyal açıdan kentli için daha yaşanılabilir hale gelecektir” vurgusu yer aldı.

Devlet ve TOKİ eliyle özel sektöre sermaye birikim kanalları açan bu dönüşüm sürecinin düşük gelirli kesim açısından çoğunlukla ekonomik ve sosyal ağların kaybedilmesi ve daha güvencesiz yaşam pratiklerine maruz bırakıldığı ifade edilen açıklamada, “Uygulanmak istenen kentsel dönüşüm modeli her koşulda bankaya borçlanmayı zorunlu hale getirmekte ve ödeme güçlüğü yaşayanlar açısından ciddi bir yoksullaşmaya ve mülksüzleşme sürecine yol açmaktadır. Günümüz kentsel dönüşüm projeleri konusunda gerek afet riski ve güvenlik kaygısı gerekse rant beklentisi üzerinden bir anlaşmanın oluştuğunu görebilmekteyiz. Tam da bu noktada kentsel dönüşüm nasıl ve kimin için yapılmalı üzerinden biz meslek odaları olarak süreçleri takip etmekteyiz” denildi. 

Evrensel

 


PAYLAŞ