Dilan Alp davasında ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı

İstanbul’da 2013 yılındaki 1 Mayıs gösterileri sırasında polis tarafından kafasından gaz fişeğiyle vurulan Dilan Alp’le ilgili yargılamada savcılık, dokuz sene sonra kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Savcılık ayrıca, ‘kasten yaralama’ olayını ‘taksirle yaralama’ suçuna dönüştürerek zaman aşımının önünü açtı.

2013 yılında Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs emek bayramını kutlamak için giderken polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Dilan Alp, uzun süre hastanede yoğun bakımda kalmıştı. Halen tedavisi devam etmekte olan Alp, kafatası ve çene kemiğindeki hasarlar sebebiyle yeni operasyonlar geçirmeye devam ediyor.

Olay günü polisin attığı gazlardan korunmak için arkadaşlarıyla birlikte bir eve sığınmaya çalışan Dilan Alp kendilerini takip eden polislerin yakın mesafeden attığı gaz fişeğiyle başından yaralanmıştı. Ortaya çıkan videoda sivil giyimli bir polisin Alp ve arkadaşlarını işaret etmesi sonrası ekiplerin yakın mesafeden gaz bombalı saldırıya başladığı ve Alp’in başından vurularak yere düştüğü görülüyor.

Aynı gün Meral Dönmez, Serdar Gül, İbrahim Akal, Zafer Yolcu isimli vatandaşlar da polis tarafından başlarına isabet eden gaz bombalarıyla vurulmuşlardı. Hastaneye kaldırılan Akal sol gözünü kaybetmişti.

Vurulduğunda 17 yaşında bir lise öğrencisi olan Alp’le ilgili olarak dönemin İstanbul valisi Hüseyin Avni Mutlu ‘marjinal örgüt üyesi’, emniyet müdürü Hüseyin Çapkın da ‘tam bir radikal’ demişti. Bununla yetinmeyerek Dilan‘ın polise taş attığı hatta elinde molotof kokteyli olduğunu iddia etmişlerdi. Ancak soruşturma dosyasına gelen görüntülerde Dilan’ın taş atmadığı gibi elindekinin de gazlardan korunmak için taşıdığı sirke şişesi olduğu anlaşılmıştı. Nitekim 17 yaşındaki çocuk ve dört arkadaşı hakkında bu suçlama nedeniyle İstanbul başsavcılığı tarafından yürütülen (2013/63828 numaralı) soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verilmişti.

Alp’le ilgili gerçeğe aykırı iddia ve suçlamalarda bulunan Mutlu ve Çapkın ise daha sonra ‘FETÖ’ üyeliğinden tutuklanmıştı.

Diğer yandan Alp’i hedef gösterdiği için bu iki isim hakkında suç duyurusunda bulunan avukatların başvurusu eski İçişleri bakanı Efkan Ala tarafından “Soruşturulacak bir eylemi yoktur” denilerek engellenmişti.

Alp’le ilgili olarak Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (5 Kasım 2013 tarih ve 2013/69 sayılı) kararıyla da polislerin sorumluluğu ortaya konulmuştu. Raporda tam olarak şu saptamalar yer alıyor: “Müdahalenin şeklinin değerlendirilmesinde; TRT Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ses ve görüntü çözüm raporunda incelemeye tabi sınırlı sayıdaki müdahale görüntüsünde 8 adet biber gazının göstericilere karşı 15 derecelik açı ile atıldığı tespit edilmektedir. Daha önce de belirtildiği üzere, D.A.’nın biber gazı kapsülü ile yaralandığı (başucunda duman çıkaran gaz kapsülü görülmektedir.) Kurumumuzca kabul edilmektedir.

Somut şikayetin incelenmesinde sorunun, D.’ nin yaralanmasına neden olan biber gazının kullanılma şekli olduğu görülecektir. Polisler tarafından göz yaşartıcı bombanın nasıl atıldığı görülemese de, etkisi dikkate alındığında, atışın direkt ve gergin bir atış (“yatay ya da 45 derecelik açının daha aşağısında bir eğimle”) olduğu çan şeklinde yapılan bir atış (“bu durumda göz yaşartıcı bombanın havada patlaması ve göstericilere değmesi halinde yaralanmayı önleyecek şekilde yere düşmeden önce parçalanması amacıyla atıcı yukarıya doğru kaldırılmaktadır”) olmadığı düşünülmektedir.”

Alp’in avukatı Gülizar Tuncer’in olayla ilgili ‘kasten birini öldürmeye teşebbüs ve yaralama’ suçuna dair yaptığı başvuruyla ilgili olarak İstanbul Başsavcılığı ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararını verdi. Kararda polislerin eylemi savcılık tarafından ‘taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olma’ suçuna dönüştürüldü ve zaman aşımının önü açıldı. Böylelikle 20 yıla kadar hapis cezası yerine, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası gerektiren kanun maddesi kapsamında değerlendirilerek savcılık tarafından ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verildi.

20221701-dilan-alp-mahkeme-g-tuncer.jpeg

Yani Alp’in kamera görüntüleri, bilirkişi raporları, müşteki ve tanık beyanlarıyla belgelenen polisler tarafından hedef gözetilerek kasten vurulması olayı savcılık tarafından basit bir ‘dikkatsizlik-özensizlik’ olarak tanımlandı ve cezasızlığa giden yol açılmış oldu.

AVUKAT TUNCER: SAVCILIK SEKİZ SENEDİR HİÇBİR İNCELEME YAPMADI

Alp’in avukatı Gülizar Tuncer, savcılığın bilinçli bir şekilde olayı kasten öldürmeye teşebbüs ve yaralama suçu yerine taksirle yaralama olarak nitelendirip zaman aşımına sokmak istediği belirterek yıllardır hiçbir işlem yapmadığına vurgu yaptı: ”Soruşturma savcısı sekiz yıl boyunca hiçbir araştırma inceleme yapmayarak, dosya kapsamındaki delilleri ve özellikle de görüntüleri değerlendirmeyerek, olay günü olay yerinde olan polislerin ve amirlerinin, özellikle de yapılan görevlendirmelerde gaz fişeği kullanma yetkisi olanların tespiti ile olay sırasında doğrudan hedef gözeterek gaz fişeğini ateşleyenleri tespit etmeme yolunu seçmiştir.

Oysaki gaz fişeğinin yakın mesafeden ve hedef gözetilerek ateşlenip bir silah gibi kullanılması nedeniyle ölümcül sonuçlar doğurabileceği bu silahı kullanan polislerce çok iyi bilinmektedir. Bu basit bir dikkatsizlik özensizlik sonucu ya da kaza sonucu gerçekleşen bir yaralanma değildir. Nitekim iktidarın şiddet politikası doğrultusunda polisin bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği hukuk dışı uygulamaları sebebiyle 1 Mayıs’ta ve Gezi sürecinde onlarca insan yaralanmış ve sekiz kişi de yaşamını yitirmişti. 

ALP: HUKUKSUZLUKLARA ALIŞMAMAK GEREKİYOR

Benzer davalarda cezasızlığın yaygın olduğuna işaret eden Dilan Alp, bu kararlara alışmak istemediğini söylüyor. Alp, Türkiye’deki mahkemelerde ‘hakkaniyetli’ kararlar verilince sevinildiğini ancak ‘zaten olması gereken oldu’ denilemediğini belirtti.Dilan Alp davasında ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı


PAYLAŞ