Kılıçdaroğlu: Kavala, Türkiye'nin en temel adalet sorunudur

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'de gerçekleşen grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Osman Kavala'nın tutukluluğuna tepki gösteren CHP lideri, "Osman Kavala, AİHM kararına rağmen 1541 gündür hapiste. Onun hapiste olması sadece kişisel bir sorunu değil, Türkiye'nin en temel adalet sorunudur. Bu sorunu çözmek Millet İttifakı'na nasip olacak" dedi.

CHP lideri, genç bir avukata yolsuzluklarla ilgili haberlerin sosyal medyadan silinmesi için talimat verildiğini, özellikle İstanbul'da birçok asliye hukuk hakimine "Bunun açtığı davaları kabul edeceksiniz" şeklinde talimat verildiğini öne sürdü;

CHP lideri şöyle devam etti;

GEREKİRSE O AVUKATIN İSİMİNİ AÇIKLARIM

– Bir gerçeğe adalet camiasının dikkatini çekmek isterim, özellikle İstanbul’daki adalet camiasının dikkatini çekmek isterim. Genç bir avukata yetki veriliyor. Bütün rantiyeciler, vurguncular, rüşvetçiler, yolsuzluk yapanlar, 17-25 Aralık olayları…

– Kendileriyle ilgili çıkan bütün olumsuz haberleri sosyal medyadan çıkarmak istiyorlar mahkeme kararlarıyla… Bu konuda genç bir avukata yetki verildi, bütün asliye hukuk hakimleri uyarıldı. “Bunun açtığı davaları kabul edeceksiniz” denildiğini biliyorum. Gerekirse, iş büyürse o avukatın ismini açıklarım.

O DOSYALARI YOK EDEMEYECEKSİNİZ

“İktidarı kaybetmeden yolsuzluk dosyalarını nasıl yok ederiz” diye düşünüyorlar. Feriştahı gelse yok edemezsiniz.

Biz kul hakkının hesabını sormazsak niye iktidar oluyoruz. Kul hakkını, garip gurebanın hakkını hukuku savunmayacaksak, sormayacaksak biz niye iktidar olacağız.

Anayasa’ya göre herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Çiftçi de Bağ-kur primini ödemek zorunda. Ancak son bir yılda Bağ-kur primlerine yüzde 45 zam yapıldı. Sadece son bir ayda 30 bin çiftçi ödeyemediği için sistemden çıktı.

Kılıçdaroğlu'nun satırbaşları şöyle:

Önümüzdeki seçimlerin kaderini belirleyecek olan gençlerdir. Onlar demokrasiyi, özgürlüğü bizden daha çok istiyorlar. Çünkü onlar baskıdan özgürlüğün tadına varamadılar.

'TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SORUNU'

Osman Kavala... Adalet kadar değerli bir kavram yoktur dünyada. Bir kişinin haksız yere uzun süre hapiste tutulması en büyük adaletsizliktir. Mahkemelerimiz var, uluslararası hukuku kendi anayasamıza koymuşuz. Osman Kavala, AİHM kararına rağmen 1541 gündür hapiste. Onun hapiste olması sadece kişisel bir sorunu değil, Türkiye'nin en temel adalet sorunudur. Bu sorunu çözmek Millet İttifakı'na nasip olacak.

Kendileriyle ilgili çıkan bütün bir haberleri sosyal medyadan mahkeme kararıyla çıkarmak istiyorlar. Bu konuda genç bir avukata yetki verildi biliyorum. Bütün asli hukuk hakimleri uyarıldı biliyorum. Talimat verildiğini biliyorum. Gerekirse o avukatın adını açıklayacağım. 'Bizimle ilgili bütün belgeleri, yolsuzluk dosyalarını nasıl yok edebiliriz diye düşünüyorlar.' Sizin feriştahınız gelse yok edemez. Kul hakkı yiyenin hesabını sormazsak niye iktidar oluyoruz?

'BELEDİYE BAŞKANINI KISKANIYOR'

Kara kış geldi. Bizim belediye başkanlarımız ellerinden gelen bütün çabaları gösteriyorlar. Hiçbir çocuğun aç ve açıkta kalmasını istemedim. Toplam 2 milyon 790 bin aileye yardım yapılmış. İktidar sahiplerimiz belediye başkanlarımızın elini kolunu bağlamak istiyor.

Metro yapacak İstanbul. Finansman alt yapısını oluşturmuş, bütün sözleşmeler tamam. Bir kişi 'Ben imza atmam' diyor. Kıskanıyor belediye başkanını. Senin yıllardır çözemediğini belediye başkanımız çözecek. Devletin geleneğinde zorluk çıkarmak yoktur.

'Burnuma kokular geliyor' diyorsan zaten müfettiş ordun var. İstediğin gibi görevlendirebilirsin. Biz gidip avukat tutmuyoruz şunları temizle sosyal medyadan diye. Biz her şeyin hesabını veririz.

Milletvekili arkadaşlarımız da çalışıyor. Büyük bir uyum ve kararlılık içinde büyük bir azimle çalışıyorlar. Kara kışa bakmadan halkın nabzını tutma, onları bir şekliyle parlamento kürsüsünde dile getirmek için çaba harcıyorlar. Bu nedenle bütün milletvekili arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ederim. Milletvekillerimiz Düzce'ye gittiler, herkesle bir şekliyle ilişki kurdular. Sadece onların sorunlarına ürettiğimiz çözümleri onlara anlatmak için. Bir taksici şöyle diyor; 'Deprem ne ki, depremden daha kötü bir durumla karşı karşıyayız. Burası işlet bir durak, ona rağmen kazandığımı benzine veriyorum. Trafik cezası falan gelirse cepten yiyoruz. Eskiden ayda iki kilo evime et alabiliyorum, şimdi yarım kilo götürebiliyorum' diyor. Benim bilmediğim ama arkadaşların raporlarından öğrendiğim Düzce hava kirliliği açısında Türkiye'de bir numara. Dünyadaki en kirli havaya sahip 15 merkezden biriymiş.

'MİLLET AÇ'

'Millet aç, milleti dinleyin' diye defalarca söylemiştim. Her seferinde 'Siz propaganda yapıyorsunuz. Abartıyorsunuz' diyorlardır. AK Partili bir milletvekilinin yaptığı toplantıda yine AK Partili bir çiftçi çıkıp 'Ben açım aç' dedi. Normalde bu insanın düşünülmesi, dinlenmesi lazım. Gerçekle yüzleşmesi lazım. Yaptıkları iş atın salondan dışarı... Bu sorunlar karşısında çaresiz kalmak demektir. Biz bunu yapmayacağız. İktidar olduğumuzda bütün eleştirilere açık olacağız. Her şikayet bizim başımızın üstüne.

Taşımalı eğitim yapıyoruz. Taşımalı eğitimin aktörleri minibüs sahibi kişiler. Her yıl temmuz sonu ağustos başında ihale olur. Fakat o günkü rakamlarla şimdiki rakamlar arasında dağlar kadar fark oldu harcamalar açısında. Sadece mazottaki artış yüzde 90. Taşıma işini yapan arkadaşlarımızın bu sorunlarına eğilmek hepimizin görevidir.

ÇİFTÇİYE PRİM YÜKÜ

Çiftçilerimizin büyük sorunları var. Anayasaya göre, herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Teşkilat kurulmuş. Çiftçi de Bağkur primi ödemek zorunda. Son bir yılda Bağkur primlerine yüzde 45 zam yapıldı ortalama. Çiftçi yıllık 20 bin lira para ödemek zorunda sosyal güvenliğini sağlamak için. Son bir ayda 30 bin çiftçi sistemden çıktı. Geleceğini güvence altına alması gerekirken ödeyemiyor.

Defalarca devlet akılla, bilimle, bilgiyle yönetilir dedim. Devlet deneme, sınama yöntemiyle yönetilmez. Huzur içinde yaşamanın yolu mutfaklarda bayramın olmasıdır. Aileden biri mutfağa girince hüzne kapılmamalı. Böyle bir tabloya ihtiyacımız var.

Merkez Bankası'nın faizini düşürdüler bankaya verilecek para için. Şimdi vatandaş sanıyor ki Merkez Bankası'nda faiz düştü, bütün bankalarda faiz düştü. Tam bir aldatmaca... Hazine açısından bakalım. Devlet borçlanırken faiz düştü mü? İki yıl vadeli devlet iç borçlanma yüzde 17'den yüzde 24'e çıkmış vaziyette. Hani faiz düşmüştü? Hani Nas vardı, hani faiz haramdı?

Gidiyorsun Merkez Bankası'ndan düşük faizle alıyorsun gidiyorsun Hazine'ye yüzde 24'den satıyorsun. Bunun tamamı da milletin sırtına yıkılıyor.


PAYLAŞ