Tarihi Abed Han yıkım riskiyle karşı karşıya

Fotoğraf: Diken

Geç Osmanlı döneminde İstanbul’un mimarisine yön veren İtalyan asıllı mimar Alexandre Vallaury’nin 19’uncu yüzyıl sonunda tasarladığı Karaköy’deki Abed Han yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Diken'den Canan Coşkun'un haberine göre, Handa faaliyet gösteren yaklaşık 200 esnafa yapının deprem karşısında riskli olduğu, bu sebeple işyerlerini 19 Ocak’a kadar tahliye etmeleri yönünde Beyoğlu Belediyesi tarafından tebligat gönderildi.

Hanın riskli yapı olduğuna ilişkin teknik raporu veren firmanın sahibi, yapının ya yıkılıp yeniden yapılacağını ya da güçlendirileceğini söylerken, tahliye emri ulaşan esnaf, hanın otele dönüştürüleceğini söylüyor.

Anıtlar Kurulu’nun 1988 yılında korunması gerekli tarihi eser olarak tescillediği Abed Han ve onunla iç içe geçmiş Ömer Abed Han, Galataport’un çok yakınında bulunuyor. Abed Han ve Ömer Abed Han, 2014 yılında satışa çıkarılmış, Ömer Abed Han için 49 milyon 454 bin TL, Abed Han için 29 milyon 718 bin 500 TL değer biçilmişti. Ağustos 2019’da İstanbul 10’uncu Sulh Hukuk Mahkemesi her iki hanı satışa çıkarmıştı.

Satışın gerçekleşmesinden sonra Abed Han’ın sahibi olduğu anlaşılan Hacı Ali Akın’dan geçen kasım ayında kiracılara işyerlerini tahliye etmesi için tebligat ulaştı. Tebligatta, söz konusu yapının 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı ilan edildiği yazıyordu. Binanın alt yapı hizmetlerinin iki ay sonra durdurulacağı, bu nedenle işyerlerinin boşaltılması emredildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından lisanslandırılmış Aydınsaray Yapı isimli firmanın Abed Han için ‘riskli yapı tespit raporu’ hazırladığı belirtildi.

Diken’in ulaştığı Aydınsaray isimli şirketin yetkilisi Mehmet Aydın, Abed Han’la ilgili nasıl bir adım atılacağını açık bir şekilde söylemeyerek şunları aktardı: “Binanın riskli olduğu ile ilgili bir tespit yaptık. Bu tespit neticesinde binayı yıkma zorunluluğu yoktur. Güçlendirme, kusurları giderme seçeneği de var. İlla yıkılacak diye bir kaide yok. Ya yıkılıp yapılır ya da güçlendirilir.”

Hanın sahibi Hacı Ali Akın’ın kim olduğuyla ilgili internette araştırma yapıldığında AKP’ye yakın ‘hayırsever bir iş insanı’ olduğu anlaşılıyor. Erzincan Kemaliyeli olan Akın’ın ismi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin Kemaliye yerleşkesine verilmiş. Akın’ın Galata bölgesinde gayrimenkul toplayan birisi olduğu da edinilen bilgiler arasında yer alıyor.

Tebligat ulaşan esnaf binanın güçlendirilmesinin daha uygun olduğunu söylüyor ancak han satışa çıkarılırken imar durumuna turizm, hizmet ve ticaret fonksiyonları da eklendi. Bu nedenle kiracılar hanın otele çevrileceğini düşünüyor.

Anıtlar Kurulu’nun 1988 korunması gerekli tarihi eser olarak tescillediği Abed Han ve Ömer Abed Han, birbiriyle iç içe geçmiş iki yapıdan oluşuyor. Şu an ağırlıklı olarak elektronik eşyalar satan işyerlerinin bulunduğunu hanın ticaret yıllıklarına göre burası geçmişte de iş hanı olarak kullanıldı. Yıllıklara göre, 1900’lü yılların başında handa tahıl, un ve kömür tüccarları, kahvehane, komisyoncu, sigorta şirketleri, denizlik acenteleri, bankerler ve avukatlık büroları bulunuyordu.

O zamanlarda han sakinlerinin çoğunluğu Rum asıllı gayrimüslim azınlık mensubuydu, han sakinleri arasında sadece beş Müslüman vardı. Hanın iç duvarlarında eskiden oradan bulunan avukatlık bürolarının tanıtımını hala görebilmek mümkün.

Diken’e konuşan TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Esin Köymen, tescilli kültür varlıklarının 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile tehdit altında olduğunu söyledi.

Köymen, bu yasanın tescilli yapıları yıkım tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını belirterek, Koruma Kurulları’nın da bu yönde kararlar verebildiğini vurguladı: “Bomonti Bira Fabrikası’nın depolarının yıkılmasına imkan veren de yine bu yasaydı. Tescilli kültür varlıklarının korunması, bakım ve onarımlarının yapılarak gerekirse güçlendirilerek gelecek kuşaklara aktarılması temel koruma ilkesidir. Yıkıp eskisinin aynısını yeniden yapmak bir koruma yaklaşımı değildir.”


PAYLAŞ