Müzik birlikleri 'dil koparma' polemiğinde Sezen Aksu'ya destek verdi

Kolaj: Independent Türkçe

"Binmişiz bir alamete. Gidiyoruz kıyamete. Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem'e..."

Türk pop müziğinde sayısız parçaya söz yazarı, besteci ve yorumcu olarak imzasını atan Sezen Aksu'nun 5 yıl önce seslendirdiği "Şahane Bir Şey Yaşamak" adlı şarkısındaki bu sözler, Türkiye gündeminin ana başlıklarından biri haline geldi.

Şarkı sözlerinin yıllar sonra gündeme gelmesinin ardından Aksu'nun kutsal değerlere hakaret ettiğini ileri sürenler, sanatçıya tepki gösterdi. 

Bu sözler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da ajandasına girdi. Çamlıca Camisi'nde kıldığı cuma namazının ardından cemaate hitap eden Erdoğan, Aksu'yu şarkı sözleri nedeniyle hedef alarak, "Hz. Adem efendimize kimsenin dili uzanamaz. O uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir" dedi.

Tartışma sürerken, "Minik Serçe" ismiyle ünlenen sanatçıya, sanat camiasından destek gecikmedi.

Independent Türkçe'den Lale Elmacıoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sezen Aksu'ya ilişkin sözlerini, Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (Muyorbir) Başkanı Burhan Şeşen ile Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) Başkan Yardımcısı Ferhat Göçer'le konuştu.

Muyorbir Başkanı Burhan Şeşen, her şeyden önce Aksu'nun şarkısındaki sözün Hz. Adem ile Hz. Havva'ya hakaret şeklinde algılanıp kasıt aranmasının doğru bir tutum olmadığı görüşünde.

AK Parti iktidarı ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şahsıyla ilgili bir eleştirinin de bulunmadığını belirten Şeşen, uzlaştırıcı bir tavır alınması gerekilirken ağır ve tehditkar bir hamlede bulunulduğu eleştirisini yöneltti.

Erdoğan'ın üslubunu doğru bulmadığını belirten Şeşen, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

"Olanları, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'na uygun bulmadım. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yumuşatıcı, uzlaştırıcı bir tavır alması gerekirdi. Bir devletin en üst kademesindeki bir kişi, bir Cumhurbaşkanı neden sanatçısıyla kavgalı olur? Neden sanatçısını hedef gösterir, bunu sorgulamak lazım. Yaşananlar bana çok tehlikeli geliyor. Tüm toplumun sanatçıya bakışı açısından da tehlikeli. Linçten ve kutuplaşmadan uzak durulmalı."

Geçmişte bir sanat eserine "ucube" yakıştırması yapılması ya da bir tiyatro eseri hakkında olumsuz cümleler kullanılmasını da hatalı gören Şeşen, sanat ile toplum arasındaki bağı zayıflatacak hamlelerden kaçınılması, hoşgörünün göz ardı edilmemesi tavsiyesinde bulundu.

Geçtiğimiz günlerde kadın sanatçıların kıyafetleri üzerinden de bir tartışma başlamış, sanatçı Gülşen eleştiri oklarınınhedefi haline getirilmişti. Benzer tepkiler, küçük kızı için etek giyerek bunu sosyal medyadan paylaşan sanatçı Tarkan için de gösterilmişti. 

Burhan Şeşen, "Sezen Aksu, Gülşen ya da Tarkan dinlemek politikleşti mi?" sorusu üzerine, "özgürlüklerin kısıtlanması"yla nefes alamaz hale geldiklerini ve hedef gösterildiklerini savunarak, "Susma, sustukça sıra sana gelecek" yanıtını verdi.

Pandemi sonrasında sanat yapmanın daha da zorlaştığına ve özellikle müzik sektöründe olumsuz gidişatın sürdüğüne değinen Muyorbir Başkanı Şeşen, özgürlüğü "sihirli bir sözcük" olarak niteledi ve o olmadan ne demokrasinin ne vatandaşlığın gerçek anlamda yer bulabileceğini, aksi takdirde "korku ve baskı toplumu" haline dönüleceğini savundu.

"Yasakçı zihniyete karşıyız" diyen Şeşen, bir sanatçının siyasi görüşü ne olursa olsun bir "haksızlığa" uğradığında geçmişte destek olduklarını bundan sonra da olacaklarını kaydetti.

Muyorbir Başkanı Şeşen, şunları söyledi:

"'Yetmez ama Evet' fikrine karşıyız ama Sezen Aksu'yu kollamak -Meslek Birliği Başkanı olarak da konuşuyorum- görevimiz. Orhan Gencebay'a da haksızlık yapıldığında siyasi görüşüne katılmasam da yanında durdum. Sağcı, solcu, yandaş, muhalif, yalaka vs. diye bakmamak lazım. Yavuz Bingöl, Zülfü Livaneli, Leman Sam ya da Orhan Gencebay olsun, fark etmez. Bir sanatçının siyasi fikirlerini benimsiyor olmayabilirim ama ölene dek onu desteklemek benim görevim. Bir sanatçının yaptığı işleri beğenmiyorsanız, onu dinlemezsiniz, seyretmezsiniz ya da okumazsınız. Ama onu yasaklayarak olmaz! RTÜK de yanlış yapıyor, bu internet çağında yasaklarla nereye varacaksınız?"

Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) Başkan Yardımcısı Ferhat Göçer de benzer görüşleri paylaşarak, Sezen Aksu'nun hedef gösterilmesini eleştirdi.

"Son günlerde, ülkemizin ve geleceğimizin sanat miraslarından biri olan Sezen Aksu'nun maruz bırakıldığı durumu üzüntü ve endişeyle takip etmekteyiz" diyen Ferhat Göçer, yöneticilerden de kamuoyundan da sanata, sanatçıya ve insani değerlere, vicdan, sağduyu ve hoşgörüyle sahip çıkmalarını beklediklerini kaydetti.

Sanatın, dünyayı güzelleştirmek için var olduğunu bunun da ancak özgür bırakıldığında mümkün olabileceğini ifade eden Göçer, sözlerini "Sanata verilecek her türlü tepki yine sanatla ifade edilmelidir" diyerek noktaladı.

 

 


PAYLAŞ