Kemal Okuyan: CHP, Türkiye’de devrimci hareketin önünde bir engeldir

TÜKENMEZ HABER -  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Seçim zamanında yapılacak' açıklamalarına rağmen, erken seçim iddiaları gündemden düşmüyor. Hükümet, 'erken seçim' çağrılarına kulak tıkarken, siyaset kulisleri ittifak ve olası adayları tartışıyor. Kamuoyunun en yakından takip ettiği görüşmelerden biri de 'Türkiye Komünist Partisi, Emek Partisi ve SOL Parti' arasında devam ediyor.

Görüşmeleri devam ettiren Türkiye Komünist Partisi, Ocak ayında Ankara'da düzenlediği olağanüstü konferansta aldığı kararları ve konferans raporunu kamuoyuna duyurdu.

Konferans kararlarını Tükenmez Haber'e değerlendiren TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, "Türkiye’de emekçi halkın örgütlü mücadeleye dayanan bir siyasete ihtiyacı var" dedi.

Okuyan, CHP'ye ilişkin ise, "CHP Türkiye’de devrimci hareketin önünde bir engeldir. Bu engel aşılmadan Türkiye’de sömürü düzeninin yıkılıp yerine emekçi iktidarının kurulması mümkün değildir" yorumunda bulundu.

Okuyan'ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

- Türkiye Komünist Partisi, olağanüstü konferansta aldığı kararları basınla paylaştı. Konferansın ismi “Bir Adım Daha İleri” olarak deklare edildi. Konferans kararlarını hazırlarken, nasıl bir yol haritası baz aldınız? Nasıl bir Türkiye manzarasına seslendiniz? 

Partimiz geçtiğimiz Ağustos ayında Konferans toplamış, Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri değerlendirip kararlar almıştı. Ancak 5-6 ay Türkiye için oldukça uzun bir süre. Biz o konferanstaki değerlendirmelerimizi daha da geliştirmek, güncellemek ve çok yoğun ve zorlu geçeceği belli olan bir döneme TKP’yi hazırlamak için olağanüstü bir konferans daha yapmak istedik. Konferans’ta her şeyi değil, partinin öncelikli görevlerini tartıştık. Türkiye’nin yakın dönem geçmişini bugüne bağlayan bir siyasi rapor ve bazı başlıklarda kararları içeren temel belgeler Konferans delegeleri tarafından oybirliği ile onaylanmış oldu.

- Kararlarınız arasında “Sosyalist bir Cumhuriyet, 2023'e yaklaşırken, temel hedef ve şiarımızdır” maddesi var. ‘Sosyalist Cumhuriyet’ nedir? 2023 için başarılacak bir hedef olarak görülüyor mu?

Bizim için sosyalizm hedefi hiçbir zaman ertelenemez. Bugün tamamen tıkanmış, geleceği olmayan, en basit sorunları çözmekten aciz, çürümekte olan bir toplumsal sistem olan kapitalizmin biricik alternatifi sosyalizmdir. 2023’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı. Cumhuriyet, laiklik, bağımsızlık gibi değerlerin kapitalizmle barışık olamayacağının en güzel kanıtıdır ülkemizde yaşananlar. 2023’te Sosyalist Cumhuriyet kurulmayacak belki ama partimiz bunu ülke gündemine bir gerçekçi bir seçenek olarak sokmayı mutlaka başaracak. Halkımızın bu akıl ve ahlak dışı düzene mahkum olmadığını göstereceğiz.

- Konferans karar ve raporlarınızda ‘sol ve muhalefete yönelik eleştirilerinizi de sıraladınız. Raporunuzda “Parlamentoya, popüler kültür alanına ve sosyal medyaya sıkışmış bir muhalefet ya da solculuğun sonuç alıcı olmadığı, hatta sermaye düzeninin restorasyon hazırlığına açıkça hizmet ettiği görülmektedir” ifadesi yer alıyor. Bunu biraz açar mısınız? Türkiye’deki sol hareketlere dair gözlemleriniz nedir? ‘Sosyal medyada sıkışmış’ bir hareket nasıl aşılır?

Türkiye’de emekçi halkın örgütlü mücadeleye dayanan bir siyasete ihtiyacı var. Bugün raporda söz ettiğimiz siyaset anlayışı ise tam tersine örgütsüzlüğü teşvik ediyor. TKP ne medyayı ne parlamentoyu ne popüler kültür alanını küçümsüyor. Ancak bugün toplumun temel referanslarının bu alanlarda belirlenmesine karşı mücadele etmeden Türkiye’de halk ayağa kalkamaz. İnsanlar siyaseti işyerlerinde, mahallelerde, okullarda güçlerini birleştirerek yapmalı. Diğer türlü tam da sermaye sınıfının istediği gibi kişilere, sözde liderlere, kahramanlara dayalı bir siyaset tarzı belirleyici olur. TKP buna izin vermeyeceğini ilan etmiş oluyor bu vurgusuyla.

- Herhangi bir erken seçim olmazsa 2023 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleşecek. Sizin de kararlarınız arasında ‘emekçi aday’ vurgusu bulunuyor. Aday belirleme kriterleriniz nedir?

Türkiye Komünist Partisi’nin üç kırmızı çizgisini yumuşatmayacak, tersine güçlendirecek bir aday. Emperyalizme ve gericiliğe karşı yurtseverlik ve laikliği savunacak ve sermaye sınıfının karşısında duracak bir mücadeleyi temsil edecek, “ben” değil “biz” diyecek bir aday. Sermaye partilerinin adaylarına ve bu eksendeki dayatmalara boyun eğmeyeceğimizi gösteren bir aday. 

- Kamuoyunun yakından takip ettiği ‘dostça ittifak’ görüşmelerinde EMEP ve Sol Parti’yle olan temaslarınızı vurguladınız. Görüşmeleriniz ne aşamada? Görüşmeler dışında kalan sol ve sosyalist örgütlere bir çağrınız var mı?

Partimiz EMEP ve Sol Parti ile yürütmekte olduğu görüşmelere büyük önem veriyor. Dostça, samimi, hesaptan uzak bir ilişki geliştirdik. Bunun uzun vadeye yayılacak olumlu sonuçları olacak. Bununla birlikte bizim ve kamuoyunun beklentisi, üç parti arasındaki sürecin bugün güncel bazı gereksinimlere dair somut ürün vermesi. Bu anlamda gereksiz bir zaman yitirdiğimiz ortada. Kuşkusuz bazı şeyler aceleye gelmemeli ama Türkiye gibi bir ülkede ağırdan alma lüksümüz de yok. Bu anlamda parti olarak süreci hızlandırmak için elimizden geleni yapacağız. Üç parti bir konuda çok net: Ortaklaştığımız değerler ışığında hem toplumsal hem siyasal anlamda genişleme iddiasındayız. Bunun somut bir çağrıya dönüşmesi için hazırlıklarımız sürüyor. TKP olarak da iki parti dışındaki bazı hareketlerle temaslarımız var. Bütün bunları partimizin kendi çalışmalarını aksatmaksızın sürdürmeye çalışıyoruz.

- İlan edilen konferans metninde CHP ve HDP’ye ilişkin tutumunu da yer aldı; CHP’ye ilişkin “'Türkiye sağcıdır yalanına ikna etmek isteyen CHP yönetiminin karşısına dikilecek, emekçi halk ve aydınlar arasındaki CHP bağımlılığını ortadan kaldırmaya çalışacağız" ifadesi bulunuyor. Bu tartışmayı biraz daha açar mısınız? CHP’yle ittifak yapma şartlarınız var mı?

Türkiye Komünist Partisi, hiçbir düzen partisi ile bir ittifak ilişkisine girmeyecektir. Buna CHP de dahil. Cumhuriyet Halk Partisi içindeki çok sayıda dostumuza karşın açıkça diyoruz ki, CHP Türkiye’de devrimci hareketin önünde bir engeldir. Bu engel aşılmadan Türkiye’de sömürü düzeninin yıkılıp yerine emekçi iktidarının kurulması mümkün değildir. AKP zihniyetiyle mücadelede de halk ile iktidar arasına CHP girmekte ve toplum mücadelesiz, örgütsüz bir kurtuluşun mümkün olduğu yalanına kanmaktadır. Biz açık ve dürüst bir partiyiz. CHP’ye “faşist” deyip sonra onunla kapalı kapılar ardında pazarlık yapmanın, gizli-örtülü ittifaklara girmenin solda yaygın bir yanlış olduğunu düşünürüz.

- ‘AKP’nin karşısında yer alan CHP'nin daha tercih edilir olması’ savını desteklemediğinizi söylüyorsunuz. Ancak kamuoyunda geniş kesimler tarafından kabul görenn bir tartışma. Siz ‘tercih edilen’ bir siyaseti nasıl yürüteceksiniz?

AKP ile CHP’yi eşitlemiyoruz. Bu düzenin iyileştirilebileceği tezini savunan CHP’nin kitleleri gerçekleşmesi mümkün olmayan bir reçeteye ikna etmeye çalıştığını söylüyoruz. Kötünün iyisi yaklaşımı kötünün meşrulaşması, iyinin kötüleşmesi sonucunu doğuruyor. Bugün CHP’ye gönül veren geniş bir kesim 2013 yılına göre daha sağcı politikalara ikna olmuş, daha umutsuz, çaresiz ve dirençsiz hale gelmiştir. Bunun sorumlusu kimdir? Bunun sorumlusu “hele bir AKP gitsin” politikaları ve bu politikaları açık ya da örtülü bir biçimde destekleyenlerdir.

- En çok merak edilen konulardan birisi de ‘HDP ve TKP yan yana gelecek m?’ ‘HDP’nin Türkiye siyasetinde elde etmek istediği yerin “sol” tanımına sığmadığını’ söylediniz. Bunu biraz daha açar mısınız? Peki HDP’nin siz bir ittifakla, HDP’nin kitlesine nasıl ulaşacaksınız?

İttifak ayrı bir şeydir, yan yana gelmek ayrı bir şeydir. Türkiye Komünist Partisi, güncel gelişmelerle ilgili olarak, ortak bir mücadele için, ortak bir tepki için, dayanışma için çok geniş kesimlerle yan yana gelir, geldi de. İttifak ise bir program, ortak ilkeler etrafında gelişir. HDP özgün bir partidir. Türkiye siyasetinde bir yer elde etmeye çalışmaktadır, aslında bir yeri vardır zaten ama düzen HDP’yi ne yapacağına karar verememektedir. Üstelik iç yapısı oldukça zengin bir partiden söz ediyoruz. HDP bizim açımızdan büyük önem taşıyan üç temel konuda da oldukça farklı bir doğrultuya sahip. Bu bizim iddiamız değil. Objektif bir olgu. Emperyalizme bakış, gericiliğe bakış ve mevcut sömürü düzeni ile ilişkilenmede HDP’nin yaklaşımı ortada. Bu anlamda HDP bizim açımızdan bir ittifak unsuru değil. Ancak yan yana gelmemek gibi bir tutumumuz neden olsun?


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR