Tekstil atölyesindeki yangında 4 mülteci işçi öldü: Sendikacılardan, 'Kapı üzerlerine kitlenmişti' iddiası

TÜKENMEZ HABER – Dün akşam saatlerinde İstanbul'un Güngören ilçesinde çıkan yangında dört mülteci işçi yaşamını yitirdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin verilerine göre 2021 yılında 94 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti. Yaşamını yitiren işçilerin arasında Suriyeli, Afganistanlı, Türkmenistanlı ve Pakistanlılar da bulunuyordu.

VALİLİK: İŞÇİLER KORUNMAK İÇİN TUALETE SAKLANDI

İstanbul Valiliği Güngören'de tekstil malzemelerinin üretildiği 4 katlı iş yerindeki yangında mülteci olarak Türkiye'ye gelen 4 işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Valilik, “ayakta tedavi edilen bir işçinin 'bazı çalışanların bina içerisindeki bir tuvalete girerek, yangından korunmak için kendilerini kilitlediklerini gördüğünü' söylediğini” açıkladı. Yine valiliğin iddiasına göre, ‘4 mülteci işçi kendilerini kilitledikleri tuvalette, dumandan zehirlenerek hayatlarını kaybetmiş halde’ bulundu.

Ancak sosyal medyadan açıklama yapan Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Seyit Asla, ‘kayıt dışı çalışmayı’ işaret etti.

DİSK ‘KAYIT DIŞI ÇALIŞMAYI’ İŞARET ETTİ

Aslan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı;

"Güngören'de Tekstil atölyesinde çıkan yangında 4 mülteci hayatını kaybetti. İşte mültecilerin hayatı. Donarak ölmek, yanarak ölmek, boğularak ölmek… Gelen bilgilerde tuvalete kilitlendikleri yönünde. Bu daha da acı, kaçak kayıt dışı çalıştır, tuvalete kitle. Peşini bırakmayacağız. Yangından altı saat sonra işçilerin tuvaletlerde kilitlendikleri yerde bulunması tam bir cinayettir. Burada sorumluluğu olanların derhal soruşturulup açığa çıkarılması ve yargılanması için sürecin her yönüyle takipçisi olacağız.”

‘İŞÇİLERİN ÜZERİNE KAPI KİTLENDİĞİ İÇİN DIŞARI ÇIKAMADI’

Tükenmez Haber'e konuşan Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Seyit Aslan, ‘mültecilerin cenazeleri yangın söndürüldükten 6 saat sonra bulundu’ dedi. 

Mülteci ve göçmen işçilerin yüzde 80’inin kayıt dışı çalıştırıldığına vurgu yapan Aslan şöyle devam etti;

“Güngören’de dört mültecinin yanarak hayatını kaybetmesi mültecilerin çalışma ve yaşama koşullarının ne kadar ağır olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Daha önce Kıraç, Hadımköy’de aynı görüntülerle karşı karşıya kalmıştık. İşçilerin üzerine kapılar kilitlendiği için çıkan yangında dışarı çıkamadılar, yanarak ya da boğularak hayatlarını kaybettiler. Güngören’de yaşanan durum farklı değil. Dört mülteci yangın söndürüldükten altı saat sonra bulundu. Mülteciler içinde kaçak çalıştırmak çok yaygın. Kaçak ve kayıt dışı çalıştırılan göçmenlerin oranı yüzde 80 dolaylarında. Bu kayıtdışılığa ne yazık ki göz yumuluyor hatta teşvik ediliyor. Hangi bölgeye giderseniz gidin tekstil atölyeleri, fırınlar ve küçük işletmeler çalıştırdıkları göçmenleri kayıt dışı çalıştırıyorlar. Devlet bakanlık, belediyeler denetlemiyor.”

‘NİYET DAHA FAZLA SÖMÜRÜ OLUNCA. İŞ CİNAYETLERİ KAÇINILMAZ OLUYOR’

Tükenmez Haber’e konuşan Emek Partisi Göç ve Mülteciler Bürosu’ndan Hilmi Mıynat da, “Niyet daha fazla sömürü olunca iş cinayetleri ve güvencesizlik kaçınılmaz oluyor” dedi.

‘ÖNLEM ALINMADIKÇA ÖLÜMLER DEVAM EDİYOR’

Mülteci işçilerin yoğun olarak yaşadığı ve çalıştığı Çağlayan’da benzer iş cinayetlerinin yaşandığına da dikkat çeken Hilmi Mıynat şöyle devam etti;

“Mart 2018’de de İstanbul Çağlayan’da tekstil atölyelerinin bulunduğu binada yangın çıkmış ve içeride mahsur kalan 500 işçiden yaklaşık 200 işçi dumandan etkilenmişti. Yine o atölyede çalışan Afganistan, Irak, Türkmenistan, Suriye’den gelen mülteciler vardı. Yaşanan ölümlere rağmen önlem alınmadığı için yangılar tekstil ve kimya iş kollarında devam etti.”

‘2021’DE 94 MÜLTECİ İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ’

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği’nin 2021 yılına ait raporunda ‘mülteci işçi ölümlerinin de yer aldığını’ söyleyen Hilmi Mıynat, yaşanan mülteci işçi ölümlerini hatırlattı;

“Örneğin Ocak 2019’da Ankara Altındağ’da mobilyacılar sitesindeki yangında 5 Suriyeli mülteci işçi hayatını kaybetti. Yine Altındağ’da Mart 2019’da Ata Sanayi Sitesi’nde Afgan kağıt toplayıcıların kaldığı 3 katlı metruk binada yangın çıktı. 5 Afgan işçi öldü 11’i hastaneye kaldırıldı, sonrasında hastaneye kaldırılanlardan 2’sinin de ölmesiyle yaşamını yitirenler 7’ye yükseldi. Aynı Altındağ’da Ağustos 2021’de mültecilere yönelik linç girişimi yaşandı. Kasım 2020’de Şanlıurfa’da 1. OSB’de kurulu tekstil fabrikasında çıkan yangında pamukların kurtarılması için işçiler çalıştırıldı. Aralık 2021’de İstanbul Esenyurt’ta İstiklal Mahallesi’ndeki fabrikada çıkan yangında panikle aşağı atlayan mülteci işçi hastaneye kaldırılmıştı. Bunlar satır arası haberler. İSİG Meclisi verilerine göre 2021 yılında iş cinayetinde ölen 2170 işçinin en az 94’ü mülteci, göçmen işçi.”

‘ROL MODEL ALINAN ÜLKELERDE İŞ CİNAYETLERİ OLDUKÇA YAYGIN’

AKP hükümetinin mülteci politikasını eleştiren Hilmi Mıynat, ‘işçilerin çalışma koşullarını aşağı çekerek, sermeye için yeni alanlar açılıyor’ dedi;

“Genel tabloya baktığımızda Türkiye bir model uygulamaya çalışıyor. Rol modeli ise, Çin, Bangladeş, Pakistan, Filipinler’deki çalışma koşullarıyla benzerlik gösteriyor. Güvencesiz çalışma, ucuz emek... Türkiye’yi göçmen deposu haline getirip, çalışma ve yaşam koşullarını aşağı çekerek yabancı sermayeye kırmızı halılarla çağrılar yaparken ucuz iş gücüyle övünüyorlar. Rol model alınan ülkelere baktığımızda, iş cinayetleri, güvencesizlik, denetimsizliğin ne kadar yayın olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerde her yıl çıkan fabrika yangınlarında yüzlerce işçi hayatını kaybediyor. AB’nin Türkiye’ye bahşettiği rol budur.”

‘DENETİMLER OLMAZSA, İŞ CİNAYETLERİ KAÇINILMAZ…’

İş güvenliği ve denetimlerin yetersizliğine de vurgu yapan Hilmi Mıynat, “Türkiye’de yabancı işçiler için çalışma izni var ama fabrikalarda buna rastlamak pek mümkün değil. Denetim zamanı mülteci işçiler ya yemekhaneye ya da depolara saklanıyor. İş Güvenliği denetimleri de patronların inisiyatifine bırakılmış durumda. Örneğin Nisan 2021’de Sivas Divriği Demir İşletmeleri madeninde çalışma koşullarına itiraz eden İGU önce ücretsiz izine gönderildi sonra işten atıldı. Temmuz 2020’de Sakarya Hendek’teki Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikasında iş güvenliği uzmanı tutuklandı aylar sonra tahliye edildi. İGU’lar ancak iş cinayetlerinde günah keçisi olarak kabul görüyor. Düzen tepen tırnağa çürümüş bir düzen. Makyajla, alt yasalar içinde yer alan birkaç madde değişikliği ile çözülebilecek bir mesele değil. Kaldı ki o yönde bir niyet de yok. Niyet tamamıyla daha fazla sömürü olunca iş cinayetleri ve güvencesizlik kaçınılmaz oluyor.” diye konuştu.

‘MÜLTECİ ÖLÜMLERİ HÜKÜMET İÇİN DERT DEĞİL’

Çağlayan’daki atölyelerde çok sayıda mülteci işçinin “kayıtsız ve güvencesiz’ çalışmaya zorlandığına vurgu yapan” Mıynat şöyle devam etti;

“Mülteci işçiler sigortasız, güvencesiz, sömürü ve ölüm koşullarında çalışırken bir yandan da nefret cinayetlerinde yaşamlarını yitirebiliyor. Kimileri Edirne, Van sınırında donarak, kimileri denizde boğularak, kimileri de iş cinayetlerinde ya da nefret cinayetlerinde yaşamını yitiriyor ki bu ölümler hükümet için dert değil”

‘YERLİ VE MÜLTECİ İŞÇİLERİN TALEPLERİ ORTAKLAŞMALI’

Emek Partisi Göç ve Mülteciler Bürosu olarak mültecilerin çalışma koşullarını yakından takip ettiklerini ve partilerine üye olmaya çağırdıklarını belirten Hilmi Mıynat sözlerini şöyle tamamladı;

“Dün İstanbul’da yaşanan ölümlerin takipçisi olacağız. Mültecilerin ‘çalışma izni’ olamadan üretime zorlanması sonucu çok sayıda iş cinayeti ve kazasının sakladığını biliyoruz. Biz Emek partisi olarak demokrasi güçleri ve sendikalarla mültecilerin hem oturum hem de çalışma izni alması için çalışmalar yürütüyoruz. Bu ölümlerin önlenmesi için tüm sendikalarında taşın altına elini koyması gerektiği çağrısında bulunuyoruz. Sonuç olarak işçi mücadelesi hareketli günler yaşarken mülteci işçilerin talepleri de göz önünde olmalı ve yerli işçilerle ortaklaşmalı. İktidarların, ‘ucuz emek olarak sermayesini temellendirdiği politikasının önüne böyle geçebiliriz”

'BU YAŞANANLARIN ADI CİNAYETTİR'

TKP Göçmen İşçi Bürosu da yaptığı açıklamada, "Özellikle tekstilde tedarik zincirlerinde bu tür atölyelerin varlığından, göçmen işçilerin hayatları hiçe sayılarak çalıştırılmasından kârlarına kâr katan tüm büyük şirketlerin, "ihracatçı" diye övülen patronların elinde göçmen işçilerin kanı olduğunu kuvvetle vurguluyoruz" ifadelerini kullandı. 

İşçilerin ölüm nedenlerinin araştırılması gerektiğini vurgulayan TKP'nin yazılı açıklamasında şu ifadeler yer aldı;

"İstanbul Güngören'de 4 göçmen işçinin bir tekstil imalathanesinde yangın sonucu hayatını kaybettiği haberini derin bir üzüntü ve öfke ile karşılıyoruz. Yangın öğle saatlerinde meydana gelirken içeride göçmen işçilerin kaldığı bilgisi ancak akşam saatlerinde bir işçinin polis ifadesiyle ortaya çıkmış ve tuvalete kilitli halde can verdiklerini tespit edilmiştir. Bu durum göçmen işçilerin hangi koşullarda çalıştıklarını ortaya koyuyor. Fakat aynı zamanda patronların onları insan yerine koymadığını da gösteriyor. Olayda göçmen işçilerin yangından korunmak için kendilerini tuvalete kapattıkları şüpheli bir iddiadır ve soruşturulmalıdır. Öte yandan yangın riski yüksek tekstil imalatı yapan bu işyerinde işçilerin bir kaza halinde nasıl tahliye edileceklerine dair bir hazırlığın olmadığı ve göçmen işçilerin yok sayıldığı trajik bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bunun adı cinayettir. Türkiye Komünist Partisi (TKP) cinayetin tüm yönleriyle gün yüzüne çıkartılarak sorumluların cezalandırılmasının takipçisi olacağını ilan ediyor. TKP Göçmen Bürosu olarak bu cinayetin birkaç günah keçisinin üstüne yıkılarak yaşanan olayın aydınlatılamayacağını da söylüyoruz. Özellikle tekstilde tedarik zincirlerinde bu tür atölyelerin varlığından, göçmen işçilerin hayatları hiçe sayılarak çalıştırılmasından kârlarına kâr katan tüm büyük şirketlerin, "ihracatçı" diye övülen patronların elinde göçmen işçilerin kanı olduğunu kuvvetle vurguluyoruz."

‘ÖLÜMLERİN SORUMLUSU MÜLTECİ İŞÇİLERİN İNSANİ HAKLARINI YOK SAYAN ZİHNİYET’

İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu üyelerinden, Liman-İş İstanbul Bölge Başkanı Sinan Cevizde ‘4 mülteci işçinin hayatını kaybetmesinin sorumlusu, mülteci işçilerin insani haklarını yok sayan zihniyettir’ açıklamasında bulundu.

‘İŞÇİ ÖLÜMLERİNİN NEDENİ MÜLTECİLERİN HAKLARINI YOK SAYAN ZİHNİYETTİR’

‘Mülteci işçilerin kilitli kapılar ardında çalıştırıldığını’ söyleyen Ceviz, “İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu olarak olayın takipçisi’ olacağız dedi;

“Bize gelen haberler işçilerin üzerine kapının kilitlendiği yönünde. Kayıt dışı çalıştırılan mülteci işçiler merdiven altı atölyelerde hatta çalıştırıldıkları yerlerde barınmaya çalışıyorlar. Sosyal haklardan yoksun, karın tokluğuna çalıştırılan işçiler bu örnekte gördüğümüz gibi kilitli kapılar arkasın da adeta esir tutuluyor. 4 mülteci işçinin hayatını kaybetmesinin sorumlusu da işçilerin, özellikle mülteci işçilerin insani haklarını yok sayan zihniyettir. Katledilen mülteci işçilerin hesabını sormak Türkiye işçi sınıfımızın sorumluluğudur.”


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR