Avukat Nakıpoğlu: 'Israrlı takibi' suç sayan ülkelerde erkek şiddeti azaldı

TÜKENMEZ HABER - Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, geçiğimiz günlerde yaptığı açıklamda ısrarlı takibin de suç kapsamına alınacağını söyledi. İstifa eden Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de “Israrlı takibin daha ağır cezalandırılmasına çalışıyoruz” mesajı vermişti. 

Ancak hükümet kanadından çeşitli dönemlerde 'ısrarlı takibe' ilişkin açıklamalar gelse de henüz net bir adım atılmadı. Üstelik Türkiye’nin imzasını çektiği İstanbul Sözleşmesi'nde 'ısrarlı takip' suç kapsamında değerlendiriliyordu. Türk Ceza Kanunu'nda da 'ısralı takibe' ilişkin bir düzenleme olmaması nedeniyle bir 'suç' olarak kabul edilmiyor.

Israrlı takibe ilişkin çalışmalarıyla bilinen Feminist Avukat Selin Nakıpoğlu, Tükenmez Haber'in sorularını yanıtladı. 

"Türkiye imzasını çekmeden önce ısrarlı takibin suç olarak TCK’da hususi bir düzenleme yapmadı" bilgisini veren Nakıpoğlu'na göre "Israrlı takibi suç olarak sayan ülkelerde kadına ve çocuğa yönelik erkek şiddetinin önemli ölçüde azaldı" yorumunda bulunuyor.

'ISRARLI TAKİP SUÇUNU İŞLEYENLER YARATILAN KORKUDAN HAZ ALIYOR'

- ‘Israrlı takip’ nedir? Israrlı takip suçunu işleyenlerin ortak özellikleri ne? Hangi gruplar hedefte? 

'Stalking' avcılık dilinden gelmekte olup 'bir hayvanı yakından sessizce, dikkatlice, gizlice takip etmek sezdirmeden ava yaklaşmak, ava yaklaşır gibi yürümek, ölçülü, azimli adımlarla ilerlemek, sinsice takip etmek' anlamlarına gelmektedir. Anglo-Amerikan kaynaklı bir kavram olan ‘stalking’, farklı disiplinlerde farklı şekilde tanımlansa da, ortak olgu olarak, aynı veya birbirinden farklı tekrarlanan eylemlerle mağdurun takip, tehdit veya taciz edilmesi ve belli bir sürece yayılan bu eylemler dizisinin mağdurda endişe veya korkuya yol açması hususlarını içeriyor. Reid Meloy “The Psychology of Stalking” adlı kitabında ısrarlı takibi “insanlık tarihi boyunca sergilenen ancak 1990’lı yıllardan beri üzerinde yoğunlaşan bir suç” diye ifade etmektedir. Bir kimsenin, belli bir zaman diliminde, aşırı derecede rahatsızlığa yol açacak şekilde, ya da bir bütün olarak ele alındığında, sarkıntılık veya taciz olarak nitelendirilebilecek şekilde, icrai veya ihmali davranışlar ile takibat altına alınması halini stalking (ısrarlı takip) olarak nitelendirilmektedir. 

Israrlı takip suçunu işleyenler kasıtlı, tekrarlanma, korku yaratma amaçlı ve maruz bırakılanda yaratılan sürekli korkudan haz almaktadırlar. 

Amerika’da bulunan The National Center For Victims Of Crime (Suç Mağdurları için Ulusal Merkez) web sitesinde yayınlanan ısrarlı takip ile ilgili istatistiklere göre, Amerika’da 2020 yılında 8 milyon kişi ısrarlı takibe maruz kalmıştır. Bu suça maruz kalmış kadınların yüzde 70 ’i ve erkeklerin yüzde 30’u halihazırda devam eden ilişkilerindeki kişiler ya da eski eş/partner tarafından takip edilmiştir. Merkezin tahmini verilerine göre kadınların yüzde 15 ve erkeklerin yüzde 6’sı hayatları boyunca en az bir kez ısrarlı takibe maruz kalmaktadır.


Avukat Selin Nakıpoğlu

TCK'DA 'ISRARLI TAKİP' FİİLİ SUÇ OLARAK DÜZENLENMELİ

- Kadınlar ve hukukçular ‘ısrarlı takibin’ suç kapsamına alınması konusunda uzun yılladır mücadele ediyor. Bunun suç kapsamına alınmaması kadınlar açısından ne gibi olumsuzluklar yaratıyor?

Failin çeşitli vasıtalarla ısrarlı takibe maruz kalanı rahatsız ettiği ancak amacına ulaşamadığı durumlarda genellikle cinayetle sonuçlanan ağır şiddet fiillerini işledikleri görülmektedir. Böylece bu tür durumlarda maruz kalanın etkin bir şekilde korunabilmesi için ısrarlı takip teşkil eden fiilleri gerçekleştiren faile olabildiğince erken müdahaleyi öngören kanunî düzenlemelerin oluşturulması gerekmektedir. Bu sebeple, mağdurun etkin bir şekilde korunması ve ısrarlı takip teşkil eden fiillerin islenmesini engellemek adına Türk Ceza Kanununda söz konusu fiiller suç̧ olarak düzenlenmelidir. Ayrıca yasa çıkarılması tek başına yeterli olmadığından yasaların yaşama geçirilmesi için gerekli mekanizmaların kurulması gerekmektedir. Bu düzlemde, ısrarlı takip konusunda özellikle kolluğa, ortada bir suç yokmuş gibi davranıp, kadının kendi gerçekliğini sorgulamasına neden olmasının önüne geçilmesi yönünde eğitimler verilmesi ve alanda deneyimli sivil toplum örgütleriyle işbirliği halinde çalışma yapılmasının önemi büyüktür. 

'UYGULANMAYAN CEZA AĞIR OLSA NE OLUR?'

-Türkiye’nin geri çekildiği İstanbul Sözleşmesi’nde ‘ısrarlı takibe’ ilişkin hangi önleyici maddeler vardı? Peki sözleşmeden çekilmek bu alanda nasıl bir boşluk yarattı?

İstanbul Sözleşmesi m.34 taraf devletlere başka bir şahsa yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu şahsı, şahsın kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkâr davranışların cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır diyerek önemli bir görev vermiştir. Türkiye imzasını çekmeden önce ısrarlı takibin suç kapsamına alınması için TCK’da hususi bir düzenleme yapmadı. Israrlı takip ilk kez Mart 2021 tarihinde İnsan Hakları Eylem Planı’na girdi. 22 Şubat 2022 tarihinde de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ısrarlı takibin suç kapsamına alınacağını ve ısrarlı takiple insanların hayatını cehenneme çevirenlere en ağır cezalar verileceğini açıkladı. Ancak burada esas önemli husus ağır ceza değil etkin ve etkili cezalandırmadır. Uygulanmayan ceza ağır olsa ne olur ki? 

- Peki İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla hükümetin işaret ettiği ‘kadına şiddetle mücadelede iç hukuk’ düzenlemelerinde ‘ısrarlı takip’ nasıl ele alınıyor? 

İnsan Hakları Eylem Planı’na ilişkin henüz detaylı bir çalışma kamuoyu ile paylaşılmadı. Türk hukukunda 20 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe giren Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu madde 1, 6284 sayılı yasanın tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemekte olduğunu hüküm altına almıştır. Konu ile ilgili başka bir düzenleme yoktur. 

'SAVCILIKLARIN DİJİTAL SUÇLARLA MÜCADELEDE EĞİTİMLİ OLMALARI GEREK'

- Neden ısrarlı takip, ‘ısrarla’ Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmıyor? Hükümet, kadınları ısrarlı takipten nasıl korumalı? Acil olarak hangi adımlar atılmalı? 

Bunun yanıtını bilmiyorum, ilgili bakanlar yanıtlamalı. Türk hukukunda 20 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe giren Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna kadar “ısrarlı takip”e ilişkin özel bir düzenleme yer almamaktaydı. Türk Ceza Kanunu açısından ise ısrarlı takip teşkil eden fiiller bir bütünlük içerisinde değerlendirilmeyip, bütünden ayrı olarak ele alınmaktadır. Örneğin, cinsel taciz (TCK. m.105), tehdit (TCK. m.106), şantaj (TCK. m.107), cebir (TCK. m.108), kasten yaralama (TCK. m.86), özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK. m.134), kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (TCK. m.123) gibi suçların maddî unsurları, bazı ısrarlı takip teşkil eden fiillerin bünyesinde yer almaktadır. Bu durumun olumsuz yanı, ısrarlı takip teşkil eden fiillerin tekil olarak kanunlarda suç̧ olarak düzenlenmemesi nedeniyle, kavramın sınırlarını belirlemenin güçleşmesidir. 

Mücadele etmek için öncelikle tabloyu görmek lazım. İstatistiki verilerin önemi; yapılan araştırmalar şiddetin kim tarafından, ne tür dinamiklere dayanılarak uygulandığı, ne tür önlemlerin etkili olduğu, tacizin dinamiğini çözmede nelerin ipucu olacağı gibi verileri ortaya koymaktadır. Türkiye’de ise bu konuda aile içi şiddet bağlamı dışında kayda değer bir çalışma bulunmamaktadır.

Şiddet olarak görülmeyen ısrarlı takibin tekil olarak suç olarak kabul edilmesi caydırıcılık açısından oldukça önemlidir. İstanbul Sözleşmesi de devletlere bu yükümlülüğü yüklemektedir. Bunun yanısıra, kolluk ve savcılık birimlerinin genel olarak stalking ile ve özel olarak da dijital ortamda işlenen biçimi olan siber-stalking ile mücadelede eğitimli ve donanımlı olması gereklidir.

- Peki ‘ısrarlı takip’ mağduru kadınlar ne yapmalı?  

Öncelikle güvenliklerini alarak yasal yollara başvurmalarını tavsiye ederim. Israrlı takibe maruz kılındığına dair delil toplanması suçun ispati açısından cok önemlidir. 

'ISRARLI TAKİBİ 'SUÇ' KABUL EDEN ÜLKELERDE ERKEK ŞİDDETİ AZALDI' 

- Dünyada kadınları ‘ısrarlı takipten’ korumak için çok sayıda farklı düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemelerden bahseder misiniz? Caydırıcı ve önleyici hangi düzenlemeler yapıldı?

Israrlı takibi suç olarak kabul edildiği ülkeler açısından takibin hukuka aykırı olmasının bazı şartları bulunmaktadır: Davranışın fail tarafından en az iki kez işlenmesi, mağdurun bu eylemler nedeniyle günlük hayatın rutinlerini yerine getirmede zorluk çekmesi, takibin devamlılık göstermesi, suçun tek bir kurban üzerinde tekrarlanması ve kurbana bilerek korku duygusunu empoze edecek davranışlar sergilenmesidir. Ceza yasalarında münferit olarak bu suça yer veren ülkelerde kadına ve çocuğa yönelik erkek şiddetinin önemli ölçüde azaldığına ilişkin datalara ulaşmak mümkün. Israrlı takibi suç olarak kabul eden ülkelerde etkin ve etkili yani faili caydırıcı nitelikte uygulamalara yer verildiğini görmekteyiz. 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR