Dünya batılı emperyalistlere güzel!

ABD, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya dışişleri bakanları Suriye savaşının 11. yılı dolayısıyla ortak bir açıklama yaptılar. Batılı emperyalistlerin, Rusya’nın Ukrayna işgali üzerinden kendilerinin Suriye ve Ortadoğu’da işledikleri suçları aklamaya çalıştıkları bu açıklama, insana ‘Dünya Batılı emperyalistlere güzel’ dedirtiyor!

Bu ülkelerin Suriye savaşının 11. yılı dolayısıyla yaptıkları ortak açıklamada “Bu yılki yıl dönümünün Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin olağanüstü ağır ihlalini oluşturan korkunç saldırganlığına rastlaması, Rusya’nın her iki çatışmadaki gaddar ve yıkıcı davranışının altını çiziyor” denilerek Suriye ve Ukrayna savaşları ile Rusya’nın bu savaşlardaki rolü aynılaştırılıyor. Açıklamanın devamında da “11 yıllık ölüm ve ızdıraptan sonra artık rejim ve aralarında Rusya ve İran’ın bulunduğu destekçilerinin Suriye halkına yönelik acımasız saldırılarını durdurma zamanı çoktan geldi” denilerek Suriye rejimi ve destekçileri (Rusya ve İran) savaşın ve Suriye halkının yaşadığı yıkımın asıl sorumluları olarak gösteriliyor.

Yapılan açıklamada, Rusya’nın Ukrayna işgalinin haksızlığı ve dünya genelinde bu işgale gösterilen tepkiler üzerinden Suriye ve Ortadoğu’daki gerçekler karartılmaya çalışılıyor. Batılı emperyalistler, Ukrayna’daki haksız işgale tepki duyan kitlelere “Bakın, Suriye ve Ortadoğu’daki savaş ve yıkımın da sorumlusu Rusya” diyerek bu işgali kendilerini aklamanın fırsatına çevirmeye çalışıyorlar.

Oysa Ukrayna ve Suriye savaşları arasında bir karşılaştırma yapıldığında bu emperyalist propagandanın gerçek yüzü de ortaya çıkıyor.

Öncelikle Rusya, Ukrayna’da işgalci konumunda bulunuyor. Bu işgalde batılı emperyalistlerin ve savaş örgütleri NATO’nun kışkırtıcı bir rol oynaması bu gerçeği değiştirmiyor. 

Fakat Suriye’de başka bir durum karşımıza çıkıyor. Çünkü Rusya, 2011’de başlayan Suriye savaşına ancak Eylül 2015’te ve ayrıca Suriye yönetiminin çağrısıyla müdahil oluyor.

Yani batılı emperyalistler bugün nasıl Ukrayna’da Zelenskiy yönetimini destekliyorsa Rusya da Suriye’de Esad yönetimini desteklemek için savaşa katılıyor.

Öte yandan ABD’nin başını çektiği Batılı emperyalistler; Türkiye’deki Erdoğan yönetimi ve S. Arabistan, Katar gibi bölgesel gericiliklerle birlikte Suriye yönetimini devirmek için dünyanın 80’den fazla ülkesinden gelen on binlerce cihatçı militanı silahlandırıyor. Ama Suriye’deki yıkımın sorumlusu, bu güçlere karşı rejimi destekleyen Rusya ve İran oluyor!

Burada Rusya ve İran’ın Esad yönetimini desteklerken kendi bölgesel çıkarlarını düşündüklerine şüphe yok. Ancak bu durum, kendi iş birlikçileri Zelenskiy yönetimini meşru görüp destekleyen Batılı emperyalistlerin; kendi bölgesel çıkarlarına karşı konumlanmış olan Esad yönetimini meşru görmeyip yıkılması için müdahaleyi destekledikleri gerçeğini değiştirmiyor. Başka bir deyişle bugün Ukrayna’da “ulusal egemenliğe saygı”, “Meşru yönetimi savunma” gibi gerekçelere sarılan Batılı emperyalistler, Suriye’de yönetimi devirmek için cihatçı çetelerden oluşan ‘muhalifleri’ eğitip donatmaktan geri durmuyorlardı. 

Görüldüğü gibi, Batılı emperyalistler bir rejimin meşruluğunu kendileriyle iş birliği yapıp yapmamasına, yani kendi çıkarlarına hizmet edip etmemesine göre belirliyorlar. Sonra da Suriye savaşı üzerine yaptıkları açıklamada olduğu gibi bu politikayı ikiyüzlü bir şekilde “Barış ve demokrasiyi savunma” olarak pazarlamaya çalışıyorlar.

Batılı emperyalistler yayımladıkları ortak bildiride “Suriye halkının 11 yıldır yaşadığı ölüm ve ızdırabın nedenini Rusya ve İran’ın Esad yönetimini desteklemesi”yle açıklıyorlar.

İddiaya göre, eğer Batılı emperyalistlerin destekledikleri gruplar Esad yönetimini devirmeyi başarsaydı Suriye halkı bugün barış, huzur ve refah içinde yaşıyor olacaktı!

Gerçeklerin ne söylediğini görmek için Batılı emperyalistlerin Suriye’den önce müdahale gerçekleştirdikleri Libya’ya dönüp bakmak yeter. 

Açıklamayı yapan bu beş emperyalist ülkenin başını çektiği NATO güçleri, 2011’de BM’den bu yönde bir karar alınmadığı halde uluslararası hukuka aykırı bir biçimde Libya’ya müdahale gerçekleştirmiş ve kısa sürede Kaddafi’yi devirip linç ettirmişlerdi.

Peki, Kaddafi’nin devrilmesinden 10 yıl sonra Libya’da durum nasıl?

Yaklaşık 6 milyon nüfusu olan ülkede on binlerce kişi çatışmalarda yaşamını yitirdi ve yüzbinlerce kişi mülteci konumuna düştü. Kaddafi döneminde 12 bin dolardan fazla olan kişi başına düşen milli gelir 5 bin doların altına düştü. Ülke nüfusunun yaklaşık yarısı sağlık ve beslenme konusunda ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Bu kaotik ortam ve çatışmalardan kaçmak isteyen binlerce kişi Akdeniz’de boğuldu.

Bugün çatışmalar kısmen durmuş olsa da ülkenin geleceğiyle ilgili belirsizlik ve hepsi de dış güçler tarafından desteklenip silahlandırılmış bulunan gruplar arasındaki iç savaş tehdidi devam ediyor.

İşte batılı emperyalistlerin Libya’ya getirdiği demokrasi, barış ve refah bu!

Çünkü “demokrasi, barış, refah” propagandası yapan bu emperyalistlerin gerçek amacı Avrupa’nın enerji ihtiyacı için büyük önem taşıyan Libya’daki enerji kaynaklarının güvenliğini sağlamaktan başka bir şey değildi.

Bugün BM verilerine göre yaklaşık bir milyar insan açlık çekiyor, bir buçuk milyar insan barınma sorunu yaşıyor ve 2 milyardan fazla insan temiz içme suyuna erişemiyor. 

Öte yandan küresel şirketler ağını koordine eden PwC’nin verilerine göre, dünyanın en büyük 100 şirketinin/tekelinin 69’unu bu beş batılı emperyalist ülkeye ait şirketler oluşturuyor ve bu şirketler yaklaşık 32 trilyon dolarlık (dünyadaki gelirlerin yaklaşık 3’te birini) bir serveti ellerinde bulunduruyor.

Batılı emperyalistler “ulusal egemenlik”, “uluslararası hukuk”, “demokrasi, barış, insan hakları” derken; bir ülkeye müdahale ederken ya da müdahaleye karşı çıkarken uyguladıkları politikayı işte bu emperyalist tekellerin çıkarları belirliyor!

Bu makale Evrensel'den alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR