AOC ve erkek arkadaşının bacağı

Alessandria Ocasio-Cortez (AOC) ve erkek arkadaşı Riley Roberts, Florida'da Noel tatilinin tadını çıkarırken Aralık 2021'in sonlarına doğru çiftin bir fotoğrafını tweetleyen ABD'li sağcı milliyetçi Steve Cortes şu yorumu yapmıştı:

Erkek arkadaşı havuzda ya da sahilde bile değil, ortalık yerde o soluk renkli, iğrenç erkek ayaklarını gösteriyor, hem de çirkin sandaletler içinde.

AOC ise 31 Aralık'ta nüktedan bir şekilde şu cevabı vermişti:

Eğer Cumhuriyetçiler benimle sevgili olamadıkları için öfkeliyse, cinsel hüsranlarını erkek arkadaşımın ayaklarına yansıtmak yerine basitçe bunu söyleyebilirler. Tüyler ürpertici garip tipler sizi.

AOC'nin bu cevabına gelen tepkiler karışıktı. Bir kişi, "Cesarete bak… Birileri benim siyasi görüşüme katılmadığında ya da bana ikiyüzlü dediğinde artık sadece beni s**mek istediklerini söylerim, olur biter" yanıtını verdi. Bir diğeriyse, "Neden aklın otomatik olarak 'seninle çıkmaya' ve 'sekse' gitti ki? Bu çok kibirli bir tavır" dedi. 

Bir bakıma bu tepkilerin haklılık payı var: (En azından açıkça) cinselleştirilmemiş bir meseleye cinselliği dahil eden, Cumhuriyetçilerin onun siyasi görüşüne yönelik saldırılarını kendisiyle çıkamamaktan duydukları hüsranın bir ifadesi olarak okuyan AOC'ydi. Ayrıca, AOC'nin kastettiği mantığın gerçeği yansıttığını da düşünmüyorum. Bence daha olası başka bir yorum var: AOC'nin Cumhuriyetçi muhalifleri öncelikli olarak onun siyasi duruşuna karşı çıkıyor fakat çoğu erkek gibi onun cinsel çekiciliğini de fark etmeden duramıyor. Dolayısıyla, güzel kadınların aptal olduğunu beyan eden standart erkek şovenisti bilgeliğe uygun biçimde AOC'nin argümanlarını değersizleştirmek için işin içine cinselliği katıyorlar: "Seksin dışına çıkma, seviyeni aşan tartışmalardan kaçın…" Üstü kapalı ayak fetişizmi göndermesinen (Twitter'da paylaşılan fotoğrafta Riley'nin ayağı gerçekten de biraz fazla göze batıyor) farklı anlamlar çıkarmak mümkün: (AOC'den Riley'nin ayağına geçen) Cortes, AOC'yi umulmadık başka bir sebepten kızdırmış olabilir, yani (AOC'nin cevabının ima ettiği gibi) gerçekten onu arzulamak yerine aslında AOC'nin partnerini tercih etmiş gibi görünüyor. AOC'nin cevabının iması, "Fotoğraftaki asıl güzellik benim, öyleyse neden erkek arkadaşımın ayağından bahsediyorsun da benden, fotoğrafın asıl odağından bahsetmiyorsun?" olabilir.

Bu tarz gerginlikler gerçekten radikal bir feminizmin, Amia Srinivasan'ın Seks Hakkı [1] adlı çığır açan kitabında öne sürdüğü şeyi yapması gerektiğini gösteriyor. Srinivasan "rıza parametrelerinin ötesinde" düşünüyor ve tüm karmaşıklığı ve belirsizliği içinde seksle yüzleşmekten korkmuyor. Rıza? Evet ama neden razı olan ya da olmayan her zaman her nasılsa kadın oluyor? Hamlede bulunan taraf neden kadın olmasın ki? Ayrıca rıza, pazardaki mübadele mantığına dayanıyor:

Rıza fikri bir sözleşme olduğu ön koşuluna dayanır: Biri size bir şey yapmak istiyor ve bunun için izin almak zorunda.

Hal buyken, kişinin rızasıyla girdiği cinsel ilişki de sömürücü olabilir. Peki ya başkalarını ve kendimi küçük düşürme arzusu da dahil bilmediğim şeyleri arzulamama neden olan Bilinçaltıma ne demeli? Ya acı çekmek bana uygunsuz bir zevk veriyorsa? Peki ya arzunun toplumsal boyutu? Benim mahrem arzularım her zaman kamudan ve gizli toplumsal norm ve beklentilerden etkilenmiyor mu? "Çekici" diye algılanan cinsel partner imajı açıkça içinde yaşadığım topluma bağlı. Srinivasan'ın vardığı genel sonuç şu:

Gerçekten enternasyonalist; iklim felaketi, sömürgecilik ve küresel güneydeki kadınların sesi üzerinde yoğunlaşan bir feminizme ihtiyacımız var.

İşte "küresel güneyden", ehemmiyetsiz AOC olayının tam tersi bir vaka: 26 Ocak 2022'de Hindistan'da Yeni Delhi'nin bir mahallesinde meydana gelen korkunç bir olay. Üç yaşındaki çocuğun annesi genç kadın, baba evinde bir kalabalığın saldırısına uğruyor, saçları kesiliyor ve yüzü morartılıyor. Evdeki diğer kişilerin alkış ve tezahüratları eşliğinde vahşice tokatlanıyor ve tekmeleniyor. Kadın yere sinmiş ve elleriyle kendini korumaya çalışıp merhamet dilenirken saldırı dakikalarca devam ediyor. Dayaktan sonra mahallenin dar sokaklarında dolaştırılıyor ve kalabalık tarafından "kurbanının" evine götürülüp toplu tecavüze uğruyor. Peki "kurbanı" kim mi? Saldırının gerçekleşme nedeni, kadının babasının evinin yakınında yaşayan ergenlik çağındaki bir çocuğun tekliflerini defalarca reddetmesi. 16 yaşındaki çocuğun ailesi, reddedilen çocuklarının geçen yıl kasımda kendini öldürdüğünü iddia ediyor. Ergenlik çağındaki çocuğun ölümü de bu sözde "intikam saldırısına" yol açıyor. 

Bu olayda insanı özellikle dehşete düşüren iki an var. Birincisi, sosyal medyada paylaşılan videoda tezahüratlar yapan kalabalığın büyük kısmının kadınlardan oluşması. Şiddete uğrayan kadına tecavüz edildiğinde aynı odadaki kadınlar, erkekleri daha acımasız davranmaları için kışkırtıyor. İkincisiyse, kadının evli olduğu halde çocuğun tekliflerini reddettiği için cezalandırılması. Kız kardeşinin dediği gibi, o "hiçbir şey yapmamış". Kabul edip çocukla güya mutlu mesut cinsel ilişkiye girseydi ne olacağını tahmin edebilirsiniz. Eğer bu ortaya çıksaydı yine suçlu bulunur ve belki de bu sefer daha vahşice cezalandırılırdı. Kısacası, kadın iki seçeneğin de kendisi için felaket anlamına geldiği bir seçimle karşı kaşıyaydı. Olaya verilen tepkilerde bu iki unsur da ekseriyetle "içselleştirilmiş ataerkiyle" açıklanıyor: Ataerkil toplumlarda kadınlara her türlü kabahatten önünde sonunda kendilerinin sorumlu olduğu öğretilir. Ataerkil yapıları sürdürmelerinin öğretildiği Hindistan'daysa içselleştirilmiş kadın düşmanlığının boyutu bilhassa çok büyük. 

Fakat bu açıklama fazla basit kaçıyor. Kadınların başka kadınlara uyguladığı şiddeti içselleştirilmiş ataerkil değerler üzerinden açıklamak gülünç. Bir kadının cinsel rakiplerine yöneltebileceği yoğun kıskançlık, nefret ve şiddet nerede? Bu boyut kuşkusuz değişmez bir "kadın doğasının" parçası olmayıp tarihsel olarak ataerkil düzen tarafından dolayımlanmış olsa da ataerkiyle kıskançlık, nefret ve şiddet arasındaki bu ilişki hiçbir şekilde bir kadının rakiplerine yönelik kıskançlık ve şiddetinin "sahte" olduğu anlamına gelmez; sanki bir kadın bir erkeği arzulayıp aktif olarak peşinden koşamazmış ve dolayısıyla kadın rakiplerinden nefret edemezmiş gibi. Üstelik bir kadını aynı anda hem bir erkeğin (yasadışı) seks arzusunu tatmin etmesi halinde suçlamak hem de bu arzuyu tatmin etmediği için erkeğin intiharından sorumlu tutmak kadınlara (en azından "çekici" kabul edilenlere) erkekleri aciz kuklalara indirgeyen olağanüstü bir güç atfediyor. Neden 16 yaşındaki çocuk arzusuna karşı koyamamaktan sorumlu tutulmuyor?

Bu korkunç hikayedeki asıl ataerkil an, hiçbir şekilde kadının cinsel arzusundan bahsedilmemesinde gizli: Açık konuşmak gerekirse, ya o kadın da genç oğlanla bir macera yaşamak istediyse ama eşine duyduğu sadakat buna engel olduysa? Kadının yanında duranların pek çoğu sadakatini övüyor. Ama aynı şey eşi için de geçerli miydi? Kız kardeşi kadının hiçbir şey yapmadığını vurguluyor. Peki ya hakkında hiçbir şey bilmediğimiz arzusuna uygun şekilde davransaydı? Amiyane tabirle, bu kadın "bir fahişeye yakışır şekilde davranmayı" ve eşini aldatmayı reddettiği için dövülüp tecavüze uğradı. İronik bir şekilde evlilik dışı tacize razı gelmediği için sorumlu tutuldu. Meselenin böyle sapkın bir şekilde terse çevrilmesi, ataerkil etiğin gizli gerçeğine işaret ediyor.

AOC'nin erkek arkadaşının Florida'daki çıplak bacağıyla ilgili tartışmanın tam karşıt ucunda değil miyiz? AOC'nin Florida gezisi Yeni Delhi'de yaşananlara kıyasla önemsiz bir mesele gibi görünmüyor mu? Evet, fakat iki olayı bir araya getiren bir şey var: Yakından bakıldığında, ikisi de kendini açıklama olarak sunan görünür anlatılara meydan okuyor. Cortes'in AOC eleştirisi ve AOC'nin tepkisi sadece yeni sağın gizli erkek şovenisti mantığını değil, aynı zamanda sol liberal yaklaşımın cinsellik karşısındaki tutarsızlıklarını da ortaya koyuyor. Hindistan'daki rezil olay da sadece "ilkel" ataerkil gelenekçiliğin sonucu değil: Bu olay ancak günümüzün gelenekçilik ve modernite karışımında vuku bulabilirdi. Bir tek bu karışım içinde kadın hem erkekleri biçare kurbanı haline getiren olağanüstü güçlere sahip olarak hem de kendi arzularından yoksun bırakılmış şekilde algılanabilirdi.

Buradan çıkarılacak sonuç şu ki ataerkinin ve kadına yönelik diğer baskı biçimlerinin (yapmacık bir "müsamaha" biçiminde bile olsa) acımasızca incelenip cezalandırılması gerekse de cinsellik büyük bir karmaşa olmaya devam ediyor: Kurallara ve onların sisteme bağlanmış ihlallerine dayanıyor, dolayısıyla tamamen düzenlenmesi de imkansız. Cinselliğin çılgın paradokslarıyla yaşamayı öğrenmeliyiz. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun müdahalelerimizin sonucunda neler olacağından asla emin olamayız. 

Ocak 2022'de Londra'daki The Royal Opera House, "Katie Mitchell'ın açılışını pazartesi günü yapacağı yeni Theodora prodüksiyonunda (oyuncuların cinsel yakınlık sahnelerinde kendilerini rahat hissetmesi üzerine çalışan) yakınlık koordinatörü Ita O'Brien'a danıştıklarını" açıkladı. The Royal Opera House, "O'Brien'ın, 'Her gün her an rıza alıyoruz. Bir gün dudak dudağa öpüşmeye seve seve razı olabilirsiniz, sonra uçuğunuz çıkar ve böyle öpüşmek artık uygun değildir. Böylece o anın neyle ilgili olduğunu, aynı hikayeyi farklı yollarla anlatmayı keşfedersiniz' dediğini" duyurdu. Tacizin her türlüsüne karşı verilen mücadeleyi desteklemek gerek ama bu duyuruda beni "rahatsız eden" bazı detaylar var. 

Birincisi, neden yine kadınlar (dolaylı olarak) taciz mağduru konumuna indirgeniyor? İkincisi, tecavüz ya da şiddet mağdurunu canlandırmanın oyuncuyu bir insan olarak travmatize edebileceği sahneler elbette var ama kişi kendini rahatsız hissetmeden şiddet dolu bir sahneyi nasıl ekranda canlandırabilir veya sahneye koyabilir ki? Üçüncüsü, verilen örnek (“Bir gün dudak dudağa öpüşmeye seve seve razı olabilirsiniz, sonra uçuğunuz çıkar ve böyle öpüşmek artık uygun değildir”) zaten gülünç derecede aşikar ve tacizle hiçbir ilgisi yok. Uçuk çıkmasını, atıyorum, kadın oyuncunun göğsüne dokunmakla aynı kefeye koyarak argümanın tamamına tuhaf bir mercekten bakıyor. Dördüncüsü, "yakınlık koordinatörü" terimi kulağa meşum geliyor (ve öyle de): Bu yolun sonunda bir çift sadece yakın olsa bile birbirleriyle nasıl etkileşime gireceklerini bilmiyorsa bir yakınlık koordinatörü tutmaları fikri (çünkü neden olmasın?) yatıyor. 

O halde daha ufak bir örnekle, filozof bir arkadaşımın başına gelen bir yanlış anlaşılmayla bitireyim. Çekici bir kadın olan genç hayranı bir konferanstan sonra şakayla arkadaşıma şöyle demiş: "Bunların hepsini bana baş başayken açıklarsan benimle seks yapabilirsin!" Arkadaşım seks yapmadan her şeyi kadına açıklayarak ihtiyatlı bir tavır takınmış, bunu seks karşılığında yapmanın cinsel sömürü anlamına geleceğini de söylemiş. Fakat daha sonra kadının arkadaşlarından öğrenmiş ki kadın, onun dürüstlüğünden etkilenmek şöyle dursun, çok sinirlenmiş: Gerçekten seks yapmak istiyormuş ve doğrudan cinsel ilişkiyi teklif etmenin bayağılığından kaçınmak için gereken bu bedelden bahsederek espri yapmış. Öyleyse, bir kez daha sorayım, ya kadınlar sadece erkek avcıların kurbanı değilse ama aynı zamanda onları kurnazca kışkırtabiliyorlarsa? Bunu neden yapmamaları gerektiğine dair bir fikri olan? Neden sadece ya razı gelen ya da gelmeyen edilgen alıcılar olsunlar ki? 

[1] Bkz. Amia Srinivasan, The Right to Sex, New York: Farrar, Straus and Giroux 2021

* Bu makale Independent Türkçe’den alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR