Soma Katliamı'nda yaşamını yitirenler anıldı

Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden- İş) Soma'da 301 maden işçisinin ölümünün 8'inci yıl dönümüne ilişkin açıklama yaptı.

Soma Hükümet Meydanı'nda toplanan kitle açıklamanın yapıldığı Madenci Anıtı'na kadar yürüdü. "301'i unutmadık, unutturmayacağız" ve "Önderlerimizin yolunda düşmana korku dosta umut olmaya geliyoruz" pankartlarının açıldığı açıklamada sık sık "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" ve "Gün gelecek devran dönecek patronlar işçiye hesap verecek" sloganları atıldı. Açıklamaya ölen madencilerin aileleri ve maden işçilerinin yanı sıra Nakliyat İş, PTT Sen temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. 

Bağımsız Maden İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu yaptığı açıklamada şöyle konuştu;

301 madencinin eşlerinden birinin sözüye başlıyoruz açıklamaya: “Patronlar daha çok zengin olsun diye öldü bizim eşlerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz.” dedi 301 eşi.

8 sene adalet bekletip 8 günlük cezalar verdiler patron Can Gürkan’a ve onların amirlerine beraat kararı çıktı. Katillerin can güvenliği yok diye mahkeme kapılarına getirmeyenler 301’in can güvenliğini düşünmediler. Kömür tozu sarılı ciğerlerimizi mahkeme kapısında bir kez daha soldurdular. Asla unutmayacağız katilleri, asla unutmayacağız ‘Adalet’ Sarayı denilen yerde madenci aileleri konuşurken gülen patron avukatlarını.

Çalışırken ölmek istemiyoruz biz, çalışma şartları kötü şekilde bankalara on yıllara varan borçlarla köleleştiriliyoruz biz. Hadi hadi çalış diyorlar. Çalıştırılıyoruz. Senin partin bu diyorlar. Oy veriyoruz. Senin sendikan bu diyorlar. O sendikaya tamah ettiriliyoruz. Seninle işimiz bitti yürü git diyorlar. Anlamını bilmediğimiz evraklara imza attırılıyoruz. Yer altında ölüyoruz fakat iki yalancı şahit tutulup yerüstünde ölmüş gibi gösteriliyoruz. Emekli oluyor, geçinemiyoruz, tekrar madenlere dönüyoruz. Döndüğümüz madenlerde meslek hastalıkları ile tam mekanizasyonun getirdiği ek hastalıklar ile iş kazaları ile cebelleşiyoruz. Çoluğumuz çocuğumuz yaşasın istiyor, topraklarımızı istila eden madenlerde gençlerimize iş dahi bulamıyoruz. Patron iflas ettim diyor, yasa onu koruyor, devlet patronu ödüllendiriyor, işçiler tazminat alacakları için avukat avukat cebelleşiyor. Avukat ben bu davayı alırım diyor, yıllar yıllar geçiyor. Patron sermayesini büyütmeye devam ediyor, devlet üç maymun rolünü çok iyi oynuyor, işçi tazminatını alamamış bir şekilde hayatına devam etmeye çalışıyor. Kaza geçiren işçi 15 yıl boyunca meclise gidiyor, bakanlıklara gidiyor, cumhurbaşkanına gidiyor, söz alıyor, söz yerine getirilmiyor. Uyar Madencilikte bunu yaşadık.

Sendikamız ve önderlerimiz Tahir Çetin ve Ali Faik İnter öncülüğünde Uyar Ailesine ait maden ocaklarında çalışmış işçilerin gasp edilmiş hakları için yürüttüğümüz mücadelede Darkale Ocağındaki haklarımızın bir kısmını söke söke kazandık. Patronların düzeni hala Uyar Madeni bünyesindeki Darkalede iş cinayetinde ölmüş, iş kazası geçirmiş, Azyak'ta çalışmış, Söke Has Şekerlerde çalışmış madencilerin haklarını gasp etmeye devam ediyor.

Kimiz biz! Kim! Soma Kömürleri Eynez Ocağında soluksuz kalan madencileriz biz.

Uyar madeninde tazminat hakları gasp edilmiş madencileriz biz. .

Meclis meclis, bakan bakan dolaşan onca yıl iş kazası hakkını arayan madencileriz biz.

Kardeşlerimizin hakkını arayan madencileriz biz.

Hem çalışan hem de emekliyiz biz.

Genç işsizleriz biz.

301’iz biz.

Bu mücadelelerin önderleri mücadeleyi aydınlatan Tahir Çetin’iz.

Ali Faik’iz biz.

Düşünmediler asla bunlar kimler diye. Bizi bir parlayıp sönen yıldız zannettiler.   Bilmiyorlardı asla, hafızamızın güçlü olduğunu. Biz madencileriz.. 5 yıl, 10 yıl, 30 yıl geçse de hatırlarız biz. Aynı azıktan yer, aynı sudan içeriz. İçtiğimiz suyun hatrına kefiliz biz. Yere vurduğumuz kazmanın ardına peşi sıra diziliriz. Yerin en altından en üstüne soluksuz kazır, yerin altını üstüne getiririz. İnanın ki gerektiğinde çıkardığımız kömürleri ateşe veririz. Bir portakalı ölüme beş kala eşit parçalara böler hep birlikte yeriz biz. Ölüme karşı birbirimize sarılarak hayata tutunuruz biz. Çalışarak yaşamak mümkün değilse, savaşarak ölmek farzdır bizim için. Yerin altını soluğumuzla ayakta tutarız biz.

Yasımızı öfkeye, öfkemizi mücadeleye çevirdik. Katil patronlara, onları kollayan adalete karşı birbirimizden başka bir yolumuz olmadığını gördük öğrendik. Ve and olsun ki tüm maden havzalarında bu mücadele kazansın diye soluksuz çalışacağız. Buradan taleplerimizi bir kez daha tüm kamuoyuna duyuruyoruz:

301 madencinin katline sebep olan patronların ve yöneticilerin hak ettikleri cezaları alması için Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı vermesini,

301 Mağdur ailelerini savundular diye bugün hapiste olan başta Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay olmak üzere tüm avukatların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz

301 madencinin ailelerinden tazminatlarını almayanların bir an önce tazminatlarını almasını,

Maden işçisinin ölüme ve ölene kadar çalışmaya mahkum edildiği emeklilik düzeni ile ilgili yasal düzenleme yapılmasını,

Madenlerde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmamasından kaynaklı olarak hala yaşanan iş cinayetlerinin, iş kazalarının, meslek hastalıklarının son bulmasını ve gerekli önlemlerin alınmasını,

Uyar Ailesi tarafından gasp edilmiş olan Darkale, Azyak, Has Şekerler ocaklarında çalışmış maden işçilerinin işçilik alacaklarının eksiksiz ödenmesini talep ediyoruz.

Meslek hastalıkları ve iş kazaları konusunda tam teşekküllü Maden Hastahanesi en acil ihtiyaçlarımızdandır.

Ve bu hakların hepsini alana kadar da mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi duyuruyoruz.

Korkma Türkiye, Madenciler Burada!


PAYLAŞ