Mahfi Eğilmez: Ekonomik kriz varsa barlar, lokantalar neden dolu?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, yazısında ekonomik krize rağmen piyasadaki canlılığın sebeplerini açıkladı.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, dün yazdığı yazıyı sosyal medya hesabından yayınladı. "Yüksek Enflasyona Karşın Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor?" başlıklı yazısında Eğilmez, insanların tasarruf etmek yerine, pahalanacağını düşündüğü malları ya da hizmetleri şimdiden satın alma yoluna gittiğini, bunun da piyasada canlılık yaratan etmenlerden biri olduğu değerlendirmesini yaptı. 

'TÜKETİCİLER İLERİDE BUGÜNKÜ FİYATTAN MALLARI BULAMAYACAĞINI DÜŞÜNEREK ŞİMDİDEN ALIYOR'

"Türkiye ekonomisinin rekor düzeyde kur artışı ve enflasyon yükselişi yaşadığı bir ortamda piyasadaki canlılık nasıl açıklanabilir?" diye soran ve bu soruya ekonomik kavramlarla cevap veren Eğilmez şunları dedi: "Kur artışı ve enflasyon yükselişi olduğunda normal koşullarda talepte düşüş olması gerekirken tam tersi oluyor, talep ve dolayısıyla harcamalar yükseliyor. Bu durum, fiyat artışının talepte düşüşe yol açacağını öne süren talep yasasıyla çelişkili gibi gözükse de aslında ortada bir çelişki yok. Çünkü kurun ve enflasyonun sürekli arttığı ortamda tüketiciler, ileride, bugünkü fiyatlarla bu malları bulamayacaklarını düşünerek, bugünden satın almaya yöneliyorlar (öne çekilmiş talep etkisi.) Böylece piyasada talep, arzı aşınca fiyatlar daha da yükseliyor, fiyatlar yükseldikçe de talep artıyor."

Faiz oranlarının enflasyon oranlarının altında olmasının insanları tasarruftan uzaklaştırdığını ifade eden Eğilmez bunu şöyle açıkladı: "İnsanları tasarruf yerine harcamaya yönlendiren bir başka itici güç faiz oranlarının enflasyon oranının altında olması.  TÜİK’in açıkladığı TÜFE verisine göre yıllık enflasyon yüzde 70 dolayında görünüyor (ENAGrup’un açıkladığı enflasyon oranı yüzde 120 dolayında.) Buna karşılık bankaların mevduat sahibine önerdiği faiz yüzde 20’nin altında. Kur korumalı mevduat faizini hesaba katsak bile enflasyon oranına ulaşmak mümkün olmuyor. Bu durumda insanlar, tasarruf yapıp sürekli eriyen satın alma gücü yerine, harcamalarını artırmaya ileride daha da pahalanacağını düşündükleri malları satın almaya yöneliyorlar. Mallara yönelik talep arttıkça malın fiyatı da artıyor ve birbirini besleyen bir döngü içine giriliyor (negatif faiz nedeniyle paradan kaçış.)"

'VARLIKLARIN DEĞERİ YÜKSELİNCE ZENGİNLEŞME HİSSİ OLUŞUYOR'

Kur artışı ve enflasyon yükselişi nedeniyle insanların ellerindeki varlıkların değerinin yükseldiğini bunun da insanların zenginleşmiş hissi verdiğini anlattı. İnsanların gelirlerinin harcama artışına yetmediği durumlarda da borçlanma yoluna gittiklerini ve imkanları üzerinde yaşamaya yöneldiklerini söyledi. (servet etkisi.)

Gayrimenkul artışı ve kayıt dışı harcamanın ekonomik etkilerini de ele alan Eğilmez yazısında şunları dile getirdi: "Vatandaşlık verilmesi uygulamasıyla birlikte Türkiye’de gayrimenkul alan yabancıların sayısında artış oldu. 2021 yılında yabancılara satılan konutlardan yaklaşık 5,6 milyar dolar tutarında doğrudan yabancı sermaye girişi gerçekleşti. Bu şekilde ortaya çıkan ek talep piyasanın canlı kalmasına katkı sağlıyor (ek talep etkisi.)

Ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kalemine baktığımızda 2021 yılında 9 milyar dolara yakın, 2022 yılının ilk üç ayında da 5 milyar dolara yakın nereden geldiği bilinmediği için bu başlık altında sınıflandırılan girişler olduğunu görüyoruz. Demek ki Türkiye’ye kayıt dışı kalmış ciddi bir döviz girişi söz konusu. Piyasalarda karşılaştığımız canlılıkta bu kayıt dışı paraların harcanmasının da katkısı olduğu kuşkusuz (kayıt dışı harcama etkisi.)"

'KÖTÜ GELİRLİLER DİĞER KESİME BAKARAK ORTADA KRİZ OLMADIĞINI SÖYLÜYOR'

Ekonomideki durumun bazı kesimler için neden kriz olarak değerlendirilmediği sorusuna da Eğilmez şunu yanıtı verdi: "Ulusal paranın hem iç hem de dış değerinde ortaya çıkan büyük kayıplar başlı başına kriz sayılır. Buna karşılık yukarıda değindiğimiz çeşitli etkiler altında piyasada ortaya çıkan talep ve harcama canlılığı, kurdaki yükselişe ve büyük ölçüde onun yarattığı enflasyon artışına karşılık ekonominin canlı kalmasına ve nüfusun gelir açısından iyi durumdaki kesiminin bu durumu kriz olarak görmemesine yol açıyor. İşin ilginci nüfusun gelir açısından kötü durumdaki kesiminde bulunan insanların bir bölümü, kendi durumlarına bakmak yerine iyi durumdaki kesimin yaşamına bakarak ortada bir kriz olmadığı kanısına varıyor (optik kırılma etkisi.)" 


PAYLAŞ