Yugoslavya'nın son teknik direktörü; futbolun bilge ve romantik adamı

Kolaj: Independent Türkçe

Tito'nun hayali olan gerçek Yugoslavya'nın, kendi takımı olduğunu söylüyordu.

Hatta ona göre bu takım, Yugoslavya'dan bile daha iyiydi.

Pek de haksız sayılmazdı.

Hatta İspanya'yı 2-1 yendikleri maçta ilk 11'de, beş Boşnak, iki Sırp, bir Hırvat, bir Karadağ, bir Sloven ve bir Makedon oyuncu vardı.

Dragan Stojkovic, Dejan Savicevic, Robert Prosinecki, Darko Pancev ve Safet Susic gibi dönemin yetenekli oyuncuları ile çeyrek finale kadar gelmişti Yugoslavya.

Ama son dünya kupasını oynayan Yugoslavya, 1990 Dünya Kupası'nda çeyrek finalde Maradonalı Arjantin'e, uzatmalar sonunda penaltılarla elenmişti.

Arjantin'i eleseydik neler olabileceğini hayal bile edemiyorum. Hatta dünya kupasını kazansak, belki de Yugoslavya iç savaşı olmayacaktı

Futbolun son romantiklerinden Ivica Osim, böyle söylemişti.

Mayıs ayı başında da hayatını kaybeden Ivica Osim, Yugoslavya'nın son teknik direktörüydü.

Ivica Osim, 1941 yılında Saraybosna'da doğdu. Grbavica'da büyüdü ve demiryolu işçilerinin kurduğu Zeljeznicar'da futbola başladı.

1959-1960 sezonunda A takıma çıkan Osim, 11 yılda 250 maç oynadı ve 75 gol kaydetti.

Sarı saçları, uzun boyu ve kolay adam geçme özellikleri ile dikkat çekici bir oyuncuydu ve 1967'de Yugoslavya'nın en iyi oyuncusu seçildi.

O zamanlar 28 yaşından önce, Yugoslavya dışında top oynamak yasaktı.1968 yılında 28 yaşına geldiğinde, ülkesinden ayrılarak yurtdışında futbol oynamaya başladı ve futbolculuk kariyerini, Fransa'da tamamladı.

1978 yılında futbolculuk kariyerine veda ettikten sonra, Zeljeznicar'da teknik direktörlüğe başladı.

1978'den 1986'ya kadar, Zeljeznicar'ın başında kaldı hatta UEFA Kupası'nda, yarı final oynadı.

Sonrasında, Yugoslav milli takımı, Partizan, Panathinaikos, Sturm Graz, JEF United ve Japonya milli takımının teknik direktörlüğünü yaptı.

Onun için futbolsuz geçen her gün kayıptı

1990 Dünya Kupası'nda 10 kişi kalan takımı, son dünya şampiyonuna elenmişti ama takımını çok zor şartlarda yönetmişti.

Dağılacak olan Yugoslavya'da, çok fazla sorun vardı ve takımı da bundan payını alıyordu. Hatta bazı oyuncuları, tehdit bile ediliyordu.

Dünya Kupası sonrasında Yugoslavya'yı, 1992 Avrupa Şampiyonası'na götürdü Ivica Osim.

Fakat "Ülkem bombalanırken bu göreve devam edemem'' diyerek, istifa etti.

Yunanistan, Avusturya ve Japonya'da teknik direktörlük yapan Boşnak teknik adam, gittiği her ülkede karizmatik duruşu ve futbola bakış açısı ile hep saygı kazandı.

Avusturya'da Strum Graz'a ilk şampiyonluğunu kazandıran Osim, takımı iki defa Şampiyonlar Ligi'ne götürdü.

Ivica Osim'in futbola yaklaşımı, oldukça romantikti.

Mesela Japon futbolu için doğaçlama ve risk yok diye tanımlama yapmıştı. Ve bunlar olmadan futbol, var olamazdı. Osim'e göre, gelenek satın alınamazdı.

Ivica Osim, Yugoslavya futbol ekolünün son temsilcilerinden biriydi.

Futbolsuz geçen her gün, kayıp bir gündür diyen Osim, futbolun ticarileşmesinden oldukça şikayetçiydi.

Futbol tutkusu için Real Madrid'in teklifini reddetti

Ivica Osim için başarı, kupa sayısı ile ifade edilmiyordu. Aynı zamanda katı bir teknik adam olan Osim, futbola da bir o kadar özgürlük veriyordu. Hücum futboluna ve güzel oyuna inanıyordu.

Futbola felsefi yaklaşımı ve oyunu olan tutkusu, onu farklı kılıyordu.

Strum Graz'dayken, Real Madrid'in teklifini reddetmişti ki futbolun ticarileşmesi ile oyundan uzaklaşmak istemiyordu. Çünkü önceliği, şampiyonluk ya da para değildi.

Yüzyılın en değerli futbol adamlarından biriydi Ivica Osim. Hatta Santos'un 1969 yılında Saraybosna'yı ziyaret ettiğinde, sakat olan Osim'in oynamayacağını öğrenen Pele'nin de oynamak istemediği de söylenir.

Japonya'da görev yaparken oldukça popülerdi İvica Osim. Japonlar, huysuz Boşnak futbol adamını, çok seviyorlardı. Hatta Japonya'da çıkardığı kitap, 400 bin sattı.

Futbolun bilge adamı Ivica Osim, futbolun son romantiklerinden biriydi.

Strum Graz'da beraber çalıştığı kulüp başkanı, Osim için sevincini göstermezdi şeklinde konuşmuştu.

Fakat Ivica Osim, "Yugoslavya iç savaşında gülümsememi kaybetmiştim" diye söylemişti yıllar sonra.

Ve sadece elinde, futbol sevgisi kalmıştı.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir veTükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR