Her geçen gün yayılan maymun çiçeğine dair bilinmesi gerekenler

Maymun çiçeği virüsünün 14 ülkede 100'den fazla kişide tespit edilmesinin ardından yeni bir salgın riskine dair endişeler de arttı.

Uzmanlar halkı paniğe karşı uyarırken hastalığa dair bilinçlendirmeye de çalışıyor.

Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles'taki Fielding Halk Sağlığı Okulu'ndan epidemiyoloji profesörü Anne Rimoin, "Maymun çiçeği genellikle küresel bir salgına neden olmaz" diye konuştu:

Maymun çiçeği ve diğer benzer bulaşıcı hastalıklar konusunda uzmanlaşan Rimoin, bu tür bir salgının "nadir ve olağandışı bir olay" olduğunu da sözlerine ekledi.

Ancak şu anki küçük çaplı salgının bu tür nadir bir olaya dönüşüp dönüşmeyeceği bilinmiyor.

HANGİ ÜLKELERDE GÖRÜLDÜ, TÜRKİYE'DE VAR MI?

Virüs şimdiye dek ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Portekiz, İspanya, İtalya, İsveç, Belçika, Fransa, Avustralya, Almanya, İsrail, İsviçre ve Hollanda'da görüldü. Toplamda 100'den fazla vakanın tedavi altına alındığı bildirildi.

Dün sosyal medya kullanıcıları arasında virüsün Türkiye'de de görüldüğüne dair bazı iddialar yayıldı. Ancak Sağlık Bakanlığı Türkiye'de en azından şimdilik maymun çiçeği virüsünün görülmediğini ifade etti.

MAYMUN ÇİÇEĞİNİN KÖKENİ

Maymun çiçeği de tıpkı Kovid-19 gibi zoonotik bir hastalık. Yani ilk olarak hayvanlardan insanlara bulaştı.

Maymun çiçeği, "Orthopoxvirus" adı verilen virüs cinsi içinde yer alıyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne (CDC) göre çiçek hastalığına neden olan virüsle ve sığır çiçeği virüsüyle de yakından ilişkili. Zira bunlarla aynı çatı altında toplanıyor.

Maymun çiçeği ilk olarak 1958'de Afrika'daki maymun kolonilerinde tespit edildi. Bu nedenle maymun çiçeği diye adlandırıldı. Daha sonra 1970'te şimdiki Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde bir insanda görüldü. Sonraki yıllarda Orta ve Batı Afrika'daki bölgelerde insanlar arasında maymun çiçeği salgınları ortaya çıktı.

Virüsün ilk olarak hangi hayvandan insana atladığı bilinmiyor. Ancak uzmanlar, hastalığın insanlara kemirgenlerden veya primatlardan geçtiğini düşünüyor.

NASIL BİR HASTALIK VE ÖLÜM RİSKİ VAR MI?

Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre hastalığın belirtileri genellikle iki ila dört haftalık bir süre boyunca devam ediyor ve sonrasında kendiliğinden geçiyor. Ancak ciddi vakalar da meydana gelebiliyor.

DSÖ, bugüne dek hastalığa yakalananların yaklaşık yüzde 3 ila yüzde 6'sının hayatını kaybettiğini kaydetti.

Koronavirüsün aksine küçük çocuklar arasında maymun çiçeğinden ölüm riski daha yüksek.

Ancak Nature News'ün aktardığına göre, şu anki maymun çiçeği vakaları, ağırlıklı olarak Batı Afrika'da yayılan ve daha az ölümcül olan bir varyantla ilişkili. Bu varyanttaki ölüm oranı yaklaşık yüzde 1.

BELİRTİLERİ NELER?

Birçok virüs gibi, maymun çiçeği de ateş, titreme, yorgunluk, kas ağrıları ve baş ağrısıyla kendini gösteriyor. Ancak CDC'ye göre lenf düğümlerinde şişkinliğe de neden olabiliyor.

Ateşin ortaya çıkmasından bir ila üç gün sonra yüzde başlayan ve vücuda yayılan kızarıklıklar ve döküntüler gelişebiliyor. İlk olarak açık kahverengi lekeler ortaya çıkıyor. Ardından, kabarık şişlikler göze çarpıyor. Bundan sonra döküntüler, irin dolu sivilcelere benzeyen veziküllere ve püstüllere dönüşüyor.

Sonunda da bunlar kabuk tutuyor ve düşüyor.

İNSANDAN İNSANA NASIL BULAŞIYOR, KORONAVİRÜS KADAR BULAŞICI MI?

Virüs süreklilik arz eden yakın temas yoluyla insanlar arasında yayılabiliyor.

DSÖ'ye göre bahsi geçen yakın temas; cilt lezyonlarına, vücut sıvılarına temas etme, solunum damlacıklarını soluma veya çarşaf gibi kişisel eşyaları ortak kullanma yoluyla gerçekleşebilir.

Maymun çiçeği, Kovid-19'a neden olan SARS-CoV-2 virüsüne kıyasla çok daha az bulaşıcı. Yani maymun çiçeğine yakalanmak, Kovid'e yakalanmaktan daha zor.

Ancak bilim insanları şu anda bu yeni maymun çiçeği vakalarından alınan örneklerin genetiğini inceliyor. Bu incelemenin amacı, virüsün bulaşmayı artırabilecek herhangi bir mutasyona sahip olup olmadığını anlamak.

Şu anki vakalara neden olan virüsün bulaşıcılık seviyesi bu incelemelerin ardından netleşecek.

AŞISI VEYA İLACI VAR MI?

Çiçek ve maymun çiçeği aynı aileden geldiği için çiçek aşısı olmuş kişilerin maymun çiçeğine karşı koruma altında olduğu düşünülüyor.

Ancak çiçek aşısı 1980'de yeryüzünden silindiği için bu tarihten sonra doğan kişilere genellikle çiçek aşısı uygulanmadı.

Bu nedenle uzmanlara göre 40 ila 50 yaşından küçük kişiler, maymun çiçeği hastalığına karşı daha savunmasız olabilir.

Maymun çiçeğine karşı test edilmiş ve onaylanmış özel bir tedavi de yok. Ancak doktorlar maymun çiçeği enfeksiyonunu tedavi etmek için antiviral ilaçlar ve vaccinia immün globulin (çiçek hastalığı aşısıyla aşılanmış kişilerin kanından alınan antikorlar) de dahil olmak üzere bir dizi seçeneğe başvurabilir.

Uzmanlara göre giderek artan salgın hastalıklar büyük resmi gözler önüne seriyor.

Zoonotik hastalıkların en büyük nedeni insanların hayvanların yaşam alanlarını yerleşime açması ve hayvanların sağlıksız koşullarda alınıp satılması ve tüketilmesi.

Salgınların dikkat çektiği bir diğer önemli konu da küresel halk sağlığına yatırım yapılması ihtiyacı.

Kolorado Üniversitesi'nden Dr. Daniel Pastula, "Bu, halk sağlığı çalışmalarına duyulan ihtiyacı gösteriyor" ifadelerini kullandı:

Kovid'de de gördüğümüz gibi, sağlam bir halk sağlığı sistemine sahip olmak ve halk sağlığı sistemini desteklemek çok önemli.

"Bence bu salgın, birçok potansiyel zoonotik tehdidin olduğunu gösteriyor" diyen Pastula, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aynı zamanda hem yabani hem de evcil hayvanlarla etkileşim kurarken dikkatli olmamız gerektiği anlamına geliyor.”

Independent Türkçe, Livescience, CNET, Futurism, Reuters, BBC, Nature

Derleyen: Çağla Üren


PAYLAŞ