Çerkesler Yenikapı'dan dünyaya seslendi

Yenikapı'daki mitingde Türkiye ve dünya kamuoyuna "Soykırımı tanıyın" çağrısı yapılırken siyasi partilerin etkinliğe ilgisi dikkat çekti.

Independent Türkçe'den Atakan Sönmez'in haberine göre, Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED), Çerkes Sürgünü'nün 158. yılı dolayısıyla İstanbul Yenikapı Miting Alanı'nda anma etkinliği düzenledi.

Türkiye'deki Çerkes diasporasının en büyük çatı kuruluşu olan ve 56 derneği bünyesinde bulunduran Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED), her yıl Çerkesler için 'hafıza mekanı' niteliğinde olan farklı alanlarda 21 Mayıs 1864 sürgünün anmak için düzenlediği etkinliği bu yıl ilk kez meydanlara taşıdı.

İstanbul'un en büyük etkinlik alanı olan İstanbul Yenikapı miting alanını seçen KAFFED'in bu kararı, aslında hem konfederasyonun hem de Türkiye'deki Çerkes diasporasının son yıllarda yaptığı bir tartışmanın sonucunda olgunlaşan bir karardı.

Türkiye'deki Çerkes diasporası, "devletin sadık vatandaşları" algısı nedeniyle yıllarca dernekler üzerinden bir örgütlenmeleri olsa da devletten demokratik taleplerde bulunma konusunda çok öne çıkmıyordu.

Ancak bu durum, geçtiğimiz yıllarda atılan Çözüm Süreci adımı sürecinde TRT'nin Kürtçe yayın yapan bir kanal açmasına rağmen, Çerkeslerin yıllardır "TRT Çerkes açılsın" taleplerinin dikkate alınmaması, "sadık vatandaşların" da demokratik taleplerde bulunması gerektiği yönünde bir tartışma başlattı. Çerkes diasporasının Türkiye'nin demokratikleşme mücadelesinde daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiği yönünde başlayan tartışmalar ve bunun yarattığı dip dalgası, geçtiğimiz yıl yapılan KAFFED Genel Kurulu'nda "Değişim Hareketi" adı altında seçime giren grubun yönetimi devralması ile sonuçlandı.

O tarihten itibaren KAFFED'in Türkiye gündemindeki sorunlara dair daha açık ve yüksek perdeden açıklamalar yapmaya başlaması gözden kaçmadı.

Tam da bu noktada, yıllardır 21 Mayıs'ın bir yas günü olarak anılmasının yerini "yüzleşme" talep eden ve bu talebin hem Rusya Federasyonuna hem de Türkiye kamuoyuna karşı dile getirilen bir mitinge evrilmesi tesadüf değildi.

Miting öncesinde Independnet Türkçe'ye konuşan KAFFED Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer'in, "Biz artık sadece geçişimizi yad etmek ve kaybettiklerimizi anmak için değil, taleplerimizi dile getirmek için de meydanlarda toplanacağız ve sesimizi daha gür çıkaracağız" şeklindeki sözleri de bu değişimi açıkça gösteriyordu.

Yenikapı miting alanı çevresinde polisin aldığı geniş güvenlik önlemi ve arama noktalarında yapılan kontrollerin ardından alana alınan katılımcıların büyük çoğunluğunu İstanbul'da yaşayan Çerkesler oluştururken, Ankara, İzmir, Kayseri, Bursa gibi pek çok ilden otobüslerle mitinge gelenlerin sayısı da az değildi.

Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı mitingde taşınan pankart ve dövizlerde "İntikam değil adalet istiyoruz" ve "Soykırım aklanamaz" mesajları öne çıktı.

Sürgünde hayatını kaybedenler, alanda kurulan sahnenin önünde yere konulan sembol mezar taşları ile anıldı.

Miting alanında Türk bayrağının yanı sıra Kuzey Kafkasya'daki Cumhuriyet ve özerk cumhuriyetlerin bayrakları da yer aldı.

21 Mayıs için günler öncesinde miting kararını açıklayan KAFFED, bir yandan pek çok siyasi partinin bile cesaret edemeyeceği böyle geniş bir meydanda ilk kez böyle bir etkinlik yapacak olmanın riskini alırken, Cumhuriyet Halk Partisi'nin de aynı tarihte Bursa'da yapılacak olan "Milletin Sesi" mitingini Yargıtay'ın Canan Kaftancıoğlu kararı üzerine İstanbul Maltepe'ye taşımış olması, mitinge katılım konusunda tereddütlere neden olmuştu.

Ancak buna rağmen siyasilerin mitinge ilgisi oldukça yoğundu. Maltepe mitingi öncesinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, İBB CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı ve parti yöneticilerinin de aralarında olduğu kalabalık bir CHP heyeti Yenikapı'daki mitinge katıldı ve daha sonra Meltepe'ye geçti.

Mitinge ayrıca AK Parti Milletvekili Hülya Atçı Nergis, İyi Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Barbaros Binicioğlu, Türkiye İşçi Partisi MYK Üyesi Doğan Ergün,  HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encü, Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, DSP İstanbul İl Başkanı Çiğdem Mercan, ÇDP Genel Başkanı Faruk Arslandok  gibi pek çok siyasetçi katıldı.

Siyasi partilerin ilgi gösterdiği mitinge Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde katılım gösteren Gelecek Partisi'nin ayrıca Kurucular Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Danışmanı Abdullah Teber, İstanbul İl Başkanı İsa Mesih Şahin ve il yöneticileri ile mitinge en geniş katılım gösteren siyasi parti oldu.

Mitingin açılış konuşmasını yapan  Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Genel Başkanı Ümit Dinçer, 158 yıl evvel biten ve 101 yıl süren bir savaşı, bir büyük dehşeti, kıyımı ve sonrasını konuşacaklarını belirterek, "Bugün 158 yıl evvel Adigeleri, Abazaları, Çeçenleri ve Osetleri ana vatanlarından süpüren Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nü konuşacağız. Bugün burada oluşumuzun sebebine Çerkesler ana dillerinde 'İstanbulako' derler. Anlamı; İstanbul yolu, İstanbul yolculuğu demektir. Ne kadar da nahif bir adlandırma değil mi? Oysa bu nahif isimlendirme, büyük bir trajediyi, korkunç bir soykırımı ve sürgünü ifade eder esasında" diye konuştu.

Çerkeslerin büyük bir kısmının 1864'te çok kısa bir süre içerisinde ana yurdundan korkunç koşullarda sürgün edildiğini aktaran Dinçer, şu mesajları verdi:

Bizim yaşadığımız soykırımdır. Birleşmiş Milletler'in 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ne göre bir eylemin soykırım olarak nitelendirilebilmesi için belirli bir insan topluluğunun, milliyeti, ırkı, etnik kökeni veya dini dolayısıyla tümünün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetinin bulunması gerekir. 1951'den beri yürürlükte olan ve ülkemizin de taraf olduğu sözleşmeye göre; topluluk üyelerini öldürmek, topluluk üyelerine ciddi fiziki veya zihinsel zarar vermek, topluluk üyelerini bilerek tamamen ya da kısmen fiziksel yok oluşa götürecek yaşam şartlarına tabi tutmak, topluluktaki yeni doğumları kasıtlı olarak engellemek, topluluğun çocuklarını zorla başka bir gruba transfer etmek, bu saydığımız eylemlerin tamamı Kafkas-Rus savaşları esnasında, sonrasında Çerkes halkına uygulanmıştır

Konuşmasında başta Rusya Federasyonuna seslenerek, "Soykırım ve sürgünün faili olan Rus Çarlığı'nın devamı olarak bu büyük acıyı tanıyınız, tarihinizle yüzleşiniz ve gereğini yapınız. Bu, gerek Rus halkı gerekse Çerkes halkının geleceğine kesinlikle olumlu yansımalarda bulunacaktır. Çerkes diasporası ile cumhuriyetlerimizin güçlü ilişkileri Türk halkı, Rus halkı ve Çerkes halkının da yararınadır" diyen Dinçer, ardından tüm dünyaya da seslenerek,  " Bir soykırımın bakiyesi olan bizler istiyoruz ki; Çerkes Soykırım ve Sürgünü tanınmalıdır" dedi.

Konuşmaların tamamlanmasının ardından Çerkes sanatçılar Doğan Özden (Kuşha Doğan), Hava Karadaş ve Rahşan Erdoğan'ın sahnede seslendirdikleri ağıtlar katılımcılara duygusal anlar yaşattı.

Özellikle sürgünü anlatan (İstanbulako) ağıtının seslendirildiği sırada sürgün ve soykırımın matemi Yenikapı meydanını bir sis gibi örttü.

Öte yandan Suriye iç savaşı sırasında ailesi ile birlikte Türkiye'ye sığınan ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilen piyanist Tambi Asaad Cimuk da bir piyano dinletisi sundu.

Anma etkinliği, KAFFED Başkanı Ümit Dinçer'in anadilinde yaptığı veda konuşması ve 1864 sürgününde hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşu ile sona erdi.

KAFFED Başkanı Ümit Dinçer, Başkan Yardımcısı Yasemin Oral, Sanatçı Doğan Özden, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu ve Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, miting hakkında Independent Türkçe'ye değerlendirmelerde bulundular.

Çerkeslerin soykırım ve sürgün tarihinde İstanbul'un özel bir yeri olduğunu belirten KAFFED Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer,  Yenikapı'nın Çerkeslerin hafıza mekanları arasında yer almamasına miting için yer tercihinin neden bu yönde kullanıldığına dair şunları dile getirdi:

Bizim soykırım ve sürgünümüzün tarihimizdeki adı İstanbulako. Yani İstanbul yolu, İstanbul sürgünü demek.  101 yıllık savaşın ardından yaklaşık 1,5 milyonluk nüfus o zamanın payitahtı İstanbul başta olmak üzere bütün İstanbul kentlerine sürgüne gönderildiler. Karadeniz'in güney limanlarından tamamı, Trabzon'dan Köstence'ye kadar bütün limanlara sürüldüler. Ama ağırlık merkezi her zaman İstanbul oldu. Dolayısıyla biz, yıllardır bir yas havasında geçirdiğimiz 21 Mayıs'ı bu sene sadece bir matem olarak değil, aynı zamanda Çerkeslerin taleplerini dillendirdikleri, bunları bütün dünyaya haykırdıkları, bu işin müsebbibine ve muhatabına dönüp, ‘Çerkes Soykırım ve Sürgününü tanıyın' diyebilmek için bu şehri ve bu meydanı tercih ettik

"Bizim meselemiz buradan vicdan sahibi bütün dünyaya, dünya devletlerine seslenmek" diyen Dinçer, "158 yıl önce başımıza gelen hadise 1951 yılından beri yürürlükte olan "Soykırım Suçlarının Cezalandırılması"na dair Birleşmiş Milletler sözleşmesinin tamamını karşılayan bir hadisedir. Biz artık sadece geçişimizi yad etmek ve kaybettiklerimizi anmak için değil, taleplerimizi dile getirmek için de meydanlarda toplanacağız ve sesimizi daha gür çıkaracağız" diye konuştu.

"Dünyadan ve özel olarak muhatabı olan Rusya Federasyonu'ndan en önemli beklentimiz, soykırımı ve sürgünü tanıyarak Çerkeslerden bu noktada özür dilemesidir" diyen KAFFED Başkanı Dinçer, "Daha sonra Çerkeslerin sürgünde yaşayan bir halk olarak anavatanlarına koşulsuz olarak geri dönüşlerinin önünün açılması ve buna yönelik olarak bir takım düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Gerek Rusya Federasyonundaki federe cumhuriyetlerimizde, gerekse dünyada Çerkesler dillerini ve kendilerine ait özgün kültürlerini her geçen gün kaybediyorlar. Bunun kaybedilmemesi için atılması gereken adımların atılmasını bekliyoruz" dedi.

Türkiye kamuoyundan da bu konuda destek beklediklerini ifade eden Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü:

" Çerkesler dünyada en fazla Türkiye'de yaşıyorlar ve bu ülkenin vatandaşları. Çerkesler sizin iş arkadaşınız, doktorunuz, kapı komşunuz, öğretmeniniz, öğrenciniz… Çerkesler aslında her yerde sisin en yakınınızda olan insanlar. Bunların başına gelen bu büyük felaketi insani ve vicdani duygularla değerlendirerek onlara destek olmalı. Öte taraftan dünyada en fazla Çerkes nüfusa sahip Türkiye Cumhuriyeti Devletinin de, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün tanınması noktasında kolaylaştırıcı olmasını istiyoruz"

Türkiye'deki Çerkes müziğinin en önemli isimlerinden olan ve pek çok otantik eserin derlemesini ve yanı sıra kendi besteleri ile de Çerkesler arasında en çok dinlenen sanatçılar başında yer alan (Kuşha) Doğan Özden, Çerkeslerin 101 yıl Rus Çarlığı ile savaştığını ve 101 yılın sonunda büyük bir kısmının katledildiğini, kalanların büyük bir kısmının da vatanlarından sürüldüğünü söyledi.

Savaş bittiği zaman Kafkasya'nın nüfusunun yüzde 90'ını kaybettiğini belirten Özden, "Buna tam anlamıyla savaş demek de doğru değil. Çünkü savaş, savaşçılar arasında, cephede olur. Bu 101 yılın belki 60-70 yılı  savaştı ama son 30 yıl bu tam anlamıyla bir katliam, bir kıyımdı. Çoluk çocuk yaşlı demeden bütün köylerimizi darmadağın ettiler ve direnenlerin tamamını yok ettiler. Kalanları da Osmanlı topraklarına sürdüler" diye konuştu.

21 Mayıs'ı ve yaşanan acıları unutmayacaklarını ve çocuklarına da bu acı günü öğrettiklerini söyleyen Doğan Özden,  " İntikam peşinde değiliz adalet peşindeyiz" dedi.

Türkiye'de Çerkes dili ve kültürünün yaşatılması konusunda büyük sıkıntılar olduğunu ifade eden Özden, "Bizim bir sözümüz var; ‘Atalarımız Osmanlı topraklarında geldiğinde Türkçe bilmiyorlardı ama bugün çocuklarımız Çerkesçe bilmiyorlar. Bu konuda bizim sayısal olarak dilimizi korumaya gücümüz yetmiyor. Bu konuda devletin çok ciddi şekilde bize pozitif ayrımcılık uygulaması gerekir. Biz yok olmak, kaybolmak istemiyoruz" dedi.

Sürgünün üzerinden bir buçuk asırdan fazla bir zaman geçtiğini ve bu kadar zamanın ardından böyle bir miting yapabilmenin, böyle bir topluluğun bu bilinçle bir araya getirilebilmesinin hiç kolay bir iş olmadığını söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, "Kimliğini, kişiliğini kaybetmemiş. Ki bu bir buçuk asır binlerce yıla bedel. Teknolojini, kurumların, kimliklerin çok hızlı değiştiği bir dönem yaşadık. Buna rağmen bu kimlik ve bu kültür ayaktaysa bu çok güzel bir olay. Bunu yaşatanlara o nedenle şükran borçluyuz" dedi.

Kuşoğlu, Çerkeslerin dillerini ve kültürlerini yaşatabilmeleri için talepleri hakkındaki çağrı hakkında ise şöyle konuştu:

Biz kesinlikle CHP olarak Türkiye'deki farklı kültürlerin, kimliklerin hep beraber bir arada yaşayabilmesini savunuyoruz. Ama Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle bir sıkıntı da var. Yaşanan savaşlar,  olaylar ve bir imparatorluğun kaybedilmesinden kalan travmalar da var. Bu nedenle bu konularda bir hassasiyet var. Hepimizin bu konuya hassasiyet göstermesi gerekiyor. Zaman zaman bu konuyu önemsemeyenler olabilir. Ama biz CHP olarak kimliklerin ve kültürün yaşatılmasına tavizsiz olarak bakıyoruz. Bu konuda tüm toplumların da yanındayız

KAFFED Başkan Yardımcısı Yasemin Oral, Çerkes Soykırımı ve Sürgününün 158'inci yılında ilk defa Yenikapı'da Çerkeslerin ve Çerkes dostlarının bir araya gelerek bir anma programı gerçekleştirdiklerini belirterek, böyle bir miting için şimdiye kadar beklenmiş olmasının nedenini şu şekilde açıkladı:

Soykırım, sürgün ve devamında toplumların yaşadıkları, ülkelerin politik koşulları, bu travmanın üstesinden gelmek ve kendi kimlik, hak arayışlarını yeniden inşa etmek bir süreç. Artık dördüncü, beşinci kuşağa geldiğimizde artık bunu daha yüksek bir sesle hem Türkiye kamuoyuna, hem dünya kamuoyuna insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olarak anlatmak ve bu noktada başta Rusya Federasyonu olmak üzere soykırım ve sürgüne uğramış tüm halklar gibi biz de taleplerimizi yüksek sesle ifade etmek için burada toplandık

Çerkeslerin en öncelikli taleplerinin yaşanan soykırımın tanınması olduğunu ifade eden Oral, çağrılarının öncelikli olarak Rusya Federasyonuna olduğunu belirterek, "Soykırım resmi olarak tanınmadığı sürece, koşulsuz şartsız vatandaşlık hakkı, dönüş hakkı, hatta mülkiyet ve tazminat hakkı gibi diğer hakların konuşulması söz konusu dahi olamıyor" dedi.

Türkiye'den de Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığını tanımasını talep ettiklerini belirten Yasemin Oral, Türkiye'nin demokratikleşmesi olduğunu söyledi. Bunun bütün kimlik grupları için önemli olduğunu vurgulayan KAFFED Genel Başkan Yardımcısı, "UNECSO verilerine göre Kuzey Kafkasya dillerinin tamamı ciddi tehlike altında. Evet AB uyum süreci ile birlikte atılan bir takım adımlar var. Bunlar elbette önemli  adımlar ancak anadilimizin korunması için bunlar yeterli değil" dedi.

Çerkeslerin ve tüm halkların kimlik ve kültürel haklarını gerçekleştirebilecekleri, anadillerini koruyabilecekleri demokratik koşulların yaratılması gerektiğini belirten Oral, "Bu Türkiye Cumhuriyeti için de, Rusya Federasyonu için de böyle" şeklinde konuştu.

Siyasi partilerin, çeşitli sivil toplum örgütlerinin ve basının mitinge ilgisinin yüksek olduğunu ve bundan da memnun olduklarını dile getiren Yasemin Oral, Türkiye'nin pek çok ilinde yer alan derneklerin mitinge katılımının da umut verici olduğunu söyleyerek, "Bu sesin her geçen yıl büyüyerek çoğalacağına inanıyoruz. Hepimizin temel derdi ortak: İnsan hakları" dedi.

158 yıl önce Kafkas halkları büyük biz zulme uğradıklarını ve Çarlık Rusyasının Kafkaslar üzerinden bir operasyon yaptığını dile getiren Gelecek Partisi Genel başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, "Önce savaş sonra sürgün politikası uyguladılar. Gemilere binebilenler bindi. Anadolu'ya ulaşabilenler ulaştı. Türkler Anadolu'nun kuzey tarafına ‘kara' batı tarafına ‘Ak' derler. Hakikaten karaydı o gün" dedi.

Osmanlı'nın Kafkas halklarına kucak açtığını ve Çerkeslerin Balkanlar, Ortadoğu ve Anadolu olmak üzere Osmanlı'nın o günkü topraklarına yerleştirildiklerini belirten Özdağ, kendi annesinin de Çerkes olduğunu ve dedesinin babasının da sürgünler Anadolu'ya gelenlerden olduğunu söyledi.

"Buradan ben bütün Çerkeslere sesleniyorum. Bir yandan Kafkasya'yı unutmayın. Anadolu'da yaşayan Çerkesler oralarla bağlarını koparmamalı. Türkiye'yi yönetenler de Çerkeslerin kültürlerini yaşatmaları konusunda her türlü kolaylığı sağlamak mecburiyetindedir. İnsanlar kültürlerini yaşatabildikleri sürece kıymetli olurlar. Her millet gibi Çerkeslerin de kültürleri var. Bunları Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin yaşatmaları gerekiyor. Bir yandan Çar rejiminin yaptığı sürgünü ve o trajediyi unutturmamak, bunun hikayelerini, destanlarını, romanlarını yazmak, bunun filmlerini çekmek gerekiyor. Bütün dünyada lobiler oluşturmaları gerekiyor" dedi.

Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin kendilerine ait bütün dilleri ve lehçeleri yaşatmaları gerektiğini söyleyen Selçuk Özdağ, "Hükümet geçen dönemde bazı devrimler yaptı. Kurmanci,  Zazaca, Lazca ve Çerkesçe seçmeli dersler haline getirildi. Çerkesler de çocuklarının Çerkesçe konuşması konusunda gayret göstermeli. Çünkü kültür anca dille taşınır" diye konuştu.

Çerkeslerin Türkiye'de çok sayıda dernek ve birden fazla federasyona sahip olduğunu belirten Özdağ, anadili ve kültürü yaşatma konusunda birlik içinde iktidar ve muhalefet partileri ile öte yandan sivil toplum, akademi ve medya ile birlikte hareket etmeleri gerektiğini ifade ederek, "Çerkesler güçlü olsun. Anadolu toprakları onların da vatanı. Kafkasya da bizim toprağımız" dedi.

 


PAYLAŞ