Beyoğlu Belediyesi, Fransa'ya ait 156 yıllık yetimhane binasına el koydu

Dolmabahçe'den Grand Pera'ya, Huber Köşkü'nden Markiz'e kadar pek çok yapının kartonpiyerini yapan Garabet Cezayirliyan'dan sonra devralmıştı bu değerli mesleği Cinbiz ailesi. Bugün ise 56 yıldır Fransa'ya kirasını ödedikleri tarihi binadan çıkarılıyorlar.

Independent Türkçe'den Gökçen Tuncer'in haberi söyle;

Parseh Cezayirli, bir çimento ve kartonpiyer ustasıydı. 

"Büyük Artistik Atölyesi"nde her türlü iç ve dış çimento ve kartonpiyer hizmetinin verildiğini söylüyordu 1800'lerde bastırdığı kartında. 

Mesleği bir süre sonra İstanbul'un hemen her köşesine imzasını atacak oğlu Garabet Cezayirliyan aldı. 

Babasından aldığı mirası Tophane'deki Necatibey Caddesi üzerinde yer alan bir atölyede devam ettirdi Cezayirliyan.

Yıllar içinde Dolmabahçe Sarayı, Huber Köşkü, Pera Müzesi, Adile Sultan Sarayı, Sait Halim Paşa Konağı, Markiz Pastanesi, Emek Sineması'nın yer aldığı Grand Pera Cercle D'orient binası, Fitaş sinemasının tavan süslemeleri ve kartonpiyer işlemeleri Cezayirliyan'ın elinden çıktı. 

Çocuğu olmuyordu Ermeni üstadın. 

Yolları İbrahim Kemal Cinbiz ile kesiştiğinde ise hayatın kendisine hem bir evlat hem de babasından aldığı mirası devam ettirecek kişiyi verdiğini bilmiyordu henüz.

AYNI MESLEKTE 76 YIL

Çocukluğu Tophane'de geçen Cinbiz'in babası, yaz aylarını geçirmesi için oğlu Kemal'i Garabet Cezayirliyan'ın atölyesine vermişti. 

7 yaşında mesleğin kapısından geçen Kemal Cinbiz, 83 yaşında ölene kadar işini sürdürdü. 

Dünyanın ilk kartonpiyer müzesinin ve Zanaat Atelye'nin kurucusu Kemal Cinbiz, 2021'de yaşamını yitirdi / Fotoğraf: YouTube/ Zanaat Atelye

Cinbiz ve Cezayirliyan'ın, baba-oğul, usta-çırak ilişkilerinin başladığı yıl, 1946. 

İlkokul birinci sınıfı bitiren Kemal, okul kapandıktan sonra yazlarını Cezayirliyan'ın atölyesinde geçirdi.

Önceleri temizlik yaptığı atölyede bir süre sonra kartonpiyer sanatının inceliklerini öğrendi.

"Ben babamın yanında yetişmedim ki, ustamın yanında yetiştim" diyor Kemal Cinbiz, 2014'te verdiği bir röportajda. 

Ustasının verdiği en önemli nasihati de hatırlıyor: "Oğlum nerede olursan ol, bir numara ol. Çöpçülük mü yapıyorsun bir numara ol"  Kemal Cinbiz. 

Öyle de oldu. Garabet Cezayirliyan, ölümünden önce atölyesini, devam ettirmesi için oğlu saydığı Kemal Cinbiz'a teslim etti. 

Cinbiz işleri büyüttüğü gibi kartonpiyer kalıpların artık sığmamaya başladığı Tophane'deki atölyesini, Boğazkesen Caddesi üzerindeki eski Fransız Yetimhanesi'ne taşıdı. 

150 yılı deviren kartonpiyer kalıplarına gözü gibi bakan Kemal Cinbiz, yetimhanenin bir katını bu kalıpları sergilediği müze yaptı. 

BİR BASKINLA 56 YILLIK KİRAYI ÇIKARDILAR

Bir baskınla 56 yıllık kiracıyı çıkardılar

Kemal Cinbiz'in çocukları da Parseh Cezayirli'yle başlayan mesleğe devam etti. 

Kemal Cinbiz yaklaşık altı ay önce vefat etti. Ancak oğlu Cemal Cinbiz ve Cemal Bey'in de çocukları uzun yıllardır işin içindeler.

Yıllardır bir yandan yine pek çok binaya emeklerini nakşediyor, diğer yandan "Zanaat Atelye" adını verdikleri atölyenin bahçesinde kafe işletiyorlardı. 

-di'li geçmiş zaman kullanmamızın bir nedeni var. 

Zira, uzun süredir Fransız Yetimhanesi'nin arazisini isteyen Beyoğlu Belediyesi, son olarak 1 Haziran 2022 tarihinde zabıta ve çevik kuvvet eşliğinde, orantısız güç kullanarak binayı zorla tahliye ettirdi. 

Tarihi kalıpların olduğu müzeye henüz dokunulmazken, kafenin tüm malzemesine ve çekiçler dahil atölyeye ait her şeye el konuldu. 

Konuyu gündeme ilk kez Duvar Gazetesi muhabiri Ferhat Yaşar taşıdı. 

Yaşar'ın haberine göre Beyoğlu Belediye Başkanı Ali Haydar Yıldız ve ekibi, 7 ay önce Zanaat Atölyesi'ne bir ziyarette bulundu. 

Bahçeyi ve binayı çok beğenen Yıldız, mülkün kiracısı Cemal Cinbiz'dan burayı belediyeye devretmesini istedi. 

Ancak Cinbiz ailesi kabul etmedi. Zira, mülk Cinbizlere değil Fransız Büyükelçiliği'ne bağlı bir vakfa aitti.

Cinbizler de 56 yıldır buranın kiracısıydı. 

Duvar'a konuşan Cemal Cinbiz olayı şöyle anlattı:  

Fransızlarla görüşmeleri gerektiğini söyledim. Bunun üzerine bana, 'Sen vermezsen biz almasını biliriz' dedi gitti. Bir ay sonra 30 kişi ile geri geldi. Dolaştı, 'Cemal Bey biz buraları ele geçireceğiz' dedi. 'Nasıl yani?' dedim. 'Sıkıntı yok. Alacağız' dedi. Ben de durumu Fransızlara bildirdim. Konu onların çabaları ve Milli Emlak kanalıyla yargıya taşındı.

Bana, 'Biz girelim de çıkartabiliyorlarsa çıkartsınlar. Kimsenin bize gücü yetmez' diyor belediye.

Sonra bize bir yazı gönderildi. 'Sen işgalcisin, geriye dönük 5 yıl ödeme yapman gerekiyor' denildi.


Independent Türkçe'ye konuşan kaynaklar da 1 Haziran'a kadar ki süreçte ruhsata el konulmaya, atölye ve kafenin kapatılmaya çalışıldığını, son olarak işgalci damgası vurulduğunu söyledi. 
 

Beyoğlu Belediyesi'nin basın biriminden yapılan açıklamada "mülkiyeti Fransa'ya ait bir binaya el koyduğu" haberlerinin asılsız olduğu söylendi. 

"Mülkiyeti herhangi bir şahsa ya da kuruma ait olan bir taşınmaza herhangi bir kamu kurumunun el koyması zaten hukuken mümkün değildir" denilen açıklamada mülkün işgal altında olduğu savunuldu: 
 

Hayli büyük kalıpların bir kerede çıkarılması mümkün değil. Büyük özen isteyen bir konu. 

5 Haziran 2022 itibarıyla ekipler, bahçedeki kulübeleri ve Cemal Cinbiz tarafından konulan bahçe dekorlarını söktü. 

Geçen haftaki tartışmalar ve konunun kamuoyuna yansımasının ardından 6 Haziran 2022 sabahından itibaren işlemler durduruldu. Aile, bütün günü müzedeki parçaların başında bekleyerek geçirdi. 

Aile aynı zamanda tarihi eserleri yerleştirmek için bir depo arayışında. 

Fransız Yetimhanesi'nin hikayesi

Zanaat Atölyesi'nin yer aldığı Fransız Yetimhanesi binası ve bahçesi, Boğazkesen Caddesi üzerinde yer alıyor. 

Galatasaray yokuşunu bitirip Tophane'ye doğru yöneldiğinizde, Boğazkesen Caddesi'nin tam ortasında, şehrin keşmekeşinin bıçak gibi kesildiği bir bahçe üzerinde yükseliyor yetimhane binası. 

Binayla ilgili çok fazla kaynak yok. 

Ancak olaylar başladığından beri atölyeye daha çok gidip gelen Jean François Perouse, Independent Türkçe'ye ve diğer basın mensuplarına da anlattı tarihini. 
 

Jean François Perouse.jpg

 Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü Eski Müdürü Jean François Perouse, 


20 yıldır bu bina üzerine çalışan Toulouse Üniversitesi Öğretim Üyesi Perouse, hikayenin 1866'da başladığını söylüyor. 

Dönemin padişahı Abdülaziz, Fransız Yetimhanesi arsasını 1866'da, bir katolik topluluk olan Daughters of Charity of Saint Vincent de Paul'e (Aziz Vincent de Paul’un Hayırsever Kızları) veriyor. 
 

Fransız Yetimhanesi ferman

Duvar'ın Devlet Arşiv Başkanlığı aracılığıyla ulaştığı, mülkün "yetimhane kurulması için" Fransa’ya verildiğini gösteren ferman


Zira bu topluluk birkaç yıl önce baş gösteren kolera salgınında halka çok yardım ediyor. Abdülaziz de kendilerine teşekkür mahiyetinde bir fermanla araziyi kendilerine hediye ediyor. Şart olarak da yetimhane kurulması isteniyor. 

O dönem arazide aynı zamanda bir de ortaokul var. Bu okulun binası bir süre yetimhanenin yönetim binası olarak da kullanılıyor. 

Yetimhanenin 1957'ye kadar faal olduğunu söyleyen Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü Eski Müdürü Jean François Perouse, binanın bu tarihten sonra Bebek'e taşındığını hatırlatıyor. 

Perouse’un aktardığına göre bugünkü sorunun gerekçesi o dönemki kayıtlar. 

Beyoğlu Belediyesi'nin 1992'den beri bina ve bahçesiyle ilgilendiğini belirten Perouse, "O dönem kiralar, Osmanlı tarzında elden, resmi olmayan şekilde veriliyordu. Bugün ise Beyoğlu Belediyesi vergiyi gerekçe gösteriyor. Osmanlı'dan kalma hukuki bir boşluk var. Mülkiyet, Sultan Abdülaziz tarafından bir fermanla sağlanmış ve  Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmıyor" dedi. 
 

1212-qkBy.jpeg

Binanın Fransa'ya ait olduğunu gösteren kadastro belgesi / Fotoğraf: Duvar


Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Fransa Dışişleri Bakanlığı ve tapu kadastro temsilcilerinin 2015'te bir çözüm bulmak için bir araya geldiğini ancak sürecin devam ettiğini söyleyen Fransız akademisyen şöyle devam etti:
 

Devam eden hukuki sürece güvenmemiz gerekiyor. Tarihinin iyi araştırılması gerekiyor. O günkü müdahale çok orantısızdı. 

Geçmişten kalma hukuki durumlar doğrultusunda hareket edilmeli. Fiili güçle olmaz.

Bugün kadastroya bakıldığında arsanın Fransa Büyükelçiliği’ne ait olduğu görülüyor. 
 


"Ev sahibi" Fransa Büyükelçisi, yıllardır arazisinden aldığı kirayı, Lape Hastenesi'ne bağışlıyor. 

Olayın taraflarından olan Fransız yetkililer de davacı. Ancak Beyoğlu Belediyesi, araziye girdiği günden beri kapıyı kilitleyerek başına bir zabıta görevlendiriyor. 

"İyi niyetle düşünerek işe girmek gerek" demişti Kemal Cinbiz ölmeden sekiz yıl önce verdiği röportajda ve şöyle devam ediyordu: 
 

Art düşünceyle girdiğinde geri teper iş. İyi niyetini hiçbir zaman bozmayacaksın. 

Tam aksine, söz konusu taşınmaz işgal altında olduğu için İstanbul Defterdarlığı Kayyım Başkanlığı tarafından Beyoğlu Kaymakamlığı marifetiyle tahliye edilmekte olup, kamuya ait bir bina işgalden kurtarılarak tüm Beyoğlu halkının istifadesine sunulmaktadır. 


Bahse konu binanın mülkiyetinin Fransa'ya ait olmadığını savunan Beyoğlu Belediyesi,  "Bu mülkün Fransa’ya ait olduğunu gösteren bir tapu kaydı yoktur. Nitekim, tahliye kararına karşı işgalci durumda olan şirket, idare mahkemesine başvurmuş ve yürütme durdurma kararı almış ancak akabinde belgeleri inceleyen mahkeme, tahliyenin hukuka uygun olduğuna karar vererek, yürütme durdurma kararını kaldırmıştır. Kaldırılan yürütme durdurma kararı sonrasında da Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından hukuka uygun olarak tahliye işlemlerine devam edilmiştir" denildi.

"Bu itibarla, ne belediyemiz tarafından el konulan bir bina ne de zarar verilen bir tarihi eser vardır" denilen açıklama şöyle devam etti:
 

Tam aksine, kamuya ait bir bina özel bir şirket tarafından işgal edildiği için İstanbul Defterdarlığı Kayyım Başkanlığı tarafından hukuka uygun olarak gerçekleştirilen bir tahliye işlemi sözkonusudur.

Belediyemiz hakkında maksatlı şekilde yapılan bu haberlerle ilgili hukuki haklarımızı saklı tutar, konuyu kamuoyunun bilgilerine sunarız.


"Yürütmeyi durdurma kararı"na rağmen tahliye edildi

Cemal Cinbiz'in açıklamasına göre kaymakamlık, 22 Mayıs 2022'de atölyeye bir heyet gönderdi. 

Öğlen saatlerine kadar ifadeler alındıktan çok kısa bir süre sonra "tahliye edin" kararı çıktı.

"Nasıl oluyor da bir saat içerisinde buradan çıkıp kaymakamlığa gidiliyor, bu ifadeler okunuyor ve karar veriliyor. Bir hafta sonra yine bir kâğıt gönderip çıkın dediler" diyen Cinbiz, mahkemeye başvurduklarını ve "son saniyede" yürütmenin durdurulması kararı çıktığını söyledi. 

İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin verdiği yürütmeyi durdurma kararına rağmen 1 Haziran 2022'de Beyoğlu Belediyesi ekipleri, tahliye için Zanaat Atölyesi'ne geldi. 
 

Fransız Yetimhanesi 3
Arazide yer alan soldaki bina eski ortaokul, sağdaki bina ise Fransız Yetimhanesi / Fotoğraf: Gökçen Tuncer

'Kafana sıkarım' tehditleri ve darp

Olayın tanıklarından olan ve ismini vermek istemeyen bir mahalleli, çarşamba sabahı belediye ve zabıta ekiplerinden en az 50 kişinin geldiğini ifade etti. 

"8-9 kamyonla birlikte gelip girdiler. El koymaya çalıştılar" diyen mahalleli, olayın mağdurlarından Cemal Cinbiz'in bir süre direndiğini; ardından kendini asmaya çalıştığını aktardı. 
 

Ama böyle bir şey olması mümkün değil zaten elli kişi vardı. Cemal Cinbiz kendisini asmak istedi. Zabıtalar bıçakla ipi kestiler. Zabıtalar ondan sonra birkaç tane yumruk attı ve küfretti baya. Çok orantısız bir şekilde. Cinbiz'i darp eden zabıta, resmi kıyafetlerini çıkardıktan sonra tekrar gelip Cinbiz'e yumruk attı.


Cinbiz'in daha sonra götürülmeye çalıştığını ifade eden mahalleli, kısa bir süre sonra bırakıldığını ve bu süreçte orantısız şekilde darp edildiğini kaydetti. 

Çok sayıda çevik kuvvetin geldiğini belirten ve kafenin de müdavimlerinden olan mahalleli, "Özellikle birisi iki tane yumruk attı, 'kafana sıkarım' dedi, sonra da gitti" ifadelerini kullandı. 
 

14711668_1167575823325296_2669289372124746736_o.jpeg
Fransız Yetimhanesi'nin 1 Haziran'a kadar kafe olarak işletilen bahçesi / Fotoğraf: Facebook

"Öyle bir güçle geliyorlar ki, aklımız almıyor. Bir şeyler dönüyor"

Cinbiz, yürütmeyi durdurma kararlarının ardından kendi avukatlarının arayarak "durdurma kararını kaldırmaya çalışıyorlar" dediğini söyleyerek, şunları anlattı: 
 

Bir ay bile geçmedi, polislerle bize saldırdılar. 'Haydar Yıldız kabul etmiyor. Hem bahçeyi istiyor hem üst katları istiyor. Bu yüzden çıkmak zorundasın' dediler. 

'Diğer kiracılar ne olacak?' diyorsun, onların kirasını tespit edeceklerini söylüyorlar. 'Bizim kirayı da tespit edin' diyoruz. 'Hayır, sizin işiniz bitti' diyorlar.

Nasıl olur, biz 56 yıldır çalışan bir atölyeyiz. 200 senenin üzerinde bir envanter bulunuyor burada. 'Ben tanımam' diyor. Bir tarihi yok edemezsin. 

Bir yandan kültür festivali yapıyorsun, diğer yandan bir kültürü çöpe atıyorsun. Fransız avukatlar, 'Öyle bir güçle geliyorlar ki, aklımız almıyor. Baş edemiyoruz. Bir şeyler dönüyor' diyorlar.


Tarihi eserlere ne olacak? 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı da olay günü bölgeye geldi, ancak kapılar kilitlenerek içeri alınmadılar. 

"Kiracı olan sanatçıyı zorla çıkarıyorlar ve içerideki eserlerini almaya dahi izin vermiyorlar" diyen İBB yetkilileri, "Özelikle bizim denetim yapmamızdan tedirgin oldular. İçeri almamak için direndiler. Herhangi bir kurul kararı olmadan içeride söküm yapmaya başladılar" açıklamasını yaptı. 

Independent Türkçe'ye konuşan yetkililer ise "Devletin bütün gücünü hukuksuzluk için kullanmaları inanılmaz" diye konuştu. 

Cinbiz ailesinin aktardığına göre müze içerisinde kurulan müzede 4-5 bin kalıp ve parçası bulunuyor.

 


PAYLAŞ