Ahmet Türk: İktidarın yanında olma şansımız yok

Eski HDP milletvekili ve eski Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, Türkiye'nin siyasi gündemini ve seçimleri değerlendirdi.

Muhalefetin olası cumhurbaşkanı adaylarını değerlendiren Türk, "Kürtler kimsenin askeri değildir. Kürtler, ancak demokrasinin askeri olabilirler. Yani Kürtlerin demokrasi beklentisi var. Özgürlük ve eşitlik talepleri var" diye konuştu.

Gazete Duvar’dan Vecdi Erbay’ın sorularını yanıtlayan Türk'ün açıklamalarından bir kısmı şöyle:

Muhalefet partilerinin bölgeye ilgisine bakılırsa Kasım’da seçim olacak gibi hazırlandıklarını söylemek mümkün sanki. Bazı partilere ilgi de gözlemleniyor…  

Ayçiçeği güneşe döner yüzünü. Ayçiçeği gibi bir kesim var, iktidar neredeyse ya da iktidar olma ihtimali olan tarafa yüzlerini çeviriyorlar. İktidara gelmesi muhtemel partilere yöneliyorlar. Ancak gerçekten özgürlüğü ve demokrasiyi savunan, Kürtlerin demokratik hakları için mücadele eden insanlar, CHP ya da başka bir partinin siyasetine çok yakın olmayacaklardır. Biz tabii ki istiyoruz muhalefet demokratik bir Türkiye yaratsın, bütün halkları ortak demokratik değerlerde buluştursun. Ama zaman zaman yapılan açıklamalar bizi de endişeye sürüklüyor. Mesela milletvekilimiz Saliha Aydeniz polis tarafından tartaklandı. Parlamentonun bir mensubudur ve polis üzerine geliyor, hakaret ediyor, tartaklıyor kendisini. Sonuçta o da refleks olarak bir hareket yapıyor. Onun uğradığı linç hakkında kimse bir kelime kullanmadı ama "polisimize tokat attı" diye açıklama yaptılar. Gelecekle ilgili umutlar besliyoruz ancak bazı açıklamalar halkta bir güvensizliğe neden oluyor. CHP sözcüsünün yaptığı açıklama halk arasında çok tartışıldı ve bir güvensizliğe neden oldu.

Muhalefet umut vermiyor mu?

Türkiye’de değişimin, dönüşümün sağlanması için somut önerilerin ortaya konması lazım. Muhalefet parlamenter demokratik sistemi getireceğiz diyor. Ben 40 yıl parlamentonun içinde kaldım. Zihniyet değişmediği sürece, Kürtlerin hakları içselleştirilmediği sürece bir şey değişmeyecektir. Siyaset Kürtlerin halk olduğuna, dili ve kültürü olduğuna inanacak, bunu içselleştirecek ve güvence altına alacağını açıklayacak. Kürtlerin başka türlü muhalefete inanması çok zor. 

Halkın nabzını tutan bir siyasetçi olarak, seçime doğru giderken Kürtlerin seçime yönelik beklentisi ya da kuşkuları nelerdir?

Geçen gün beni ziyaret eden bir yurttaş, "Yıllardır Erdoğan elindeki sopayla bizi dövdü, sopayı Erdoğan’dan alıp muhalefetin eline verirsek ne olacak? Bir de onlardan mı dayak yiyeceğiz" dedi. Bu yurttaşın endişesi küçümsenmemeli. Bu şekilde genel bir tedirginlik var. Evet, Erdoğan gitmeli ama yerine gelecek kişinin radikal demokrasi mücadelesi vermesi gerekiyor. Türkiye’nin sorunları, özellikle Kürt halkının talepleri konusunda somut bazı çalışmalar, açıklamalar yapması lazım. Bugün on binlerce Kürt siyasetçi hukuksuz bir şekilde zindanda. Bir kısmı FETÖ’nün yargıçları ve savcıları tarafından, diğerleri de AKP-MHP yargıç ve savcıları tarafından zindana konuldu. Şimdi on binlerce Kürt hapisteyken ve bu konuda muhalefet partileri tarafından ciddi bir şey yapılmazken Kürtler niye güvensin onlara? Bu güvensizliği ortadan kaldıracak somut adımların atılması lazım. Beklentimiz budur. Umut ediyoruz ki Kürt halkının talepleri konusunda somut adımlar atılır ve gerçekten demokratik bir sistem oluşturulur. Biz başından beri halkların ortak demokratik zeminde buluşmasını talep ediyoruz. Sadece Kürtlerin değil, Türkiye’de yaşayan herkesin özgür, adil ve eşit geleceğe kavuşmasını talep ediyoruz. Bizim mücadelemiz budur ve bu mücadelemiz doğru algılanmazsa, gerçekten bütün Türkiye için mücadele ettiğimizi görmezlerse, siyasetteki körlük devam eder.

Muhalefetteki bazı isimler cumhurbaşkanı adayı olarak gösteriliyor. Bu isimler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Önce adayın açıklanması, adayın gelecekle ilgili projelerinin ortaya çıkması lazım. Ama şunu söyleyebiliriz, Kürtler kimsenin askeri değildir. Kürtler, ancak demokrasinin askeri olabilirler. Yani Kürtlerin demokrasi beklentisi var. Özgürlük ve eşitlik talepleri var. Bu kararlılığı görmek lazım. Elbette Erdoğan bugüne kadar Kürtlere zulmetmekten başka bir şey yapmadı. Bunu görüyoruz ve unutmuyoruz. Ancak muhalefet de mevcut sistemi koruyarak, bazı şeyleri iyileştirmeye çalışarak Türkiye’ye demokrasi ve barışı getiremez. Bazı radikal adımların atılması lazım. Kürt meselesinde, ekonomik meselelerde çok ciddi adımlar atması lazım. Şimdi demokratik parlamenter sistem getireceğiz diyorlar, iyi de gelecek ile ilgili projeleriniz nedir? Somut önerileriniz var mı? Örneğin Kürt sorununu nasıl çözeceksiniz? Cezaevindeki tecridi, bu haksız, hukuksuz tutuklamaları nasıl engelleyeceksiniz? Sadece Kürtler değil, birçok akademisyen, aydın, demokrat insan da fikirleri nedeniyle cezaevinde. Bunları görmemezlikten gelebilir misiniz? Bu konularda somut açıklamaların yapılmasını bekliyor Kürt halkı. KHK ile birçok insan ihraç edilmiş durumda. Bakın 30 yıldır Özel İdare’de devletin memuru olarak çalışan insanlar, sadece benimle çalıştıkları için ihraç edildiler. Bunların deneyimlerinden yararlanmak için yanımda tutmuştum ancak 30 yıllık emekleri bu yüzden heba oldu ve onları yanımda tuttuğum için pişman oldum. Bunlar ne olacak?

Kürtlerin oy potansiyeli belli. Buna rağmen muhalefet neden HDP ile arasına mesafe koyuyor?

6 parti bir masanın etrafında toplanmış ve iktidarı değiştirmeye çalışıyorlar. Ancak iktidara geldiklerinde Türkiye’nin sorunlarını nasıl çözeceklerine dair projelerini bilmek istiyoruz. İktidar olduklarında Kürt sorununun çözümü konusunda CHP ile İYİ Parti ya da Demokrat Parti aynı mı düşünecek? Yüzde 13 oyu olan bir parti neden altılı masanın içinde yer almıyor? Resmiyetin dışında bazı şeyler konuşuluyordur ancak resmiyetin dışında kalınca bazı şeyleri değiştirmek zordur. HDP’yle aralarındaki mesafeyi koruyorlar, peki kimden korkuyorlar? Mesele budur. Şimdiden korkuyorsanız yarın bütün bu meseleleri nasıl çözeceksiniz? Bunu ben de soruyorum, insanlar da soruyor. Bizim bu kadar tahribat yapan bir iktidarın yanında olmak gibi bir şansımız yok. Ama sonuçta, sopanın el değiştirmesinin de bizim için bir anlamı yok.

Abdullah Öcalan, uzun zamandır avukatları ve ailesiyle görüştürülmüyor. İktidara yakın gazeteciler yakın zamanda ailesiyle bir görüşmenin sağlanacağı yönünde iddiaları dile getirdiler. Sizin böyle bir beklentiniz var mı?

Seçimlere doğru giderken belki tepkileri azaltmaya çalışıyorlar, bilemiyoruz. Tepkileri azaltmak için, işte görüştürdük, demek istiyorlar. Ama esas olarak çözüme katkı sunacak bir ortamın hazırlanması ve bir diyalog ortamının hazırlanmasına yönelik görüşmelerin sağlanması gerekiyor. Devletle, aileyle, avukatlarla görüşmesi sağlanmalı ve bu görüşmeler çözüme yönelik olmalı. Ben Sayın Öcalan’ın demokratik siyasetin güçlenmesi, sorunların demokratik yöntemlerle çözülmesi konusunda katkı sunmaya açık bir insan olduğunu düşünüyorum. Kendisiyle görüşmeler de bu temelde yapılmalı.


PAYLAŞ