Yine Mesut olamadık

Kolaj: Independent Türkçe

Bir büyük kariyerli isim daha tükendi gitti Türk futbolunda. Öyle fiyakalı geçmiş, havalı istatistikler para etmez bu topraklarda.

Hatta gelmesi için kampanya yapılması 'Come to' mesajları atılması, özel uçaklar kaldırılması, rakiplere nazire yapılması, o futbolcunun hızlıca tüketilmesine de engel değil ayrıca.

Aslında taraftarın bizzat yaptığı transferlerdir böyle yaşlı, kariyerli ve yüksek maliyetli yıldız transferleri. Sözleşme detayları dışında, oyuncunun gelmesine taraftar karar verir. 

Oyuncu nereye gelmiş, hangi teknik adama gelmiş, hangi fiziksel durumda gelmiş, geldiğinde takımın durumu nasıl, oyuncu en son ne zaman oynamış; bunların hiçbir önemi olmaz taraftar için.

Kulübün parası varmış yokmuş, oyuncunun yaşı, alacağı milyon eurolar da önemli değil.

Gelen, dünya yıldızı nasılsa.

Ayrıca, spor basını da sever böyle ünlü oyuncu gelişlerini. Canlı yayınlar, geldi geliyor haberleri, taraftarları heyecanlandırmak için bol soslar ile yapılır.

Yöneticiler için de muhteşem bir duygudur. Şampiyonluktan daha kolay ve kestirme bir yoldur, dönemsel başarı için.

Taraftarın güvenini kaybetmişse bir yönetim, tekrar taraftarların gözüne girmek için kolaylık da sağlar bu transferler.

Ama bu transfer hikayelerinde, pek mutlu son yoktur. Sadece kabarık bir fatura vardır geride kalan.

Guti, Van Persie, Samir Nasri, Daniel Sturridge, Falcao, Mesut Özil hepsi kariyerli ve hepsi havalı transferlerdi kulüpleri için.

Ve hatta bazıları, güçlü ve kurtarıcı gibi geldiler takımlarına. Gelmeleri için de bol sıfırlar harcandı.

Ama bu kadar gürültü içinde gelen bu isimler, sessizlik içinde ayrıldılar Türkiye'den. 

Mesut Özil, taraftarın transferiydi ve başarısızlıktaki payı az

Son yılların en çok ses getiren transferlerinden biri oldu Mesut Özil transferi.

O kadar büyük beklenti yüklendi ki Mesut Özil'e, Fenerbahçe'yi şampiyon bile yapabilirdi kimilerine göre. 

Kısa sürede kaptanlığı bile aldı Mesut Özil. Hatta, takımın patronu olduğunu hissettiriyordu bazı maçlarda.

Bazen de haberler çıkıyordu, "Mesut Özil mutsuz, teknik adamla anlaşamıyor" diye. 

Gölgesi, kendinden büyüktü Mesut Özil'in. Çünkü kimi yorumcular ve taraftarlar, büyüttüler o gölgeyi.

O kadar çok anlam ve ego yüklediler ki belki Mesut Özil bile çaresiz kaldı kendi gölgesine karşı.

Arada futbolu kayboluyordu. Bir yerden sonra da uzaklaştı oyundan. Çünkü gündeme futbolla ile gelmiyordu.


Sonuç olarak, yoğun ilgi ve gelmesi için oluşturulan hava, o oyuncunun futbol iklimine olan bakışını şekillendiriyor.

Bazen ligi hafife alıyor, bazen de teknik adamını. Bir de teknik adamından kat be kat fazla para alıyorsa, saygı duymakta zorlanıyor hocasına.

Çünkü istenilen görevler, ağır geliyor bazı zamanlar.


Bazen de yeterince konsantre olamıyor nasılsa yıldız diye.

Bununla beraber, başarısız olsa da hep bir umut yaratıyor taraftarlar üstünde.

Takımın en zayıf anında, gözler ve kameralar o yıldız oyuncuyu arıyor hep.

Takım içinde mücadele eden diğer oyuncular da biliyor ki en ufak bir gol pasında ya da golde, alkışın en büyüğünü o yıldız oyuncu alacak.

Ara ara yalancı baharlar olsa da sonu genelde kış bu hikayelerin.

Van Persielere, Falcaolara, Mesut Özillere yanlış davranan biziz

Mesut Özil için ayrılık zamanı geliyor ve istenmiyor takımda. Yarattığı maliyet de ortada.

Ama Mesut Özil belki de en masum kişi bu hikâyede.

Van Persielere, Falcaolara, Mesut Özillere yanlış davranan biziz. Futbolun geri kalmış ülkesinde olduğumuzu, hep yaşatıyoruz onlara.

Doğal olarak baştan, düğme yanlış ilikleniyor.

Bir de artık kabul etmek gerek, maliyetli, yaşlı, kariyerli, Avrupa'nın vazgeçtiği yıldız oyunculardan bir fayda gelmez yara bere içindeki Türk futboluna.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR