Gazeteciyi darp eden polisler hakim karşısına çıkacak

TÜKENMEZ HABER - Gazeteci Erdal İmrek’in Gezi eylemlerinin birinci yıldönümü olan 31 Mayıs 2014'te polislerce alı konarak darp edilmesine ilişkin, 3 polis memuru yıllar sonra hakim karşısına çıkacak.

31 Mayıs 2014’te Taksim'de düzenlenen etkinlik sırasında haber takibi yapan gazeteci Erdal İmrek, polislerce alı konularak, darp edilmiş ve yüzüne yakın mesafeden biber gazı sıkılmıştı.

Anayasa Mahkemesi yaşanan olaya ilişkin ifade ve basın hürriyetleri ile insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine karar vererek, tazminata hükmetmişti. Yüksek Mahkeme aynı zamanda yeniden soruşturma ve yargılama yapılmasını istemişti.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ardından savcılık dosyayı yenilemiş, ancak yine de polisler hakkında soruşturma izni verilmemişti. İmrek’in avukatının yaptığı itiraz üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi itirazı kabul etti.


Haber takibi yapan Erdal İmrek, polislere gazeteci olduğunu söylemesine rağmen darp edilmişti

İDDİANAME HAZIRLANDI

Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, o sırada haber takibi yapan Erdal İmrek’in, polislere görevi ile ilgili yeterince bilgilendirmeyi yaptığı halde polislerce görevinin yapmasının engellendiği belirtilerek, şüphelilerin üzerine atılı suçlardan yargılanarak cezalandırılmaları talep edildi. Ancak savcılık yıllar sonra hazırlanan iddianamede polislerin ‘basit yaralama’ suçundan yargılanmasını istedi. İddianamede, şüpheli polislerin kasıtlı suçtan dolayı mahkumiyeti halinde 5237 sayılı TCK nun 53. Maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi de talep edildi.

'KÖTÜ MUAMELE VE HÜRRİYETİ TAHDİT' SUÇUNDAN YARGILANMALILAR TALEBİ

İmrek’in avukatı ise iddianamede eksik niteleme yapıldığını belirterek Anayasa Mahkemesi kararlarını hatırlattı ve ‘kötü muamele, hürriyeti tahdit’ gibi suçların da işlendiğini belirtti.

İmrek’in avukatı, 2019 itibariyle müşteki, sanık ve tanık ifadeleri tamamlanmasına rağmen, iddianamenin bu kadar geciktirilmesinin makul süre bağlamında adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirterek, “İddianamede yer verilen sevk maddeleri, yanlış ve eksik olmuştur” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararda, kolluk güçlerinin güç kullanma sınırının aşılması değil, basın mensubuna görevini yaptırmamak için zor kullanma yetkisinin kötüye kullanımına vurgu yaptığını hatırlatan İmrek’in avukatı, “Müvekkile yönelik darp ve gözüne yakın mesafeden gaz sıkma fiili, acı çektirme amacına yönelik, insan onuru ile bağdaşmayan kötü muamele, işkence niteliğindedir. Bu nedenle İlgili AYM kararında; ‘Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği’ tespit edilmiştir. Dolayısı ile şüpheliler hakkında TCK 94. Maffe uyarınca yargılama yapılmalıdır. Basit yargılama usulü uygulanması mümkün değildir. Genel hükümlere göre duruşma açılarak yargılama yapılması gerekir” ifadelerini kullandı.

Sanık polisler F.T., İ.H.Y. ve S.K’nın yargılanmasına 24 Haziran’da İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

'HALKIN HABER ALMA HAKKINI ENGELLEYEN, GAZETECİYE ŞİDDET UYGULAYAN POLİSLER CEZALANDIRILMALI'

Tükenmez Haber’e konuşan gazeteci Erdal İmrek, Türkiye’de gazetecilerin haber takip ederken polis şiddetine maruz kalmasının ya da tutuklanmasının olağan hale geldiğini belirterek, “Bu iktidar döneminde sadece muhalif olan değil, iktidarın yanında açıkça yer almayan, sadece mesleğini yapmaya çalışan tüm gazeteciler baskı, şiddet ve tutuklamalardan payını alıyor” dedi.

Daha geçtiğimiz günlerde onlarca gazetecinin evinin basıldığını ve 16 gazetecinin tutuklandığını hatırlatan İmrek, “Halka haber ulaştırmaya çalışan bir gazeteciyi alı koyarak, şiddet uygulayan polisler hakkında mahkemenin nasıl bir karar vereceğini bilmiyoruz. Ancak verilecek karar sadece yargının halkın haber alma hakkı ve gazetecilik faaliyetinin engellenmesi konusundaki tutumunu da ortaya koyacak” dedi.

Söz konusu muhalif gazetecilerin tutuklanması olduğunda çok hızlı davranan yargının, gazetecilere şiddet uygulayan polislerin yargılanmasında ise iddianameyi yıllar sonra hazırlanmış olmasını eleştiren İmrek, “Mahkemenin polislere hak ettiği cezayı vermesini ve gazetecilerin halka haber ulaştırmak için görevlerini yaparken herhangi bir baskı ve şiddete uğramadığı günleri görebilmesini umuyorum" dedi.

NE OLMUŞTU?

Gezi eylemlerinin birinci yıldönümü olan 31 Mayıs 2014'te Taksim'de düzenlenen etkinlik sırasında polis, toplanan kalabalığa müdahale etmiş, olayı izleyen gazeteciler de polislerce ablukaya alınarak bölgeden uzaklaştırılmaya çalışılmıştı. Bu sırada olayı izleyen gazeteci Erdal İmrek, polisler tarafından gazetecilerin arasından alınarak, farklı bir noktaya götürülmüş, burada bir süre tutularak, tekmelenmiş ve yüzüne yakın mesafeden biber gazı sıkılmıştı.

Polis saldırısının ardından İmrek'in şikayeti üzerine inceleme başlatan savcılık, polisin zor kullanmadığını savunarak, 'kovuşturmaya yer olmadığına' karar vermişti.

Bunun üzerine İmrek avukatı aracılığıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunmuştu. İmrek'in başvurusuna ilişkin 18 Temmuz'daki toplantısında hak ihlali kararı veren Anayasa Mahkemesi, 'ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine' ve 'insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine' hükmederek, İmrek'e 27 bin 500 Türk Lirası manevi tazminat ödenmesine karar vermişti.

AYM ayrıca, "Kararının bir örneğinin insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı ile ifade ve basın ifade hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma ve yargılama yapılmak üzere İstanbul 2. İdare Mahkemesine ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine" kararlaştırmıştı.

ANAYASA MAHKEMESİ DELİLLERİN TOPLANMADIĞINI BELİRTEREK, YENİDEN YARGILAMA İSTEMİŞTİ

AYM kararında şu ifadeler de yer almıştı:

“Başvurucu devletin gözetimi altında olduğu bir zaman diliminde yaralandığı hususunda tereddüt bulunmayan bu olayda, güç kullanımın kaçınılmaz hale geldiğini ve kullanılan gücün orantılı olduğunu kanıtlamak kamu makamlarına ait olmasına karşın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bu husus aydınlatılamamıştır.

Kötü muamele vakasıyla ilgili bir ceza soruşturmasında, olayı aydınlatma kapasitesine sahip önemli birtakım delillerin toplanmaması bile tek başına, ulaşılan neticenin tutarlılığına gölge düşürebilir.

Somut olayda mesleki faaliyetlerini yürüten ve o sırada göstericiler ile polis arasında meydana gelen olayları haberleştirmek için açık bir çaba sarfeden yirmi kadar gazetecinin kordon içine alınarak görüntü almalarının engellendiği ve başvurucuya fiziksel müdahaleden bulunulduğu tespit edilmiştir.

İdare, gazetecilerin haber yapmalarının engellenmesinin ve başvurucuya yapılan fiziksel müdahalenin kesinlikle gerekli olduğunu ispat eden yeterli derecede güçlü ve tutarlı deliller sunamamıştır.

Başvurucuya yapılan müdahalenin haklı olmadığı tespit edilmiştir.

Böyle bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilemeyeceği de açıktır.”

Tükenmez Haber


PAYLAŞ