Neden düşene, kovalanana güleriz? Uzman yorumu: Birisinin başına gelen sıra dışı bir olay bizi rahatlatır

Öyle anlar vardır ki insan ne yapacağını şaşırır. "Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim" sözü bu anlar için söylenmiştir.

Normal şartlarda bir insanın başına gelen olumsuz bir olaya şahit olanların o an endişelenmesi, üzülmesi veya panik olması beklenir. Ancak her zaman öyle olmuyor.

Bazen birinin başına gelen olumsuz bir olay, şayet çok dramatik bir şekilde gelişip, sonuçlanmamışsa, tanık olanları güldürebiliyor.

Bu kimi zaman bir düşme, kimi zaman kovalanma, bazen birilerin kavgası ya da dayak yemesi veya üzerine bir şey dökülmesi veya çarpma olabiliyor.

Dün bu tür olaylara örnek teşkil edebilecek iki görüntü kamuoyuna yansıdı.

Eski futbolcu ve teknik direktör Ümit Özat'ın YouTube kanalında canlı yayınına konuk olan futbol yorumcusu Musa Yıldız, konuşma sırasında ansızın dengesini kaybedip düştü.

Özat, önce "Musa aman ne oldu sana?" diye sorup "İnşallah kötü bir şey yoktur" dedi. 

Bu süre zarfında gülmeye başlayan Özat,  "Arkadaşlar siz de kusura bakmayın. Allah'ım sen beni affet" diyerek kahkahalara boğuldu, uzun süre de kendini gülmekten alamadı.

"Düşene gülmek" ayıplansa da yaygın görülen bir davranış biçimi.

Sadece düşme değil, başka kaygı verici olaylarda da izleyici insanlar kahkahalara boğulabiliyor.

Gülünen sadece düşenler değil. Bir hayvan tarafından kovalanmak da gülme sebebi olabiliyor.

Dün buna örnek teşkil edecek bir olay Aksaray'da Kültür Park'ta yaşandı. 

Bir işletmeci tarafından barınakta tutulan devekuşu, yerinden çıkıp, kafe bahçesindeki kadın müşteriyi kovaladı. 

Kadın can havliyle kaçıp korkudan çığlıklar atarken olaya tanık olan bazı kişilerin katıla katıla güldüğü görüntülerde yer aldı. 

Aslında her iki olay ilk etapta komik gibi görünüyor. Ancak insanların henüz olayın sıcaklığı devam ederken güldükleri de dikkat çekmekte.  

Yukarıdaki her iki olaya da bir adım geri çekilip bakıldığında kadının yaralanma ya da ölüm ihtimalinden, sandalyeden düşen Yıldız'ın ciddi şekilde yaralanmadan kurtulduğu görülüyor. Bu durumda akıllara şu sorular geliyor...

- İnsanlar neden düşene, kimi zaman da kovalanana, bir yere çarpana güler?

- Olayın nasıl sonuçlanacağı bilinmeden gülünmesini tetikleyen faktörler ne?

- İnsanların içine düştüğü zor durumlar bir başkasının eğlencesine mi dönüşüyor?

Bu soruları ilk olarak Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Erdoğan'a sorduk.

Gülmek eyleminin geniş bir toplumsal düzenin, normların onaylayıcısı, denetleyicisi işlevi kadar düzene ve kurallara bir başkaldırının işareti de olabildiğini söyleyen Erdoğan, insanların yolda yürürken düşen, başına beklenmedik bir iş gelen birine istemsizce güldüğüne çokça şahit olduğumuzu hatırlattı.

"Peki bu neden kaynaklanıyor?" diye sorduğumuz Erdoğa  "Toplumsal hayatın içinde bireyler arasında çeşitli statü işaretleri aracılığıyla sürekli bir rekabet ve hiyerarşik bir düzen vardır. Bu düzen güçlüler tarafından sıkı kurallarla çoğu zaman korunur" yanıtı verdi ve ekledi: 
 

Ancak birinin acısına veya toplum içinde alay konusu olmasına gülmek, gülenin hiyerarşik statüdeki yerinin güç kazanmasına geçici de olsa bir miktar yukarı tırmanmasına neden olur.

Bir anda alt üst ilişkisi içinde hiç ulaşamayacağınız birinden kendinizi üstün hissedersiniz. Bu nedenle insanlar birinin başına talihsiz bir alay geldiği zaman bundan zevk alır.

Thomas Hobbes'in Leviathan'ında da belirttiği gibi başına bir talihsizlik gelen karşısında meydana gelen ani kahkaha patlaması, hızlı ve kolay “bir zafer’ hissinin uzantısıdır.


"Ayrıca düşme olayı, ya da birisinin başına gelen sıra dışı bir olay bizi rahatlatır" diyen Erdoğan'a göre bunun nedeni öncelikle olayın bizim ya da önemsediğimiz bir kişinin başına gelmemiş olması. 

"Komşunun ineğinin ölmesi hoştur" Rus atasözünü hatırlatan Barış Erdoğan, "Çünkü sizinki hâlâ yaşıyordur. Siz kaybeden karşısında, kazanansınızdır. Kurallara uymuşsunuz, dikkat etmişsiniz ya da talihiniz yerinde gitmiştir. Bu da size neşe verir" dedi. 

Eski zamanlarda idam cezalarının halka açık alanlarda seyirlik bir unsur, karanlık bir eğlence olduğunu hatırlatan Erdoğan, "İnsanlar bir panayır yerine gider gibi celladın mahkumu öldürmesini izler, bundan haz alırlardı. Oradaki hazzın da temeli aynıydı. Biz kurallara uyduk ve iyiyiz, toplumsal hiyerarşide daha üstünüz, sen toplumun vicdanını yaraladın ve cezalandırılıyorsun" değerlendirmesini yaptı.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdoğan şöyle devam etti: 

 

Bu nedenle alay konusu olmamak, kahkahalarla ezilmemek için insanlar kurallara uymaya çalışır, yaşadıkları dünyanın gereksinimlerine dikkat ederler.

Başlarına sıra dışı bir olay gelmemesi için eksta önemler gösterirler.

Fransız filozof Henri Bergson’un da dediği gibi , “Kimse gülünç duruma düşmekten hoşlanmaz. Gülmek bizi normal olmaya iter".

Psikiyatr Doktor Ayhan Akcan, gülmelerin nedenini şaşkınlık duygusuyla açıklıyor.

"Ani gelişen olaylarda ne yaptığını bilememe durumu var" diyen Akcan,  "İnsan ani gelişen olay karşısında gerçeği değerlendirme bozukluğu yaşıyor. O bozukluğun neden olduğu şaşkınlık nedeniyle beyin tam tersi hareketler yapabiliyor" değerlendirmesini yaptı ve şu örneği verdi:
 

Örneğin acı çekerken gülmek gibi veya gülene vurmak gibi. Beyin o an devre dışı kaldığından verilen tam tersi tepkilerde şayet olay komik gibiyse belki o an yardım etmek yerine kahkahalara dönüşebiliyor. 


İnsanlar sadece başkalarının başına gelen olaylara gülmeyebiliyor. Bazen de kendi başına gelen acı verici veya dramatik olay karşısında gülebiliyor.

Klinik Psikolog Cansu Yurtseven'e göre kişinin kendi başına gelen can sıkıcı olayların ardından gülme eylemi göstermesi ya da gülme krizine girmesi bir savunma mekanizması.

Yurtseven, "Kişi, maruz kaldığı bu zorlayıcı duygu ya da durumun ardından yaşadığı stresi dışarıya atmanın, daha doğrusu bu duygu ve durumla başa çıkabilmenin bir yolu olarak bu davranışı sergiliyor diyor. 

Kahkaha ve ağlamanın sinir sistemi ile ilişkilendirilen durumlar olduğunu hatırlatan Cansu Yurtseven, "Bazen bu iki davranış iç içe geçmekte ve kontrolsüz bir şekilde dışa vurmaktadır. Bu sebeple bazen gülmemiz gereken yerlerde ağlıyor, ağlamamız gereken yerlerde gülebiliyoruz. Yani aslında dışa vuran eylem sinir sisteminin bir tepkisidir diyebiliriz" değerlendirmesini yapıyor. 

Yurtseven'in açıklamasına göre zorlayıcı duygu ve durumlarla karşı karşıya kaldığımızda gülme eylemini ortaya çıkararak kendimize ve çevremize durumun o kadar da kötü olmadığını, başa çıkılabilir düzeyde olduğunu göstermeye çalışıyor, kendimizi daha güçlü ve güvende hissediyoruz.

Independent Türkçe/ Ali Kemal Erdem

 


PAYLAŞ