Yerli oyuncuların maliyeti yüksek

Kim geldi, kim gidecek dönemi ile en masraflı dönemde kulüpler. Taraftarların sevdiği, spor medyasının da üzerine saatlerce konuştuğu transfer döneminin, futbol kamuoyu için önemi bir başka oluyor.

Zira bu dönemde bazı transferlerle, galibiyet ve mağlubiyet duygusu bile yaşıyor kulüpler.

Ve böyle durumlarda taraftarlar ve kulüplere yakın bazı yorumcular, transfer edilen oyunculara gereğinden fazla anlam yüklüyorlar. Yüklenen bu anlam, çoğu zaman hayal kırıklığına dönüşüyor.

Geçmişe bakıldığında hafızalar, rakiplerinin elinden oyuncu kapıp, sonra da maaşını ödeyip, göndermeye çalışan kulüpler ile dolu.

Bu transfer sezonunda adından en çok bahsettiren oyuncu,  Abdülkerim Bardakçı.

Sayısız habere ve yoruma konu olan Abdülkerim Bardakcı'yı, hatırı sayılı bir maliyet ile aldı Galatarasay, hem de Fenerbahçe'ye transferi konuşulurken.

Ve bu durum Galatasaray camiasına, enerji ve keyif olarak döndü.

Fakat bir de gerçekler var diğer taraftan. 4 yıl için toplamda, yaklaşık 140 milyon TL'lik bir maliyeti var Abdülkerim Bardakçı'nın.

Ve Galatasaray, yayın gelirinden geçen yıl 193 milyon TL aldı. Yani oldukça tuhaf bir durum.

Asıl konu, oyuncunun bu paraya değer mi değmez mi durumu değil aslında. Oyuncu arzında sorun olduğu için kulüplerin kendilerini koruyacak bir çözüm üretemiyor oluşu buradaki konu.

Bu paralar bir defa verildiğinde, takım içi maaş dengelerini de kaybediyor kulüpler. Bu kadar yüksek maliyetli ve ne vereceği belli olmayan yerli oyuncular olunca, finansal açıdan bir gelir gider dengesi yaratılamıyor.

Ayrıca oyuncuyu, maliyetine satması da mümkün olmuyor sonraki sezonlarda.

1.jpg

Yerli oyuncu maliyetlerinde kulüpler belirleyici olamıyor

Normalde yerli oyuncu arzı olsa ve altyapıdan üretim bandı çalışsaydı, bir oyuncunun pazarı belirlemesine izin vermeyecekti kulüpler.

Geçmişte Serdar Kesimal, Tarık Çamdal, Veysel Sarı, Ozan Tufan, Mehmet Topuz, Emre Akbaba, Ali Turan, İsmail Köybaşı gibi sayısız oyuncu, kulüpler üzerinde ciddi maliyetler yarattı ve karşılığında bir katkı sunmadılar.

Hatta daha geçen yıl, 4 milyon Euro Berkan Kutlu için vermişti Galatasaray.

Dolayısı ile Abdülkadir Bardakçı transferi, Türk futbolundaki tıkanıklığı gösteriyor. Yerli oyuncuların alttan az çıkması ve yabancı kuralında sürekli oynanması, yerli piyasasının belli bir dengede gitmesini engelliyor.

Zaten yıllardır yaşlı, yabancı Avrupa'nın vazgeçtiği oyunculara, milyonlarca Euro kaptıran kulüpler, içeride de yerli oyuncuların belirlediği maliyetlerde karar verici olamıyor.

2.jpg

Harcama limitleri, yayın gelirlerinin 4 katı 

Bununla beraber, yayın ihalesi de gelir sorununu gözler önüne seriyor. 2,2 milyar TL'ye kadar düşen yıllık yayın bedeli, kulüpler için çok can yakıcı bir bedel.

Ayrıca yayın halesini 2,2 milyar TL'ye yapan Türkiye Futbol Federasyonu, kulüplerin yıllık harcama limitlerini toplam da 8,7 milyar TL olarak belirlemesi, kocaman bir çelişki yaratıyor.

Yani gelirlerinin yüzde 60-70'ini yayın gelirlerinden alan kulüpler, yayın ihalesinin 4 katı harcayabilecekler.

Dolayısı ile her şey, aslında kulüplerin aleyhinde.

Sonuç olarak, kulüplerin transferde hata yapma lüksü yok. Özellikle dar olan yerli oyuncu havuzuna, yüksek bedeller yatırmak, olukça büyük bir risk.

Hem Fenerbahçe, hem Galatarasay, hem de Beşiktaş için.

Daha fazla keskinlik ve kesinliğe ihtiyacı var kulüplerin. Oyuncu alırken istatistikler bile yetmez artık. Çünkü harcanan para büyük, cüzdan küçük.

Yaratılan değersiz rekabet ile oyunculara, menajerlere daha fazla gereğinden fazla para harcama ile kulüplerin nasıl zarar ettiği geçmişte duruyor.

Yayın gelirleri ortada.

Böyle bir ekonomik kriz ve bu kurlar varken, üretim bandında rekabet etmeli kulüpler. 

Yoksa transferde rekabet etmenin, faturaları şişirmekten başka faydası olmayacak.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR