Emekli Büyükelçi Namık Tan: Madrid'de imzalanan bir NATO belgesi değil, geri adım mümkün

Eski ABD ve İsrail büyükelçisi Namık Tan, NATO-Türkiye krizini ve varılan mutabakatı Sözcü'den Ruhat Mengi'ye değerlendirdi.

Dış politikada haklı olmak veya karşı tarafın haksız olması hiçbir zaman yeterli  olmadığını belirten Tan, "İçi boş, hamasi söylemleri kullanarak kitleleri heyecanlandırmak başka bir şeydir, sonuç almak, çıkarları korumak çok daha başka bir şeydir. Duygusallığın dış politika tarzı ve yöntemi olarak maliyeti olur, bunu bilmek durumundasınız. En büyük hatalardan biri; dış siyaseti iç siyasete, tabanın duygularına ve desteğine, ideolojik saiklere göre yapmaktır" dedi.

"Dış politikada şunu sık sık unutuyoruz; sizin muhataplarınız en az sizin kadar akıllıdır, dolayısıyla bunu kabul ederek işe başlamanız gerekir ve kısa vadeli hesaplar üzerine değil,  uzun vadede çıkarlarınıza öncelik veren bir yaklaşımla politikanızı belirlemeniz gerekir" diyen Emekli Büyükelçi, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Bunu yapmadığınız takdirde istediğinizi elde edemezsiniz ve beklenmedik kayıplar yaşayabilirsiniz, mahcup olabilirsiniz. Şimdi, biz PKK unsurlarının Finlandiya ve özellikle İsveç'te yıllardır korunduklarını, kollandıklarını biliyoruz, bu bir sır değil. Bu iki ülkenin NATO'ya üyeliklerine onay vermek için "PKK'ya sağladıkları desteği sonlandırmayı" istememiz çok tutarlı değil

İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya girmesi için PKK'ya desteği sona erdirmelerinin talep edilmesinin yanlış olmadığını ancak burada bir yöntem sorunu olduğunun altını çizen Namık Tan, "Pazarlık uluslararası ilişkilerin doğasında vardır, bununla beraber ortağı olduğunuz hem de en eski, kurucu üyelerden biri olduğunuz bir uluslararası kuruluş içinde bu tür pazarlıkları olumlu vurgularla yapmanız ve birtakım akıllı alışverişler yapmanız ve bunu da iç süreçler çerçevesinde yapmanız gerekir. Yani, aleniyete dökülmesi sizin manevra alanınızı çok daraltır. Hem sizin manevra alanınız kalmaz, hem de muhataplarınızın kalmaz. Yani, söylemek istediğim şu; NATO' da anlaşmazlıkların aleniyete dökülmeden giderilmesi esastır, bu konuyu da hem o iki ülkeyle, hem diğer NATO ülkeleriyle oturup görüşerek, beklentilerimizi söyleyerek, ne gibi zorluklarla karşı karşıya olduğumuzu, meşru taleplerimizi onlara doğrudan ama teşkilatın içinde anlatmalıydık. Bağırarak çağırarak, megafon diplomasisiyle değil. Bu son derece yanlış olmuştur" diye konuştu.

Namım Tan, "Bu iki ülkenin "PKK/YPG'ye destek vermeme" sözlerini tutmayacakları şimdiden görülmüyor mu?" sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

Böyle kesin yargılarla bakmamak lazım, sizin de verdiğiniz bir takım sözler var, acaba siz onları tutacak mısınız? Bu karşılıklı bir iyi niyet beyanıdır, iki tarafın karşılıklı iyi niyetle imzaladığı bir belgedir, hiçbir maddesinin hukuki bir bağlayıcılığı yoktur ama moral bakımdan bu belgenin taraflar nezdinde büyük bir ağırlığı vardır. Şimdi burada her iki taraf da taahhüde imza attı. Bir taraf taahhüdü yerine getirdiğinde karşı taraf ayniyle mukabele etmezse o imzanın bir anlamı kalmaz

Emekli Büyükelçi, "Yani atılan imzadan geri adım atmak mümkün mü?" sorusuna, "Bu NATO belgesi değil, karıştırmamak lazım, 3'lü bir iyi niyet belgesi, bir memorandum. Taraflar birbirlerine bazı alanlardaki endişeleri gidermek için güvence veriyor. Sözlerinde durmazsa vazgeçilebilir, aynı şey onlar için de geçerli. Burada sadece onlar söz vermedi, bizde "bu şartlar altında iki ülkenin üyeliklerini sağlayıncaya kadar süreci götüreceğiz" dedik, bu karşılıklı yükümlülüklerin sadece moral bir bağlayıcılığı vardır" yanıtını verdi.


PAYLAŞ