'Bu genelge çıktı diye çekilip oturmayacağız'

Aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet suçlarının önüne geçmek amacıyla 20 Mart 2012'de yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu’n uygulanması konusunda yaşanan sıkıntılar üzerine, bu kanuna dair Adalet Bakanı Abdulhamit Gül imzalı genelge, 17 Aralık’ta Hakimler Savcılar Kurulu ve tüm başsavcılıklara gönderildi.Genelgede, 6284 sayılı Kanunda, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ile bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esaslar hatırlatıldı.

Ankara Kadın Meclisi Üyesi Mizgin Sünbül, söz konusu genelgeyi 'geç kalınmış bir adım' olarak değerlendirdi.

Genelge yayımlanana kadar yüzlerce kadının öldürüldüğüne dikkat çeken Sünbül, Kırıkkale’de boşandığı erkek tarafından öldürülen Emine Bulut’tan, Eskişehir’de evli olduğu erkek tarafından öldürülen Ayşe Tuba Arslan’ın 23 kere savcılığa gidip “beni koruyun” dediği ve savcının onu her seferinde geri gönderdiği bir dönemden sonra kanunun uygulanması için genelge yayımlandığını vurguladı.

‘KANUN ÇIKALI YILLAR OLDU’

Sünbül, 'Böyle bir genelgeden sonra görevini yapmayan yetkilileri görevini yapmaya çağırıyoruz. 6284 sayılı kanun çıkalı yıllar oldu. Ama genelgeyi çıkarmaları bugüne kadar geldi. Biz bunun da yine kadınların yıllardır süren yaşam mücadelesinin sonucu olduğunu düşünüyoruz. Kesinlikle bu bizim kazanımımızdır' dedi.

Son beş yıl içerisinde bin 890 kadının öldürüldüğünü anımsatan Sünbül, “Biz her seferinde bunu söylüyoruz. Kadınlar bir kaza sonucu ya da doğal afet sonucu ölmüyor. Bizzat erkek şiddeti ile ölüyor” ifadelerini kullandı.

‘KADINLAR ÇANTALARINDA KORUMA KARARLARIYLA ÖLDÜRÜLDÜLER’

6284 sayılı kanunun Meclis’te kabul edilmesinin ardından kadın cinayetlerinde düşüş olduğunu söyleyen Sünbül, şunları ifade etti: 'Ama sonrasında kanun etkili kullanılmadı. Kadınlar, yasadan faydalanmak istiyorum dediğinde bile faydalanamadı. Bu genelge bunca yıl geçtikten sonra kanunu uygulatmak üzerine çıkarıldı. Artık yetkililere en üst merciden ‘uygulayın’ diye talimat gitti. Bu da gösteriyor ki 6284 bugüne kadar uygulanmamış. Biz zaten bunun uygulanmadığını kadın cinayetleri verilerinde çok açık ve net bir şekilde görüyorduk. Kadınlar çantalarında koruma kararlarıyla öldürüldüler. Korumayı veriyor ama denetleme yapılmıyor ya da göz ardı ediliyor'

5’İNCİ MADDE!

Sümbül, genelgenin özellikle 'Kural olarak gizli olan soruşturma evresiyle ilgili ifade, tutanak, belge, ses ve video kaydı gibi delillerin internet ve sosyal medya gibi platformlarda paylaşılmasının önüne geçilmesi, kanuni zorunluluk nedeniyle gizli tutulan bilgilerin üçüncü kişilere verilmesinin, Türk Ceza Kanunu’nun 285’inci maddesi uyarınca gizliliğin ihlali suçundan sorumluluk doğuracağının bilinmesi…” içeriğine sahip 5’inci maddesi üzerinde de durdu.
Sünbül, bunun kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet davalarını toplumdan kaçırmaya yönelik olduğunu ifade etti. Sünbül, “Ama Şule Çet davasında nasıl tüm toplum bir ağızdan ‘Şule için adalet’ dediysek, tüm kadın davalarında yine bunu yapacağız. Kadın cinayetleri davalarını toplumdan kaçıramazlar' dedi.

‘TAKIM ELBİSELER GİYİP İYİ HAL İNDİRİMİ ALMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPIYORLAR’

Yaklaşık 10 yıldır neredeyse her gün adliyelerde kadınlar için adalet talebini haykırdıklarını ifade eden Sünbül, takip ettikleri kadın cinayeti ve şiddet davalarında inanılmaz şeylere şahit olduklarını dile getirdi.
Sünbül, bu konudaki kimi tanıklıklarını şöyle paylaştı:

'Katiller hayattan kopardıkları kadınlar hakkında hiçbir kanıt yokken, çok rahat bir şekilde yalan söyleyebiliyor, iftira atabiliyorlar. Bu yolla haksız tahrik indirimleri alamaya çalışıyorlar ya da kravatlı takım elbiseler giyip ‘iyi hal’ indirimi almak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama biz buna müsaade etmiyoruz. Takipçisi olduğumuz birçok davada bu indirimleri aldırmamak için mücadele ediyoruz. Gerçek adalet, hayattan koparılan bir kadının kendisini savunamayacağı bir sistem üzerine kurulamaz. Kadınlar bu davalara sahip çıkarak adalet sağlanması için mücadele etmeye devam ediyor'

‘KADIN ÖLÜMLERİ ÖNLENEBİLİR’

Kadın ölümlerinin önlenebilir olduğunun altını çizen Sünbül, 'En somutu örneğini geçenlerde yaşadık. Ceren Özdemir kız kardeşimiz, katili korunduğu için öldürüldü. Sokağa salındı ve bir kadın daha aramızdan ayrıldı. Bunlar münferit birer olay değildir. Zaten ifadesinde de güçsüz gördüm o yüzden sadırdım diyor' diye belirtti.

Kadınları güçsüzleştiren her adımının ölümlerine sebep olduğunu vurgulayan Sünbül, 'Bu genelge 6284 sayılı kanunun uygulanmasına yönelik çıkartıldı ama İstanbul Sözleşmesi kadınların güçlenmesi konusunda önemli bir sözleşme. Onun hükümlerinin uygulanması çok önemlidir. Kadınları güçlendirecek politikaların yapılması çok önemli. Bunlar tam anlamıyla yapılmadıkça kadınlar öldürülmeye devam edecek' dedi.

‘GENELGE ÇIKTI DİYE ÇEKİLİP OTURMAYACAĞIZ’

Sadece 2019 yılının ilk 11 ayında 430 kadının öldürüldüğüne dikkat çeken Sünbül, asıl yapılması gerekenin kadınları güçlendirecek politikaların yapılması ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulatılması olduğunu kaydetti. Sünbül, son olarak şunları söyledi: “Artık hiçbir yerde güvende değiliz. Evimizin önünde bile öldürülme tehlikemiz var. Bu göz ardı edilemez. Kadınların yaşaması için herkes gereken adımı atmalıdır. Bu genelge çıktı diye çekilip oturmayacağız. Uygulamaları için her birini denetlemeye devam edeceğiz. Biz yine adliyelerde olacağız. Çok rahatsız oldukları sosyal medyadan da kadınlar için adalet isteyeceğiz” (MA)


PAYLAŞ