Kürtlerin Türk medyası algısı

Çözüm süreci, üzerinden altı yıl geçmesine rağmen güncelliğini koruyor. Tartışılmaya, dersler çıkarılmaya devam ediliyor. Bunlar çözüm sürecinin kıymetini gösterir çalışmalar. 

Bu çalışmalardan birinin daha sonuçları 5 Temmuz 2022 salı günü Diyarbakır’da yapılan, benim de davetli olduğum geniş katılımlı bir toplantıyla kamuoyuna duyuruldu.  

Raporu DİTAM yönetimi, Doç. Dr. Sevilay Çelenk’in danışmanlığında Halil Bayhan ve Deniz Tekin ile birlikte hazırlamış. Raporun saha araştırmasını Rawest Araştırma yapmış.  

Çalışma kapsamında geçtiğimiz yıl Van ve Diyarbakır illerinde (Gaziantep’te valilik kararı nedeniyle yapılamayan) geniş katılımlı arama toplantısı yapılmış.

Rapor; Van, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Mardin illerinde 600 kişi ile yüz yüze yapılan niceliksel anket çalışması ve Batman, Van, Şanlıurfa, Muş, Ankara, İstanbul, Diyarbakır illerinde STK ve medya temsilcileriyle, gazetecilerle, hukukçularla yapılan derinlikli niteliksel görüşmelerin verilerinden ve bunların analizinden oluşuyor.  

Bu yönleriyle özgün bir çalışma. Rapor; Türkiye medyası adı altında aslında Türk medyasının çözüm sürecine, Kürt meselesine, barış arayışlarına nasıl yaklaştığını, bu bağlamda Kürtlerin Türk medyasını nasıl algıladığını ve değerlendirdiğini konu etmiş. 

Araştırma sırasında ortaya çıkan verilerde, çok özlü olarak Kürt medyasının da değerlendirmesine rastlanmasına rağmen, Kürtlere ve diğer azınlıklara ait medya organları kapsama alanı dışında bırakılmış. 

Aynı biçimde bütçe ve imkânlar nedeniyle, Ankara ve İstanbul dışındaki yerel ve bölgesel medya kuruluşları değerlendirme dışında tutulmuş. Yoksa yerel medyanın önemi azımsanmış değil.   

Rapor, belirgin ve kuvvetli bir biçimde; Türk medyasının siyasi iktidarlarla paralel yaklaşım sergilediği ve dil kullandığı gerçeğiyle bizi bir kez daha yüz yüze getiriyor.   

Bir süre önce Barış Vakfı tarafından açıklanan “Prof. Ayşe Betül Çelik, Prof. Evren Balta ve Mehmet Gürses’in hazırladığı “Kürt Sorununa Toplumsal Bakış (2010-2022) raporunda da esas olarak, insanların Kürt sorununa yaklaşımını belirleyenin, üyesi veya seçmeni olduğu partinin yaklaşımı olduğu tespiti yapılmıştı.  

Her ikisi de siyaset, devlet, medya ve toplum ilişkilerindeki sorunlar yumağını sergiliyor. Türkiye’de neredeyse hiçbir şeyin kendi doğal mecrasıyla gelişmediğini, gerçekleşmediğini gösteriyor. Türk siyasetinin gereğinden çok fazla bir alanı kapattığını gösteriyor. Medya alanında da siyasal kutuplaşmayla birebir örtüşen bir tabloyla karşı karşıyayız. 

Kutuplaşmanın yansımaları

1990’ların, çözüm sürecinin ve günümüz medyasının verilerinin karşılaştırmalı analizi, evrensel normlarda medya dünyasından Türkiye’nin çok uzaklaştığına işaret ediyor. Daha da ötesi, bugün ana akım medya düzeninin büyük ölçüde çöktüğünü ve yeni bir medya düzeninin oluşmakta olduğunun işaretlerini veriyor.  

Saha araştırması sırasında katılımcılara yöneltilen sorular araştırmanın içeriğini netleştiren bir amaçla hazırlanmamış. Örneğin tablo dokuzda görüldüğü gibi katılımcılar, “haberi en çok hangi televizyon kanalından takip ediyorsunuz” sorusuna yüzde 24,64 ile en yüksek oranda Fox TV yanıtını veriyorlar. Ama bunun sebebi güvenden mi, alternatifsizlikten mi yoksa başka bir nedenden mi, belli değil.

Keza biraz karışık bir biçimde 10 numaralı tabloda görüldüğü gibi, “Medyaya ve habere duyulan güven” sorusuna verilen yanıtlar içinde Fox TV yer almamaktadır. 

Bu tabloda dikkate alınması gereken, tablodaki sıralamadır. İlk sırada yüzde 7,9 ile Gazete Duvar, ikincisinde yüzde 5,1 ile Medya Haber, üçüncü sırada yüzde 4,3 ile Evrensel Gazetesi, yüzde 4,2 ile Kürdistan 24 TV,  yüzde 4 ile Halk TV ve Rudav TV’nin birlikte yer almaları ve hemen sonrasında BirGün,  Medyascop TV,  T24, Cumhuriyet, ATV ve A Haber’in yüzde 4’e yakın sıralanmaları, Yeni Şafak, Yeniçağ, Akit ve Sözcü’nün yüzde 3 civarların sonlarda olmasıdır. 

Bu sıralama, AK Parti ve HDP seçmenlerinin tercihlerine göre tasnif edildiğinde değişmekte. Medya Haber yüzde 5,06, Evrensel yüzde 4,33, Gazete Duvar yüzde 4,10, Halk TV yüzde 4,10, BirGün yüzde 3,96, Medyascop yüzde 3,69, Cumhuriyet yüzde 3,72 olarak sıralanmakta, Akit ise yüzde 3,02 ile en son sırada yer almakta.

Kısaca kutuplaşma siyasetinin toplumdaki yansımalarından oluşan veriler rapora dönüştürülmüş, kıymetli değerlendirmeler içeriyor. 
Hiç kuşkusuz bu çalışma, Çözüm süreci medya ilişkisi bağlamında yapılan ilk çalışma değil. Bu kapsamda daha önce DİSA, STA, Barış Vakfı, DPI, DİTAM bir dizi çalışma yaptı. 

Bu çalışmaların devamının getirilmesinde büyük yarar var. Her şeyden önce içerden/gazetecilerin gözüyle bir değerlendirmeye, muhasebeye çok fazla ihtiyaç ve yarar var. Çözüm süreci bağlamında gazeteci örgütlerinin her hangi bir çalışma yaptığına, en azından bugüne kadar biz rastlamadık. 

Kürt medyasının, başta yapısal olmak üzere, her türlü ve her düzeyde sorunlarının, barış ve çözüm arayışlarına yaklaşımlarının ve işlevinin özel olarak ele alınacağı bir çalışmaya olan ihtiyaç kendini dayatıyor. Raporda, bu konuya ilişkin kısa da olsa değerlendirmeler cesaretlendirici olmalıdır. 

Medya alanında ciddi bir değişim yaşanıyor. Merkez medya anlamını yitirdi, çözüldü. İnternet, çevrimiçi habercilik, sosyal medya ağları bilgi almanın belirleyici alanı oldu. Okuyucu, izleyici, gazeteci,  yeni sorunlarla ve olanaklarla tanıştı. Barış gazeteciliğine ilişkin zeminler güçleniyor, yaygınlaşıyor. 

Raporda yer alan 11. tablodaki verilere göre, katılımcıların en az güvendikleri haber kaynakları yüzde 66,6 ile radyo, yüzde 63,6 ile basılı gazeteler ve yüzde 60,7 ile televizyon yer alıyor. Güvendikleri ise yüzde 12,8 ile en çok internet, yüzde 11,2 ile sosyal medya ve yüzde 8,6 ile internet gazeteleri biçiminde sıralanmış. 

Katılımcıların yüzde 52,38’inin kadın, yüzde 43,88’inin 30-49 yaş grubundan olduğu dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde oluşumu tamamlanacağa benzeyen yeni medya düzenine ilişkin bir çalışmanın ihtiyacı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Her şeyin değiştiği günümüzde değişim yolunda hızla ilerleyen bir alanın geleceğine ışık tutmak elzemdir.

Rapor burada

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR