Kadınlara yazılar (2)

Fotoğraf: Unsplash - @sahinsezerdincer

'Kadınlar' konusunu açmıştık. AKP iktidarı başörtülü kadınların kamusal alana girememesi üzerinden epey bir mağduriyet hamlesi yaptı ve bu önemli bir karşılık buldu.

Başka deyişle, AKP'nin iktidara gelmesinde 'başörtülü kadınlar'ın epey bir faydası olduğu söylenebilir.

Sonra ne oldu?

'Başörtülü kadınlar' başta olmak üzere tüm kadınların eve çekilmesini, çocuk doğurup bakmasını, iyi 'anne'ler olmasını salık vermeye başladılar...

Bu iş ters tepti. 'Başörtülü kadınlar'ın siniri bozuldu.

Çok açık konuşmalıyım: Onlara -başörtülü kadınlar- karşı önyargıları olan biriydim.

Şimdi onların çok iyi işler yapabildiğine yaşayarak tanık oluyorum.

Bir taraftan da, aynı başörtülü kadınların hayattan çekilmeye karşı bir tavır geliştirmeye başladığını fark ediyorum.

İktidarın 'dava'sıyla kadın davası arasındaki fark açılıyor.

'Kadın' bu iktidarın, dahası bu dünyanın geleceği konusunda kesin bir ayırt edici haline geliyor.

Kadının başörtülü olup olmadığı kesinlikle bir fark olmaktan çıkıyor.

Kadını hayattan çıkarmaya çalıştıkları ölçüde, belki de AKP'yi iktidara taşımış olan başörtülü kadın bir özne olarak iktidarın karşısına dikiliyor.

İktidarın muhalifi bir başörtülü kadın gerçeği var artık ve iktidar bununla nasıl başa çıkabileceğini bilmiyor.

Bu arada Türkiye'nin 'kadın sorunu' da sürekli değişiyor.

Neden, biliyor musunuz?

Çok az kadının hayatı fonlarla tarif edilen dünyanın içindeki 'kadın sorunu' ile belirlenirken, çok fazla kadının hayatı çok zorlu bir hatta giriyor.

Evi geçindirmesi beklenen kadın her gün daha sıkışık bir dünyayla rastlaşıyor.

Bu zorluğun içindeki 'başörtülü kadın' bir gelecek sorununa çarpıyor.

O sorunu biz çok iyi anlıyoruz. Sorun, kadın sorunu olmanın ötesine geçiyor. 'Çocuk sorunu' haline geliyor.

Her kadın, çocuğunun gelecek sorununu birebir yaşıyor.

Bu işin nüfus sorunuyla bağlantısı da var.

Nüfus sorunu derken...

Az sayıda çocuk yapan ve çocuklarını birer 'proje' olarak yetiştiren 'Batılı' aileler -ki onlara 'beyaz Türkler de deniyor-, son otuz yılın durmadan çoğalan 'doğulu' aileleri karşısında kültürel çoğunluğu yitirmişti. 

Öte taraftan, o durmadan çoğalan 'mütedeyyin' ailelerin çocukları yeni bir 'yurttaş olma' bilinci geliştiriyordu...

Bu durumda şimdi yeni bir sorunla karşı karşıyayız.

Bu yeni nüfusun çocukları nasıl yetişecek?

Başınızı örtün ya da örtmeyin, çocuğunuzun ne halde yetişeceğini illa ki düşünüyorsunuz.

Çocuğunuzun bir gelecek sorunu var. 

Ve bu ülke tepetaklak gidiyor.

Çocuğunuzun bu ülkede bir geleceği yok.

'Proje çocuklar' gitti, gerisi ne olacak?

Milyonlarca genç lümpenleşmenin uyuşturucu etkisi altında.

Biraz daha az bir kısmı tarikatlara, tekkelere bel bağlamış...

Ve milyonlarcası arafta... Onların bir geleceği var mı?

AKP-MHP koalisyonu şimdi kendi kitlesi içinde bir gelecek sorunu yaratmış vaziyette.

Sus payını tüm kitlelerine dağıtamıyorlar. Sorular yükseliyor.

Bu nedenle, transfer edilmiş göçmenler içinden siyasi destek devşiriliyor. O da bir yere kadar gidebilir.

Ülkedeki yaşam belirgin bir dibe vuruş yaşarken, bir süre sonra o yaşama başta rıza göstermiş olan nüfus da memnuniyetini yitirir.

Ülkenin bu rotasında bir çıkış yoktur.

İktidar açısından ideoloji, inanç, 'dava' bitmiştir.

En başta kadınlar kaybedilmiştir.

Çok yakında bunun sonuçlarını göreceğiz.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir. 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR