Mustafa Aslan: İktidarın ‘Aleviler baskı altında değilmiş’ gibi cemevini ziyaret etmesi samimi gelmiyor

TÜKENMEZ HABER - Aleviler için kutsal olan Muharrem ayı, gergin başladı. Ankara'da cemevlerine yönelik gerçekleşen peş peşe saldırılar, Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş'ın evinin önünde saldırıya uğraması takip etti.

Muharrem ayının birinci günü ise iktidar cephesinden sürpriz bir ziyaret kararı alındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 yılın ardından Muharrem orucunun son günü olan Aşure gününde Mamak’taki Hüseyin Gazi Türbesi ve cemevini ziyaret etti.

Ziyaret haberinin ardından Hüseyin Gazi Derneği Yönetim Kurulu, ziyaretten haberdar olmadıklarını belirterek, “Dayatmacı ziyaret kabul edilemez” demişti.

Konuya ilişkin Tükenmez Haber’e değerlendirmelerde bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan “25 milyon Alevinin yaşadığı bir ülkede, hâlâ kimlikleri ve inanç yerleri kabul görmüyor ve devletin yöneticileri cemevlerini ‘cümbüş evleri’ olarak tanımlıyorsa, bu zihniyetin bizim varlığımız, inancımız ve kültürümüze düşman olduğunun kanıtıdır" dedi.

Yapılan ziyareti samimi bulmadığını da belirten Aslan, Hüseyin Gazi Türbesi ve Cemevi’nde yapılan fotoğraf düzenlemesine de tepki gösterdi.

Aslan sözlerini şöyle sürdürdü;

“O vakıf, orada kiracı. Dergah şu an bu ülkede Kültür Bakanlığı tarafından işgal altında. Hiçbir şey yokmuş gibi ziyeret ediliyor. 'Bu inanca ait bir mekanın devlet tarafından işgal altında olması bizim için bir utançtır' denmesi lazım”

YENİ DİZAYN TEPKİ ÇEKTİ

Muharrem ayının 10'uncu gününde Erdoğan tarafından gerçekleşen ziyarette, cemevinin yeniden düzenlenmesi tepki çekmişti.

Yeni düzenlemede Atatürk, Hz. Ali ve Hacı Bektaş-ı Veli portrelerinin Erdoğan'ın oturtulduğu bölümden kaldırıldığını kaydeden Fırat, "Kamuoyuna yansıyan fotoğraflarda Erdoğan’ın arkasında daha önce asılı olan Hz. Ali ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin portreleri kaldırılmış. Bu Cumhurbaşkanı'nın Hz. Ali’nin fotoğrafı önünde resim vermekten bile rahatsız olduğunu gösteriyor" ifadelerine yer verdi.

Mustafa Aslan’ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle;

‘FARKLI İNANÇLARIN VE KİMLİKLERİN SİNİR UÇLARINA DOKUNMA ÇABASI VERİLİYOR’

- Ankara'da cemevlerine yönelik peşpeşe gerçekleşen saldırılar...  Kartal Cemevi Başkanı Selami Sarıtaş'ın saldırıya uğraması… Tüm bunlar bir tesadüf mü? Nasıl yorumlamak gerekiyor bu saldırıları?

Biz bu saldırıların tesadüf olmadığını defalarca açıkladık. Bunun tesadüf olması söz konusu değil. Yani planlı, programlı, organizeli bir şekilde bir saldırı var. ‘Toplumsal bir kaostan beslenmenin’ devrede olduğu bir dönem yaşıyoruz. ‘Farklı inanç gruplarının, farklı kimliklerin sinir uçlarına dokunma çabasıyla acaba buralardan bir tansiyon yaratabilir miyiz?’ hesabı yapılıyor.

‘SALDIRILARI KINAMAK YETMİYOR, AYDINLATILMASI LAZIM’

-Saldırıların ardından hem muhalefetin hem de iktidarın tepkilerini nasıl değerlendirirsiniz? Sizce tepkileri yeterli oldu mu?

Elbette, vatandaşların yaşanan sürece dair siyasi partilerden beklediği duyarlılıklar anlamlı. Ancak ‘sadece kuru bir kınama, bir geçmiş olsun dileğinin’ bizim için aslında hiç bir anlam ifade etmediğini söyleyebilirim. Özellikle bu eleştirim iktidar partisi için.

İçişleri Bakanlığı ve hükümetin yapması gereken, bu olayı kınamak değil. Bu saldırıların arkasındaki gerçeklerin gün yüzüne çıkartılıp aydınlatılmaya ihtiyacı var. Sadece kınamak yetmiyor.

Ayrıca Alevilerin bu topraklarda yıllardır dillendirdiği talepleri var. Eşit yurttaşlık talebi var. Bu taleplerin görünmemesi ve bu taleplere karşı dilsiz ve sağır rolü yapanların kuru bir kınaması bizim için hiçbir şey ifade etmiyor.

‘BİZİM TEPKİMİZ ALEVİLİĞİ, ALEVİLERE TARİF ETME CÜRETİNİ GÖSTERENLERDE’

-Son olarak Erdoğan 15 yılın ardından bir cemevini ziyaret etti. Siz nasıl yorumluyorsunuz bu ziyareti? Ziyaret bir tarafta tepki alırken bir tarafta da desteklendi. Örneğin bazı yöneticiler ziyareti dayatma olarak görmüştü...

Laikliğin, demokrasinin, özgürlüğün olduğu ve her inancın kendi özgünlüğüyle yaşadığı bir ülkede; ülkeyi temsil eden hükümetlerin, Cumhurbaşkanı'nın, bakanların, bu tür mekanları ziyaret etmesi doğal. Bizim tepkimiz ‘Cumhurbaşkanlığı makamına’ değil.

Bizim tepkimiz, ‘inancımızın üzerine vazife olmayan kişiler tarafından yok sayılması, inkar edilmesi, hatta tarif edilmeye kadar gidilmesi’. Aleviliği Alevilere tarif etme cüretini gösterenlere bizim tepkimiz.

'YAPILAN ZİYARET SAMİMİ GELMİYOR'

Alevi kurumları otuz beş yıldır bu topraklarda, ‘Cemevlerinin ibadethaneleri olduğunu, dergahların işgal altında olduğunu’ haykırıyor. Eşit yurttaşlık taleplerimiz, Alevi köylerine yapılan camilere karşı tepkimiz, din dersine ve diyanete karşı tavrımızın ortadayken bütün bu yaşananlar görmezden geliniyor.

Bütün bunlarla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları ortadayken, bunlara dair bir adım atmayan iktidarın, iktidar temsilcilerinin ya da cumhurbaşkanının; sanki bu ülkede her şey güllük gülistanlıkmış gibi, Aleviler baskı altında değilmiş, Aleviler yok sayılmıyormuş, Alevilere karşı kullanılan o kin, o öfke, o nefret dili yokmuş gibi ziyaret etmesi bize samimi gelmiyor.

Yani Sayın Cumhurbaşkanı tabii ki bir Alevi kurumunu ziyaret edebilir. Tabii ki benim cemevimi de ziyaret edecek. Camiyi de İsa'yı da ziyaret edebilir, etmeli. İnanç kimliğine mensup topluluğun talepleriyle ilgili bugüne kadar hiçbir olumlu adım atmamışken gidip sadece Muharrem Ayı'nda "Ey Aleviler biz kardeşiz, siz de bu ülkenin güzel vatandaşlarısınız demek" bizim için bir şey ifade etmiyor. Bizim tepkimiz bu.

'DERGAHIMIZ, KÜLTÜR BAKANLIĞI TARAFINDAN İŞGAL ALTINDA, BİZ KİRACIYIZ'

- Bir diğer tartışma da Hüseyin Gazi Cemevi üzerinden ilerliyor. Cemevi, Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı ve Hüseyin Gazi Derneği tarafından yönetiliyor

Gittiği yer Hüseyin Gazi Cemevi. Bir Alevi Dede Ocağı, bir dergah, bir türbe. O dergah şu an bu ülkede Kültür Bakanlığı tarafından işgal altında. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaret ettiği vakıf, o dergahta kiracı. Yani bütün bu gerçeklik ortadayken sadece sofraya gidip ve "Biz kardeşiz, acınızı sizinle paylaşmak istiyoruz" cümlesi bizim için hiçbir şey ifade etmiyor.

'KENDİLERİNE GÖRE DİZAYN ETME CÜRETİ GÖSTERİYORLAR'

Tepki çeken bir diğer meselede 'Cemevi Erdoğan’ın ziyareti için yeniden dizayn edilmesi’ oldu. Haberlere yansıyan fotoğraflara göre, oturma düzeninde ve fotoğrafların yerlerinde değişiklik yapıldığı görüldü. Siz nasıl yorumlarsınız bu durumu?

Bizim mekanlarımıza, bizim ibadethanelerimize, bizim dergahlarımıza karşı saygı bekliyoruz. Her şeyden önce saygı bekliyoruz. Bunu belediye mi yaptı? Bunu protokol müdürleri mi yaptı? Bunu vali mi yaptı? Kim talimat verdiyse? Açıklama istiyoruz.

Bu ülkede biz şunu da biliyoruz, “Hazreti Ali'nin düşüncesinden, Hacı Bektaşi'nin düşüncesinden korktuklarını”.. Onları benimsemediklerini biliyorduk da resimlerinden de korktuklarını bilmiyorduk.

Yirmi yıldır iktidar olan AKP, bize inancımızı tarif etmeye çalışıyor. Biz buna karşı bir direniş gösteriyoruz, bir mücadele ediyoruz. Asimilasyon politikaları had safhada. Yok saymalar had safhada. Yetmemiş gibi bizim dergahımıza gidip düzeni ve dizaynı değiştiriyorlar. Söyleyebilecek tek bir sözümüz var. Nasıl ki biz kimsenin değerlerine, kimsenin inancına, saygısızlık yapmıyorsak kimse de bizim inancımıza ve inanç değerlerimize saygısızlık yapmamalı. Bu saygısızlıktır.

‘GEÇMİŞTEKİ GİBİ OLACAKSA BU BİR AÇILIM DEĞİL ASİMİLASYON OLUR

-Son olarak seçim dönemiyle birlikte yeni bir alevi açılımı mümkün mü?

Her şey beklenilir. Biz daha önce de açılımlar gördük. Bizim sözümüz, talebimiz net. Biz bu ülkede hangi iktidar olursa olsun hangi anlayış olursa olsun bizi tarif etmekten vazgeçsin, bizi tarif etmeye kalkışmasın istiyoruz. Kendilerine göre bir Alevilik inşa etmesine izin vermeyiz. Yeni açılımlar, daha önceki açılımlar gibi ‘Aleviliği kendilerine göre tanımlama’ olacaksa asla bu oyuna gelmeyeceğiz. Aleviler bu oyuna gelmeyecek.

Elbette ki bu ülkede taleplerimiz var ve taleplerimizin muhatabı devleti yöneten hükümettir. Hükümetin temsilcileridir. Ama hükümetin temsilcilerine otuz beş yıldır örgütlü Alevi kurumları olarak şunu söylüyoruz. "Bizi tarif etmekten bizi tanımlamaktan vazgeçin. Biz buyuz, bizim talebimiz de budur. Ve bu taleplerimizin anayasal çerçevede düzenlemesini istiyoruz" diyoruz.

Eğer bu açılımlar eskisi gibi Aleviliği tanımlamak, Alevilere bir elbise biçmek olacaksa bu bizim için açılım değil bir asimilasyon olur. Asimilasyon politikasının başka bir yöntemi olur. Buna da izin vermeyiz.

 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR