16 gazetecinin tutukluluğu devam ediyor: Aslında hapsedilen gazetecilik

Diyarbakır’da tutuklanan 16 gazeteci 2 aydır cezaevinde. Avukat Resul Temur, DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve TGS Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral 'Gazetecileri serbest bırakın' dedi.

Diyarbakır’da tutuklu bulunan 16 gazetecinin tutuklanmasının üzerinden 2 ay geçerken, gazetecilerin avukatlarından Resul Temur, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması çağrısı yaptı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında 8 Haziran’da ev ve işyerlerine yapılan baskınlarda 20’si gazeteci 22 kişi gözaltına alındı. 8 günlük gözaltı süresinin ardından 16 gazeteci tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklanan gazeteciler cezaevinde ikinci aylarına girerken haklarında henüz hazırlanmış bir iddianame ve tutuklanmalarına gerekçe olacak bir delil dahi yok.

Gazetecilerin tutukluluk sürecini değerlendiren Avukat Resul Temur, “İddianamenin hazırlanmaması fiili cezalandırma pratiğidir” dedi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral ise gazetecilerin hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulduğunu ifade ederek bir an önce serbest bırakılmaları çağrısında bulundular.

‘İDDİANAMENİN HAZIRLANMAMASI ADİL YARGILANMA HAKKI İHLALİDİR’

Tutuklu gazetecilerin avukatlarından Resul Temur, 2 aydır tutuklu olan gazetecilere yönelik bir iddianame hazırlanmamasının adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirterek “Gazetecilere yönelik yürütülen soruşturma tutuklanmadan önceki dönemde yürüttükleri gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklandığı için tutuklamadan sonra elde edilecek yeni bir delil ya da araştırılacak farklı hususlar olmadığından; uzun süre beklemelerini gerektiren somut bir neden bulunmamaktadır. Buna rağmen iddianamenin hazırlanmaması gazetecilere yönelik fiili cezalandırma pratiğidir” dedi.

Sulh Ceza Hâkimliklerinin dosyayı incelemeden, 1 gün içinde 60’a yakın klasör üzerinden inceleme yapmışçasına karar verdiğini belirten Temur, Asliye Ceza Mahkemelerinin de aynı sistem içerisinde onay ve geçiştirme ile tutukluluk halinin devamına karar verdiğini belirterek “Bu işleyiş adalet mekanizmasından ziyade, şekli hukuki bir sürecin işletildiğinin açık bir örneğidir. Gazetecilerin faaliyetlerine ek bir suçlama oluşturulmayacağını çok iyi biliyoruz” ifadelerini kullandı.

SUÇLAMALAR GAZETECİLİK FAALİYETLERİNE

Gazetecilik faaliyetine ilişkin tüm delillerin toplanmış olmasına rağmen 2 aylık sürede iddianamenin hazırlanmamasının gazetecilere yönelik adil yargılanma hakkının ihlaline yol açtığına dikkat çeken Temur şöyle devam etti: “Dosyada iddianamenin hazırlanmaması gazetecilerin suçlama konusu iddialar hakkında somut bilgi sahibi olmasını engellemekle birlikte, hukuki sürece ilişkin belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini de yerle bir etmektedir. Bugüne kadar kendilerine yönelik suçlamalar somut olarak yaptıkları programlar, programlarda kullanılan dil, bazı gazetecilerin yaptığı haberler ve kameramanların çalıştıkları basın kurumları ile ilişkileri çerçevesinde toplanmaktadır. Tüm bunlar dikkate alındığında bunların ötesine geçen somut suçlamaların olamayacağı açıktır.”

‘ŞU ANDA SORUŞTURMAYI YÜRÜTECEK SAVCI DAHİ YOK’

DFG Eş Başkanı Dicle Müftüoğlu, gazetecilerin içeride tutulmasının ülkede siyasi atmosferden bağımsız olmadığını belirterek, iktidarın seçim yaklaşırken yargıyı muhalif tüm kesimlere yönelik sopa olarak kullandığını ifade etti.

Müftüoğlu, iktidarın kendi koltuğunu perçinlemek için bu tarz operasyonları dönem dönem yürüttüğünü ama böyle büyük bir operasyonun seçimlere yaklaşırken iktidarın son hamlelerinden biri olduğunu dile getirdi.

2 aydır tutuklu gazetecilerin iddianamesinin halen olmadığını vurgulayan Müftüoğlu “Gazeteci arkadaşlarımıza dair soruşturmayı yürüten savcı özel yetkili olarak Diyarbakır’a gelmiş ve duruma baktığımızda bu operasyon için geldiğini biliyoruz. Hemen ardından da bir kararnameyle İzmir’e tayin edildi. Şu an aldığımız bilgilere göre; soruşturmayı yürütecek bir savcı dahi yok. Geçici bir savcı var o da rutin işlemleri yapmakla görevli. Soruşturmayı yürütmek için bir şey yapmıyor. Bu durum sürecin uzatılması demek oluyor. Bu sürecin hukuksuzca uzaması da işkence durumuna dönüşüyor” dedi.

‘GAZETECİLİK HAPSEDİLMEK İSTENİYOR’

Gazetecilerin cezaevinde tutularak ülkedeki bütün gazetecilere gözdağı verilmeye çalışıldığını belirten Müftüoğlu, dayanışma çağrısında bulundu. Gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Müftüoğlu, gazetecilerin tutukluluklarının devamına karar verildiğini ve itirazlara da yanıt verilmediğini aktardı.

Bu sürecin hızlıca tamamlanması gerektiğini bir kez daha yineleyen Müftüoğlu “Arkadaşlarımız serbest bırakılmalı. Baştan sona kadar hukuksuz bir süreç işliyor” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti: “Yargı muhalefete yönelik bir sopa olarak kullanılıyor. Gezi davasından tutun da Şenyaşar ailesi davasına… Aysel Tuğluk’un durumu ortada uygulanmayan AİHM kararları var. Türkiye’de ne yazık ki hukuktan söz edemiyoruz. Evet biz hukuki bir mücadele yürütüyoruz. Arkadaşlarımızın durumu Türkiye’de yargının sopaya dönüştüğü durumdan bağımsız değil. O yüzden insanlar onlarca yıl tutuklanıp sonrasında Pardon filmi gibi ‘pardon’ denilebiliyor. Tüm meslek örgütleri ve gazetecilere bir çağrımız var: Şu an tutuklu olan 16 arkadaşımız şahsında, aslında tüm gazetecilik hapsedilmek isteniyor. Buna karşı birlikte mücadele etmeye ihtiyacımız var. Ancak böyle bu duvarları yıkabiliriz.”

‘SUÇ OLSAYDI İDDİANAME HAZIRLANMIŞTI’

TGS Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral, gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmasını ve bir yargılama yapılacaksa tutuksuz devam etmesi gerektiğini belirterek davanın yakından takipçisi olacaklarını söyledi.

Oral, “Gözaltı sürecinden beri bu duruma karşıydık. Bu kadar tutukluluk süresinin uzamasına rıza göstermemiz mümkün değil. Eğer bir yargılama olacaksa tutuksuz olmalı. Bir an önce arkadaşlarımız tahliye edilmeli” derken, gazetecilerin tutuklandığında haklarındaki iddiaları ancak iktidara yakın medyadan öğrendiklerine dikkat çekti.

Oral gazeteciler adına ayakları yere basan bir suçlama olsaydı, şimdiye dek iddianamenin hazırlanmış olacağını belirterek “Ancak görüyoruz ki iki aydır iddianame hazırlanmamış ve hazırlanacak iddianamenin de şimdiden içi boş olması mümkün” dedi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş ile birlikte gazetecilerin üçünü ziyaret ettiklerini de hatırlatan Mahmut Oral şunları söyledi: “Arkadaşlarımızın moralleri yerinde, dışarıya dayanışma mesajları gönderdiler. 16 arkadaşımız birlikte alınmış olsa da zannediyoruz ki davalar birer birer görülecek. Bununla ne amaçlandığını bilmiyoruz. Biz TGS olarak davayı yakından takip edeceğiz. Türkiye’deki meslek örgütleri temsilcilerini davet etmeyi planlıyoruz. Avrupa Gazeteciler Federasyonu yetkililerini davet etme girişimlerimiz olacak.”

NE OLMUŞTU?

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında 8 Haziran’da gözaltına alınan 20’si gazeteci 22 kişiden, 16 gazeteci 15 Haziran’da tutuklandı.

Gazeteciler savcılıkta, yaptığı programların içeriğine ilişkin sorgulandı. Savcı, gazetecilere, “üretilen haber içerikleri, yayın politikası ve haberlerin diline” odaklanan sorular sorarken, kameramanlık yapan gazetecilere ise çalıştıkları şirketler ve ne tür programlar çektiklerine dair sorular yöneltti. Gazetecilerin tutukluluklarının üzerinden 2 ay geçmesine rağmen, gazeteciler hakkında halen bir iddianame hazırlanmış değil.

Tutuklanan gazeteciler ise şöyle: JİNNEWS Müdürü Safiye Alağaş, DFG Eş Başkanı Serdar Altan, MA Editörü Aziz Oruç, Xwebûn Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin.

Mezopotamya Ajansı


PAYLAŞ